17 Haziran 2025

Yalana dair

Biri size yalan söylediğinde belki onu o anda anlamayabilirsiniz. Bu öncelikle sizin o kişiye karşı hüsn-ü zannınızdan sonra da onun tutarlı senaryosu ve inandırıcı oyunculuk kabiliyetindendir. Lakin hüsn-ü zannı ortadan kaldırınca en tutarlı senaryo ve en inandırıcı oyunculuk bile kar etmez: aldatmak artık imkan dışına çıkmıştır. Aldanmış gibi görünmek aslında o insanın ya çaresizliği veya çatışma cesaretinden yoksunluğundandır. Bu da aslında yine bir iyi niyet ve bu iyi niyete bağlı bir beklentidendir. Çok mu saflık bu kadarı da? Evet, biraz öyle görünse de yalan söyleyene karşı yapılacak şey ona yalanını yüzüne vurmaktan ziyade hakikati bildiğini hissettirmek belki daha iyi bir yoldur. Böylelikle belki insani yönü ağır basar da yalandan vazgeçer. Yine de vazgeçmezse mi? Elbette ondan uzaklaşmak son çaredir ve zor da olsa mutlaka uzaklaşmalıdır. 

Herkes yaptıklarının bedeline katlanmalı!

Peyami Bayram 

17 Haziran 2014

İstanbul 

04 Haziran 2025

Vaktin Resmi Geçidi

Vakitler sıraya girmişler 
hepsi geçit resminde
Bir bir ilerliyor önümde
Durduramadım hiç bir vakti
           denediğim her seferinde 
Ne dün ne de önceki gün 
           sıralarını vermediler birbirlerine
Geçti gitti hepsi tam vaktinde..

İstikbal de vaktinde gelecektir,
                   sabırsızlık nafile
Mukadder müstakbeldir
                   sıradaki kafile 
Ne kadar istemesek de kabullendik;
                   ömür tek seferlik..

Anlamayan kalmadı;
         zamanı geri döndürmek ham hayaldir,
Ola ki bir daha başlasa bu hayat seyri;
        yine aynısını yaşar ademoğlu besbelli.
İnsan sabırsız, aceleci, nankör ve bencildir,
Nefsine söz geçirebilen insan-ı kâmildir..

Peyami Bayram 
4 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul 


29 Mayıs 2025

Esas Etki Alanı

Yapamadığımız şeyleri konuşuyoruz. 
Cesaret bile edemeyeceğimiz eylemlerden bahsediyoruz.
Haddimiz olmayan işlere müdahil olmaya meylediyoruz. 
Bilgimiz dahi olmadan hükmümüz oluyor. 

Bütün bunlar aslında kendi esas etki alanımız içinde kalamıyor olmamızdan kaynaklanıyor. 
Esas etki alanımız, yani haddimizdir, hududumuzdur.
İç dünyamızdan başlayan, davranışlarımızda somutlaşarak kendini gösteren ve yakın çevremizle ilişkilerde sonlanan alandır her kişinin esas etki alanı.

Hani “herkes evinin önünü temiz tutarsa şehir tertemiz olur” diye bir söz vardır ya; insan kendi içinden başlamalı samimi, ahlaklı ve dürüst yaşamaya. Ailesine, işine ve yakın çevresine bu şekilde yansıtabilirse içindeki güzellikleri durgun suya atılan bir taş misali halka halka yayılacaktır iyilik ve güzellikler.

İşte bu kadar basit ve bir o kadar da zordur insanın nefsiyle başa çıkması. Bunu başarabilen beşer olmaktan insan olmaya geçer. İlk atamız Adem’in kısası da bununla ilgilidir zannımca. Elbette doğrusunu Allah bilir. 

Peyami Bayram 
29 Mayıs 2025
İstanbul 

28 Mayıs 2025

Ne Etmeli?

Kendi kusurundan başkasını Görmemeli,

Tenhada bile kem söz duysa İşitmemeli,

Nefsine yenik düşüp malayani Söylememeli,

Ayağı asla harama Gitmemeli,

Gözü baksa da namahremi Görmemeli,

Ölüm var, dünyayı fazla Sevmemeli,

Hoşuna gitse de gönlünü bâtıla Vermemeli,

Bedeli ne olursa olsun yalana Meyletmemeli,

Anaya ve babaya öf bile Dememeli,

Yetim, öksüz ve fakiri Üzmemeli,

Servet ve iktidar sahibine dalkavukluk Etmemeli,

Nimete Nankörlük Etmemeli;

                 Dil, fikir ve eylemle daima şükretmeli!

Büyük söz Hak’tan gelendir;

                 Boyun büküp Dinlemeli,

Sadece Hak yolunda Ünlemeli!


Peyami Bayram 

28 Mayıs 2025

Arnavutköy, İstanbul 

19 Mayıs 2025

Her gün ölüp yeniden diriliyoruz

Yemek ve içmek gibi uyumak da insanın hayatta kalabilmesi için zaruri ihtiyaçlarındandır. Hiç bir insan uyumadan yaşayamaz. Hatta belli bir süre ve belli bir kalitede uyku uyumayan insan sağlıklı bir yaşam da süremez.

Her gün zorunlu olarak uyuduğumuz uykunun ölümden bir farkı uyandığımızda hayata kaldığımız yerden devam edeceğimizdir. Türkçemizde “ebedî uyku” olarak da adlandırılan ölüm halinde ise insan bir daha bu dünyaya gözlerini açmamak üzere uykuya dalar. Can, nefs, ruh, bilinç veya şuur, adına ne derseniz deyin, onun ortadan kalktığı hâldir uyku hâli. 

Ebedî uyku vakti gelince uyanık kalmanın veya o uykuya dalıp da tekrar bu hayata uyanmanın artık hiç bir imkan ve ihtimali kalmamıştır. Bunu da hepimiz biliriz elbette.

Bilmekle idrak etmek aynı uyku ve uyanıklık, hayat ve ölüm gibi birbirine bağlı ama bir o kadar da uzak kavramlardır.

Hayat hepimiz için daima zıtlıklarla dolu bir süreçtir  

Bir yandan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Öte yandan bir gün, bir an ebedî uykuya dalıp bu hayattaki her şeyi geride bırakıp gideceğimizi de çok iyi biliyoruz.

İşte böyle, her gün tecrübe ettiğimiz uyku bize bu hayattan başka bir hayata, bu alemden başka bir aleme geçiş olduğunu fiilen yaşayarak anlatıyor aslında hepimize. Bazen çok mutlu, bazen korkulu, bazen ümitvar, bazen keyifli, bazen hüzünlü uyanırız uykudan. Çok kısa bir sürede bazen çok uzun bir rüya görürüz. Bazen kan ter içinde uyanırız. Bir bakıma her uykudan uyanışımızda yepyeni bir günle yeni bir fırsat geçiyor elimize.

Bu bizim her gün ölüp yeniden dirildiğimiz hayattır.

Her sabah yeni bir başlangıç, yeni bir fırsattır her bir insana. Adeta yeniden doğuş, yeniden canlanış gibi.

Hiç uykuya ihtiyacı olmayan, hiç uyuklamayan, daima diri, hayatı ve ölümü yaratan, yarattıklarına sonsuz merhamet sahibi, geceyi dinlenme ve gündüzü çalışma için bir ölçüye göre var eden alemlerin Rabbi olan yüceler yücesi Allah biz insanlara düşünüp akletmemiz için uykuyu da uykudan uyanarak tekrar yaşama devam etmeyi de birer ayet/delil olarak her gün yaşatmaktadır.

“Allah'tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.” Bakara 255

“Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.” Zümer 42

Düşünüp ibret alanlardan olmak duasıyla.

Peyami Bayram

19 Mayıs 2025

Arnavutköy, İstanbul 


10 Mayıs 2025

Dünyanın Hali


Günümüzde insanlık acımasız bir materyalizmin, tek dünyalı bir egoizmin, kalpsiz bir fanatizmin, düşüncesiz bir oportünizmin batağında debelenmektedir maalesef. 

Bu dünyadaki hâkim gücün koalisyon ortaklarını tanımak isterseniz özellikleri şunlardır;

Paraya/sermayeye tapar; insana/emeğe değer vermez,

Silah satar; barış istemez,

İlaç satar; sağlık istemez,

Din satar; akıl istemez,

Cahildir; ilim istemez,

Yolsuzdur; düzen istemez,

Haksızdır; hukuk istemez,

Bu ortaklardan herhangi birini fark ederseniz hemen ondan uzaklaşın. 

Yeryüzü çok geniştir. 

Rızkını arayana imkânlar çoktur. 

Kanaatkârın kısmeti daima boldur. 

Vesselam. 


Peyami Bayram

10 Mayıs 2025

İstanbul

04 Mayıs 2025

Bilgi, Yapay Zeka ve İrade



Bilgisayar çağı, bilgi çağı, iletişim çağı derken yapay zekâ ile iş yapmaya kadar geldik. 

İnsanlık için tarih boyunca bilginin değerli olması ve bilgiye ulaşma çabası hep var olmuştur. Tarih boyunca kurulmuş olan medeniyetler askeri/maddi gücün yanında siyasi gücün de temelini oluşturan bilgi, yani ilim ve onun ürettiği teknoloji ile kurulabilmişti. Salt maddi/askeri güç ile ancak bölgesel ve geçici bir başarı elde edilir ve onunla beraber yağma ve talan yapılabilmiştir. Kalıcı zaferler ise ancak bilginin ve onun getirdiği medeniyetin gücü ve etkisiyle mümkün olabilmiştir. 

Günümüzde içinde bulunduğumuz global kültür de böyle kurulmuş bir çeşit modern medeniyettir. Bu medeniyetin de temelinde yine bilginin kurucu ve yapıcı güç olarak kullanıldığını görmek mümkündür. Eski medeniyetlere nazaran modern medeniyette bilgiye ulaşmak çok daha kolay gözüküyor. İçinde bulunduğumuz bilgisayar/internet çağında iletişim imkânları çok fazla ve çok hızlı bir şekilde bilgiye erişimi kolaylaştırıyor.  Evet, görünen bu. 

Ancak soru şu; madem bilgiye ulaşmak bu kadar kolay o halde neden dünyanın her yerinde aynı refah düzeyi, barış ve huzur ortamı, kaliteli sağlık hizmetleri vesaire bulunmuyor?

El cevap; birincisi kolayca ulaşılan bilgi ihtiyacı karşılamaya yeterli değil veya güncel değildir, ikincisi bilgi tek başına bir çözüm sunmaz, üçüncüsü hangi  bilgiye ulaşmak gerektiği de bir başka bilgiyle mümkündür. 

Şimdi gelelim modern insanın yapay zekâ ile iş yapabilmesi meselesine. 

Modern insan dijital hapishanenin görünmeyen duvarları arasında özgürce(!) yaşarken kendisine sunulmuş olan bu konforunu bozmadan her işini halletme hazzını da yaşamak ister. Ölüm bu insanın neredeyse hiç aklına gelmez. Varsa yoksa şimdi ve burada hızın ve hazzın doruklarında yaşamaktan başka bir şey düşünmeyen bir kafa yapısına sahiptir bu modern insan. Böyle olunca her şeyin kolayca ve zahmetsizce hızlı bir şekilde halledilmesi gereklidir ona göre. Zaten modern insanın dijital hapishanede gittikçe körelen düşünme ve akletme melekesi üretkenlikten çoktan çıkmış, sürekli tüketecek şeyler aramaktadır. İşte bu insanlar için yapay zekâ ihtiyaçtan da öte zorunluluk haline gelmiş/getirilmiştir. 

Gelinen noktada bu modern tembel, aslında dijital tutsak/köle için yapay zekâ büyük bir fırsat veya önemli bir araç gibi gözükse de aslında onun için dijital esaretin daha da içinden çıkılmaz bir hale gelmesine sebep olacağı kanaatindeyim. Çünkü bu bir döngü. Önce bilgisayar ve internet, sonra yapay zekâ ile insanın üretkenliği kısıtlanmış, tamamen tüketici ve aciz bir yaratığa dönüşmüştür. 

İçinde bulunduğumuz modern medeniyetin temelinde paylaşmak değil biriktirmek, yardımlaşmak değil bencillik, öteki değil beriki, sonraki değil şimdiki, orada değil burada, ilkeler değil menfaatler hesaba katılarak adımlar atılmıştır ve atılmaktadır. Böyle olunca önümüze sunulan her üründe ve her projede kurucuların geri planda ne gibi amaçla bunları ortaya çıkardığını tekrar tekrar sorgulamak gerekir. 

Öte yandan şunu da belirtmek isterim. Pratikte de yapay zekâ ile elde edilen bilgiler, yöntemler ve sonuçlar için uygulayıcı olarak yine insan aklı, zekâsı, tecrübesi ve iradesi gerektiği muhakkaktır. Etrafını her türlü komutu
çok iyi anlayan ve hatasız uygulayan robotlarla çevrili sanan zavallı dijital mahkumun yapay zekâ ile ilişkisi bu açıdan çok hazindir aslında. 

Biz insanlar etten, kemikten, kandan ve sudan yaratıklarız, yani tabiattan bir parçayız. Öylece topraktaki elementlerden yaratıldık ve yine toprağa karışacak bir bedende yaşayan canlarız. Modern çağda yaşamamız, imkanlarından istifade etmemiz sonuçta bu gerçeği değiştirmeyecektir. 

Dijital ortamın sihirli etkisinden uzaklaşmadan hakikat bilgisine yaklaşmak ve sahici insan olabilmek kanaatimce mümkün değildir. 

Peyami Bayram
4 Mayıs 2025
Arnavutköy, İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...