28 Eylül 2021

Nasihat 10

Boşuna dönüp dönüp arkana bakma.

Arkada bıraktıkların geçmişte kaldı.

Geçmiş; ha dün ha beş veya on yıl evvel ne fark eder..

Ne sen geriye gidebilirsin ne de o günler şimdiye gelir.

Hayal kurmak elbette güzeldir.

Lakin hayal geçmiş zamanların hatıralarına değil gelecek tasavvuru için kurulur ve bugünden yaşanır.

Bugünden emek vermediğin şeylerin hayalini istikbalde yaşama beklentisi beyhudedir.

Geçmiş geçti gitti.

İçinde yaşadığın bugün geçmişin pırıltılı günlerinin veya pişmanlıklarının üzerine hayal kurman için değil geleceğine plan yapman içindir.

Gelecek henüz gelmedi ve en yakın gelecekte dahi senin olup olmayacağının bir garantisi yok.

Dünkü olumlu veya olumsuz anılarını iyi değerlendirebilirsen onlar senin kıymetli sermayendir. 

Bu sermaye cebindeyken gelecekteki hayaline ulaşmak için iki şeye ihtiyacın var;

Önce istikametini doğrult, sonra sana o istikamette yoldaşlık edecek dostlarını seç.

Şimdi planını yap. 

Bu planını seçtiğin dostlarınla, bütün detayları ile şeffaf bir şekilde paylaş.

Her adımın için dostlarınla istişare et.

Az konuş, çok dinle, çok düşün.

Dostlarından onay almadığın en ufak bir adımı dahi atma.

Evet, haklısın, önemli bir soruya cevap bulmalı ilk önce; 

Kimdir dost?

Sana ham hayal satmayan,

senden menfaat ummayan,

iyi gününde yanında olduğu gibi sıkıntılı zamanlarında da senden uzak durmayan,

seni eleştirmekten çekinmeyen ve sana dalkavukluk etmeyen kişi senin gerçek dostundur.

Unutma ki zor zamanda seni sırtında taşıyanlar aslında sana iyilik yapmış olmazlar. Çünkü insan yükü ağırdır ve insan insanı yorar. Seni sırtında taşıyan, bil ki bir vakit sonra yorulur ve bırakır seni. Hakiki dost ise sen yorulduğunda veya sendelediğinde seni tutup kaldıran, yürüdüğün yolda elinden tutan, yol hakkında sana doğru bilgi veren, varmak istediğin menzil hakkında yolda seninle sohbet edendir. 

İşte böyle bir dost bulduysan onun ellerinden sıkıca tut ve sakın bırakma. Bırak eleştirileri seni yaralasın, hepsi birer çıban gibi baş vermiş kabahatlerini belki dostunun keskin sözleri keser de içindeki cerahati boşaltır. Böylece rahatlarsın ve sağlıklı bir şekilde dostunla yeni hedefine birlikte yürürsünüz.

Ne demiş eskiler; Evvel refik, sümme-t tarik. Yani önce dost, sonra yol ve yolculuk.

Selametle dostum, yolun açık olsun..

Peyami Bayram

28 Eylül 2021

Arnavutköy, İstanbul







22 Eylül 2021

Başörtüsünün 34 yıllık serencamı


Bugün mezunu olmakla şeref duyduğum Kara Harp Okulu'ndan mezun olan teğmenler törenle diplomalarını aldılar. O muhteşem mezuniyet ve sancak devir teslim törenini çocukluk yıllarımdan itibaren her yıl merakla izlediğim gibi hala aynı heyecanla izlerim.  Bu yıl mezun olan pırıl pırıl genç teğmenlerimizi can-ı gönülden tebrik ediyorum. Allah hepsini vatana, millete hayırlı hizmetlerde bulundursun, başarıları daim olsun. 

Özellikle seksenli, doksanlı yıllarda başörtüsü düşmanlığı yapılan, irtica kovalamacası oynanan bir ortamı bizim nesil yaşadı. 34 yıl önce diploma aldığımız gün irtica soruşturması geçirmiş bir Harbiyeli olarak atılmadan mezun olabilmenin buruk sevincini yaşadığımı çok iyi hatırlıyorum. Zira teğmen olmakla atılmanın bir türünden kurtulmuştum. Fakat bundan sonraki her YAŞ toplantısında yüreğim hop edecekti. Dahası cadı avına çıkmış gibi peşimize düşenlerin verdiği rahatsızlık, evlendikten sonra eşimin başörtüsü yüzünden dışlanmalarımızı, hor görülmemizi hiç unutmadık. Hatta emekli bir ordu mensubu olarak yakın zamana kadar  eşime kimlik kartı bile verilmeyişini de..

Peki şimdi, aradan 34 yıl geçtikten sonra ne oldu? 

Bugün Kara Harp Okulu'ndan beşincilikle mezun olan başörtülü bir kızımıza, Teğmen Müberra ÖZTÜRK'e diplomasını Genelkurmay Başkanı verdi.

Ne oldu? Ülke mi yıkıldı, Cumhuriyet mi yok oldu?
Her şey yerli yerinde duruyor.

Demek ki mesele başörtüsü değilmiş. 

Mesele bambaşka bir mücadele. 

Başörtüsü ve irtica karşıtlığı kılıfı ile birilerinin bir takım yerlerin projelerini hayata geçirmesi. Ülkemizin bir iç çatışma ile oyalanması. Bu vesileyle her alanda geri kalması için insanımızı birbirine karşı cephe almaya ittiler. Türkiye nüfusunun yüzde ellisi olan kadınlarımızın en az yarısının başörtülü olduğunu var sayarsak toplam nüfusun yüzde yirmi beşi gibi önemli bir kesim eğitim ve istihdamdan mahrum kaldı yıllarca. Yani gelişme ve kalkınmada büyük yara aldık da farkında mıyız acaba?

Bunu anlayıp idrak edecek insan sayısı da çok az maalesef. 

Olanlar bizim gençlik yıllarımızda çapsız, basiretsiz, din, iman, istikamet ve adalet hissinden yoksun birilerinin zulmüne uğramamızla kalmadı. Dahası, gerçekten çok yüksek vasıflara sahip, aldığı eğitimin hakkını fazlasıyla ortaya koyan, gözü pek, cesaret timsali binlerce kahraman asker gerçekte "irtica", kayıtta ise "disiplinsizlik" gibi düzmece bir iftira ile ve gözyaşları ile bu güzide ordudan uzaklaştırıldı.

Dünya yalan, ömrü olan neler görüyor neler.

Allah bilir daha nelere şahit olacağız.

Rabbim sonumuzu hayreylesin.

Merhum İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" dediği gibi, Allah bu milletin değerlerine savaş açanlara bir daha asla fırsat vermesin.

Bu ülkenin tarihi, bu milletin kadim değerleri ve hukuk ayaklar altına alınarak ne orduda ne de devletin başka kurumlarında bu ülkenin hiç bir kesiminden hiç kimsenin emekleri heba edilmesin, idealleri ve hayalleri söndürülmesin.

Türkiye hem coğrafi konumuyla hem de Türk milletinin Orta Asya'dan beri getirdiği ordu ve devlet yönetimi geleneğiyle dünyada tarihin ve coğrafyanın kavşak noktasında duran yegane ülkedir.

Sorumluluğumuz çok büyük, unutmayalım ki;

Türkiye dünyanın umududur..🇹🇷

Türk beklenendir..🇹🇷


Peyami Bayram

30 Ağustos 2021

İstanbul

01 Eylül 2021

USTA ARANIYOR


İşinin erbabı,

mesleğini severek icra eden,

işini hakkıyla yapan,

yeniliklere açık, kendini sürekli geliştiren,

malzemeden çalmayan,

sözünde duran,

yalansız, dolansız iş yapan,

zamanında başlayıp vaktinde bitiren,

yanında çalıştırdığını hem eğiten hem doyuran,

müşteri memnuniyetini önceleyen, beğenilmeyen ürün ve hizmeti zorla kabul ettirmeye çalışmayan,

işine ve ürününe hile katmayan,

hak ettiğinden fazlasını istemeyen,

müşterisini, patronunu, tedarikçisini, çırağını, kalfasını aldatmayan,

bilmediği, anlamadığı işi sırf para kazanma hırsıyla üstlenmeyen,

kendisine yapılmasını istemediğini başkasına da yapmayan

inşaat, otomobil, tesisat, elektrik, gıda, mekanik, temizlik, çiftçilik, kunduracılık, berber, kuaför, marangoz, demirci ve diğer tüm sektörlerde ve branşlarda USTA ARANMAKTADIR.

Bulanın, bilenin en yakın dostuna bildirmesi iinsanlık namına rica olunur.

Not: Söz meclisten içeri :)


Peyami BAYRAM

1 Eylül 2021

İstanbul

24 Ağustos 2021

Babam ve Köy Enstitüleri


Bir kaç yüzyıllık yenilgiler ve geri çekilmelerin ardından yokluk ve sefalet içindeki bir yurdun evlatları adeta küllerinden yeniden doğarcasına inşa ettikleri Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok önemli atılımlarından biri de Köy Enstitüleri ile yapılmıştır şüphesiz. Harap ve bitap düşmüş, yokluklar içindeki bir milletin eğitim noksanlığı giderilmeden tekrar ayağa kalkması düşünülemezdi. İşte Hasanoğlan gibi örnek bir kampüste yetiştirilen köy çocukları tekrar köylere döndüklerinde on parmağında on marifetle donanmış olarak birer eğitici, öğretmen, sağlık memuru,, hemşire ve sanatkar olarak halka ışık saçtılar, örnek oldular, umut oldular. Makus talihini yenmekten ümidi kalmamış bir milletin çocukları okumayı, öğrenmeyi, gelişmeyi ve daha pek çok şeyi onlardan öğrendiler, onların sayesinde sevdiler.

Bunu nereden ve nasıl mı biliyorum? Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nden mezun, yıllarca köylerde gece-gündüz, kar, yağmur, çamur, fırtına demeden, Allah rızası ile millet ve memleket sevdası dışında bir karşılık beklemeden canla, başla ve büyük bir coşku ve heyecanla hizmet eden, hatta kendini bu yola vakfeden bir babanın yedi çocuğundan birisi olarak çok iyi biliyorum. Kendindeki o yüce değerleri daha da ileri götürmemiz için ömrü boyunca yedi çocuğunu en iyi şekilde okutmak amacını da yerine getiren babam bizlere en kıymetli mirası olan okuma, gelişme ve ilerleme aşkını bırakarak ebedi aleme göçtü. Gururluyuz böyle bir babanın çocuğu olmakla, ama sadece gururlanmak yetmez. Aynı yolda hala bütün kardeşlerim ve ben, hepimiz çocuklarımızla ve torunlarımızla beraber aynı inanç, kararlılık ve azimle çalışıyoruz. Ve daha çok çalışacağız inşallah. Çok kıymetli babam gibi bu yolda hizmet etmiş ve bu dünyadan ebedi aleme göçmüş tüm insanlarımıza Allah'tan rahmet, halen bu yolda olanlara da azim, karalılık, Allah'ın yardımı ve inayeti ile hayırlı akıbetler diliyorum.

Peyami BAYRAM
24 Ağustos 2021
İstanbul

12 Ağustos 2021

Medya ve sosyal medyanın büyüleyici, etkileyici ve yok edici gücü üzerine düşünceler

 Medya ve sosyal medyanın büyüleyici, etkileyici ve yok edici gücü üzerine düşünceler..


"Gazete, size söylettirmek istediğini söylediğinizi varsayıp yazan bültendir."
(Ursula K. Le Guin, Mülksüzler)

"Halkı diğerlerine karşı öfkelendirirsek karınlarının açlığını unuturlar."
Charlie Chaplin

Sevgili dostum,
Bu dijital iletişim araçları seni o kadar iyi tanıyor ki sürekli içinde kalman için seni kolayca manipüle ediyor.
Önceden vakit geçirdiğin şeylerin benzerlerini önererek sürekli vaktini alıyor.
Böylece daha da fazla veri almış oluyor.
Ve seni daha da iyi tanıyor.
Keşke iyi niyetli olup içine çekmese.
Ama ilk önce bunların sahiplerinin sıfır ahlaklı kapitalist devler olduğunu bilmen lazım.
Ve bu sözde iletişim araçları ve onların içindeki çeşitli uygulama, oyun, sosyal medya vb yazılımların hiçbiri bedava ya da hayrına ya da iletişim kolaylaşsın diye yapılmış veya üretiliyor, işletiliyor değil.
Adamlar sıfır üretim, sıfır mamul sevkiyatı ile tamamen veri işleyerek 20 senede dünyanın parasını yuttular.
Ve farklı platformlarla ve bilhassa hızlarını artırarak git gide daha da canavarlaşıyorlar.
Bu dijital hayat belki ilk zamanlarda farkında olmadan hepimizin içine daldığı bir süreç.
Takipçi sayılarının sanal/sahte/bot hesaplarla önce onbinlere çıkarılması, ardından bu sözde kalabalığı görenlerin de toplaşması ve bir yandan yazılım tarafından ha bire üretilenlerle takipçi sayıları milyonlara ulaşan hesaplar. Fenomenler, influcerlar, youtuberlar falan filan.
Sanal ortamın sanal hesapları, sanal aboneler, takipçiler derken milyarlık devasa bir kitle oluşuveriyor.
Realitede karşılıklarının olmadığının farkında olmamak için insanları daha çok daha çok daha çok içine çekiyorlar
Tıpkı uyuşturucu gibi.
Bu arada, psikiyatri uzmanları artık dijital bağımlılık tedavisi yapıyor, literatürde çoktandır yerini aldı bile.
Haber, veri ve yorumların neredeyse %90'ı manipülasyon.
Hem de resmi haber ajanslarından farklı farklı trollerine kadar.
Yaklaşık yirmi yıldır dünyanın egemen güçleri ENTERNASYONEL DİJİTAL HÜKÜMDARLIĞI kurdu.
Neden ve nasıl?
"Delikli demir çıktı mertlik bozuldu" demişti ya eskiler yeni dünya düzeninde delikli demirin de pabucunu dama attı, zira artık bu dijital enformatik uyuşturucular var çünkü.
Bu uyuşturucularla her şey eskisinden daha fazla kontrol altında.
Toplum mühendisliği ve siyaset mühendisliği için ne lazımsa sosyal medyada, dijital dünyada gerekli vaziyet alınıyor.
O kadar..
Dosdoğru olmak, namuslu, ilkeli, omurgalı ve insan gibi insan, adam gibi adam olmak isteyen bu tuzağa düşmemeli.
Hakikatin peşinden koşan insan gerçek hayatı ıskalarsa varacağı yer bu sanal dijital çöplükte bir bağımlı, bir müptela olarak yok olup gidecektir.
Gerçek bir kişiyle iletişime geçmek bin kişiyle takipleşmekten, yüzlerce beğeni almaktan evladır.
Nerede dürüst, samimi, duyarlı insanlar?
10 sene önceki samimiyetleri nereye gitti?
Peki, ne yapmalı?
1.Kişi interneti kendi tercihleriyle kullanmalı.
2. Sadece ve tamamen güvendiği kaynaklardan, teyit edilmiş bilgileri almalı, onları da kritik bir akılla soru sorarak okumalı.
3. Her kişi, site ve kurumu haber kaynağı gibi görmemeli.
4. Hele hele üzerine vazife olmayan işlerin, uzmanlığını bırak en ufak bir bilgisi olmayan işlerin peşine düşmemeli.
Yoksa manipüle edilip googlelamaya ve oradan da internet çöplüğüne malzeme olmaya doğru giden hazin bir sona varır.
Bugün dijital ortamların artık bilgi kaynağı değil ortamdaki kişilerin ürün olduğu bir veri fabrikası ve reklam izleme alanı olduğu iyice ortada.
5. Sosyal medya kullanan ne kullandığını ve kendisinin de kullanıldığının bilincinde olmalı, bunu aklından hiç çıkarmadan istediği kadar kullanabilir. Bununla birlikte bağımlısı olduğunu ve her hareketinin manipüle edildiğini de bilmelidir.
Mesela; kitap okurken birisi sürekli kafanda dikilip sana bıdı bıdı edip akıl verip yönlendiriyor mu?
Ya da birisi ile oturup sohbet ederken orada olmayan birisi sohbete muhatap olarak dahil olabiliyor mu?
Veya orada olmayan binlerce kişi, veya konuştuğunuz bir mevzuyu dinleyen ama duymasını istemeyeceğiniz birisi ne kadar bilgi sahibi olur bu görüşmeden, sohbetten?
Burada, yani gerçek hayatta soruları sen üretip yargı ve hükümleri de kendin şekillendiriyorsun.
6. Demek ki öncelikle sanal alemin çok çok iyi anlaşılması gerekir. Sonra oranın koyduğu genel kurallara göre değil kendi prensip ve programına uygun olarak orada bulunabilirsin. Arkadaş seçimi, yoruma ve paylaşıma açık olma, görünürlük gibi kişisel ayarlar çok titiz belirlenmeli. Hangi ortama, ne maksatla, ne kadar süre için girileceği önceden hesap edilmeli
7. Kullandığını sandığın mecranın seni kullandığının bilinciyle hareket edebiliyorsan ne ala, ama öyle değil işte, gururunu okşayan bir çark sistemi var, kişinin egosunu kendisine bağlıyor yani kumarhaneye kumar masasını devireyim diye girip de cebindeki üç beş kuruştan da olmak gibi insanlara iyi şeyler söylemek vehmiyle kendindeki iyiyi kaybetmek de mantıklı değil.
Medyanın sosyali de geneli de manipülatif zaten.
Güçlünün haklı olduğu bugünkü dünyada güçlünün elindeki belki de en güçlü silah medyadır.
Diğer güç unsurları medyanın gölgesinde veya izinde gidiyor.
Son olarak herkese tavsiyem; el ele tutuşun, sevdiklerinize sarılın, karşılaştığınız insanlara selamı esirgemeyin, yüzünüzden tebessüm eksik olmasın, küçükleri sevin, yetimi, yoksulu sevindirin, elinizde ne varsa az çok demeden ikram edin.
🤗💐❤️

10 Ağustos 2021

Herşeyi Bilenler..

Herşeyi Bilenler..

(1) İnsanın her konuda bir fikri olması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü insan düşündüğü, aklettiği, muhakeme yaptığı oranda insandır. Bedeni, kişiliği, ailesi, çevresi, işi, mesleği, ülkesi, öteki insanlar ve hatta yaşadığı dünyanın tamamı insanın ilgi alanındadır.
(2) İlgi bir konuda fikir yürütmek için kafi midir?
Ya da fikir yürütmek için başka ne gerekir?
Mesela insan kendi bedeni hakkında bile fikir yürütmesi için bilgi sahibi olmak durumundadır. Yoksa tıp bilimi ve hekimlere gerek kalmazdı.
(3) Son yıllarda dijital iletişim araçlarının yaygınlaşması ve her türlü veri akışının hızlı olması insanları büyük bir yanılgıya sürüklemiştir.
Yığınla resim, video vs verinin günün her saatinde önüne serildiği insan bilgi sahibi olduğu zannına kapılıyor maalesef.
(4) Bu yanılgı ve zaten içinde saklı olan üstünlük, bilmişlik kompleksi bir araya gelince karşımıza her konuda uzman kesilen yarım akıllı, kıt muhakeme kabiliyeti olan, güya herşeyden haberdar aslında malumatfuruşluktan öteye gidemeyen bir tip çıkıyor.
(5) Allah muhafaza bu "bilmiş" tipin bir de akademik ünvanı falan varsa yandı gülüm keten helva.
(Haddini bilen akademik ünvanlıları tenzih ederim)
Ondan sonra gelsin her konuda analiz, sentez ve yorumlar.
Konuya hangi ucundan girer nereden çıkar kestiremezsiniz.
(6) Bununla kalsa iyi.
Hele bir de medya/sosyal medya elemanları var ki evlere şenlik.
Onların zaten bilmediği bir konu olamaz. Herşey onlardan sorulur. Siyaset, hukuk, diplomasi, bilim, kültür, sanat, spor, din, tarih ila ahir. İyi bir de çene/klavye varsa değme gitsin.
(7) Eh, elinde kendinden daha "akıllı" bir telefonu olan sıradan vatandaş, yurdum insanı onlardan aşağı kalır mı?
Onun da bilmediği yok haliyle (!)
Doktora ne ilaç yazması gerektiğini, hakimin nasıl karar vermesi gerektiğini, müdürün ne yapması gerektiğini de o bilir.
(8) Askerî harekatı da, sporcuların teknik ve taktiğini de o bilir, camideki hocanın, okuldaki öğretmenin, bindiği uçağın pilotunun hatalarını da o görür ve "ikaz eder".
Hem de bu ikazı sosyal medya üzerinden yapar ki aman Allahım, sanki tüm dünya onu dinliyor.
(9) İşte teknoloji geliştikçe, iletişim araçları yaygınlaştıkça, veri akışı arttıkça geldiğimiz nokta burası.
Herkes herşeyi biliyor (!)
Kimse kimsenin efendisi değil artık(!)
Yedik mi?
Evet.
İşte içinde bulunduğumuz durum budur bence.
Dahası var.
Bilahare..
Kalın sağlıcakla.

Peyami Bayram
09/08/2021
İstanbul

10 Haziran 2021

İyi ki internet var..


İyi ki internet var..


Gördünüz ya çocuklar,

güzel şey bu internet;

bize dünyayı gösterir,

komik komik filmler,

bir de hüzünlü hikayeler.


eski dostlarını bulursun,

gruplarda coşar yorulursun,

mesajlarda boğulursun,

saatlerce gezinir

kendini ilgilendirmeyen bir çok şeyde kaybolursun,

bir, iki faydalı yazı okumakla da avunursun.


bilmek istemediğini okumaz,

duymak istemediğini dinlemez,

görmek istemediğine bakmazsın.

amma velakin;

selam bile vermeyeceğin,

hatta selamını dahi almayacağın insanlarla

arkadaş olursun,

yanına yaklaşmayacağın işleri de sırf meraktan 

takip edersin.

sanal dünyadır diye bazen sahte isimlerle gezersin

sanırsın ki izini kimse görmez;

tek akıllı sensin!


kim kiminle nerede ne halt etmiş

merak edersin,

sana ne? sanki düzeni kuran sensin;

değiştirmeye gücün varsa kendini düzeltirsin..

işine bu kadar vakit ayırsan;

her yıl terfi edersin.


merak ediyorsan deyivereyim;

ne kellik ilacı bulundu,

ne mafya çökertildi,

ne de varoş kızları yıldız oldu bu alemde.


aç tavuklar darı ambarında görür kendini yüzyıllardır,

hikaye aynı, değişmiyor asırlardır.

ilim istersen oku, araştır, sorgula, arşivle, yorumla;

kitap, defter, kalem ya da bilgisayar tuşunla.

kazanç istersen de çalış, boş durma;

zamanını boş işlerle doldurma.


akıllı telefonun var senden akıllı,

bilgisayarın; sanki danışman ak sakallı.

sen nesin peki?

bir düşün bu dediklerimi;

belki ben geri kafalı,

sen haklı?!


Peyami Bayram

10 Haziran 2021

İstanbul




RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...