Harp Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Harp Okulu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Kasım 2022

TİYATRO VE PROFESYONELLİK

Biz Harbiye'deyken her yıl 13 Mart'ta "Atatürk'ün Harbiye'ye giriş yıldönümü" peşinden de 18 Mart'ta "Çanakkale Şehitlerini Anma" programı yapılırdı. Ben de üçüncü sınıftayken Çanakkale programı için hazırlanan temsilde ufak bir rolle yer aldım. Çocukluğumdan itibaren İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy'un hayranı olduğumdan İstiklal Marşı dışında Safahat'taki bir çok şiirlerini de çok okurdum. Özellikle Asım kitabında geçen Çanakkale şiirini o kadar çok okumuştum ki tamamı ezberimdeydi.

Bu duygularla katıldığım bu etkinlikte aldığım küçük rol benim için çok değerli bir anıydı. Hem de bu güzel duyguları o meşhur harbin kahramanlarına kumanda eden zabitlerin yetiştiği Harbiye'de canlı canlı yaşamak benim için unutulmazdı. Öyle heyecan vermişti ki bu temsil, adeta ben de sanki o cephede bulunmuş gibi hissediyordum kendimi.

Temsilin bütün senaryosu ve yönetmenliği Harbiyeliler tarafından yapılmıştı. Başımızda bir kurmay binbaşı ile provalar yapıyorduk. Amatörce hazırlanmış bir senaryo ve amatör oyuncularla ortaya konulmaya çalışılmıştı. Tarih yaklaşırken bizim temsilden sorumlu binbaşı okul komutanı ile görüştüğünü ve temsil için dışarıdan profesyonel destek alınacağını söyledi. Çok geçmeden Devlet Tiyatroları'nın usta oyuncu ve yönetmenlerinden Sözmez Atasoy geldi. Önce bizim provamızı izlemek istedi. İzledikten sonra senaryonun aslına neredeyse hiç dokunmadı ama sahne dekoru, ışık, sahnelerdeki giriş, çıkış, duruş ve konuşmalara yaptığı çok ufak dokunuşlarla oyun bambaşka bir hal aldı. 

Temsil zamanında TRT ve Devlet Tiyatroları'ndan gerekli kostümler ve profesyonel makyaj ekibi geldi. Bu da temsilin üzerine çekilen cila gibiydi.

Biz bile yaratılan gerçekliğin içine kendimizi kaptırdık. Son sahnede bir arkadaşımız senaryo gereği yerde yatan şehitlerin arasında dolaşarak o muhteşem şiiri okuyordu ve o esnada gerçekten yürekler heyecanla atıyordu.

Bu oyunu okulda önce 18 Mart 1986 günü yapılan anma programında, sonrasında da defalarca sergiledik. Okulun bütün sınıflarının izlemesi için dört defa öğrencilere, daha sonra ailelere ve sivillere sunduk.

Hepsinde de çok büyük alkış aldık.

Bu başarımızdan ötürü okul komutanlığı hepimizi takdirname ile ödüllendirmişti.

Benim bu temsilde yer almaktan büyük bir gurur duymamın yanında bir işe profesyonel ellerin değmesinin o işin değerini ne kadar artırdığını görmem çok önemli bir tecrübeydi.

Peyami Bayram

7 Kasım 2022

İstanbul


22 Eylül 2021

Başörtüsünün 34 yıllık serencamı


Bugün mezunu olmakla şeref duyduğum Kara Harp Okulu'ndan mezun olan teğmenler törenle diplomalarını aldılar. O muhteşem mezuniyet ve sancak devir teslim törenini çocukluk yıllarımdan itibaren her yıl merakla izlediğim gibi hala aynı heyecanla izlerim.  Bu yıl mezun olan pırıl pırıl genç teğmenlerimizi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Allah hepsini vatana, millete hayırlı hizmetlerde bulundursun, başarıları daim olsun. 

Özellikle seksenli, doksanlı yıllarda başörtüsü düşmanlığı yapılan, irtica kovalamacası oynanan bir ortamı bizim nesil yaşadı. 34 yıl önce diploma aldığımız gün irtica soruşturması geçirmiş bir Harbiyeli olarak atılmadan mezun olabilmenin buruk sevincini yaşadığımı çok iyi hatırlıyorum. Zira teğmen olmakla atılmanın bir türünden kurtulmuştum. Fakat bundan sonraki her YAŞ toplantısında yüreğim hop edecekti. Dahası cadı avına çıkmış gibi peşimize düşenlerin verdiği rahatsızlık, evlendikten sonra eşimin başörtüsü yüzünden dışlanmalarımızı, hor görülmemizi hiç unutmadık. Hatta emekli bir ordu mensubu olarak yakın zamana kadar  eşime kimlik kartı bile verilmeyişini de..

Peki şimdi, aradan 34 yıl geçtikten sonra ne oldu? 

Bugün Kara Harp Okulu'ndan beşincilikle mezun olan başörtülü bir kızımıza, Teğmen Müberra ÖZTÜRK'e diplomasını Genelkurmay Başkanı verdi.

Ne oldu? Ülke mi yıkıldı, Cumhuriyet mi yok oldu?
Her şey yerli yerinde duruyor.

Demek ki mesele başörtüsü değilmiş. 

Mesele bambaşka bir mücadele. 

Başörtüsü ve irtica karşıtlığı kılıfı ile birilerinin bir takım yerlerin projelerini hayata geçirmesi. Ülkemizin bir iç çatışma ile oyalanması. Bu vesileyle her alanda geri kalması için insanımızı birbirine karşı cephe almaya ittiler. Türkiye nüfusunun yüzde ellisi olan kadınlarımızın en az yarısının başörtülü olduğunu var sayarsak toplam nüfusun yüzde yirmi beşi gibi önemli bir kesim eğitim ve istihdamdan mahrum kaldı yıllarca. Yani gelişme ve kalkınmada büyük yara aldık da farkında mıyız acaba?

Bunu anlayıp idrak edecek insan sayısı da çok az maalesef. 

Olanlar bizim gençlik yıllarımızda çapsız, basiretsiz, din, iman, istikamet ve adalet hissinden yoksun birilerinin zulmüne uğramamızla kalmadı. Dahası, gerçekten çok yüksek vasıflara sahip, aldığı eğitimin hakkını fazlasıyla ortaya koyan, gözü pek, cesaret timsali binlerce kahraman asker gerçekte "irtica", kayıtta ise "disiplinsizlik" gibi düzmece bir iftira ile ve gözyaşları ile bu güzide ordudan uzaklaştırıldı.

Dünya yalan, ömrü olan neler görüyor neler.

Allah bilir daha nelere şahit olacağız.

Rabbim sonumuzu hayreylesin.

Merhum İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" dediği gibi, Allah bu milletin değerlerine savaş açanlara bir daha asla fırsat vermesin.

Bu ülkenin tarihi, bu milletin kadim değerleri ve hukuk ayaklar altına alınarak ne orduda ne de devletin başka kurumlarında bu ülkenin hiç bir kesiminden hiç kimsenin emekleri heba edilmesin, idealleri ve hayalleri söndürülmesin.

Türkiye hem coğrafi konumuyla hem de Türk milletinin Orta Asya'dan beri getirdiği ordu ve devlet yönetimi geleneğiyle dünyada tarihin ve coğrafyanın kavşak noktasında duran yegane ülkedir.

Sorumluluğumuz çok büyük, unutmayalım ki;

Türkiye dünyanın umududur..🇹🇷

Türk beklenendir..🇹🇷


Peyami Bayram

30 Ağustos 2021

İstanbul

01 Haziran 2017


Vatan ve millet sağ olsun!

Bugün içim ağlıyor.
Harp Okulu'ndan devre arkadaşım Tümgeneral Aydoğan AYDIN'ın şehadeti içimi çok yaktı.
Her şehit haberi beni üzer lakin evveliyatını, eğitimini, mücadelesini, özverisini, görev aşkını ve fedakarlığını bildiğim bir askerin şehadet haberi bir başka oluyor.
Senin makamın çok yücedir aziz şehidim.
Devre arkadaşımdın, askeri rütbece bizi geçmiştin, seninle gurur duyduk. 
Şimdi rütbelerin en yükseğine, şehadet mertebesine ulaşarak hayranlığımızı kat be kat artırdın.
Seni Cennet-i Ala'da bekleyen büyük mükafata nail oldun inşallah. Seninle Harp Okulu sıralarında olduğu gibi cennette de komşu olmayı Allah bize nasip eder inşaallah.
Rabbim bizi şehitlerimizin emanetini muhafaza edecek bir iman, istikamet, kararlılık, azim, basiret ve ferasetle donat.
Ya İlahi memleketimizi ve milletimizi bütün düşmanlardan, şer güçlerden, hain teşebbüslerden, ikiyüzlü ve döneklerden muhafaza eyle, bu gibilere fırsat verme, onlara karşı aziz milletimizin sillesine kuvvet ver.
Ey alemlerin Rabbi olan Allah'ım sensin sığınağımız, sana iltica ediyoruz, bizim üzerimize sabır yağdır, devletimizi yücelt, Ordumuz'u muzaffer eyle, askerimizi ve tüm güvenlik kuvvetlerimizi kafirlere, zalimlere karşı güçlü ve üstün kıl.

Bir ölür, bin diriliriz evvel Allah, buna inancımız tamdır!

Peyami Bayram
01/06/2017
İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...