Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Osmanlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2023

Kıbrıs’ın Önemi


Osmanlı Devletinin zayıfla(tıl)ması neticesinde elimizden çıkan topraklar üzerinde işgalci emperyalistler tarafından onlarca kukla devlet(!) kurulmuştu. Bunların içinde Orta Doğu ve dolayısıyla bütün dünyanın baş belası olan ve 1948 yılında resmen kurulan İsrail devletinin bayrağında mavi iki çizgi arasında siyon yıldızı bulunmaktadır. Manası ise Siyonistler için arz-ı mevud(vaadedilmiş topraklar) olan Fırat ve Nil nehirlerinin arasındaki bölgede kurulması hedeflenen Büyük İsrail Devletini ifade etmektedir. Yani elimizden daha önce aldıkları topraklar yetmemiş, bugünkü topraklarımızda da hâlâ gözleri var.

Misak-ı Milli sınırları hiçe sayılarak Anadolu topraklarına sıkıştırılmış Türkiye Cumhuriyeti emperyalist güçler tarafından sanki eline vur lokmasını da al gibi düşünülmüştü adeta. Kıbrıs adası Akdeniz’de hem Türkiye’nin güneyi hem de başta İsrail olmak üzere Doğu Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler için son derece stratejik bir konumdadır. Bu adayı Rumlar’ın eliyle emperyalizmin üssü haline getirmek üzere Kıbrıs’taki Türk varlığını bitirmek için her türlü zulmü ve soykırımı yaptılar. Nasıl olsa Türkiye Cumhuriyeti güçsüz, ABD’nin sözünden çıkamayan bir ülke idi onlara göre. 

Adadaki gelişmeler hem orada yaşayan Türk halkı için dayanılmaz boyutlara gelmişti hem de Türkiye’nin güney güvenliği büyük tehdit altında idi. Bu durumda yapılması gereken şey tıpkı İstiklâl Harbi’ndeki ruhla Kıbrıs’a bir askeri harekâttı. 20 Temmuz 1974 sabahı “Ayşe tatile çıksın” kodlu emirle Türk askeri adaya çıktı. 

Harekâtın detayları ve sonrasında Amerika’nın ambargosu ile nasıl başa çıkıldığı konusuna girmeyeceğim burada. 

Adına Kıbrıs Barış Harekâtı dediğimiz bu askeri harekât neticesinde 1976’da adada önce Kıbrıs Federe Türk Devleti kuruldu. Daha sonra 15 Kasım 1983’te Kubrıs halkı self determinasyon hakkını kullanarak Kıbrıs Türk mücahitlerinden merhum Rauf Denktaş’ın liderliğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. 
Bu devletin bayrağı da iki kırmızı çizgi arasında ay yıldız olarak kabul edilmiştir. Böylece bölgedeki bütün devletlerle birlikte bütün dünyaya Fırat ile Nil nehirleri arasındaki Türk varlığı kırmızı çizgilerimizle unutulmamak üzere hatırlatılmıştır. 

Bu anlamlı günde tüm Kıbrıs mücahitlerini, gazilerimizi ve şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 

Türkiye umuttur🇹🇷
Türk beklenendir. 🇹🇷

Peyami Bayram
20 Temmuz 2023
Arnavutköy, İstanbul 

15 Temmuz 2023

15 Temmuz 2016’ya Nasıl Gelindi?

“Türk olamadıysan oldun Amerikalı”

İsmet Özel


Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir dizi darbelerle şekillenmiştir. 

Cumhuriyet kurulmadan çok önce de Osmanlı Devletini bir kaç önemli darbe ve darbe girişimi zaafiyete uğratmıştı. İçteki hainlerin dışarıdaki emperyalist güçlere ram olması neticesinde koskoca imparatorluk malum olduğu üzere paramparça edilerek büyük bir işgalin neticesinde son nefesini vermek üzereyken kuvayı milliye ruhu ile adeta küllerinden yeniden doğmuştu. 


Bu esnada dünyada Osmanlı Devletinin parçalanması ile değişen güç dengeleriyle Birleşik Krallık denilen üzerinde güneş batmayan imparatorluğun yeni dünyadaki üssünde kıta Avrupa’sını da etki alanına alarak okyanus ötesinde kurulmuş ve hazırlanmış olan ABD adında yeni bir güç dünya sathına yayılmaya başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı Devletini ortadan kaldıran bu güçler İkinci Dünya Savaşı ile de  arkalarında yetmiş milyondan fazla ölü ve yakılıp yıkılan yüzlerce şehir bırakarak Sovyetler Birliği ile dünyadaki egemenlik alanlarını pay etmişlerdi aralarında.


Türkiye Cumhuriyeti Kore Savaşında komünist doğuya karşı batıya sadakatini ispatlamış olarak miladi 1952 yılında ABD ve İngiltere’nin domine ettiği, yani aslında sırf kendi menfaatleri için kurulan  Kuzey Atlantik İttifakına kabul edilmişti. Türkiye NATO saflarında “Allah Allah” nidaları ile savaşan tek müslüman ülkedir hala. 


Sonra ne mi oldu?


Adına Amerikan Askeri Yardım Heyeti denilen JUSMMAT (Joint US Military Mission for Aid to Turkey, "Türkiye'ye Yardım için Ortak ABD Askeri Kurulu Ankara’nın göbeğine yerleştirildi. Genelkurmay Başkanlığımızı adeta perde ardından yöneten bu garip(!) kurum yakın zamana kadar işlevini sürdürdü. 


1960 ve 1980 askeri darbeleri, 1971 12 Mart muhtırası, 1997 28 Şubat MGK Bildirisi, 2007 27 Nisan E-Muhtırası Türkiye’nin demokrasi tarihine doğrudan ve dolaylı askeri müdahaleler olarak geçmişse bunda NATO vasıtası ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne nüfuz eden Amerika’nın marifeti ve payının büyüklüğü tartışmasızdır.


Bu esnada Türkiye’de fikir hareketleri de hem dünyadaki gelişmelerin etkisiyle hem de içteki bazı gelişmelerle Anadolu halkının geleneksel/örfi talepleri neticesinde farklı ve zıt kutuplarda gelişmekteydi. Siyasete yön veren büyük güçlerin bunu da mutlaka kontrol altında tutması gerekirdi. Bir yandan sol/sosyalist/komünist fikirler, diğer yandan ise milliyetçi/muhafazakar/dindar akımlar Türkiye’nin istihbarat örgütünün de doğrudan içinde olan ABD’nin yakın takip ve yönlendirmesi altındaydı. Bu fikir hareketleri farklı örgütlenmelere ya yönlendiriliyor veya mevcut örgütler içine sızdırılan elemanlar vasıtasıyla istenilen mecralara sürükleniyordu. 


ABD için bütün ilişkilerde kazanç esastır. Hiçbir fikir, inanç, düşünce veya harekete duygusal ve teorik bazlı bakmazlar. Kendi menfaatleri için uygun hale getirebildikleri her türlü fikir, inanç veya organizasyonu desteklerler. 


Yukarıda zikrettiğim darbe ve darbe benzeri askeri müdahalelerin hepsinin öncesinde bu tür mekanizmalar ABD tarafından istismar edilmiştir. Sadece ülkemizde değil bütün dünyada uzun vadeli planlar yapan ABD kurduğu veya desteklediği örgütleri çok farklı projelerde de kullanmak üzere alternatif planlar yapmaktadır. 


Fetullah Gülen ve ekibi de 1960lardan itibaren pek çok diğer örgüt ve benzerleri gibi kullanışlı bir aparat olarak günden güne güçlendirilerek uluslararası bir hale getirilmişti. Hem ılımlı İslam fikirleri ile İslam dünyasında hem de Türk okulları ile Türk dünyasında müzahir grupların ilgi odağı haline getirilmişti. Fakat Fetullah’ın himayesindeki bu örgüt Türkiye Cumhuriyeti’nin bürokrasi, yargı ve askeri kurumlara sinsice yerleştirilen elemanları vasıtasıyla 1980lerden itibaren her kademede gizli bir şekilde nüfuz elde etmişti. 


ABD ve NATO ile uyum içinde çalışan ve Fetullah’ın örgütü ile de ilk zamanlarda işbirliğine giden Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri zaman içinde askeriye dahil kamu kurumları üzerinde yeterli nüfuza eriştiğine kanaat getirince Fetullah’ın elemanları ile yolları ayırdı. Bu durum ABD’nin hiç işine gelmedi. Zira Erdoğan gibi güçlü bir liderin yıllardır planlar yapıp emek verdiği 1979 İran devriminden sonra Orta Doğu’nun merkezine oturttuğu çok önemli bir konumdaki Türkiye’nin başında kontrolsüz bırakılması uygun değildi. Bu maksatla FETÖ militanı yargıçlar tarafından MİT müsteşarının ifadeye çağrılması aslında dönemin başbakanı için kurulmuş bir kumpastı. Tıpkı daha önce TSK içindeki kadrolaşmalarının önünü açmak için yapılan kumpaslar gibi. Son olarak 2015 seçimlerinde de demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırılamayan Erdoğan’ın tasfiyesi için tek bir yol kalmıştı; askeri bir darbe. 


15 Temmuz 2016 gününe işte böyle gelinmişti. 


Devam edecek..


Peyami Bayram

15 Temmuz 2023

Arnavutköy, İstanbul 

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...