19 Mart 2026

Elveda Ramazan

Sevgili Ramazan,

Bu yıl da senden ayrılık vakti geldi çattı. Hem de bir gün eksiğiyle, sadece yirmi dokuz gün hemhal olduk seninle. Gerçi hakkını verip de seninle dolu dolu geçiremedikten sonra günlerin sayısının ne önemi var ki…

Ah, ne yazık ki biz fizyolojik varlığımıza hizmet ederek yaşayan insanlarız. Bedenimizin üstüne binmemiz gerekirken adeta bedenimiz bizim ruhumuzu nereye isterse oraya sürüklüyor mütemadiyen. Senin gelişinle her yıl birazcık dizginleri bedenin elinden ruha vermeye gayret edelim diyoruz ama pek de başardığımız söylenemez. Zaten sen de bunu her yıl görüyorsun. Görüyorsun da bizi utandırmamak ve bir dahakine bir fırsat daha vermek adına sessizce ardına bakmadan gidiyorsun. Ne yüce gönüllüsün ki bir sonraki yıl yine tatlı bir gülümsemeyle ve ümitle geliyorsun kapımıza. 

Ne diyordum, bu yıl da pek çok mazeretlerimiz oldu seninle bereketli vakitler geçirememek adına. En masumu ve kabul edilebilir olanı hastalıklarımızdı. 

Aç ve susuz kalarak bedeniyle çatışan, ruhunu bedeninin tarizlerine maruz bırakanlarımız yine çoğunluktaydı sanırım. Etraftaki bunca gerginlikler, huzursuzluklar ve çatışmalar ondandır zahir. 

Senin geldiğin yere Kur’an-ı Kerim’in iklimi taşınırdı, vahyin kokusu yayılırdı. Mü’min ruhların ilahi vahyi mukabelelerle cüz cüz terennüm edişleri sarardı her yanı. Böyle talim ettirmişti alemlere rahmet olarak gönderilen nebilerin sonuncusu Hz. Muhammed (sa). Oysa şimdi biz onu mehcur bıraktık. 

Evet, biz seni Kur’anla değil zengin iftar sofralarıyla karşılıyoruz daha çok. Üstelik karnına açlıktan taş bağlayan, üç hurma ile oruç tutan, hiç bir vakit tıka başa yemek yememiş bir peygamberin takipçisi, ümmeti olduğumuzu söylediğimiz halde. Ne garip!

Bu yıl senin aramızda bulunduğun günlerde, gelişinin onuncu gününde çağın firavunu ABD ve onun tasmalısı Siyonist şebeke İslam beldelerine acımasızca  saldırdılar. Hem de yine İslam beldelerindeki müttefik ülke yönetimlerinin suskunluğu ve doğrudan/dolaylı desteğiyle. 

Bundan çok daha büyük olan bir acıyı da kendi aramızda yaşadık. Bir İslam beldesi bombalanırken bazı oruçlu ağızlardan talihsizce çıkan mezhepçi, ırkçı sözlerle zalimi değil de mazlumu eleştiren hayırsız ifadeler işitti kulaklarımız. 

Evet, vakit tamam oldu. Şimdi sen gidiyorsun ve bizi buralarda bu halde bırakıyorsun.

Öyle ya bize emanet bıraktığın mübarek Kur'an-ı Kerim'in Ra'd Suresi'nin 11nci ayeti kerimesi şöyle diyordu;

"İnsanı önünden ve arkasından takip eden melekler vardır; Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki bir toplum, kendi içindekini (ahlak ve hallerini) değiştirmedikçe, Allah da onlardaki durumu değiştirmez. Allah bir topluma bir kötülük diledi mi, artık onun geri çevrilmesine imkan yoktur. Onlar için Allah’tan başka bir yardımcı ve koruyucu da yoktur."

Tamam, artık senin olmadığın on bir aylık bir döneme girerken bu ayeti her an hatırda tutmaya çalışacağız, Ramazan ayı dışında da bizi takip eden melekler olduğunu hep hatırda tutacağız inşallah. Kendimizi toparlamazsak başımıza gelecekler günün her saati canlı yayınlarla gözümüzün içine sokuluyor zaten. Sen gittikten sonra ve tekrar gelinceye kadar ömrümüz olursa bu ayet bize rehber olsun.

Bunu en azından kendi adıma söz veriyorum.

Hicri 1448'de geldiğinde hayatta olursak, Allah'ın izniyle ve yardımıyla zalimlerin karşısında muzaffer olmuş, izzet ve şerefle karşılamak isteriz seni.

Gelecek yıl kavuşmak dileğiyle,

Elveda Sevgili Ramazan!

M. Peyami Bayram

29 Ramazan 1447 / 19 Mart 2026

Arnavutköy, İstanbul


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Lütfen yorumlarınızda isminizi belirtiniz. Teşekkürler.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...