06 Şubat 2022

İki grup

Devleti sağmal inek yerine koyup, üstelik sütünü haksız yere aldığı halde o ineğe bir tutam ot bile vermeyenler bir yanda öte yanda devleti kıymetli bir emanet olarak gören ve onun zerresine zarar gelmeden bir sonraki emanetçiye kadar onu koruyup, ona değer katıp teslim etme gayreti gösterenler var. 


İlk gruptakiler ikinci gruptakilerin önüne geçerse herkes helak olur. İkinci gruptakilerin emaneti koruma mesuliyetinin yanında devletin bekası ve milletin selameti için ilk gruptakilerin haksızlık ve hukuksuzluklarına da göz yummadan mücadele etmesi kaçınılamaz bir ödevdir.


Bu iki grubun hangi parti, purti, cemaat, cemiyet, din, mezhep ve ırktan olduğuna bakmadan mümeyyiz bir akılla onların amelleri, yani ne işledikleriyle ilgilenmek hikmetli insanın yoludur. 


Unutmayalım!

Türkiye Cumhuriyeti dünyanın umududur.


🇹🇷🇹🇷🇹🇷


Peyami Bayram

5 Şubat 2022


03 Ocak 2022

Umutlar vadeli, hayat peşin..

Umutlar vadeli, hayat peşin..


Allah'ın on pulunu bekleyedursun on kul,

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul!

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa,

Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

(N. F. Kısakürek)


Günümüzde her ihtiyacımızı(hayır düzeltelim her harcamamızı) vadeli yapmak iyiden iyiye yerleşti yaşantımıza. 

Niçin "ihtiyac"ı "harcama"yla değiştirdiğimizi de izah etmekte fayda var. Günümüzde biz insanlar ihtiyaçlarımızı değil, modern yaşamın ve popüler kültürün bir nesnesi olarak  çeşitli yollarla bize dayatılanları satın alır olduk. Bu yüzden çıktı bu yeni tarz harcama alışkanlığı. Bu yüzden hiç kimse artık "ayağını yorganına göre uzat"maz oldu. Bu sebeple artık hiç kimse "damlaya damlaya göl olur"a inanmıyor veya o kadar sabredip beklemiyor. Hepimiz herşeye hemen sahip olmak istiyoruz. 

Bu şartlı refleks haline getirilmiş bir durum bence.

İlk önce insanların bilinçaltına her türlü görsel, işitsel ve yazılı yollarla ve numune uygulamaları ile bu yönde ön bildirimler yükleniyor. İkinci aşamada bu ön yüklemeler farklı türden senaryolarla halk içinde gösterime giriyor, canlı örnekler iştah kabartıcı şekilde göz önüne konuyor. Üçüncü aşamada halkayı tamamlayan şebekenin esas başı devreye giriyor: banka!

Zihnen hazır hale getirilmiş olan kurban için noksan olarak geriye aslında bu sürecin en önemli parçası olan para kalıyor. Onun da biricik kaynağı günümüzde bankalar çıkıyor karşımıza. Zira artık eş, dost, akraba ve komşular arası borç alış verişi kalmadı. Laf aramızda artık satın alınacak şeyler için konu komşudan borç istemeye yüzümüz tutmuyor. Öyle ya hangi yüzle kardeşinizden, arkadaş ya da komşunuzdan çocuğunuza yeni bir tablet bilgisayar, eşinize şöyle bilmem ne marka bir çanta veya yaz tatilini beş yıldızlı bir otelde geçirmek için borç isteyebilirsiniz? İşte bunun gibi şeyler için isteyemeyen zavallı insan düğün, nişan, hastalık ve benzeri sıkıntılı veya masraflı dönemlerinde de konu komşusunun kapısını çalamaz oldu. Kültürümüz, geleneğimiz değişti farkında olmadan. Modern yaşam tarzı bizi insanlığımızdan, değerlerimizden, töremizden uzaklaştırırken yeni tarz ilişkiler ortaya çıkardı. Bu durumda modern kapitalist düzenin baş oyuncusu bankalar devreye giriyor. Sözde İslami veya değil her türlü banka bunlar. 

Yukarıda bir halkaya benzettiğimiz bu düzenin çıkar gruplarının menfaatleri yönünde sürmesi için kamu otoritesi olan devletin de gerekli tedbirleri almasıyla kumpanya tamamlanmış oluyor. Böylece işçi/emekçi zümresinin emeğinin karşılığında aldığı ücretin büyük kısmının tekrar bu sömürü çarkına iadesi sağlanmış olur. Bununla kalmaz uzun vadeli, hatta neredeyse ömür boyu borçlanan işçi/emekçinin ayağına takılan modern prangalar(kredi/borç) vasıtasıyla özgürlüğü de elinden alınarak yeni dünyanın köle düzeninin temelleri sağlamlaştırılır. Öğretilmiş/belletilmiş çaresiz birey için bu durum karşısında fazla bir seçenek yoktur. Ya bu köle düzeninin bir parçası olacak veya eylemsizlik halini tercih ederek münzevi bir hayat yaşayacak. Köle düzenine karşı mücadele seçeneği elbette bulunmakta fakat bu tür mücadeleyi yaptığını iddia edenlerin de aslında bir yandan o köle düzeninin bir nesnesi olarak sistemin içinde bulunuyor olmaları başlı başına bir paradoks teşkil ediyor akıl sahibi kimseler için. 

Bunca lafın arkasından somut bir sonuç çıkarmak isteyenlere bir kaç notla konuyu kapatalım. 

"İslami" olanları da dahil bütün bankalardan kesinlikle kredi, kredi kartı, vadeli hesap, katılım hesabı, leasing ve benzeri her türlü şekilde uzak durmalı. 

Bireysel özgürlüğüne sahip olmak isteyen, neyi, ne kadar ve ne zaman satın alacağına kendisi karar vermek isteyen, yaşadığı toplumda aile, akraba, arkadaş ve komşu kavramlarının canlı kalmasını arzu eden, "tek dişi kalmış canavar" olan aslında vahşi olan bu modern dünyanın yeni kapitalist sömürü çarkına yem olmak istemeyen tüm işçi, emekçi, memur, tüccar, esnaf, emekli, çiftçi ve işveren izzetli ve erdemli kimselere selam olsun. 


Peyami Bayram

03/01/2015

İstanbul, Arnavutköy

31 Aralık 2021

KISA YAZI

KISA YAZI

Çok sıcak olsa da ben hep severim uzun yazı.

Ders almaz, çoğunluğun okuduğu kısa yazı.

Dostum, bulduğun değil aradığındır nasibin.

Kim ne derse desin tercih ederim kışa yazı.


Peyami Bayram

İstanbul

31 Aralık 2021

16 Aralık 2021

Ey Türk iyi bak denize!

 Ey Türk iyi bak denize!

Yollar var sularda, saraylar ve köprüler. Altında türlü nimetler, nice cevherler; dostluğa liman, düşmana engeldir rotası denizin. Sema da senindir açıldıkça denize, Anavatanın huzur, güven ve bereketi denizde. Deniz tükenmez hazine Haydi Türk denize! Türkiye Bayrağı⚓

09 Aralık 2021

Saat Kuleleri




Saat kuleleri geleneksel şehir mimarisinde önemli bir yeri olan unsurlardandır.

Şehir meydanlarının vazgeçilmezi de denilebilir.

Bulunduğu mekana bir kimlik, bir karakter katar.

Yaşanılan mekanı zamanla irtibatlandırır. İnsana zaman ve mekan ilişkisini hatırlatır.

Civarındakilere geçip giden zamanı hatırlatır. Mekanı bırakıp gidecek olanlara zamanın sürekli akmakta, mekanın sabitliğine mukabil zamanın hiç durmadığını her an hatırlatmaktadır.

Ayrılmalar, kavuşmalar, buluşmalar, başlamalar, bitişler hep belirli bir zamanda ve mekanda olur.

Saat kulelerinin bizim mekana ait şuurumuzu zaman boyutu ile ilişkilendirmekle alakalı çok önemli bir işlevi vardır. Bu nedenle saat kuleleri mekana herhangi bir aksesuar gibi değil oraya kimlik ve kişilik kazandıracak, belki de o mekanın mührü olacak bir eser olarak tasarlanmalıdır.

Tarih iz bırakanların hatıralarıyla yazılıyor. Dünyadan göçüp giden milyarlarca insandan iz bırakanlar sayılıdır. Sayılanlardan olmak ve saygın olmak eser bırakmakla ilgilidir tamamen.

Kayaşehir merkezinde bulunan saat kulesi benzeri bu dikitteki işlemeyen saatler bana ne çok şey hatırlattı böyle..

Peyami Bayram
7 Aralık 2021
İstanbul

22 Kasım 2021

çok şükür namaz var

hayat bu;

yaşanıyor işte

ya pislik içinde bir böcek

ya da mis kokulu nadide bir çiçek

sebeb-i hikmeti elimde:

tuttuğum işte..


ne ben başladım,

ne de ben bitirebilirim..

kudret kaleminin yazdığını

ben nereden bilebilirim..


vardır benim de günahlarım;

kimi aniden çıktı karşıma;

cazibedar bir edayla,

kimi benim sırlı odalarım;

bazen firar edip içine dalarım.

bazı zaman tufan, kar olur

ben yine baharı ararım..


ben her şeyi hayra yorarım;

yolda karşılaştığım manzarayı,

içinden geçtiğim her olayı,

ardımda bıraktığım bir yarayı;

bilemem müsebbibi kimdir

dargınlıkların, kardeş kavgalarının,

amele sofrasındaki yavan aşın,

açlığın, yoksulluğun, savaşın..

amenna ve saddakna;

bilirim 

ve

ilahi emre uyarım;

daima çalışırım,

varsa iki elim ve bir de başım..


ne gelirse başıma;

bendendir,

ilahi yazgı deyip geçmem,

her birine ibretle bakarım,

vicdan pınarında ellerimi yıkarım,

sonra,

sonra o içten nazarım,

ve

seslenir kalbim;

mazlumun gözyaşında,

mağrurun dik kaşında,

ya varsa benim de payım?

eyvah!

işte o zaman yanarım..


fitne katilden beter..

bakışı fitne olanlar

her yerden biter,

sinsi sinsi yüzüme bakar,

içimdeki şeytana akar,

ya gözümü çevirir ondan,

ya uzaklaşırım bakışından..


üç kuruşluk menfaattir;

insanın insana ettiği,

yok aslında;

kimsenin kimseye yettiği..


hangi dünyalıyla dalsam sohbete

karın tokluğuna and içer,

bol yalanlı sözlerle günü dün eder.

yaşamaktadır kendisinin olmayan her anı,

bırakmıyor insanda güzel bir anı,

ne çok oyalandım der 

ve çeker gidersem

kendimi bahtiyar hissederim

özüme dönersem..


özüm benden yana mı?

onu bilemedim işte,

içime bakıp da 

kendimi göremedim

mesnetsiz hiç bir yönelişte..


şükür ki namaz var;

sırlarımı paylaştığım,

yalvarıp yakardığım;

sensin Rabbim..

içimi benden iyi bilen,

her anımı sicil defterime kaydeden,

beni bana bırakma diye sığındığım,

yoktan yaratan, 

yaşamı elinde tutan,

bana benden daha merhametli,

yardan ve anadan daha şefkatli

bağışlaması bol,

türlü türlü nimetleri veren,

izzet ve şerefin asıl sahibi,

her şeyi işiten ve gören 

Rabbimle buluştuğum,

kendimi bulduğum,

gönlümün hakka baktığı,

gözümün önüme aktığı,

istikametimi düzelten,

beni benden alıp O'na yönelten,

iyi ki niyaz var,

çok şükür namaz var..


Peyami Bayram

22 Kasım 2021

Arnavutköy, İstanbul









12 Kasım 2021

TİCARETTE HERŞEY KARŞILIĞINI BULUR, YA HAYATTA?


Başladığımız her işe bitirilmesinin neticesinde bir beklentimiz olduğu için başlarız.

Bilgi, beceri, meslek veya diploma edinmek için eğitim alır ya da öğrenim görür; 

muhtelif ihtiyaçlar için gerekli parayı kazanmak maksadıyla ücretli bir işte çalışır veya ticaret yapar; 

çeşitli mahsuller elde etmek için bağ, bahçe, tarla işleri ile uğraşır; 

hastalığa şifa bulmak için hastaneye gider; 

ziyaret, dinlenmek ve eğlenmek için seyahat eder; 

mutlu bir yuva kurmak ve çocuk sahibi olmak için evleniriz. 

Yani ne yaparsak yapalım o işin sonucunda bir şey elde etmek maksadıyla başlarız. 

Herhangi bir işe başlamadan önce kimi insan inceden inceye bir çok plan, program ve hesap yapar, kimisi de tabiri caizse bodoslama girer işin içine. Her iki durumda da bir beklenti vardır elbette neticeden. Çok hesap edenin mi beklentisi ve/veya kazancı daha çok olur, yoksa diğerinin mi bu bilinmez.

Kimin nasıl başladığı ve bitirdiğinden ziyade insanın elinde ne kaldığına bakarak bundan tatmin olup olmadığı ile ilgilidir yazıdaki konumuz. 

İlk çocukluk evresi ile ergenlik sürecinde daha çok ebeveyn yönlendirme ve yönetimi altında olduğu için bu kısmı saymazsak insanın okul, iş ve meslek, evlilik, aile ve sosyal hayat gibi bir çok alanda tercihler ve seçimleri vardır. İnsan bütün bu tercih ve seçimlerinin ve tabii ki o yolda sarf ettiği emeğin karşılığını alır.

Başarılı bir eğitim hayatı ve iyi bir kariyer yolunda iş ve çalışma hayatını yürüten kişinin emeklerinin karşılığını aldığını ve bu süreçten kârlı çıktığını düşünebiliriz. Aynı şekilde güzel bir ticaret yapan ve günden güne sermayesini artıran bir tüccarın da süreçten kârlı çıktığını söyleyebiliriz. Gerçekten de bu durumdaki insanların zarar ettiğini kimse düşünmez.

Şurası bir gerçek ki hayat sadece eğitim, sadece iş, sadece aile, sadece sosyal hayat değil bunların da içinde olduğu bir bütündür. Hatta bu saydıklarımızın dahi kendi içinde safhaları, bölümleri vardır. İnsanın hayatın her alanında ve her alanın da her safhasında ve bölümlerinde kazançlı olması, kârlı çıkması neredeyse imkansız. Mesela herkes hastalanabilir, bir yakınını kaybedebilir, bir işinde zarar edebilir, bir dersten düşük not alabilir vs.

Burada üzerinde durmak istediğim konu hayata bütüncül olarak baktığımızda varılacak son noktada neticenin kâr mı yoksa zarar mı olacağının, kazananın veya kaybedenin neye göre belirleneceğidir.

Esasında belki de söylenmesi gereken tek ve en gerçek şey şudur: her insan bir gün mutlaka ölür.

İşte her şey burada bitiyor gibi gözükse de aslında burada başlıyor.

Neden?

Çünkü ölüm herkesi eşitliyor.

Çıplak ve soğuk bir beden ve toprakla buluşma..

Ya sonra?

İşte asıl hesap bundan sonra.

Nasıl mı?

Tıpkı bir ticaret gibi. 

Elindeki bir defaya mahsus verilmiş olan sermayeyi(hayat) nasıl yönettin, ne aldın, ne sattın, hangi yatırımı yaptın, nasıl tasarruf ettin veya nasıl israf ettin, kimin hakkı kaldı, kimin gözü kaldı, kimden (ç)aldın, kime/kimi sattın? 

Bunun gibi daha pek çok soru gibi soruların yaşanmış cevaplarını da karşımızda bulacağımız bir hesap sonunda hayat sermayemizden kar mı ettik yoksa zarar mı ortaya çıkacak.

Karşılığı mı?

Evet, çok yaşasa yüz yıllık ömrü olan insana bir kez daha dönüşü olmayan yaşanmışlıklardan ebedi bir hayata geçişte kaybettiğini görmüş olmak bile ceza olarak yeter bence. Hiç bir cehennem sahnesini düşünmeye gerek yok, o ebedi pişmanlık yeter. Birilerinin bayram ettiğini, sevinç çığlıkları atıp, mutluluktan uçtuğu bir ortamda tüm sermayesini kaybeden için çılgın alevli ateşlerden daha kötüsü hissedeceği pişmanlık ve hüzündür.

Oysa kazananın sevinci ne büyüktür düşünsenize. Kıt kanaat olsa da geçinip giderken ne en ufak ne bir menfaat ne de geçici bir heves yüzünden hiç bir kötülüğün, ahlaksızlığın, yalanın, dolanın, talanın ve zulmün yanında olmadan dümdüz yaşamış; alnının teri ve emeğinin karşılığında elde ettiği tertemiz kazancı ile hayatını idame ettirmiş bir insanın imtihanı/ticareti kazandığının müjdesini aldığındaki sevinç gözyaşları cennet ırmaklarıdır. Onun yaşadığı ebedi mutluluğun hazzının tarifi imkansızdır.

"Ve öyle kimseler var ki gerçekte inanmadıkları halde “Biz Allah'a ve Ahiret Günü'ne inanıyoruz” derler.

(Aslında) onlar, (böylece) Allah'ı ve imana ermiş olanları kandırmak isterler. Halbuki kendilerinden başka kimseyi kandıramazlar; ve bunu da fark etmezler.

Kalpleri hastalıklıdır, Allah hastalıklarını daha da arttırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir.

Onlara “Yeryüzünde fesat yaymayın!” denildiğinde “Biz sadece ıslah edicileriz!” diye cevap verirler.

Gerçekte onlar fesat saçan kimselerdir, ama bunu (kendileri de) idrak etmezler.

Onlara: “Diğer insanların inandığı gibi inanın!” denildiğinde, “(Şu) dar kafalıların inandığı gibi mi?” diye cevap verirler. Gerçekte onlardır dar kafalılar, ama bunu bilmezler!

Ve imana ermiş olanlarla karşılaştıklarında, “Biz de [sizin gibi] inanıyoruz!” derler; ama şeytanî dürtüleriyle baş başa kaldıklarında, “Aslında biz sizin yanınızdayız, onlarla sadece eğleniyoruz” derler.

Allah da bu alaycı tavırlarından dolayı onlara hak ettikleri karşılığı verecek ve onları küstahlıkları ile başbaşa şaşkınca bocalamaya terk edecektir.

(Çünkü) onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlar, ama ne (bu) ticaretleri onlara fayda sağlamış, ne de [başka bir şekilde] hidayet bulmuşlardır." (Bakara Suresi, Ayet 9-16)

"Allah'ın vahyine [şeksiz şüphesiz] uyanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli-açık başkaları için harcayanlar: işte ancak bunlar hiç kesintiye uğramayacak bir kazanç umabilirler." (Fatır 29)

"Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar." (NUR 37)

"Allah'ın kitabını okuyanlar, namazı kılanlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah için) gizli ve açık sarf edenler, asla zarara uğramayacak bir kazanç umabilirler." (FATIR 29)

Peyami Bayram

12 Kasım 2021

Arnavutköy, İstanbul


RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...