ŞÜYUU VUKUUNDAN BETER!
Son günlerde gittikçe artan taciz, tecavüz, çocuk istismarı gibi insanlığın yüz karası suçların çok konuşulduğu bir ortamdan rahatsız olmayan aklı selim bir insan yoktur sanırım.
Ancak nedense önünü ve ardını düşünmeden ilgili, ilgisiz herkes bir şey söylüyor, yazıyor, çiziyor, resmediyor, paylaşıyor.
Eskilerin çok güzel bir sözü vardı, "şüyuu vukkundan beter" derlerdi. Yani bir şeyi çok dile getirmek onu bilfiil yapmaktan daha kötüdür.
Bu dünya git gide arsızlıklar, hayasızlıklar ve edepsizliklerle dolmaya başladı.
Bu durum hepimiz için bir felaket maalesef.
Hiç kimse bu durumdan etkilenmediğini ya da etkilenmeyeceğini düşünmemeli.
Bütün insanlık aynı gök kubbenin altında, aynı havayı soluyoruz ve aynı şeylerden etkileniyoruz.
Ne hristiyan, ne yahudi, ne putperest, ne ateist ve ne de müslüman kimliği taşıyan insanlar kendini bu felaketin dışında görmemeli.
Kurtulmuş, cenneti garantilemiş hiç bir ademoğlu yok bu dünyada.
Kim kendisini böyle zannediyorsa büyük bir yanılgı içindedir, belki böyle bir his daha da beter bir durumdur. Zira rehavet felaketin ateşleyicisidir.
Son yıllarda yazılı, görsel ve sosyal medyada alabildiğine bilgi, belge ve medya(resim, ses ve video) paylaşımı yapılıyor.
Bunlar bazen medya kuruluşları, bazen kamu kurum ve kuruluşlarının yayınları olabildiği gibi bazen de istihbarat örgütlerinin üçüncü kişiler aracılığı ile servis ettikleri bilgi ve belgeler olabilmekte.
Biz zavallı, sıradan insanlar da bunları sosyal medya, blog vb. vasıtalarla kişisel paylaşımlarda bulunarak adeta gönüllü olarak duymayana da duyurma görevi yapıyoruz. Hem de hiç bir araştırma, inceleme ve üzerinde düşünme gereği bile duymadan.
Şöyle bir bakın bir yerde hangi pislik çoğalıyorsa onun hakkında konuşmalar, paylaşımlar da çoğalıyor.
Evet, şimdi diyeceksiniz ki: "ne yani, lanetlemeyelim mi? pislikleri herkes görmesin de aldatılsın mı? yanlışların üstü örtülsün mü?"
Hata da bu noktadan başlıyor zaten.
Kurumsal veya doğal eğitim ve öğretim süreçlerinde hangi yaş grubunda ve eğitim basamağında olursa olsun hiç bir zaman insanlara olumsuz ve gereksiz şeyler öğretilmez.
Hele de pislikler, kötülükler insanların gözlerinin önüne bütün ayrıntılarıyla dizilmez.
İnsanın bir tarafı iyiliklerle dolu olduğu gibi diğer tarafı da kötülüklere meyyaldir. Dünyadaki yaşanmış ve yaşanmakta olan bunca kötülükleri uzaylıların gelip yapmadığı gibi görünmez varlıklar da yapmadı elbette.
Aynen iyilikler gibi her türlü kötülüğü de bizim gibi bir anne babadan doğan ademoğlu ademler yapmadı mı?
Kötülükler, kötü alışkanlıklar ve bütün olumsuz davranışlar insana beş duyusu ile algıladıklarını aşağıdaki sırayla sirayet etmektedir;
bilgi/haber toplama,
gözlemleme,
sorgulama,
tanıma,
nefret veya benimseme,
deneme/taklit,
alışkanlık,
bağımlılık
Bu durum her zaman hepimizin karşılaştığı bir şeydir. Çocukluk ve ergenlik döneminde ebeveynler veya eğiticiler bir nevi hayatın trafik levhaları gibi bizleri kötülüklerden ve olumsuz davranışlara giden yollardan sakındırır. Belki de en önemlisi verilen temel değerler eğitimi ve yönlendirmesi ile yetişkin bir insan olduktan sonra da bu sakınmanın bir meleke haline gelmesini sağlarlar. Eğer aile ve eğitim kurumları çocuklara ve ergenlere bu temelleri içselleştirmede yeterince başarılı olamamışlarsa ortaya dünyanın en tehlikeli yaratıkları olmaya aday insan müsveddelerini salmışlar demektir.
Bu meyanda ailelerin ve eğitim/öğretim kurumlarının en önemli vazifesi çocukları ve gençleri etrafındaki kötülüklerden uzak tutmak, olumsuz örnekleri azaltmak, mümkünse yok etmek bununla beraber olumlu örnekleri çoğaltmak, mümkün olduğunca güzel davranış ve faydalı işleri öne çıkarmaktır.
Peyami Bayram
13/04/2016, İstanbul
14 Nisan 2016
07 Nisan 2016
FAS İZLENİNLERİM ALLAH, VATAN, MELİK
ALLAH, VATAN, MELİK

Afrika'nın kuzeybatısında, kuzeyinde Akdeniz, batısında Atlas Okyanusu, doğusu ve güneyi çöl olan, parlamenter monarşi(krallık) ile yönetilen, Osmanlı hakimiyeti altına girmemiş tek kuzey Afrika ülkesi. Anadilleri Arapça ve Berberice(%20) fakat her yerde ve resmi olarak dahi Fransızca(kuzeyde buna İspanyolca) ön planda, Arapça ikinci dil veya fakir, eğitimsiz, varoş dili gibi kalmış olmasına rağmen onların konuştuğu Arapça'ya da bariz oranda Fransızca karışmış. 32 milyon nüfusa sahip, 447.000 km2 genişliğinde toprakları olan, Afrika Birliği Üyesi olmayan tek Afrika ülkesi. Başkent Rabat, en büyük şehir Casablanca(Arapça aslı Dar'ul Beyda), diğer önemli şehirleri ise Merakeş, Fez, Meknes.
Kral 6ncı Muhammed ılımlı görüşleri ile öne çıkan, oldukça geri düzeydeki refah seviyesine rağmen halkın "fukara babası" diye nitelediği bir monark.
Devletin resmi sloganı: Allah, Vatan, Melik(Kral)...
Türkiye ve diğer İslam ülkeleri için çok tanıdık çağrışımlar içeren bu üç kelime hakkında çok şey söylenebilir fakat bu konuya burada girmeyelim.
İktidarda tanıdık bir parti var; Adalet ve Kalkınma Partisi :)
Evet, şaka değil, buradaki iktidar partisi de bizdeki ile aynı ismi taşıyor.
Evet, şaka değil, buradaki iktidar partisi de bizdeki ile aynı ismi taşıyor.
Mülayim, sevecen, canayakın, bir çok yönüyle bize bir hayli benziyor Faslılar.
Arapça Mağrip, diğer dillerde ise Morocco, Maroc ve benzer telaffuzlar olmasına karşın dünyada ülkelerine bizden başka Fas diyen başka bir millet olmamasına bir anlam veremiyorlar. Fez adında tarihi bir şehirleri var, belki de ondandır?
Türkiye'ye karşı müthiş bir sempati var.
Fransız kolonyalizminin etkisindeki halkın Türkiye hayranlığına evrilmesinin nedenlerinin anlaşılması için derin analizlere ihtiyaç var.
İlk bakışta bizim batılı yaşam tarzımız ile laik ve demokratik müslüman bir cumhuriyetimizin olmasının etkili olduğunu düşündürüyor.
Ayrıca son yıllarda Türk dizilerinin çok izlenmesi Fas halkını ve özellikle gençleri bir hayli etkilediği gözleniyor. Şimdilerde bizde bu kadar eleştirilen bu dizilerin bizi ne kadar doğru yansıttığı ise ayrı bir soru işareti kanımca.
Arapça Mağrip, diğer dillerde ise Morocco, Maroc ve benzer telaffuzlar olmasına karşın dünyada ülkelerine bizden başka Fas diyen başka bir millet olmamasına bir anlam veremiyorlar. Fez adında tarihi bir şehirleri var, belki de ondandır?
Türkiye'ye karşı müthiş bir sempati var.
Fransız kolonyalizminin etkisindeki halkın Türkiye hayranlığına evrilmesinin nedenlerinin anlaşılması için derin analizlere ihtiyaç var.
İlk bakışta bizim batılı yaşam tarzımız ile laik ve demokratik müslüman bir cumhuriyetimizin olmasının etkili olduğunu düşündürüyor.
Ayrıca son yıllarda Türk dizilerinin çok izlenmesi Fas halkını ve özellikle gençleri bir hayli etkilediği gözleniyor. Şimdilerde bizde bu kadar eleştirilen bu dizilerin bizi ne kadar doğru yansıttığı ise ayrı bir soru işareti kanımca.
İlk defa 2001 yılında yine bir iş için geldiğim Casablanca'da 15 yıl aradan sonra gördüğüm en bariz değişiklikler;
⁃ şehir daha da kalabalıklaşmış dolayısıyla trafik sorunu dünyanın bütün büyük şehirlerindeki gibi,
⁃ çağın hastalığı mobil iletişim ve internet burada da ön planda fakat altyapı bizden oldukça geride, sağlıklı bir telefon görüşmesi yapmak bile oldukça zor(uluslararası) ve internet çok yavaş,
⁃ batı yaşam tarzı daha fazla hakim hale gelmiş, geleneksel/örfi yaşam merkezden iyice uzaklaşmış,
⁃ Toplu taşımada gayet güzel ve konforlu tramvaylar hizmete girmiş fakat yetersiz. İnsanlar duraklarda uzun kuyruklarda bekliyorlar.
⁃ Geçen 15 yılda Fas'ta Türk ürünlerinin ciddi anlamda arttığı, marka ve kalite olarak tercih edildiği, Türk girişimcilerin sayısının arttığı da bizim açımızdan iyi bir gelişme. İhraç ettiğimiz dizilerden yukarıda bahsetmiştim.
⁃ Son olarak not etmeliyim döviz bürosunda 9,5 dirhem olarak bozdurduğumuz doları iki akşam yemek yediğimiz Türk restoranı son günde bizden hesap alırken dışarıda bozdurduğumuz fiyatı söylememize rağmen 8,5 dirhem olarak hesapladı :(
Bu da bizim gerçeğimiz; "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diyenlere!
⁃ Son olarak not etmeliyim döviz bürosunda 9,5 dirhem olarak bozdurduğumuz doları iki akşam yemek yediğimiz Türk restoranı son günde bizden hesap alırken dışarıda bozdurduğumuz fiyatı söylememize rağmen 8,5 dirhem olarak hesapladı :(
Bu da bizim gerçeğimiz; "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" diyenlere!
Peyami Bayram
04/04/2016, Casablanca
Resimde görülen; Hasan II Camii, yaklaşık 120.000 kişinin aynı anda namaz kılabildiği, denize dolgu yapılarak Atlas Okyanusu kıyısında inşa edilmiş dünyanın altıncı büyük camii.
28 Mart 2016
HAKİKATTEN KOPUŞ VE SANAL YANILSAMA
Edilgen bir ortam olarak sanal alem ve sanal alem tanrılarının etkisinde gittikçe gerçeklik algısından uzaklaşan ademoğlunun bilinçsiz davranış ve manipulatif eylemleri..
"Yukarıdaki resimde görülen nedir?" diye sorsam
cevabınız; "patates ve yumurta" olacak, değil mi?
Nasıl da kokusu burnunuza kadar geldi değil mi? Hele de açsanız :)
Evet, ilk anda gördüğünüze ve genel kabule göre haklısınız.
Fakat durum gördüğünüzün zihninizdeki çağrışımından çok farklı.
Bu resim sizi yanıltmak için öyle kurgulanmış.
Burada size patates ve yumurta çağrışımı yapmak için hazırlanan menü elma ve yanındaki de yoğurt ve üzerinde şeftali.
Nasıl? Şimdi ne hissettiniz?
Burnunuzdaki koku nereye evrildi şimdi?
Ya ağzınızdaki tatma isteği ile sulanma?
Demek ki neymiş, her duyduğuna ve her gördüğüne, yani sana her duyurulana ve gösterilene inanmayacaksın.
İstisnasız her konuda bu böyle.
Sanal alem denilen dijital ortamda gördüğümüz ve duyduğumuz hiç bir şey gerçek değil.
Aslını geçtik belki gerçeğin sureti bile değil.
"Yukarıdaki resimde görülen nedir?" diye sorsam
cevabınız; "patates ve yumurta" olacak, değil mi?
Nasıl da kokusu burnunuza kadar geldi değil mi? Hele de açsanız :)
Evet, ilk anda gördüğünüze ve genel kabule göre haklısınız.
Fakat durum gördüğünüzün zihninizdeki çağrışımından çok farklı.
Bu resim sizi yanıltmak için öyle kurgulanmış.
Burada size patates ve yumurta çağrışımı yapmak için hazırlanan menü elma ve yanındaki de yoğurt ve üzerinde şeftali.
Nasıl? Şimdi ne hissettiniz?
Burnunuzdaki koku nereye evrildi şimdi?
Ya ağzınızdaki tatma isteği ile sulanma?
Demek ki neymiş, her duyduğuna ve her gördüğüne, yani sana her duyurulana ve gösterilene inanmayacaksın.
İstisnasız her konuda bu böyle.
Sanal alem denilen dijital ortamda gördüğümüz ve duyduğumuz hiç bir şey gerçek değil.
Aslını geçtik belki gerçeğin sureti bile değil.
Bir film düşünün; sizi duygulandıran, güldüren, ağlatan. Hepsinin birer oyun ve içindekilerin oyuncu, mekanın film seti olduğunu bildiğiniz halde sizi duygusal ve zihinsel olarak bambaşka bir mecraya sürüklüyor ve siz de bile isteye sürükleniyorsunuz. Hiç bir zaman da o filmin bir sahnesini, bir repliğini veya o filmin konusunu gerçek bir olaymış gibi kabul ederek bunun üzerinden bir tartışma , cepheleşme veya çatışmaya girmezsiniz. Oysa sanal alemde her gün bundan çok daha vahimlerini yaşıyoruz.
Sanal ademoğullarının çoğu gördüğü veya duyduğu her şeyi gerçek addedip onu hemen beğeniyor, paylaşıyor ve üzerine yorumlar yapıyorlar. Hiç olmazsa şu meşhur 5N1K suallerini duyduğumuz ve gördüğümüz önem atfettiğimiz olaylara uygulamak bile çoğu zaman gerçeğe aykırı haber veya bilginin üzerindeki perdeyi önemli ölçüde aralar.
Maalesef bu dijital bilgilendirilme, görsel uyarılma devrinde herkes malumatfuruş oldu. Yani hakiki bilgi zannedilen fakat bilgi kırıntısı bile olmayan haber, yorum veya sloganik ifadeler içeren sosyal medyada özellikle capsler üzerine kurulan bu malumatfuruşluk insanlığın sürüklendiği yeni dünya(köle) düzeninin izdüşümünden ibarettir maalesef.
Hele bir de sosyal medya milleti var ki; yalan yanlış haberlerin, çarpıtma, yönlendirme ve dezenformasyonun gönüllü postacısı olmuş durumda.
Sorsan her şeyi bilir, her şeyden haberi var yani tam malumatfuruşluk işte.
Hemen her konuda konuşur, yorum yapar ve mutlaka paylaşımda bulunur. Özellikle siyaset, din, diplomasi, hukuk ve tıp alanlarında bilmediği yoktur bu sanal ademoğullarının.
İşte bu dijital çağın sömürgen güçlerinin arzu ettiği halk yığınları. Kişilikleri içinde bulundukları sürülerinin tanrılarına kurban edilmiş reaya tam da budur.
Çünkü;
Kolay yönetilir,
kolay manipule edilir,
her an ve her yerde çok iyi takip edilir, hatta her şeyi kaydedilir bu güruhun. Her zaman ve özellikle gerektiğinde mutlaka kullanmak(!) için..
Bu matrixte olmaktan gerçekten bunalan kaç kişi var çok merak ediyorum doğrusu.
Yoksa herkes bu gönüllü aldanıştan çok mu memnun bilmiyorum..
Daha söyleyecek çok şey var da neyse..
La havle vela kuvvete illa billahi-laliyyulazim...
Maalesef bu dijital bilgilendirilme, görsel uyarılma devrinde herkes malumatfuruş oldu. Yani hakiki bilgi zannedilen fakat bilgi kırıntısı bile olmayan haber, yorum veya sloganik ifadeler içeren sosyal medyada özellikle capsler üzerine kurulan bu malumatfuruşluk insanlığın sürüklendiği yeni dünya(köle) düzeninin izdüşümünden ibarettir maalesef.
Hele bir de sosyal medya milleti var ki; yalan yanlış haberlerin, çarpıtma, yönlendirme ve dezenformasyonun gönüllü postacısı olmuş durumda.
Sorsan her şeyi bilir, her şeyden haberi var yani tam malumatfuruşluk işte.
Hemen her konuda konuşur, yorum yapar ve mutlaka paylaşımda bulunur. Özellikle siyaset, din, diplomasi, hukuk ve tıp alanlarında bilmediği yoktur bu sanal ademoğullarının.
İşte bu dijital çağın sömürgen güçlerinin arzu ettiği halk yığınları. Kişilikleri içinde bulundukları sürülerinin tanrılarına kurban edilmiş reaya tam da budur.
Neden?
Çünkü;
Kolay yönetilir,
kolay manipule edilir,
her an ve her yerde çok iyi takip edilir, hatta her şeyi kaydedilir bu güruhun. Her zaman ve özellikle gerektiğinde mutlaka kullanmak(!) için..
Bu matrixte olmaktan gerçekten bunalan kaç kişi var çok merak ediyorum doğrusu.
Yoksa herkes bu gönüllü aldanıştan çok mu memnun bilmiyorum..
Daha söyleyecek çok şey var da neyse..
La havle vela kuvvete illa billahi-laliyyulazim...
Peyami Bayram
27/03/2016, İstanbul
16 Mart 2016
VUSLAT
vuslat
yolun ucu
gözükür
her an,
içinden bakınca
bu dünyanın..
şöyle derim
o an;
sizin olsun;
servet,
şehvet,
yolun ucu
gözükür
her an,
içinden bakınca
bu dünyanın..
şöyle derim
o an;
sizin olsun;
servet,
şehvet,
şöhret
ve siyaset..
götürmek istemem
hiç bir şeyi
gideceğim yere
bu alemden,
kendimi bile..
merhamete
kanarken
ve siyaset..
götürmek istemem
hiç bir şeyi
gideceğim yere
bu alemden,
kendimi bile..
merhamete
kanarken
kaynağında
ya da
yanarken
adaletin odunda
yalnız
siz olun yanımda;
hesapsız dostlarım
bir de annem..
Peyami Bayram
16/03/2016, İstanbul
ya da
yanarken
adaletin odunda
yalnız
siz olun yanımda;
hesapsız dostlarım
bir de annem..
Peyami Bayram
16/03/2016, İstanbul
04 Mart 2016
Ölümlü hayat ve sevginin ışıltısı
Herkes kendine bir yer edinmeye çalışıyor bu alemde. Hiç kimse öteki alemdeki yeri için bu kadar uğraşmıyor. Sanki hiç gitmeyecekmiş gibi!
"Şimdi ve burada" olan ile fazla meşgul oldukça insan sonrasını ve öte tarafını ihmal ediyor daima. Halbuki hayat ölümle bitmez, ölümü son bilmek kendini yok bilmektir.
Hem yaşadığını inkar edersin ölümü yok oluş kabul edersen
hem de anlamı olmaz yaşarken verdiğin bunca emeğin, mücadelenin.
Hem yaşadığını inkar edersin ölümü yok oluş kabul edersen
hem de anlamı olmaz yaşarken verdiğin bunca emeğin, mücadelenin.
Kim neye inanırsa inansın, isterse taştan, tahtadan putlara tapsın sonunda ölüm var herkes için...
Bütün insanlar ve inançlar da ölümü aşamadıkları
veya ölümdeki gizemi çözemediklerindendir
bu dünyadaki kargaşanın, savaşın, sömürünün ve yoksulluğun sebebi.
veya ölümdeki gizemi çözemediklerindendir
bu dünyadaki kargaşanın, savaşın, sömürünün ve yoksulluğun sebebi.
Öncelikle ölüm bize acziyetimizi hatırlatır;
"ey insan, sen ölümlüsün ve aldığın nefes sayılıdır" der.
"ey insan, sen ölümlüsün ve aldığın nefes sayılıdır" der.
Ancak nefis, içgüdü, heves ve arzu bunun üstünü örter ve;
"hadi bunu da ye, şunu da iç, onu da yap" der
ve insanı önüne katar götürür.
"hadi bunu da ye, şunu da iç, onu da yap" der
ve insanı önüne katar götürür.
Akıl zaman zaman sorgulasa da
nefis mantık yürüterek yola devam eder.
nefis mantık yürüterek yola devam eder.
Kalbin devreye girmesi lazım azizim, kalpsizlik bu dünyayı bu hale getiriyor kalpsizlik.
Kalbine sevgi girmeyen insan Adem olmaktan adam olmaya evrilemez.
Gözlerinizden sevginin ışıltısı eksilmesin!
Peyami Bayram
18/02/2016, İstanbul
Peyami Bayram
18/02/2016, İstanbul
29 Şubat 2016
Kriz, ekonomi ve ahlak
Kriz, ekonomi ve ahlak
Dünyada bugünkü ekonomik krizin temel nedeni bence
arz fazlası, talep noksanlığıdır.
arz fazlası, talep noksanlığıdır.
Sanayi sektörü artan hızla üretime devam ediyor.
Sürekli üretim sürekli tüketimi gerektiriyor.
Artık eskisi gibi insanlar ihtiyaç duydukça almıyor.
Çoğunlukla ihtiyaç olmadığı halde haz duyma, tüketme arzusu, daha fazlasını isteme, tatminsizlik, amaçsızlık, etkiye açık olma ve buna benzer sebeplerle yeni şeyler almak insanoğlu için bir yaşam biçimi olmaya başladı.
Sürekli üretim sürekli tüketimi gerektiriyor.
Artık eskisi gibi insanlar ihtiyaç duydukça almıyor.
Çoğunlukla ihtiyaç olmadığı halde haz duyma, tüketme arzusu, daha fazlasını isteme, tatminsizlik, amaçsızlık, etkiye açık olma ve buna benzer sebeplerle yeni şeyler almak insanoğlu için bir yaşam biçimi olmaya başladı.
Son yüz yıllık tarihte sanayi ve teknolojinin hızla gelişmesine paralel olarak büyük sermayedarlar daha da büyüdü.
Sermayenin belli başlı bazı kişi ve gruplar elinde temerküz etmesi yeni dünya sistemini doğurdu ve belki de insani değerlerden gittikçe uzaklaşan hatta vahşileşen bir dünyanın kucağına attı hepimizi.
Kağıt para ve modern bankacılık sistemi ile kapitalist ekonomi bütün dünyada kök saldı ve gittikçe kangrenleşti.
Sermaye sahiplerinin daha çok kazanma hırsı gelir dağılımındaki eşitsizliği her geçen gün artırdı.
Yoksulların sömürü karşısındaki dirençleri sermaye sahiplerinin her gün yeni bir numarası(illüzyonu) ile gönüllü köleliğe evrildiği bir dünyada insanların umudu git gide tükeniyor.
Savaş ortamı oluşturarak ve/veya mevcut savaşları körükleyerek dünya oligarklarının bu ortamdan menfaat devşirmeleri ve ne kadar düşman gözükseler de pastayı bütün zalimlerin birlikte bölüşmeleri veya bölüşemedikleri için yaptıkları savaşlar da gözlerimizin önünde apaçık ortada duruyor.
İnsanlığın beklediği bir şey var mı yoksa herkes bu düzenden razı ve halinden memnun mu?
Bu soruyu her dünyalı öncelikle kendine sormalı.
İşte esas sorun burada...
Peyami Bayram
26/02/2016
İstanbul
26/02/2016
İstanbul
27 Ocak 2016
Dikkat köpek var!
Dikkat köpek var!
Köpekler insanlarla en fazla bir arada yaşayan bir kaç hayvan cinsinden biridir. Öyle ki dostluğu da hasımlığı da, korunmayı da sakınmayı da bu hayvanla veya bu hayvan sayesinde öğrenir insanoğlu.
Yani kısacası; bazen hakaret nitelemesi bazen övünme ifadesi bazen de korkutma ünlemi olarak kullanılan köpekler daima yakınımızda!
Atalarımızın ince kavrayışı ve engin birikimi ile üretilen hikmetli sözleri hatırda tutarak daha insanca yaşamak ve adam gibi adam olmak için "köpekleşmek"ten uzak durmalı ve itlerle araya mesafe koymalı..
Buyurun dilimizdeki köpeklerle ilgili başlıca atasözü, özdeyiş veya deyimlerden derleyebildiklerim.
Köpekler insanlarla en fazla bir arada yaşayan bir kaç hayvan cinsinden biridir. Öyle ki dostluğu da hasımlığı da, korunmayı da sakınmayı da bu hayvanla veya bu hayvan sayesinde öğrenir insanoğlu.
Yani kısacası; bazen hakaret nitelemesi bazen övünme ifadesi bazen de korkutma ünlemi olarak kullanılan köpekler daima yakınımızda!
Atalarımızın ince kavrayışı ve engin birikimi ile üretilen hikmetli sözleri hatırda tutarak daha insanca yaşamak ve adam gibi adam olmak için "köpekleşmek"ten uzak durmalı ve itlerle araya mesafe koymalı..
Buyurun dilimizdeki köpeklerle ilgili başlıca atasözü, özdeyiş veya deyimlerden derleyebildiklerim.
§ aç at yol almaz, aç it av almaz
iş gördürdüğünüz
kimselerin haklarını tam olarak vermezseniz kendilerinden yararlanamazsınız.
§ aç it fırın
duvarını deler
aç kimse karnını
doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.
§ açık kaba it değer
(siyer)
gizli kalması gereken
şeyler herkese söylenirse bundan büyük zararlar doğar.
§ ak köpeğin (itin)
pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır
kötü şey, görünüşte
iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır.
§ akılsız köpeği
(ahmak iti) yol kocatır
iyice düşünülmeden,
tasarlanmadan yapılmaya çalışılan iş sırasında birçok sorun ortaya çıkar ve
kolay bir iş bile zorlaşır.
§ an iti, kap sopayı
saldırgan biriyle
karşılaşma olasılığı varsa kendini korumaya hazırlıklı ol.
§ at izi it izine
karışmak
iyiyi kötüden
ayıramayacak kadar bir karışıklık ortaya çıkmak.
§ at ölür, itlere
bayram olur
değerli kimselerden
birinin ölümü veya görevden ayrılması, kimi zaman aşağılık kimselerin işine
yarar.
§ at yedi günde, it
yediği günde (belli olur, semirir)
değerli kişilikler
zamanla gelişir, kısa sürede beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır.
§ ata da soy gerek,
ite de
bütün yaratıkların
soylusu üstün niteliktedir.
§ ata et, ite ot
vermek
bir işi ters yapmak.
§ atım tepmez, itim
kapmaz deme
size çok bağlı olan
kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler.
§ atın tepmezi, itin
kapmazı olmaz
size çok bağlı olan
kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler.
§ bekârın parasını it
yer, yakasını bit
bekâr kimse parasını
gereksiz harcar, yaşayışı ise düzensizdir.
§ boş ite menzil
olmaz
aylak kimsenin yeri
yurdu belli değildir.
§ çarşı iti ev
beklemez
başıboş gezmeye
alışanlar, disiplinli iş yapmaya gelemezler.
§ garip itin kuyruğu
bacağı arasında (götünde, kıçına kısık) gerek (olur)
sığıntı durumunda
olan kişi, yabancı bir yerde hiçbir şeye karışmamalı, sessiz, kendi hâlinde
yaşamalıdır.
§ ısıracak it (köpek)
dişini (dişlerini) göstermez
kötülük edecek kimse
önceden haber vermez, belli etmez.
§ ıssız eve it buyruk
aklı başında
kimselerin sahip çıkmadığı iş, aşağılık kimselerin elinde kalır.
§ it ağzını kemik
tutar
aşağılık bir kimsenin
ağzını kapamak için ona bir çıkar sağlamak yeter.
§ it değmekle
(işemekle) deniz pis olmaz
doğruluğuna,
dürüstlüğüne herkesin inandığı bir kimse, aşağılık kimselerin atmak istedikleri
çamurla kirletilemez.
§ it derisinden post
olmaz
aşağılık kimse veya
şey, yüce ve temiz bir amaca hizmet edemez.
§ it dişi domuz
derisi
sevilmeyen iki kişi
arasındaki anlaşmazlıktan duyulan hoşnutluğu anlatan bir söz.
§ it gibi çalışmak
çok çalışmak,
yorulmak.
§ it ite (buyurur),
it de kuyruğuna
işi yapmak istemeyen
onu mutlaka başkasına ısmarlar.
§ it iti ısırmaz
aynı düşüncede ve
aynı yapıda olan insanlar birbirlerine zarar vermezler, birbirlerini korurlar.
§ it iti suvatta
bulur
aşağılık kişiler
birbirlerini kendi gibilerinin toplandığı yerde bulurlar.
§ it itin ayağına
(kuyruğuna) basmaz
başkasına kötülük
etmek konusunda aynı şeyi düşünenler birbirlerini incitmezler.
§ it itle gezer
kötü biri ancak
kendisi gibi kötü olan birisiyle arkadaş olur.
§ it izi at izine
karışmak
at izi it izine
karışmak.
§ it kağnı gölgesinde
yürür de kendi gölgesi sanırmış
başkasının
korumasıyla iş yapan akılsız kişi, desteklendiğini unutarak kendi gücüne
inanır.
§ it ölüsü gibi
çok ağır.
§ it sürü, para kazan
ekmek parası kazanmak
için it sürümek gibi bir iş tutmak bile ayıp değildir.
§ it sürüsü kadar
hkr. çok kalabalık.
§ it ulur, birbirini
bulur
aşağılık bir kimse
bir konu üzerinde sesini yükselttiğinde aynı amacı güdenler onun etrafında
toplanırlar.
§ it ürür, kervan
yürür
gerçekleşmesi doğal
olan işler engellenemez.
§ ite atsan yemez
çok kötü,
berbat anlamında
kullanılan bir söz.
§ ite ot, ata et
vermek
ata et, ite ot
vermek.
§ iti an, taşı eline
al (çomağı hazırla)
saldırgan biriyle
karşılaşmas olasılığı bulunan kimse kavgaya hazır olmalıdır.
§ iti ite kırdırmak
kötülüğü kötülük
aracılığıyla ortadan kaldırmak.
§ iti (köpeği)
öldürene sürütürler
çığırından çıkmış
olan bir işin düzeltilmesi, bu işe yol açan kimseye düşer.
§ itin ahmağı
baklavadan pay umar
aptal kişi, eline
geçme olasılığı bulunmayan bir nimeti bekler.
§ itin götüne
(kıçına) sokmak
kaba rezil etmek.
§ itin (köpeğin)
duası kabul (makbul) olsa (-ydı) gökten kemik yağar (-dı)
aşağılık kişinin
istediği olsaydı dünya, yalnız kendisinin işine yarayan, başkalarını rahatsız
eden şeylerle dolardı.
§ itin kuyruğunda
tkz. pek çok, pek
bol.
§ itin ölümü gelirse
cami duvarına işer
herkesin üzerine
titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla
karşılaşır.
§ itle çuvala
girilmez
edepsiz ve saldırgan
bir kimse ile bir konu üzerinde tartışmak ve kavgaya tutuşmak doğru değildir.
§ itle dalaşmaktan
çalıyı dolaşmak yeğdir
edepsiz kimse ile
uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.
§ itle yatan bitle
kalkar
değersiz, kötü
kimselerle ilişki kuranlar kötü huylar edinirler.
§ karnı tok it
gölgede yatar
akılsız kişi bugün
karnını doyurunca yarını düşünmez, yan gelir yatar, keyfine bakar.
§ komşu iti komşuya
ürümez
komşudaki uygunsuz
kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez.
§ koz gölgesi kız
gölgesi, söğüt gölgesi yiğit gölgesi, dut gölgesi it gölgesi
ağaçların gölgeleri
bile doğal özelliklerini yansıtır, koz, yani ceviz ağacının altında insan,
herkesin peşinde koştuğu bir kızın yanındaymışçasına mutluluk duyar; söğüdün
gölgesi, boylu boslu bir yiğidin güvenini kazanır; dut ise altına meyvelerini
döktüğü için gölgesi çıkarcıların üşüştüğü bir yerdir.
§ kör itin öldüğü yer
çok uzakta olan yer: Sabah sabah kör itin öldüğü yerlerde işim yok. -O. Kemal.
§ sahipsiz eve it
buyruk
kimsenin
ilgilenmediği, benimsemediği sahip çıkmadığı işler üzerinde değersiz kişiler
egemenlik kurarlar.
§ ardında yüz köpek
havlamayan kurt, kurt sayılmaz
önemli kimseleri
çekemeyip onlara dil uzatanlar çok olur.
§ av köpeği avdan
kalmaz
hazıra konmayı
alışkanlık yapmış kimse her zaman bu yolu izler.
§ azan kurda kızan
köpek
belalı kişinin
hakkından kötü kişi gelir.
§ bakmakla usta
olunsa (öğrense), köpekler (kediler) kasap olurdu (kasaplığı öğrenirdi)
yapılmadan yalnızca
nasıl yapıldığı görülerek hiçbir şey öğrenilemez.
§ çok havlayan köpek
ısırmaz
karşısındakini
bağırıp çağırmakla korkutmaya çalışan kimse eylemli bir saldırıda bulunmaz.
§ davetsiz yere
kedilerle köpekler gider
bir yere çağrılmadan
gitmek, kişiyi aşağılatan bir davranıştır.
§ dişi köpek
kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez
kadın istek
göstermezse, yüz vermezse erkek onun peşine düşmez.
§ eşeğin ölümü köpeğe
ziyafettir (düğündür)
bir kişinin uğradığı
zarar kimi zaman bir başkası için çıkar kaynağı olur.
§ hâline köpekler
bile güler
tkz. çok kötü bir
duruma düşenler için kullanılan bir söz.
§ ısıracak it (köpek)
dişini (dişlerini) göstermez
kötülük edecek kimse
önceden haber vermez, belli etmez.
§ iti (köpeği)
öldürene sürütürler
çığırından çıkmış
olan bir işin düzeltilmesi, bu işe yol açan kimseye düşer.
§ itin (köpeğin)
duası kabul (makbul) olsa (-ydı) gökten kemik yağar (-dı)
aşağılık kişinin
istediği olsaydı dünya, yalnız kendisinin işine yarayan, başkalarını rahatsız
eden şeylerle dolardı.
§ kedi ile köpek gibi
birbirleriyle
geçinemeyen, anlaşamayan kimseler için söylenen bir söz.
§ kılık kıyafet
köpeklere ziyafet
giyinişi ve görünüşü
kötü ve tiksindirici olanlar için söylenen bir söz.
§ kısmetsiz köpek,
sabaha karşı uyuyakalır
Tanrı kendisine
kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı
zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır.
§ köpeğe atsan yemez
çok kötü
(yiyecek) anlamında
kullanılan bir söz.
§ köpeğe dalaşmaktan
çalıyı dolanmak yeğdir
edepsiz kimse ile
uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.
§ köpeğe gem vurma,
kendini at sanır
kendisine değeri
varmış gibi davranılan değersiz kişi, gerçekten değeri bulunduğuna inanır.
§ köpeğe hoşt, kediye
pişt dememek
kendisine zarar
verenlerden korunmak için en küçük bir tepkide bulunmamak.
§ köpeği dövmeli ama
sahibinden utanmalı
sana sataşan kişiyi
hırpalarken onu korumakta olan saygı gösterdiğin kimseyi gücendirmemeye de
dikkat etmelisin.
§ köpeğin ağzına
kemik atmak
hkr. karşı gelerek
bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak.
§ köpeğin ahmağı
baklavadan pay umar
aptal kişi, eline
geçme olasılığı bulunmayan bir nimeti bekler.
§ köpek bile yal
yediği kaba pislemez
köpek bile yem yediği
kaba saygılı davranırken insanın geçimini sağlayan yere, kendisine bu geçimi
hazırlayan kimseye kötülük etmesi düşünülemez.
§ köpek ekmek veren
(yediği) kapıyı tanır
köpek bile kendisini
besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder, insan da bundan
ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır.
§ köpek gibi
çok yaltaklanan: Kız ona derdini yanarken, paşanın Tevfik'i buldurması için köpek
gibi yalvarırken, o gözlerini
tavana dikiyor, cevap vermiyordu.
§ köpek sahibini
ısırmaz
kişi ne kadar
aşağılık olursa olsun, kendini benimseyip koruyana kötülük etmez.
§ köpek suya
düşmeyince yüzmeyi öğrenmez
kişi, bir tehlike
karşısında her yerden umudu kesilip kendine güvenmekten başka çare kalmadığını
anlamadıkça kurtuluş yolunu bulamaz.
§ köpek sürünmekle
etek kesilmez
terbiyesiz kimsenin
sataşmasıyla temiz kişi lekelenmiş olmaz.
§ köpek yese kudurur
çok ağır ve onur
kırıcı sözler için söylenen bir söz.
§ köpekle dalaşmaktan
çalıyı dolaşmak yeğdir
edepsiz kimse ile
uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.
§ köpekle yatan pire
ile kalkar
uygunsuz kişilerle
ilişkide bulunanın sonu kötü olur.
§ köpeksiz köy bulmuş
da çomaksız (değneksiz) geziyor
kendisine engel olacak,
karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranıyor.
§ köpeksiz sürüye
(köye) kurt girer (iner)
koruyucusuz kalan
yere veya ülkeye düşman girer.
§ kurban etiyle köpek
tavlanmaz
kimi şeyler, yararlı
da olsa herkese verilmez.
§ kurda konuk (komşu)
giden, köpeğini yanında götürür
saldırgan biriyle
karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır.
§ kurt kocayınca
köpeğin maskarası olur
güç ve yeteneğini
yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır.
§ kurtla görüşürsen
köpeği yanından ayırma
saldırgan biriyle
karşılaşacak olan kişi, kendisini koruyacak önlemler almalıdır.
§ ürümesini bilmeyen
köpek sürüye kurt getirir
beceriksiz kimselerin
iyilik yapayım derken zarara yol açtıklarını anlatan bir söz.
§ üşüntü köpekler
mandayı paralar
birlikten güç doğar.
§ yağ yiyen köpek
tüyünden belli olur
durup dururken yaşama
düzeyinde bir yükselme olan kişi, kendisinden şüphe edildiği gibi çalıp
çırpıyor demektir.Peyami Bayram
İstanbul, 26/01/2016
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
DİJİTAL SAVAŞTA BLACKROCK VE ALADDIN KARŞISINDA TÜRKİYE
DİJİTAL/TEKNOLOJİK SAVAŞ’ın arkasındaki BLACKROCK ve ALADDIN Türkiye’nin son dönemde geliştirdiği "Milli Finans ve Veri Kalkanı"na...
-
İstikamet ve istikamet açısı Bilindiği gibi bir çemberin 360 eşit yayının merkezdeki açısına 1 derece denir. Bir çemberin 6400 eşit ...
-
Hemen başta merakınızı gidereyim. Biz bu savaşın merkezindeyiz, hatta tam ortasındayız. Merkezi veya ortası derken neyi kastettiğimi aşağıda...
-
Son günlerde uyuşturucu ve her türlü ahlaksızlıkların ortaya döküldüğü iğrençlikler herkesin gözüne adeta zorla sokuluyor. Dünyada büyük güç...

