16 Mayıs 2020

Adem'in Çocukları 2

Adem'in Çocukları 2

Ne sen beni dinledin,
Ne ben seni anladım.
Sen beni suçlu bildin,
Ben seni masum sandım.

Tanımadık,
anlamadık,
çünkü dinlemedik
can kulağıyla birbirimizi
Sormadık neydi derdimizi.

Bilen varsa söylesin,
herkes hakkını istesin;
bir somun ekmek
bir tas çorba
ve bir bardak su.
Kopardığımız fırtanaysa;
denizlerde dalga doğrusu.

Kim haklı diye sormayın,
herkes haklı zira,
kendinizi yormayın.

Ölümü düşünmeden
ne konuşun, ne çalışın, ne de yazın
Kim bilir;
kim kime muhtaç kalır
ya kışın ya da yazın.
Unutmayın bir de;
Kardeşiz hepimiz
ortak babamız Adem'de..

Can çıkmadan çıkmaz huy,
sen yine de vicdanın sesini duy.
Sende olanı ver.
Elin uzanırsa ya uzak ya da yakın,
Kimseden bir şey isteme sakın.
Zahmet verme hizmetçine bile;
Gün olur hepsi gelir dile..

Doğruluk yolun olsun,
Yüzüne tebessüm dolsun.
Verirken dahi son lokmanı;
Sorgulama hiç kimsedeki imanı.

Yarını düşün;
Çünkü ölüm var.
Bugünü yaşa;
Aldığın nefes kadar.
Dün yaptığın iyiliği unut,
Kabahatlerini hatırla;
Tevbe için elini çabuk tut.

Hep Allah'a sığın,
Yalnız O'na secde et
Yalnız O'ndan iste,
Batılı terk et..
Ne varsa içinde
döküleceği günden sakın
İçindeki gizli sandığın.

O hiçbir şeye muhtaç değildir;
Samimiyet 
Rabbinin tek isteğidir.
Teslim olursan O'na
Tasa yok artık sana..

Peyami Bayram
14 Mayıs 2020
21 Ramazan 1441
İstanbul 

11 Mayıs 2020

KORONALI GÜNLER 9 Gerçek Kurtuluş

KORONALI GÜNLER 9

Gerçek Kurtuluş

Nefes alıp veren, düşünen ve akleden insanın yaşam serüveni aslında çok da uzun sayılmaz. Kronolojik olarak yılların sayısıyla bakınca ortalama 70-80 yıllık insan ömrünün normal koşullarda neredeyse ilk 18 yılı çocukluk ve ergenlik son 10 yılı da yaşlılık ve hastalık olarak düşülse geriye net 40-50 yıl civarı bir ömür kalır.

İyi bir ebeveyn ilk çocukluk ve ergenlik yıllarında çocuğuna doğru rehberlik yapabilmişse ne ala. Yok böyle bir imkan olmamışsa hayata 1-0 yenik başlayan bir genç insan karşımızdadır. Bu problemli durum bir kenarda dursun şimdilik.

Genç insan her şekilde hayatı tanımaya çalışacak. Okul, iş, aile, ekonomi,bilim, sanat, hukuk, sosyal hayat, siyaset vs ile ilgili konuları bir bir öğrenme sürecini tecrübe edecektir. Gündelik yaşamda karşılaştığı ya da karşılaşması muhtemel durumları ya birebir yaşayarak veya gözlem ya da eğitim yoluyla öğrenmiş olacak.

Bunların yanı sıra kendini bekleyen malum ve muhakkak kaçınılmaz bir akıbeti, yani ölümü de merak edecek. Öyle ya, bu hayatın bir de sonu var. Hiç hatırına getirmek istemese de bu gerçek her an karşısında duracak. Kimi zaman hastalıkla, kimi zaman yakınlarının vefatı ile ölüm kişinin gündeminin tam ortasına oturacaktır.

Ölüm gündeme gelince hayatın içindeki hususlar tekrar gözden geçirilecek, ister istemez bir durum muhakemesi yapılacaktır. Ölümün soğukluğu, korkutucu olması ve belki de belirsizliği aslında ölümden sonra yeniden dirilişe inanıp inanmamakla ilgilidir. Şayet kişinin zihin ve gönül dünyasında ölüm ve ölümden sonrası için bir tasavvur, bir inanç ve buna bağlı bir yorum mevcutsa  fazla zorlanmadan hayat yolculuğuna devam edecektir.

Yukarıda ebeveynin çocukluk ve ergenlik yıllarında yapmış oldukları rehberliğin önemine bir vurgu yapmıştık. Kişiyi dosdoğru bir inanca sağlam temellerle bağlayan ebeveynin çocukları hayat ve ölüm denklemini çözmekte fazla zorluk yaşamazlar. Bilgiyi kuru bir ezber olarak yüklemek yerine kaynak kodları ve araştırma yollarını öğreten ebeveynlerin çocukları da ilim, akıl ve muhakeme yoluyla denklemin çözümünü başarabileceklerdir. Bunun dışındakilerin hayat yolunda iyi okul ve öğretmen, doğru arkadaş ve çevre en büyük şansları olacaktır.

İnsanın hayat ve ölüm konusunda kafasının rahat olması için Allah ve ahiret konularına da iyi çalışmış olması gerekir. O halde Allah nedir ve nasıldır? Ahiretin mahiyeti nedir? gibi soruların cevap bulması şarttır. İnandığı tanrının nasıl olduğunu bilmeyen bir insanın inandığını söylemesi sadece boş bir söz değil aynı zamanda insanın hapsolduğu bir zindandır. Bu insan teslim olduğu kuvveti tanımayan bir esir konumundadır. Esaret kişinin özgür tabiatına aykırı bir durumdur. Kurtuluş çabası içinde olan insan daima kaybettiğini sandığı özgürlüğü aramak ister. Beden ve fiziki yaşam koşulları ile mahdut olması bu çabasında yaratıcı kudrete teslimi zorunlu kılar onu. Bu yüzden bir an evvel teslim olduğu kuvveti çok iyi tanıyıp O'nun kuvvetini ve kudretinin yüceliğini tam anlamıyla idrak ederek O yüce kudrete teslimiyeti O'na aidiyete, O'nunla hemhal olmaya, O'nun safına geçme yoluna evirmelidir. Böylelikle esaret biter O yüce kudretin aciz ve fakat gönüllü bir bendesi olarak özgürlüğe kanat açılır. 

İşte hakiki iman burada başlamıştır. Şimdi kitapla tanışma ve bu kitabı ona ulaştıran Allah'ın elçisini tanımak elzemdir. Zamanın ve mekanın mutlak hakiminin tanıtımı olan kitap ve o yolun mürşidi olan peygamberler ile tanışmak ve O'nun arzında yolculuk yapmak yolu şaşırmamak ve zamanı israf etmemek için en büyük nimettir.

Bundan sonrası artık kişinin O'nun cephesinde olması ve her şeye o gözle bakmasıdır. Artık bütün maksat tanıdığı O; en merhametli, sınırsız hazinelerinden hesapsız nimetler sunan, son derece affedici, ilmi sonsuz, son derece hikmetli, her şeyi işiten ve gören, hayatı ve ölümü yaratan, ölümden sonra yeniden diriltecek ve şaşmaz adaletle hesap görücü olan, alemleri kucaklayan tek ve benzersiz yaratıcının rızasını kazanmaktır. Bu yolda olmak ise hem insanı mutmain eder hem de yüceler yücesi Yaradan'ın rızasını getirir. Bu yolda yaşamak gibi ölmek de Hakk'a ve hakikate şahit olmaktır.

İşte gerçek hayat yolu budur ve bu yolun sonunda ölüm bir son değil kısıtlı dünya yaşamından yepyeni, ebedi bir aleme yeniden doğuştur. Akleden bir kalple bilip tanıdığı alemlerin Rabbi olan Allah'ın rızasını kazanmış olarak ebedi alemde tekrar diriliştir.

Ne mutlu bu gerçek kurtuluşa erenlere..

Peyami Bayram
11 Mayıs 2020
Arnavutköy, İstanbul


08 Mayıs 2020

KORONALI GÜNLER 8

Salgın var deyip
salgının olduğundan
daha büyük
bir korku saldılar
dünya insanlarına.
Şimdi salınan korkuyla
gelen ve gelecek olan
asıl felaketin getireceği
salgını bekleyedurun.
Virüs ne yapabilirdi?
Hiç düşündünüz mü?
Ya virüs korkusu?
Peki, ne yaptı bize bu virüs korkusu?
Korku bittiğinde
ardından bize neler bırakacak?
Virüsün enkazı mı büyük olurdu,
yoksa korkunun
ve de korkuya hükmeden iradenin
tüm insanlığa bırakacağı enkaz mı?
Ya da şöyle mi sormalı;
birilerinin
geride bırakmayı planladıkları
ve kurmayı tasarladıklarının
ne olduğunu anlamak için
daha ne kadar
elimiz kolumuz bağlı
beklememiz gerekiyor?

Tarih boyunca dünyaya nizam vermek isteyen güçler
önceleri insan ve silah gücünü kullandı.
Sonra insan, silah ve siyaset/ittifaklar kullanıldı.
Son çeyrek asırda bilgi ve bilişim teknolojileri ile medya çok önemli bir güç haline geldi.
Şimdi yeni dünya düzeni için yapılması olası alternatif savaş türlerinin(konvansiyonel, nükleer veya vekalet savaşları) hiç birisi dünyanın dört bir yanında milyarlarca insanı aciz bir şekilde ortada bir savaş olduğunun farkında bile olmadan sonucu bekler halde bırakamazdı.

Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bu savaştan inşallah en az hasarla çıkan ülkelerden oluruz.

Yeni bir dünya düzeni kurulurken insanlığın yine en asli ve temel ihtiyacının hukukun üstünlüğü ve bireysel olarak ahlâklı insan olmanın her zaman en önemli hususlar olduğunu hatırda tutmalıyız.

Sağlıkla kalın,
her türlü hijyenin yanında bilgi, enformasyon ve medyatik hijyeni asla ihmal etmeyin,
zihnen uyanık olun,
aklınızı kimsenin elinde oyuncak etmeyin,
aileniz, dostlarınız ve yakınlarınızla
birlik ve beraberlik bağlarını güçlü tutun,
ülke içinde ve dışında bütün insanlarla barış içinde kardeşçe bir arada yaşamanın yollarını arayın.
Ne olursa olsun biz ve bizden sonraki nesiller bu dünyada insan kardeşlerimizle kalacağız. Bunu hiç unutmayalım.
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Hepimizin ihtiyacı var birbirimizin güzel sözüne.
Tebessüm yakışır her insanın yüzüne.

Esen kalın.

Selam ve sevgilerimle.

Peyami Bayram
8 Mayıs 2020
Arnavutköy, İstanbul

01 Mayıs 2020

MASAL



MASAL

Bir varmış,
bir yokmuş,
yeryüzünde insan çokmuş..
ülkenin birinde
yaşayanların çoğunun
aklı başında yokmuş..

Nasıl olsun ki;
bir yanda kral
diğer yanda masal..
kral öldüğü halde yaşar,
masalın bin bir türlüsü var..
aklı olanın aklı şaşar..

kraldan çok kralcılar
siper etmişler kralı,
masalcılar uydurdukça masalı;
çiğnemişler her defasında
koydukları kuralı..

ortada kopan
kupkuru bir gürültü
her iki taraftan,
ne o yan ne bu yan
derde derman,
daima kazanan;
bu oyunu kuran..

anlamamışlar yıllarca,
birbirlerini 
yemişler hunharca.
ne ölü kral
çıkmış mezardan,
ne kesilmiş arkası masalın;
yeni masal yeni yazardan..

ülkede bu işten
kimse karlı çıkmamış,
nice yıllar yaşanmış;
böyle azar azar,
hep hesaba yazar, 
her an zarar,
her yıl zarar

koskoca ülkede
bir aklı başında
adam mı çıkmazmış?
olur mu hiç;
adam gibi konuşanı;
ya kralcılar ya masalcılar
etmişler linç..
kurtuluş için
hep yeni nesil beklenmiş;
her yeni nesil de
bu vasattan nasiplenmiş..

ve bir gün;
toprak kirlenmiş,
hava kirlenmiş,
su kirlenmiş;
ülkede insan yaşamaz
hale gelmiş..
kralcılar ve masalcılar
birlikte yok olmuşlar,
kralın toprakta kalmış
çürümüş bedeni,
türlü türlü masallar
toplumun ölüm nedeni..

gelin anlatayım size,
bu hikayeden
alın ibreti;
mülk Allah'ın
kimsenin yok
onda hissesi

her insan doğar,
yaşar ve ölür.
sonra döner aslına,
alır toprak onu bağrına,
hiç ayrım yapmaz toprak ana
evlatlarına;
önder, führer
çiftçi ya da
peygamber
haşre kadar bekler
hep beraber..

insan olan
ardında miras değil
eser bırakır,
insan olan varisler
eserden ilham alır,
yeni eser yaratır.

mirasyediler
ölü yüzü pudralar,
yan gelip yatar..

masallar alemi
iç içe gizemi,
bal ile zehiri
verdikçe ademe;
döner serseme,
uyuşur kalır
ve bekler kurtarıcıyı,
anlamaz başı kesilirken
çektiği acıyı..

işte bütün masal bu;
merak ettin mi sonunu
aç gözünü
ve
gör sahnedeki oyunu..

Peyami Bayram
1 Mayıs 2020
Arnavutköy, İstanbul










23 Nisan 2020

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞI

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ'NİN AÇILIŞININ YÜZÜNCÜ YILI KUTLU OLSUN




23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan Birinci Büyük Millet Meclisi, Türk-İslâm ve Dünya târihinin gelmiş geçmiş en muvaffak, en mübârek ve en kahraman parlamentosudur!

"Ya İstiklal Ya Ölüm" parolasıyla şehadete koşarak Gazi ünvanı alan bu mübarek meclisin kurulmasına önayak olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti mensupları ile kahraman bir milleti işgalcilere ve hainlere karşı direnme, mücadele ve mücahede azmiyle yokluklar içinde, küllerinden doğarcasına bir araya getirip kahramanlık destanı yazdıran ordu-milleti zaferle şereflendiren Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve bütün silah arkadaşlarını rahmetle ve minnetle yad ediyorum.

O kahraman komutanlarla aynı Mekteb-i Harbiye'den mezun olmanın gururunu tarif edemem. Genç bir harbiyeli iken o şanlı mektebin her anında o kahramanların omuzlarıma yüklediği şerefli mesuliyeti hissederdim.

Sevgili çocuklar, asil ruhlu gençler,
bugün yüzyıllık milli mücadele bitmemiştir. Güzel Türkiyemiz için daha yapacak çok şey var. Atalarımızın yüzyıl önce fakru zaruret içinde bir araya gelip, harap ve bitap düşen bir milleti yeniden şahlandırışını hiç ama hiç aklınızdan çıkarmayın! Yirmibirinci asrın gençleri olarak yüzyıl öncekine nazaran oldukça geniş imkanlar ile devraldığınız asil mirası hakkıyla değerlendiremezseniz yarın ruzi mahşerde o sırtında cephane taşıyan annelerin yüzüne nasıl bakarsınız?

Herşey bitmiş gibi değil, herşey bugün başlıyor gibi çalışın ve her gün en az bir küçük adım atın ileri ve bir basamak çıkın yukarı!

Korkmayın,
"Korkma!" diyerek yokluk içinde ve işgal altındaki bir ülkede yola çıkan dedelerimizi, ninelerimizi hatırlayın.

Sağa ve sola bakmadan "ben varım" deme cesaretini gösterin!

Milletimizin ırk, inanç, bölge farklarını bölünme değil çoğalma ve zenginlik olarak görün.

Unutmayın, Türk beklenendir bütün dünyada ve Türkiye Cumhuriyeti umuttur tüm mazlumlara.

Yüzyıl önce kurulan gazi meclis size, yani istikbale, yani bugünkü gençlere inandı. Siz de ecdadımızı tanıyın ve bu muazzam gücü, bu mukaddes mirası iliklerinize kadar hissedin!

Bilin ki muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur.

Ne mutlu Türküm diyene!🇹🇷

Peyami Bayram
23 Nisan 2020
İstanbul, Arnavutköy

19 Nisan 2020

Koronalı Günler 7 Kemmiyet ve Keyfiyet

KORONALI GÜNLER 7 

Kemmiyet ve Keyfiyet

Eskilerin diliyle kemmiyet ve keyfiyet, yeni neslin dilinde nicelik ve nitelik, bilimsel olarak kantite ve kalite..
Yani kemmiyet; bir şey için sayıca çokluk, sayılabilirlik, ölçümlenebilirlik, nicelik, kantite. Keyfiyet ise; bir şey için durum, içerik, öz, nitelik, kalite.
Biri şekil iken, diğeri öz, mahiyet..
Biri maddiyat, diğeri maneviyat..
Niceliğin fiyatı olur, niteliğin değeri..
Kemmiyetten servet olur, keyfiyetten saadet..

Şimdi de şuna bakalım;
1/82.000.000 = 0,000000012195122
Ülkemizin nüfusu yaklaşık 82 milyon. Bu nüfusun içindeki bir ferdin rakamsal karşılığı ise 0,000000012195122. Yani bu rakam matematikte çarpan, bölen, toplanan veya çıkarılan bir rakam olsa ihmal edilebilir bir değer olarak hesaba katılmaz. Para olsa değeri olmaz, altın olsa para etmez..
İşte rakamsal olarak kişinin bir hiç olduğu burada apaçık ortada.

Dönelim günümüze;
Covid-19 adı verilen şu ana kadar ne idüğünü bilim insanlarının bile tam olarak anlayamadığı gözle görülmeyen bir virüs yüzünden dünyadaki 7 küsur milyar insanın hayatı alt üst oldu. Çin’de ilk vakanın ortaya çıkışından beri sürekli vaka sayısı, ölen ve iyileşen sayısı ve buna bağlı bir takım oranlar ve istatistikler yayınlanıyor sürekli. Bu yayınlarda her insan bir rakam, veri, data..

Bütün bunlar ne için?
Bilimsel(!) çalışmalar, halk sağlığı, toplum düzeni ve daha iyi bir yaşam için elbette.

Öte yandan yaklaşık 25 yıl önce bu yazıyı yazan ve okuyanların neredeyse hiç birinin bir mail adresi bile yoktu. 1970li yıllarda başlayan televizyon bağımlılığının ardından1990lı yıllarda internetin günlük hayata girmesiyle farklı bir boyuta geçti insanlık. Şu geçen çeyrek asırlık sürede öyle bir noktaya geldik ki hepimiz dijital birer veri olmaya gönüllü olduk.

Sakın itiraz etmeyin.
WhatssApp, Apple, Facebook, Twitter, Instagram, YouTube ve Google başta olmak üzere hangimiz kişisel verilerimizi bu ortamlara kaydetmedik? Yediğimiz, içtiğimiz, gezdiğimiz, gördüğümüz ne varsa, dahası aile fotoğraflarımız ve daha neler neler..

Yani son yirmibeş yılda dünyanın büyük bir kısmı dijital bir hapishaneye dönüştü. Burada daha garip olan ise bu hapishaneye hepimiz gönüllü mahpus yazıldık.
Ne dostluk kaldı, ne arkadaşlık, ne akrabalık ve ne de komşuluk. Hasta ziyaretleri, taziyeler bile online yapılır oldu. Yakında ebeveyninin cenazesini bir tıkla defneden bir nesil olacak korkarım!

Kaç takipçiniz varsa, bilmem ne fenomeni olmuşsanız bu dünyada niceliksel olarak öne çıkıyorsunuz. Nasıl bir insan olduğunuz, nasıl bir komşu, nasıl bir abla, kardeş, evlat ya da ebeveyn olduğunuz kimsenin umurunda olmaz. Bilimsel olarak ne yaptığınız, edebi, sanatsal veya felsefi olarak ne ürettiğinizin de önemi yok orada. Sadece iyi bir imaj, biraz dijital emek, biraz paralı reklam sonra gelsin takipçiler. İşte oldu, al sana içi boş bir yığın, yani kemmiyet..

Yok, ben bunu istemiyorum, ben keyfiyete bakarım, benim için nitelik önemli diyorsanız gidin ailenizin, can dostlarınızın yanına ve ünlü ozan Aşık Veysel’in dediği gibi sadık yâre, kara toprağa..

Niteliğin, keyfiyetin, kalitenin değer bulacağı,  zerre miktarı iyilik ya da kötülüğün hesaptan uzak olamayacağı tek yer var. Alemlerin Rabbi'nin huzurundaki hesap günü..

Gerisi boş, hem de bomboş..

Son gün olmasın dostum, çelengim, top arabam;
Alıp beni götürsün, tam dört inanmış adam...
(Necip Fazıl Kısakürek)

Peyami Bayram
19 Nisan 2020
İstanbul, Arnavutköy

17 Nisan 2020

KORONALI GÜNLER 6

Evde kalınan şu günleri Allah izin verirse daha sonra yaşayacağımız günlerde çok ararız.

Bugünlerde herkes mutlaka birşeyler izliyor. Çoğu  evde aile fertleri herbiri bir köşede elinde telefon, tablet, bilgisayar veya televizyon başında. Yani zaten sosyal hayattan uzak, eve kapanmış kalmışken bir de ev içinde yalnızlık yaşanıyor.

Halbuki bu günler birarada neşeli, eğlenceli ve eğitici olarak değerlendirilebilirse çok şey kazanırız. Ailece eğitici filmler izlersek hem birarada olur hem de iyi şeyleri paylaşarak aile bağlarımızı güçlendirmiş oluruz.

Aşağıda iyi bir pedagog olan Adem Güneş tarafından hazırlanan güzel bir liste var. Bir kısmını izlemiş olsak da izlemediklerimizi izleyerek en azından ailecek birlikte olmanın ve güzel duyguları beraber yaşamanın hazzını alırız umarım.

Bu arada, aman ha, hantal kalmamak için ev içi vücut egzersizlerini de ihmal etmeyelim. Yoksa izolasyon sürecinin sonunda farklı sorunlar yaşamak şaşırtıcı olmaz. Benden söylemesi.

Bütün dostlarımla sağlıklı günlerde neşeyle kucaklaşmak ümidiyle..

Peyami Bayram
17 Nisan 2020
Arnavutköy, İstanbul






RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...