ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 3


Ramazan ayının düşündürdükleri 3

Bitkilerden farklı bir yaşam için;

Dua/ibadet etmeden önce - İnanın 
Konuşmadan önce - Dinleyin
Harcamadan önce - Kazanın
Tepki vermeden önce - Düşünün
Vazgeçmeden önce - Deneyin 
Ölmeden önce - Ölümü düşünerek yaşayın

Değerli bir yaşamın ilk şartı önünü ardını, yani niçin yaratıldığını ve sonunu(ahiret) düşünmektir.

İlahi bir kitaba inanmak için sadece ölümü ve sonrasını bile düşünmek yeter sanırım. Kendi sonunu düşünmemek nasıl bir ruh halidir bilemiyorum. 

Düşünmeyenlerin akıl sağlığı yerinde değildir ve onlar hiçbir şeyden sorumlu da değillerdir. 

Aç ve susuz kalmak insanın daha çok düşünmesi ve sorgulama yapması için oldukça iyi bir şeydir. Fizyolojik olarak bedenin, özellikle hormonların dinlenmesi ile insanın ruh halini değiştirir ve düşünme melekesi gelişir. 

Kuranı Kerim’de yüzlerce kez düşünmek, akletmek, tefekkür etmek, idrak etmek, anlamak emredilir veya tavsiye edilir insana. 

Oruçla ve orucun getirdiği ruh hali ile kitabı(Kuranı Kerim) ve ahireti bir arada düşününce bambaşka kapılar açılıyor. 

Düşünen, akleden, idrak eden ve samimi bir şekilde inanan ve öylece yaşayan tüm insanlara selam olsun. 

Peyami Bayram
12 Nisan 2023, 21 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul

12 Kasım 2021

TİCARETTE HERŞEY KARŞILIĞINI BULUR, YA HAYATTA?


Başladığımız her işe bitirilmesinin neticesinde bir beklentimiz olduğu için başlarız.

Bilgi, beceri, meslek veya diploma edinmek için eğitim alır ya da öğrenim görür; 

muhtelif ihtiyaçlar için gerekli parayı kazanmak maksadıyla ücretli bir işte çalışır veya ticaret yapar; 

çeşitli mahsuller elde etmek için bağ, bahçe, tarla işleri ile uğraşır; 

hastalığa şifa bulmak için hastaneye gider; 

ziyaret, dinlenmek ve eğlenmek için seyahat eder; 

mutlu bir yuva kurmak ve çocuk sahibi olmak için evleniriz. 

Yani ne yaparsak yapalım o işin sonucunda bir şey elde etmek maksadıyla başlarız. 

Herhangi bir işe başlamadan önce kimi insan inceden inceye bir çok plan, program ve hesap yapar, kimisi de tabiri caizse bodoslama girer işin içine. Her iki durumda da bir beklenti vardır elbette neticeden. Çok hesap edenin mi beklentisi ve/veya kazancı daha çok olur, yoksa diğerinin mi bu bilinmez.

Kimin nasıl başladığı ve bitirdiğinden ziyade insanın elinde ne kaldığına bakarak bundan tatmin olup olmadığı ile ilgilidir yazıdaki konumuz. 

İlk çocukluk evresi ile ergenlik sürecinde daha çok ebeveyn yönlendirme ve yönetimi altında olduğu için bu kısmı saymazsak insanın okul, iş ve meslek, evlilik, aile ve sosyal hayat gibi bir çok alanda tercihler ve seçimleri vardır. İnsan bütün bu tercih ve seçimlerinin ve tabii ki o yolda sarf ettiği emeğin karşılığını alır.

Başarılı bir eğitim hayatı ve iyi bir kariyer yolunda iş ve çalışma hayatını yürüten kişinin emeklerinin karşılığını aldığını ve bu süreçten kârlı çıktığını düşünebiliriz. Aynı şekilde güzel bir ticaret yapan ve günden güne sermayesini artıran bir tüccarın da süreçten kârlı çıktığını söyleyebiliriz. Gerçekten de bu durumdaki insanların zarar ettiğini kimse düşünmez.

Şurası bir gerçek ki hayat sadece eğitim, sadece iş, sadece aile, sadece sosyal hayat değil bunların da içinde olduğu bir bütündür. Hatta bu saydıklarımızın dahi kendi içinde safhaları, bölümleri vardır. İnsanın hayatın her alanında ve her alanın da her safhasında ve bölümlerinde kazançlı olması, kârlı çıkması neredeyse imkansız. Mesela herkes hastalanabilir, bir yakınını kaybedebilir, bir işinde zarar edebilir, bir dersten düşük not alabilir vs.

Burada üzerinde durmak istediğim konu hayata bütüncül olarak baktığımızda varılacak son noktada neticenin kâr mı yoksa zarar mı olacağının, kazananın veya kaybedenin neye göre belirleneceğidir.

Esasında belki de söylenmesi gereken tek ve en gerçek şey şudur: her insan bir gün mutlaka ölür.

İşte her şey burada bitiyor gibi gözükse de aslında burada başlıyor.

Neden?

Çünkü ölüm herkesi eşitliyor.

Çıplak ve soğuk bir beden ve toprakla buluşma..

Ya sonra?

İşte asıl hesap bundan sonra.

Nasıl mı?

Tıpkı bir ticaret gibi. 

Elindeki bir defaya mahsus verilmiş olan sermayeyi(hayat) nasıl yönettin, ne aldın, ne sattın, hangi yatırımı yaptın, nasıl tasarruf ettin veya nasıl israf ettin, kimin hakkı kaldı, kimin gözü kaldı, kimden (ç)aldın, kime/kimi sattın? 

Bunun gibi daha pek çok soru gibi soruların yaşanmış cevaplarını da karşımızda bulacağımız bir hesap sonunda hayat sermayemizden kar mı ettik yoksa zarar mı ortaya çıkacak.

Karşılığı mı?

Evet, çok yaşasa yüz yıllık ömrü olan insana bir kez daha dönüşü olmayan yaşanmışlıklardan ebedi bir hayata geçişte kaybettiğini görmüş olmak bile ceza olarak yeter bence. Hiç bir cehennem sahnesini düşünmeye gerek yok, o ebedi pişmanlık yeter. Birilerinin bayram ettiğini, sevinç çığlıkları atıp, mutluluktan uçtuğu bir ortamda tüm sermayesini kaybeden için çılgın alevli ateşlerden daha kötüsü hissedeceği pişmanlık ve hüzündür.

Oysa kazananın sevinci ne büyüktür düşünsenize. Kıt kanaat olsa da geçinip giderken ne en ufak ne bir menfaat ne de geçici bir heves yüzünden hiç bir kötülüğün, ahlaksızlığın, yalanın, dolanın, talanın ve zulmün yanında olmadan dümdüz yaşamış; alnının teri ve emeğinin karşılığında elde ettiği tertemiz kazancı ile hayatını idame ettirmiş bir insanın imtihanı/ticareti kazandığının müjdesini aldığındaki sevinç gözyaşları cennet ırmaklarıdır. Onun yaşadığı ebedi mutluluğun hazzının tarifi imkansızdır.

"Ve öyle kimseler var ki gerçekte inanmadıkları halde “Biz Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyoruz” derler.

(Aslında) onlar, (böylece) Allah'ı ve imana ermiş olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler.

Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da arttırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir.

Onlara “Yeryüzünde fesat yaymayın!” denildiğinde “Biz sadece ıslah edicileriz!” diye cevap verirler.

Gerçekte onlar fesat saçan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler.

Onlara: “Diğer insanların inandığı gibi inanın!” denildiğinde, “(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler!

Ve imana ermiş olanlarla karşılaştıklarında, “Biz de [sizin gibi] inanıyoruz!” derler; ama şeytanî dürtüleriyle baş başa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz” derler.

Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları küstahlıkları ile başbaşa şaşkınca bocalamaya terk edecektir.

(Çünkü) onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda sağlamış, ne de [başka bir şekilde] hidayet bulmuşlardır." (Bakara Suresi, Ayet 9-16)

"Allah'ın vahyine [şeksiz şüphesiz] uyanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli-açık başkaları için harcayanlar: işte ancak bunlar hiç kesintiye uğramayacak bir kazanç umabilirler." (Fatır 29)

"Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar." (NUR 37)

"Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler." (FATIR 29)

Peyami Bayram

12 Kasım 2021

Arnavutköy, İstanbul


27 Aralık 2020

Ölüm ve Sonrası

Ölüm ve Sonrası

Hayatta duymak istemediğimiz, hatta düşünmek, aklımıza dahi getirmek istemediğimiz şeyler vardır. 

Ölüm bunların en baskınıdır zahir. 

İnsanlar hayatı, yaşamayı, canlı olmayı, diri kalmayı sever, ömrüne ömür katılsın ister. Öyle ki yaşlandıkça dünyaya bağlanma daha da artar. Çünkü mal, mülk, makam, mevki, çoluk, çocuk, torunlar derken insanın terk edemeyeceği şeyler çoğalır, hayatla bağları sıkılaşır. 

Aslında kimsenin yaşlanarak belli bir yaşın üstünde hayata veda etmek gibi bir garantisi yoktur ama yine de yaşanılan toplumdaki ölüm yaşı ortalaması sanki herkes için geçerliymiş gibi varsayılır. Hatta ortalama insan yaşam süresinin sonuna yaklaştıkça bunu daha da ötelemek isteriz.

Bu minval üzere yaşarken çoğu insan ölümü hep uzak görmek, mümkünse hiç düşünmeden yaşamak ister. Dolayısıyla ölüm gerçeğini uzak gören, düşüncesini dahi kafasından uzak tutan kişiler aslında ölümle doğrudan ya da dolaylı ilintisi olan bir çok şeyi yapmayı ertelemek veya ihmal etmek kolaycılığına kaçar. Belki de kolaycılık yerine kurnazlık demeliydik buna.

"Unutmak" gibi saçma bir bahaneyi ileri sürmeyi günlük hayatın sıradan bir mazereti haline getiren insan bunu bütün hayatının, her türlü emek ve çabasının hasılası için nasıl kullanabilir anlamak oldukça zor. Anlaması zor olsa da ölümü hatırlamakla arasına koyduğu mazeretler içinde unutmak kadar insanın kendi varoluşuyla çeliştiği başka bir şey yoktur kanımca. 

Dünyaya gelen her insanın öleceğini bilmesi ve buna paralel olarak ölünceye kadar yaptıklarının/yaşadıklarının sorumluluğunun ona getirdiği veya getireceği hesabı ödemek durumunda olduğu/olacağı aklı başında olanların kaçınamayacağı mutlak bir hakikattir.

Maddi açıdan, yani bedensel ölüm gibi kaçınılmaz bir sonun hiçbir din, inanç, felsefe ya da ideoloji ile ilgisi yoktur, her doğan bir gün ölür.. 

Ancak doğumla ölüm arasındaki sorumluluklar ile ölüm sonrası ile ilgili senaryolar dinî inanç, felsefe veya ideolojinin konusu olabilir.

Benim esas sorgulamak istediğim nokta insanın aklı yetmeye başladığı andan itibaren bir gün öleceği hakikatini apaçık ve net bir şekilde zihninde canlı tutmaktan kaçınmasının nedenleridir.

Mesela ücretli çalışanlar, neredeyse işe başladıkları andan itibaren emeklilik hesabı yaparlar. Efendim ne zaman emekli olacak, yok ne kadar tazminat alacak, alacağı tazminat ve diğer birikimleri ile nereden ev alacak, nasıl bir emeklilik hayatı yaşayacak gibi bir dizi hesap, kitap, hayal kurmaca..

Hayır, yanlış anlaşılmasın, bu kötü bir şey değil elbette. İnsanın hayatında planlar yapması, hedeflerinin ve hayallerinin olması bilakis güzel bir şey.

Burada eksik olan şey ölümsüzlük diyarındaymış gibi planlar yapılması. Ölümün ya hiç, ya da çok az hesaba katılıyor olması.

Ölüm, inancın bir konusu değil ama ölümden sonrası tamamen inancın ve felsefenin konusu.

Ölümü bilmek sadece en alt düzeyde zeka gerektiriyor. Ölümden sonrası hakkında düşünmek ise akıl ve inanç gerektirir. Aklı başında bir insanın ölümü hatırlamaması neredeyse imkansız, fakat ölüm sonrası hakkında düşünmemesi bilinçli bir tercih. Burada da karşımıza insanın aldanışları, yanlış tercihleri, hesap hataları çıkıyor. Bunun nedeni doğru bilgiden uzaklaşmak, bilginin hakikatini arama külfetindense bilmemenin konforunu yaşamak olduğunu düşünüyorum.

Ölümlü bir hayatı yaşarken ölümden sonrası hakkında adam akıllı düşünmemek emekli olacağı işte sonsuza kadar çalışma planı yapmaya benzer.

İnsanın hayata bakışı sanırım ölüme bakışına göre biçimleniyor.
Bu meyanda ölüm hakkında ve ölüme dair fikirler insanın inancının ve ideolojisinin yani kısacası hayat tarzının belirleyicisi oluyor.

Biz Müslümanların hayat kitabı Kur'an-ı Kerim bakalım ölümle ilgili bize neler söylüyor:


Bakara Suresi    19         ...Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît'tir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.
Bakara Suresi    56           Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.
Bakara Suresi    94           De ki: "Allah katındaki âhiret yurdu diğer insanların değil de yalnız ve yalnız sizin ise, eğer doğru sözlü iseniz, hadi isteyin ölümü!"
Bakara Suresi    95           Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiçbir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.

Bakara Suresi    164         ........... aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.


Bakara Suresi    243         ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.
Bakara Suresi    259         Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o: "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."

Ali İmran Suresi               154         Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir gruba sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. “Şu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. De ki: “Emir/iş ve oluş tümüyle Allah’ındır. ”Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: “Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik. ”Söyle onlara: “Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı. ”Bu, Allah göğüslerinizdekini denesin, 
kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

Ali İmran Suresi               168         Yerlerinde oturup da kardeşleri için, “bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi”diyenlere şöyle söyle: “Eğer doğru sözlüler iseniz kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!”
Ali İmran Suresi               185         Her benlik ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde verilecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmuş olacaktır. İğreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan başka şey değildir.

Nisa Suresi         18           Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "işte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık
Nisa Suresi         78           Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Nisa Suresi         100         Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden Allan'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

En'am Suresi     61           O kulları üzerinde mutlak kudret ve egemenlik sahibidir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

En'am Suresi     162         De ki: "Benim namazım, kulluğum/bağışım, hayatım, ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."
A'raf Suresi        20           Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
Enfal Suresi        6             İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.
Tevbe Suresi     21           Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde ölümsüz nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.
Hud Suresi         7             O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."
Rad Suresi          22           Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.
İbrahim Suresi  17           Onu yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yandan üstüne gelecek de bir türlü ölmeyecek. Arkasından da dehşetli bir azap.
Nahl Suresi        65           Allah, gökten bir su indirdi de onunla, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Kuşkusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk için mutlaka bir mucize vardır.
İsra Suresi          75           İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Kehf Suresi        8             Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.
Enbiya Suresi    34           Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"
Enbiya Suresi    35           Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
Hac Suresi          5             Ey insanlar! ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Müminun Suresi             99           Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: "Rabbim, beni geri döndürün;
Furkan Suresi    3             Böyleyken O'nun dışında bir takım ilahlar edindiler. Hiçbir şey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmışlardır zaten... Kendi benlikleri için bile ne bir zarara güç yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir ölüme güçleri yeter ne bir dirime ne de kabirden çıkarıp hesap sormaya.
Furkan Suresi    13           Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"
Furkan Suresi    14           Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.
Ankebut Suresi                57           Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.
Ankebut Suresi                63           Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamd Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar."
Rum Suresi        19           Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.
Rum Suresi        24           Yine O'nun ayetlerindendir ki O size, korku ve ümit olmak üzere şimşeği gösteriyor; gökten bir su indiriyor da ölümünden sonra toprağı onunla canlandırıyor. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.
Rum Suresi        50           Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor toprağı ölümü ardından! İşte bu Muhyî, ölüleri elbette diriltir. O, herşeye Kadîr'dir.
Secde Suresi     11           Söyle onlara: "Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz."
Ahzab Suresi     16           De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir yarar sağlamaz. Böyle bir durumda sadece azıcık/az bir süre nimetlendirilirsiniz."
Ahzab Suresi     19           Size karşı cimrilik/kıskançlık ederler. Korku geldiğinde onları sana bakar halde görürsün. Korku gittiğinde ise hayra karşı kıskançlık yüzünden sizi keskin dillerle yaralarlar. ölümden üzerine baygınlık çökmüş biri gibidirler. Bunlar iman etmemişlerdir. Bu yüzden de Allah, amellerini boşa çıkarmıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.
Sebe Suresi       1             Hamd, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. ölüm ötesi âlemde de hamd O'nadır. Hakîm'dir O, Habîr'dir.
Sebe Suresi       14           Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
Fatır Suresi         9             Allah odur ki, rüzgârları gönderdi. Rüzgârlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de böyledir.
Saffat Suresi      59           "Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?"
Zümer Suresi    42           Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerimi alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Fussilet Suresi  7             Onlar zekâtı vermezler. ölüm sonrası hayatı inkâr edenler de onlardır.
Dühan Suresi    35           "İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!"
Dühan Suresi    56           Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Casiye Suresi     5             Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.
Casiye Suresi     21           Kötülüklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla aynı tutacağız. Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!
Muhammed Suresi        20           İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
Kaf Suresi           19           ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
Tur Suresi           30           Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
Vakıa Suresi       60           ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz.
Hadid Suresi      17           Bilin ki Allah, toprağa ölümünden sonra hayat verir. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.
Cumua Suresi   6             De ki: "Ey Yahudiler! Eğer insanlar arasında yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu sanıyorsanız, buna gerçekten inanıyorsanız, hadi ölümü isteyin!"
Cumua Suresi   7             Ama onlar, ellerinin üretip önden gönderdikleri yüzünden ölümü asla temenni edemezler. Allah, zalimleri bilmektedir.
Cumua Suresi   8             Şunu da söyle: "O kaçmakta olduğunuz ölüm, işte o, size mutlaka ulaşacaktır. Sonra, görülmeyeni de görüleni de bilene döndürüleceksiniz. O, size yapıp etmiş olduklarınızı haber verecektir."
Münafıkun Suresi           10           Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için bir şeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.
Mülk Suresi       2             Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Azîz'dir O, Gafûr'dur.
Nebe Suresi      9             Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.

Son olarak mübarek Kur'an-ı Kerim'in 83ncü suresinin tamamını buraya alıntılıyorum. Zira bu surede Cenab-ı Hak insanoğlunun dünyada değer verdiği şeyleri nasıl arkada bırakılıp ölüp gideceğini  ve dünyanın içindeki değerli ne varsa tüm doğal güzellikleri ile birlikte bir gün nasıl darmadağın olup parçalanacağını, insanın hayatının semeresinin önüne nasıl serileceğini, kudreti ilahi karşısındaki aczini bilfiil nasıl hissedeceğini muhteşem ifadelerle anlatıyor.

İnşikâk Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Gök yarıldığında,
2. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
3. Yer düzlendiğinde,
4. İçinde ne varsa atıp boşaldığında,
5. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
6. Ey insan! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalar, sonunda Ona kavuşursun.
7. Kimin defteri sağından verilirse,
8. Hesabı kolayca görülecek,
9. Ailesine sevinçle dönecektir.
10. Defteri arkasından verilene gelince:
11. O da helâkini isteyecek,
12. Ve alevli ateşe girecektir.
13. Halbuki o ahbabının arasındayken pek keyifliydi.
14. Çünkü Rabbine hiç dönmeyecek sanıyordu.
15. Aksine, Rabbi onu görüyordu.
16. Yemin ederim akşamın alacakaranlığına,
17. Ve geceye ve barındırdıklarına,
18. Ve dolunay halindeki Aya:
19. Siz bir tabakadan diğerine geçeceksiniz.
20. Onlara ne oluyor ki inanmıyorlar?
21. Kendilerine Kur'ân okunduğunda secde etmiyorlar?(secde ayeti)  
22. Doğrusu o kâfirler yalanlayıp duruyor.
23. Allah ise onların gönüllerinde neler sakladıklarını pek iyi biliyor.
24. Sen onları acı bir azapla müjdele.
25. Ancak iman edip güzel işler yapanlar müstesna. Onlar için ardı arkası kesilmeyecek bir ödül vardır.

04 Mart 2016

Ölümlü hayat ve sevginin ışıltısı


Herkes kendine bir yer edinmeye çalışıyor bu alemde. Hiç kimse öteki alemdeki yeri için bu kadar uğraşmıyor. Sanki hiç gitmeyecekmiş gibi!
"Şimdi ve burada" olan ile fazla meşgul oldukça insan sonrasını ve öte tarafını ihmal ediyor daima. Halbuki hayat ölümle bitmez, ölümü son bilmek kendini yok bilmektir.
Hem yaşadığını inkar edersin ölümü yok oluş kabul edersen
hem de anlamı olmaz yaşarken verdiğin bunca emeğin, mücadelenin.

Kim neye inanırsa inansın, isterse taştan, tahtadan putlara tapsın sonunda ölüm var herkes için...

Bütün insanlar ve inançlar da ölümü aşamadıkları
veya ölümdeki gizemi çözemediklerindendir
bu dünyadaki kargaşanın, savaşın, sömürünün ve yoksulluğun sebebi.
Öncelikle ölüm bize acziyetimizi hatırlatır;
"ey insan, sen ölümlüsün ve aldığın nefes sayılıdır" der.
Ancak nefis, içgüdü, heves ve arzu bunun üstünü örter ve;
"hadi bunu da ye, şunu da iç, onu da yap" der
ve insanı önüne katar götürür.
Akıl zaman zaman sorgulasa da
nefis mantık yürüterek yola devam eder.
Kalbin devreye girmesi lazım azizim, kalpsizlik bu dünyayı bu hale getiriyor kalpsizlik.
Kalbine sevgi girmeyen insan Adem olmaktan adam olmaya evrilemez.

Gözlerinizden sevginin ışıltısı eksilmesin!

Peyami Bayram
18/02/2016, İstanbul

15 Şubat 2013

Beklemenin diyalektiği

Beklemenin diyalektiği


Beklemek aslında çoğunlukla bir farkında olma durumudur. Birisini, bir olayı, bir tarihi veya saati, bir neticeyi, bir kararı beklemek gibi. Bunlar bizim bir ön bilgi veya bize bildirilen bir haber üzerine beklemelerdir. Hayallerimiz, ümitlerimiz, sezgilerimiz, keder ve sevinçlerimizle bezenmiş duygularla bekleriz hep beklediklerimizi. 

Bir de farkında olmadan beklemeler vardır. Siz onu, o sizi bekler durursunuz; içten içe bir bir sızı, bir heyecan belki de bir korkuyla.. Bu tür bekleyişin vuslatının ne zaman, nerede ve nasıl olacağını hiç bilemezsiniz. Belki de, yok yok belki değil, muhakkak bunu bilmemek daha iyidir. Çünkü ölümü bildiğinde insanın yaşam çarkı dönmez. Dolayısıyla ölüm bizi, biz de ölümü farkında olmadan bekleriz.

Beklenti ise yukarıda bahsettiğimiz farkında olarak veya olmadan beklemenin dışında bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Beklemek kökünden gelse de bu bir ümit etme, heveslenme, arzulama ve çokça da yönelme içerir. Beklenti kişinin lehine olacak sonuçlardır aslında.İnsanın beklentileri eylemleri ile ne kadar mantıklı ve rasyonel bir ilişki kurmuşsa o kadar gerçekleşme ihtimali yüksek olur. Aksi halde hayallerde kalan bir hatıradan öteye geçemez. Beklentilerin olumlu sonuçlanması için emek vererek beklemek gerekir.

Emeksiz ekmek olamayacağı aşikarken beklentilerini ham hayallerde besleyenlerin beklemeleri sadece kaybettikleri zamandır. Bu kaybedilen zaman bazıları için bir ömrü doldurur bazen. Ne yazık!


15/02/2013

İstanbul 

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...