Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2025

Ramazan Notları 3 ÜLFET

Ramazan Notları 3

ÜLFET

Sözlükte “alışmak, birleşip kaynaşmak, sevmek” anlamındaki ilf (elf) kökünden türeyen ülfet insanların birbirine ilgi ve sevgi duymasını, destek olmasını sağlayan, toplumsal uyum, birlik ve beraberliği güçlendiren kaynaşma ve birlikte yaşama eğilimini ifade eder.

Kur’ân-ı Kerîm’de ülfet kavramı sosyal ve ahlâkî anlamıyla iki yerde geçmektedir. Âl-i İmrân sûresinin 103. âyetinde müslümanlar Allah’ın dinine ve kitabına sarılıp tefrikadan kaçınmaya çağrıldıktan sonra asırlardan beri birbiriyle çatışma halinde bulunan Arap topluluklarının, özellikle Medineli yerlileri Evs ve Hazrec kabilelerinin Allah’ın kalplerine verdiği ülfet sayesinde kardeş oldukları belirtilmekte, bu değişim, “Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken Allah sizi oradan kurtardı” şeklinde dile getirilmektedir. Enfâl sûresinin 63. âyetinde Hz. Peygamber’e hitaben, “Dünyanın bütün servetlerini harcasaydın onların gönüllerini birleştiremezdin” ifadesiyle aynı çatışmacı kültüre işaret edilmiş ve Allah’ın kalplerine koyduğu ülfetle onları kaynaştırdığı bildirilmiştir. İslâm öncesi çatışma ve savaşlar, İslâm sonrası ise ülfet ve muhabbet dönemidir. Hadislerde de Araplar arasındaki eski düşmanlıklara temas edilerek İslâm’ın ve Resûlullah’ın birbirine düşman olanları birbiriyle uzlaştırdığına dikkat çekilmektedir (meselâ bk. , I, 190; III, 76, 104, 253; Buhârî, “Meġāzî”, 56). Resûl-i Ekrem’in ashabına öğrettiği bir duada, “Allahım, kalplerimize ülfet ver, aramızı düzelt!” ifadesi de yer alır (Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 178). Resûlullah mümini “başkalarıyla ülfet eden kimse” diye tanımlamış, başkalarıyla ülfet etmeyen kimsede hayır bulunmadığını bildirmiş (, II, 400; V, 335), münafıkların kusurlarını sayarken, “Kibirlidirler, ne onlar başkalarıyla ne başkaları onlarla ilişki kurabilir” demiştir (, II, 393). Diğer bir hadiste, insanlarla bir arada yaşayıp sıkıntılarına katlananların, müslüman kardeşinin sıkıntılarına katlanmayanlardan daha çok sevap alacakları belirtilmiştir (, II, 43). Hadislerde ülfet anlamında “muâşeret” ve “muhâlata” gibi kavramlar da geçmektedir. Bazı hadis mecmualarında “Hüsnü’l-muâşere” başlığı altında aile içinde kaynaşmayı teşvik eden hadisler toplanmıştır (Buhârî, “Nikâḥ”, 82; İbn Mâce, “Nikâḥ”, 50; Dârimî, “Nikâḥ”, 55). Hadis kitaplarında, Resûlullah’ın insanlarla bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ve başkalarına karşı güzel davranışlarını anlatan çok sayıda rivayet mevcuttur. Gazzâlî’nin bunlardan derlediğine göre (İḥyâʾ, II, 358-367) Hz. Peygamber insanların en yumuşak huylusu, en müsamahakârı, en cömerdi ve en afifiydi. Herkesin davetine icabet eder, insanlarla hediyeleşir, fakirlerle birlikte otururdu. Hastaları ziyaret eder, cenazelere katılırdı. Hiç kimseye sıkıntı vermez, özür dileyenin özrünü kabul eder, insanlarla şakalaşırdı. Herkese karşı güler yüz gösterirdi. İnsanların ihtiyacını karşılar, birinin ihtiyaç için geldiğini hissederse namazını kısa tutup ihtiyacını sorardı.

İslâm ahlâkçıları toplumsal kaynaşmanın, uyum içinde birlikte yaşamanın gerekliliği ve faydaları üzerinde durmuştur. Ebû Bekir er-Râzî aklın insana başkalarıyla iyi ilişkiler ve dostluklar kurmayı öğütlediğini, hayattaki güzelliklerin büyük bir kısmının insanlarla dostça bağlar kurup yardımlaşmaktan doğduğunu belirtir (Resâʾil felsefiyye, s. 80). Fârâbî siyaset felsefesini, insanın kendi yetkinliğini başkalarıyla birlikte yaşayıp yardımlaşmakla kazanabileceği fikri üzerine kurmuştur (el-Medînetü’l-fâżıla, s. 117). Hiç kimsenin yetkinliğini tek başına yaşayarak kazanamayacağını belirten İbn Miskeveyh’e göre ihtiyaçlardan dolayı farklı insan grupları birleşip kaynaşmakta, bir bedenin organları gibi toplumun fertleri arasında birlik ve ülfete dayalı ortak hayat doğmaktadır. İbn Miskeveyh, bazı ibadetlerin toplu icra edilmesiyle insanlar arasında sevgi, iyilik ve mutluluğun yaygınlaşmasının hedeflendiğini ifade eder (Tehẕîbü’l-aḫlâḳ, s. 125, 130-131).

İslâm ahlâk düşünürleri arasında sosyal ahlâka büyük önem verdiği bilinen Mâverdî, Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn adlı eserinde geniş bir şekilde incelediği ülfeti (s. 148-208) huzur ve mutluluğa ulaşmanın başlıca şartlarından biri olarak görür. Ülfet insanlar arasında duygu bağını sağlayan bir motiftir. Zira insanların ilkel tabiatları başkalarına eziyet etmeye meyillidir. Fertler arasında ülfet bağı kurulmazsa düşmanlık ve kıskançlık duyguları hayatı çekilmez duruma getirir. Mâverdî ülfet sebeplerini beş başlık altında inceler: Din, akrabalık, hısımlık, sevgi, iyilik etme. Din toplumda dayanışmayı sağlar, fertlerin birbirinden uzaklaşmasını önleyen ahlâkî bir işleve sahiptir. Hz. Peygamber’in müslümanları birbirine sırt çevirmekten, birbirini kıskanmaktan sakındıran, küskünlüğü üç günden fazla sürdürmeyi doğru bulmayan hadisi (, I, 3, 5, 7; Müslim, “Birr”, 24; Tirmizî, “Birr”, 24) dinin bu işlevine işaret eder. Resûlullah’ın Araplar arasında çok derin kopmaların, ayrılık ve düşmanlıkların yaşandığı bir dönemde gönderildiğini söyleyen Mâverdî, onun tebliğ ettiği din sayesinde düşmanlıkların güçlü kardeşliğe dönüştüğünü ve aralarında dayanışma ruhu oluştuğunu belirtir. Bu arada mezhep farklılıklarının tefrika, düşmanlık ve çatışmaya sebebiyet verdiğine dikkat çeker. Soy birliği aile ve akrabalar arasında dayanışma duygusunu besler. Hûd sûresinin 80. âyetindeki “sağlam bir destek” ifadesini “koruyucu aşiret” diye açıklayan Mâverdî’ye göre dinde sıla-i rahime önem verilmesinin sebebi de insanlar arasında ülfetin güçlendirilmesidir. Ülfetin önemli bir aracı da hısımlıktır. Mâverdî evlilikle ilgili bazı âyetleri (en-Nahl 16/72; er-Rûm 30/21) ülfet amaçlı olarak yorumlamaktadır. Sevgi duygusunun ülfeti güçlendirdiğine dair bazı hadisler ve ahlâkî sözler aktaran Mâverdî’ye göre dostluğun gelişme sürecinde psikolojik uyumdan ünsiyet, ünsiyetten halis niyet, bundan da sadakat ve muhabbet doğar. Muhabbetin asıl sebebi kişinin sevdiğini güzel görmesidir. Bu güzellik ruhun erdemlerindeki güzellikse bundan saygı, görünüş güzelliğiyse bundan da aşk doğar. Aşk sevginin, dolayısıyla ülfetin en yüksek derecesidir. Sevginin bu derecesinde insanların ruhları birbiriyle kaynaşıp bütünleşir. Gerçek dost insan için en değerli hazine, en büyük servettir. İyilik gönülleri sevgi ve şefkate yöneltir. Mâverdî, “İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşın” meâlindeki âyeti (el-Mâide 5/2) yorumlayarak Allah’ın hoşnutluğunun takvâda, insanların hoşnutluğunun iyilikte olduğunu, ikisini kazananın en ileri seviyede mutluluğa kavuşacağını ifade eder. Ayrıca âyet ve hadislerle zengin edebî literatürden yararlanıp, hayırların özellikle sosyal barış ve kaynaşmaya yapacağı katkılar üzerinde durur.

Gazzâlî’nin İḥyâʾü ʿulûmi’d-dîn’inin on beşinci bölümü “Ülfet, Kardeşlik, Sohbet ve Farklı İnsan Kesimleriyle Muaşeretin Âdâbı” başlığını taşır (II, 157-221). Gazzâlî’ye göre ülfet güzel ahlâkın, ayrışma kötü ahlâkın ürünüdür. Güzel ahlâk karşılıklı sevgiyi, kötü ahlâk nefretleşmeyi, kıskançlığı doğurur. Bu arada ülfet ve kardeşliğe dair âyet ve hadislerle İslâm büyüklerinin sözlerinden örnekler veren Gazzâlî birlikte yaşamanın sosyal, psikolojik ve ahlâkî sebeplerini incelerken insanlar arasındaki karakter uyumunun sevgi ve ülfet üzerindeki etkisine dikkat çeker. Ruhları ordu birliklerine benzeten, tanışıp uyuşanların aralarında ülfet kurduklarını, uyuşmayanların birbirinden uzaklaştıklarını bildiren hadiste de (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 2; Müslim, “Birr”, 159, 160; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 16) buna işaret edildiğini belirtir. Sevgi duygusunun geniş bir tahlilini yaparak gerçek sevginin Allah için ve Allah’tan dolayı olması gerektiğini söyler; kardeşlik ve dostluğun yüklediği ödevleri, birlikte yaşamanın sorumluluklarını geniş biçimde inceler. Eserin “Uzletin Âdâbı” başlığını taşıyan on altıncı bölümünde uzlete ve birlikte yaşamaya dair farklı görüşler açıklanır. Gerek Gazzâlî gerekse diğer âlimler birlikte yaşamanın gerekliliği üzerinde dururken kişinin dinî ve ahlâkî hayatı için zararlı olan bir çevreyi terketmek gerektiğini de hatırlatmışlardır.


BİBLİYOGRAFYA

, “elf” md.

, “elf” md.

, I, 3, 5, 7, 190; II, 43, 393, 400; III, 76, 104, 253; V, 335.

Ebû Bekir er-Râzî, Resâʾil felsefiyye (nşr. P. Kraus), Kahire 1939, s. 80.

Fârâbî, el-Medînetü’l-fâżıla (nşr. Albert Nasrî Nâdir), Beyrut 1985, s. 117.

İbn Miskeveyh, Tehẕîbü’l-aḫlâḳ (nşr. Hasan Temîm), Beyrut 1398, s. 125, 130-131.

Mâverdî, Edebü’d-dünyâ ve’d-dîn (nşr. Mustafa es-Sekkā), Beyrut 1978, s. 148-208.

Râgıb el-İsfahânî, eẕ-Ẕerîʿa ilâ mekârimi’ş-şerîʿa (nşr. Ebü’l-Yezîd el-Acemî), Kahire 1405/1985, s. 369.

, II, 157-221, 358-367.

, VIII, 164; XV, 189-190.

Hasan eş-Şerkāvî, Muʿcemü elfâẓi’ṣ-ṣûfiyye, Kahire 1987, s. 282-283.


Prof. Dr. Mustafa Çağırıcı, TDV İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

20 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 5

Kur’an-ı Kerim İslam inancının temel kaynağıdır. 


Cenab-ı Allah tarih boyunca insanlara elçiler aracılığı ile nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğini iletmiştir. Bu iletişimde bazı elçilere sadece hitap, bazılarına ise hitap ile beraber kitap da vermiştir. Bu kitapların sonuncusu ise Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’e verilen Kur’an-ı Kerimdir. Bu kitap önceki kitapları ve elçileri tasdik edici son ve mükemmel kitap olarak 15 asırdan beri insanlığın elinde ilk günkü gibi duruyor. 


Peygamberimize ilk vahiy Ramazan ayında gelmeye başladığı için Ramazan ayında biz müslümanlar için her yıl Kuran’ı tekrar okuyup üzerinde derin derin düşünmek, tefekkür etmek ve akletmek çok önemli bir vazifedir. Bir yandan oruç tutmak suretiyle maddi, bedeni olarak arınmaya çabalarken öte yandan anladığımız dilden çokça Kuran okuyarak manevi yönden yaralarımızı tedavi eder, okuduğumuz her satırı iyice anlayıp hayatımıza çeki düzen veririz. 


Bu Ramazan ayında Kuran’ı tekrar okuduğumda yine üzerimde çok derin izler bıraktı. Bu kitap(Kuran) öyle bir kitaptır ki okudukça sizi içine çeker ve her seferinde yepyeni bir bakışla bambaşka yerlere götürür. Aslında ilk okuduğunuzda sıradan ifadeler gibi gelebilecektir. Ama kendi içinde öyle muazzam açılımlar var ki bunu sakin ve dingin bir zihinle ve tekrar tekrar okudukça anlayabilirsiniz. 


Allah’ın insanlara gönderdiği son ilahi kitap olan Kuran ölümden sonraki hayata inanan tüm insanlar için tek kurtuluş reçetesidir. Yüce kitabı bize gönderen Allah itirazı olanlara ise net bir şekilde meydan okuyor:


‘Yoksa “onu kendi uydurdu” mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: “Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız” 

(11 Hud:13)


‘De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

(İsra 17:88)


Evet, 15 asırdır hiçbir harfi bile değişmeden ilk hali ile bize aktarılan Kuranı Kerim gerçekten ilahi olarak korunmuş, bir benzeri de bugüne kadar ortaya konulamamış bir kitaptır. 


Yılın diğer aylarında da okumaya ve üzerinde çokça tefekkür etmeye devam edelim inşallah. Buna gerçekten çok ihtiyacımız var. 


‘Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.’

(Rad 13:11)


Güle güle Ramazan. 

Bizi bayrama kavuşturan yüceler yücesi Allah’a sonsuz şükürler olsun. 


Peyami Bayram

20 Nisan 2023, 29 Ramazan 1444

Arnavutköy, İstanbul 


14 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 4

Duanın kabul olması için gereklerinin icrasına amade olacak gönülde olmak lazım. 
Yoksa dua; işin üzerine düşen kısmını dahi yapmadan kendi mükellefiyeti de dahil bütün işi başkasının yapmasını beklemek gibidir. 
Bu da Allah’a borç/mükellefiyet/sorumluluk yükleme hadsizliğidir.
Dua etmenin tam karşılığı davet etmektir.
Düşünün misafir davet etmişsin ama hiçbir hazırlığın yok. Bilakis her şeyi misafirden bekliyorsun. Hatta belki kendini misafir gibi ağırlayacak birini/birilerini istiyorsun. Bu ne biçim davet demezler mi adama?
Hiç düşünmez, hiç akletmez mi insan?

Bizim konforumuzu bozmak istemeyen kurnazlığımızı bize şah damarımızdan daha yakın olan yüceler yücesi Allah bilmez mi hiç!

Aldanma gönül, kendini de aldatma!
Çalış, uğraş, didin; yan gelip de yatma!
Elin tutarken hiç başkasından umma!
Kendi işini elin üstüne atma!

Peyami Bayram
14 Nisan 2023, 23 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul

12 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 3


Ramazan ayının düşündürdükleri 3

Bitkilerden farklı bir yaşam için;

Dua/ibadet etmeden önce - İnanın 
Konuşmadan önce - Dinleyin
Harcamadan önce - Kazanın
Tepki vermeden önce - Düşünün
Vazgeçmeden önce - Deneyin 
Ölmeden önce - Ölümü düşünerek yaşayın

Değerli bir yaşamın ilk şartı önünü ardını, yani niçin yaratıldığını ve sonunu(ahiret) düşünmektir.

İlahi bir kitaba inanmak için sadece ölümü ve sonrasını bile düşünmek yeter sanırım. Kendi sonunu düşünmemek nasıl bir ruh halidir bilemiyorum. 

Düşünmeyenlerin akıl sağlığı yerinde değildir ve onlar hiçbir şeyden sorumlu da değillerdir. 

Aç ve susuz kalmak insanın daha çok düşünmesi ve sorgulama yapması için oldukça iyi bir şeydir. Fizyolojik olarak bedenin, özellikle hormonların dinlenmesi ile insanın ruh halini değiştirir ve düşünme melekesi gelişir. 

Kuranı Kerim’de yüzlerce kez düşünmek, akletmek, tefekkür etmek, idrak etmek, anlamak emredilir veya tavsiye edilir insana. 

Oruçla ve orucun getirdiği ruh hali ile kitabı(Kuranı Kerim) ve ahireti bir arada düşününce bambaşka kapılar açılıyor. 

Düşünen, akleden, idrak eden ve samimi bir şekilde inanan ve öylece yaşayan tüm insanlara selam olsun. 

Peyami Bayram
12 Nisan 2023, 21 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul

10 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 2

Konfor dünyada sahte cenneti yaşatır insana. Konfora erişmeyi bunun için ister insan, kavuşunca da bırakmayı hiç istemez. Sonra da konforunu korumak için neler feda eder anlamak için herkes kendine ve yakın çevresine baksın yeter.

Sonunda ölüm olduğunu bile bile, yani toprakta çürüyüp gidecek bir bedenin bu kadar konfora alıştırılması ve bunca şeyin bencilce feda edilmesi ahiret inancı olan insan için ne büyük saçmalık.

Ahirete inanmıyorsa cenneti bu dünyada yaşamak istemesinden daha doğal bir şey de olamaz tabii ki.

Bu dünyadaki bütün çatışmaların temeli işte bu sanırım. 

Cenneti bu dünyada yaşamak isteyen ile Hak ve adalete inanan ve ahirette cennete kavuşmayı uman arasındaki mücadele bitmemiş ve bitmeyecek.

Safını belli etmeyenler ise en tehlikelisi bence..

Peyami Bayram

9 Nisan 2022, 18 Ramazan 1444

Arnavutköy, İstanbul 

05 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 1

Biz müslümanlar her yıl Ramazan ayında bir ay aralıksız olarak oruç tutuyoruz. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan orucumuz gün batımında sona eriyor.
Oruç tutmaya niyetlenen bir müslüman normal günlük yaşamına devam ediyor. Ancak oruçlu olmadığı günlerden farklı olarak hiçbir şey yemeden, içmeden ve cinsel münasebette bulunmadan akşama erişmesi gerekiyor. Görünürde çok da zor olmayan bir şey gibi görünüyor. Sağlıklı olan herkesin yapabileceği bir şey gibi. Öyle, gerçekten de sağlıklı bir insan için sabahtan akşama kadar sabredilecek bir durum. Çok sıcak günlerde susuzluk, ve ağır işlerde çalışmak durumunda ise hem açlık hem de susuzluk sağlıklı insanlar için dahi dayanılması zor olabilir elbette. Fakat bu durumda bile sabır ve tahammül boyutları insan iradesini aşan şeyler değil. Önemli olan inanmak, niyet etmek ve azimle sabretmektir. 

Aslında paylaşmak istediğim bunun çok ötesinde bir şey var. 

Yıllardır tuttuğum oruç bana başka bir kapı aralıyor. Her sabah gün ağarırken başladığım ve akşam ezanı ile iftar ettiğim her bir oruç bir gün değil de bir ömrün özeti gibi geliyor bana. Gün boyunca önümde, erişebileceğim her yerde bulunan yiyecekler çok aç olsam da bana yasak/haram ve susuzluktan damağım kurusa da bir yudum su bile bana haram. Helal kazançla elde edilmiş tertemiz ve helal olan bu yiyecek ve içecekleri bana bu süre içerisinde haram kılan ise sadece benim oruca niyet eden iradem. Oruç öyle bir ibadettir ki benim oruçlu olduğumu benden başkasının bilmesine imkan yoktur. Yani yemek içmek konusunda öz iradem dışında beni hiç bir kimse ve güç durduramaz. Aslında görünürde aç ve susuz olarak zayıf olduğum ilk akla gelen bir durum olsa da oruç her yıl benim irademi çelik gibi daha da güçlendiriyor. 

İşte bu bir gün tutulan her bir oruç ve Ramazan ayı bir hayatın özeti gibi gelir bana. Hayat boyu önümde serili yiyecek, içecek, cinsellik, mal, mülk, makam ve benzeri envai çeşit imkanı hayatımın son nefesine kadar inancımın ilkeleri çerçevesinde helallik ölçüsü ile değerlendirir ve haram olana asla uzanmam. 

Oruçlu geçirdiğim her günün sonunda iftar ederken bir yudum suyun, bir lokma yiyeceğin değerini iliklerime kadar hissederim. İftar soframı ailem, dostlarım, varsa muhtaçlar ve komşularım ile paylaşmaktan bambaşka bir haz duyarım. Ramazan ayının sonunda ise bir ay boyunca ortaya koyduğum iradenin mükâfâtını bir bayram şenliği içinde tüm ailem, dostlarım ve komşularım ile birlikte kutlarım. 

İşte böyle; tıpkı oruç tutar gibi bir hayat yaşayıp uzanabileceğim halde harama el uzatmadan, erişebileceğim halde haram işlere bulaşmadan bir hayat yaşamak.  Ömür boyu helali istemek ama onun da zamanını beklemek müslüman bir irade sahibi için hayat yolunun kısa bir özetidir aslında. Cennet; iradesini bu yönde kullanan ve sabreden kulları için Allah’ın sınırsız nimetlerini hesapsızca sunduğu en büyük ve en güzel bayram yeridir. Ne mutlu o bayrama kavuşana. 

Bu sebeple onbir aya sultan olmuştur Ramazan ayı. 

Her sene oniki ayın bir ayında bu talimi yapmazsam nefsim irademe ipotek koyar, beni şeytanın hileli yollarına çeker, Allah’ı unutturur. Ya sonra? Ölüm gelince hangi hazırlık ve hangi sicille ayrılacağım bu dünyadan? Hangi yüzle ve nasıl çıkarım oniki ay boyunca unuttuğum hesap verilecek o makama?

İşte bu yüzden iyi ki oruç var, iyi ki Ramazan var. Öze, yaratılış koduna, fıtrata dönüş, yeniden dirilişe ve ebedi kurtuluşa vesiledir Ramazan. Sabretmeyi, sebatkâr olmayı, sınırları gözetmeyi, kanaati, israf etmemeyi, nefse hakim olmayı ve olanı paylaşmayı bize talim ettiren hep Ramazan günleridir. 

Ben de Ramazan günlerini her yıl yeniden yenilenmek ve kirlerden arınmak için bir fırsat olarak kabul ediyorum. Ve elbette sonunda kavuşmayı ümit ettiğim cennet nimetleri içindeki o en güzel bayramı bu hayat yolculuğunda benimle beraber olan tüm ailem ve dostlarımla birlikte kutlamak istiyorum inşallah. 

Peyami Bayram
5 Nisan 2023, 14 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul 


22 Mart 2023

Ramazan

Ramazan


Hiç bitmeyecek gibi ama sınırlı bir zaman,

Her şey bolca var ama helaller bile haram.

Sadece bu kadar mı sandın;

Öyleyse çok yanıldın..


Ramazan aslında hayatın özetidir;

Her yıl insana tekrar nefsini öğretir.

Allah’a yakın olmak istersen nefsini tanımalısın,

Sen sayılı orucu değil nefsini tutmalısın.

Bizim gibi midesi olan hayvanlar bile;

Açlığa dayanır sınırlı bir süre;

Sabahtan akşama açlık orucu kime göre?

Açlık ve susuzluk nefsin en alt terbiyesidir;

Sen insan olmak için daha derine gir.


Uykudan başla önce,

Öfkeni tut sinirlenince,

Şakadan olsa da yalan deme,

Haramı hiç düşünme,

Helali gözünle bile yeme,

Çok zor olsa da veremediklerini ver,

İçindeki kötülükleri muhakeme pazarına ser.


Kalbindeki kini, nefreti ve hasedi çıkar,

Göreceksin; 

yerine ne çok iyilik, sevgi ve merhamet sığar. 

Açlığa ve yoksunluğa gülümse,

Sebat ve kanaatten ölmez hiç kimse.

Nefsine hakim olmanın hazzını hisset,

Allah’ı her anında hatırla, çokça zikret,

O'na içtenlikle şükret..


Gözü tok olanın gönlünün de tok olduğunu 

öğretir bize Ramazan. 

Açlık ve susuzluk değildir hatırda kalan. 

Paylaştıklarımızdır, 

azdan az, çoktan çok verdiklerimiz,

ikram ettiklerimiz, 

güler yüzle hoş sohbetlerimiz,

Ve bayrama erişmek için;

sabrın ve tevekkülün verdiği güvendir bize kalan;

aslında hayat kısacık bir Ramazan..


Peyami Bayram

22 Mart 2023, 30 Şaban 1444

Arnavutköy, İstanbul 





19 Nisan 2022

Ramazan Notları 4

 Ramazan Notları 4


Allah'ı tanımadan iman edilmez.

Nebi'yi tanımadan yolunda gidilmez.

Kitabı okumadan rehber edinilmez.

Sonra niye insanlar deist, ateist oluyor düşünürsünüz.

Soru(n)ların üstünü örtmek de bildirileni işitip kulak ardı etmek de küfrdür.

Küfr zillettir.

İman ise itibar ve şereftir.


Peyami Bayram 

18 Ramazan 1443

19 Nisan 2022

09 Nisan 2022

Ramazan Notları 2

Ramazan Notları 2

Nefis terbiyesi.

Nefsine teslim olmama, nefsi teslim alma.

Yaşadığı anı nefsine feda etmek yerine fikir ve inancı uğrunda kıymetlendirme.

Kısa kısa birer an olan yaşamayı bir bütün haline getirerek bir sürece dönüştürmek ve bundan bir hasıla elde etmek için gösterilen azim ve sebattır oruç.

Şayet böyle bir tefekkür ve irade yoksa sadece bedenin aç ve susuz kalmasının kişiye kattığı bir şey var mıdır, bilemiyorum.

Hele de iftarla sahur arasında normal zamanda yediğinden de fazlasını yiyen birinin nefsi bu süreci neye dönüştürmüş olur? Bunu Ramazan sonunda kilo alanlara sormalı.

Mü'min; kendine vahyolunanı okumak, anlamak ve yaşamak derdinde olandır.

Hayat yaşadığımız bir andır. O an nasıl yaşanacak buna biz karar veririz. Her yaşanan an bir sonraki an ve daha sonraki anlarla birleşince bir bütün halinde bizim yaşam serüvenimiz olur. İşte bu yüzden yaşanan her an kıymetlidir.

Oruç; anlarını bir sürece dönüştürmek talimidir zannımca.

O süreci nefsinin kemale ermesi için kıymetli bir hazineye dönüştürmek ve o hazineyi nefsine nefes veren Rabbine sunmak mü'min için hayat yoludur.

Herşeyin burada başladığına ve burada biteceğine inanmak kendini değersiz kılmaktan başka nedir ki. Halbuki yaşamı ilk yaratıldığı bu bedenden ibaret görmeyen, hesap günü ve ötesinde yeniden yaratılışla başlayacak ebedî hayata bir bütün olarak iman edenler için her an değerli bir maden gibidir.

Ramazan'da değerli anlar biriktiren, hayatına Kur'an-ı Kerim'i katan, nefis terbiyesi yaparken iftar, sahur, zekat, sadaka, sohbet, namaz gibi faaliyetler ile de kendini ötekinin yanında tutma çabası mü'min insanın kazancıdır.

Her yıl tekrarlanan bu bir aylık talim ve terbiye süreci aslında hayatımızın kısa bir özeti gibidir.

Ramazan sonu ise bu anlamda kendi heybesini dolduran için bayram olur. Bu bayram ise ömrünü Ramazan gibi dosdoğru, dürüst, samimi,  iktisatlı, kararlı, azimli, sebatlı, titiz, dikkatli, özenli, başkalarına karşı cömert yaşayanlara cennette kavuşacağı hakiki ve ebedî bayram için de bir numunedir.

Veselam..

Peyami Bayram

8 Ramazan 1443

9 Nisan 2022

İstanbul

03 Nisan 2022

Ramazan Notları 1

Ramazan Notları 1

Samimiyet

Karşılıklı olarak birbirlerine yakınlık duyanlar arasında latif bir hissiyat oluşur. Buna samimiyet veya içtenlik denir. Dünyada en çok da samimi dostluklarda mutluluk duyarız. Teklifsizdir, hesapsızdır, güven ve umut vericidir samimi dostluklar. Sır verilir, sır saklanır samimi dostlarla.

Oruç, kişinin oruçlu olduğunu kendisi ve Allah dışında hiç kimsenin bilemeyeceği bir ibadettir. İşte bu samimiyettir. Aç ve susuz kalmak ibadetin sadece bedeni ilgilendiren formudur. Esasında mümin bir kulun samimiyetle Rabbine yönelmesi en önemli kısmıdır orucun. Yoksa yerlerin ve göklerin hakimi yüceler yücesi Allah için bizim aç ve susuz kalmamızın bir önemi yoktur, kesilen kurbanların etlerine de ihtiyacı olmadığı gibi. 

Dostun dosta samimi muhabbeti o ilişkiyi daha da güçlendirmesi gibidir bu samimi, sırlı muhabbet. Oruçla insan yaradanına bu yolla samimiyet gösterir. Bu vesileyle Rabbine daha da yakınlaşır.

İnsanın yaratıcısı ile kurduğu ilişkide ne kadar samimiyet olursa kulluğu da o kadar Rabbinin isteğine uygun olur.

Ramazan ayında şeytanların bağlanması bu yüzdendir. Kulların Rahman ve Rahim olan Allah'a samimi yönelişleri şeytanları adeta işsiz bırakır. Hele bir de Kur'an-ı Kerim'i anlayarak okuyup onu da samimiyetle hayatına rehber edinirse Ramazan ayı gibi dünya hayatının sayılı günlerinin sonu da gerçekten bir bayram olur mümin bir kul için.

Yüce yaratıcıda muazzam bir sevgi var biz kullarına karşı. Hayat verdi, türlü nimetler, hesapsız rızıklar verdi. Bizden tek istediği ise bunları hatırdan çıkarmadan samimiyetle O'na yönelmemiz. Karşılığı ise bu sınırlı ve kısıtlı dünya hayatına mukabil bitimsiz ve sonsuz bir hayat ile ebedî mutlulukların yaşanacağı, sayısız ve hesapsız nimetlerin bulunduğu bir cennet.

Ebedî olarak kalınamayacağını bile bile bu sonlu, ölümlü ve sınırlı dünyayı tercih ederek en büyük kaybı yaşamak ne büyük bir tercih hatasıdır.

İstediğine koşmakta bizi özgür bırakan Rabbimiz ne yücedir!

Peyami BAYRAM

1 Ramazan 1443

2 Nisan 2022


İstanbul


12 Nisan 2021

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Kur'an-ı Kerim ilk defa bu ayda Hz. Muhammed(as)'e inmeye başladı.
Bu son ilahi kitapla Allah'ın insanlığa ilk emri ise; "Oku, Yaradan Rabbinin adıyla oku!" (Alak Suresi-1)

Peki, bu ilahi hitapla karşılaşan Allah'ın son Nebisi Hz. Muhammed(as) ne yaptı?
Doğruca kütüphanelere koşmadı, kitaplara sarılmadı.

Zaten uzunca bir süredir mağaraya/içine kapanarak kendini/nefsini okumaya çalışıyordu. 
Bu ilk mesajın şokunu atlatır atlatmaz hayatı, insanı, alemi, doğayı ve her şeyi okumaya başladı. Tabii ki Yüceler yücesi Allah'ın hidayeti ve keremiyle.
Bir daha da asla içine kapandığı o mağaraya dönmedi!

Ramazan ayına eriştiğimiz şu mübarek günde, alemlerin Rabbi'nin insanlığa son elçisi vasıtasıyla gönderdiği kitabı Ku'an-ı Kerim'e iman eden müslümanlar olarak bize düşen nedir?

Anlamak için Kur'an-ı Kerim'i okumak.
Ve çok önemli bir şey daha:
Bildiğimizi okumaktan vaz geçerek hayatı, ilmi, irfanı, insanı, doğayı ve alemi okumaya çalışmaktır.

Hayırlı Ramazanlar..

Peyami Bayram
12 Nisan 2021
30 Şaban 1442

İstanbul

24 Haziran 2015

Bu ay;

Rahmete muhtaç olanların,
Azığını yoklukta bölüşenlerin,
Mağfiret için açılan ellerin,
Ahirete hazırlık yapanların,
Zenginliği açlıkta olanların,
Ahlaklı kalma talimi yapanların,
Namazı baş tacı edenlerin 
                                        mübarek ayıdır..


RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...