20 Nisan 2021

Unutma

UNUTMA


Unutmadan başla,

Unutmadan uygula,

Unutmadan bitir,

Unutmadan sev,

Unutmadan gül,

Unutmadan hatırla,

Unutmadan yaz,

Unutmadan oku,

Unutmadan anlat,

Unutmadan git,

Unutmadan gör,

Unutmadan konuş,

Unutmadan yaşa..


Unutma ki;

Unutursan unutulursun..


Peki;

Unutanın unuttuğu olmak ister misin?

Ya da;

Unuttuğundan utanan olmak?


Öyleyse;

Utanmadan unutmaktansa;

Unutmadan başla!


Peyami Bayram

27 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul



12 Nisan 2021

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Kur'an-ı Kerim ilk defa bu ayda Hz. Muhammed(as)'e inmeye başladı.
Bu son ilahi kitapla Allah'ın insanlığa ilk emri ise; "Oku, Yaradan Rabbinin adıyla oku!" (Alak Suresi-1)

Peki, bu ilahi hitapla karşılaşan Allah'ın son Nebisi Hz. Muhammed(as) ne yaptı?
Doğruca kütüphanelere koşmadı, kitaplara sarılmadı.

Zaten uzunca bir süredir mağaraya/içine kapanarak kendini/nefsini okumaya çalışıyordu. 
Bu ilk mesajın şokunu atlatır atlatmaz hayatı, insanı, alemi, doğayı ve her şeyi okumaya başladı. Tabii ki Yüceler yücesi Allah'ın hidayeti ve keremiyle.
Bir daha da asla içine kapandığı o mağaraya dönmedi!

Ramazan ayına eriştiğimiz şu mübarek günde, alemlerin Rabbi'nin insanlığa son elçisi vasıtasıyla gönderdiği kitabı Ku'an-ı Kerim'e iman eden müslümanlar olarak bize düşen nedir?

Anlamak için Kur'an-ı Kerim'i okumak.
Ve çok önemli bir şey daha:
Bildiğimizi okumaktan vaz geçerek hayatı, ilmi, irfanı, insanı, doğayı ve alemi okumaya çalışmaktır.

Hayırlı Ramazanlar..

Peyami Bayram
12 Nisan 2021
30 Şaban 1442

İstanbul

30 Mart 2021

Konuşmak üzerine bir kaç not..

Konuşmak üzerine birkaç not..


İnsanlar konuşarak anlaşır denir ya hani.

Aynı zamanda insanlar; 

konuşarak ayrışır,

konuşarak dövüşür,

konuşarak sövüşür,

konuşarak aldatır, aldanır,

konuşarak sever, sevilir,

konuşarak eziyet eder, edilir,

konuşarak yaralar, yaralanır..

Demem o ki konuşmak insanın günlük hayatta belki en çok yaptığı eylem. Çünkü ağzı olan konuşuyor.

Bilenler daha az bilmeyenler ise çok konuşuyor. 

Hem de her konuda. 

Mesela hasta olursunuz doktordan çok etrafınızdakiler size reçete yazar,

ne yapmak gerektiğini, 

kendisinin ve bilmem kimlerin hastalık hikâyelerini uzun uzun anlatır.

Hukuki bir sorununuz olsa aynı kişiler hakim olur, avukat olur size yol gösterir, 

Ticaret için öyle. 

Siyaset için yine benzer şeyler ve bu böyle uzar gider..

Aynı kişiler bu konularla ilgili en ufak bir ihtiyaç halinde ortalarda gözükmemek için özel gayret gösteriyorlarsa onlardan uzak durun!

Söz konuşmaktan açılmışken; bir de çok konuşmak, uzun konuşmak konusunun da kısaca üzerinde durmak gerekir.

Acizane tecrübelerime göre; karşınızdaki insan aynı konu ile ilgili çok tekrarlar yapıyorsa, konuyu kısaca anlatmaktansa uzun uzadıya konuşuyorsa, konuşmanın esas konusunun sık sık dışına çıkıp uzattıkça uzatıp bir türlü toparlayamıyorsa, eski anıları çok ve uzun anlatıyorsa bu konuşma gereğinden çok ve uzun bir konuşmadır. 

Hele bir de karşınızdaki sizi dinlemiyor, konuşma diyalog değil monolog şeklinde ilerliyor ise bu konuşma karşılıklı bir iletişim değil bir deşarj veya karşıya bir empoze, bir şeyler yükleme maksadıyla yapılıyor demektir. Aman, bu durumlarda dikkat edin istemeden veya farkında olmadan ya bir tuzağa düşer veya bir yükün altına girersiniz!

Ayrıca şunu da ilave edeyim karşınızdaki sizi dinlemiyorsa, ya da siz kendinizi dinletemiyorsanız ona (veya onunla) yapabileceğiniz fazla bir şey yok demektir.

Bazen susarak konuşmak lazım.

Mutlaka bilmek gerekir ki; söz yerinde ağırdır.

Son olarak ifade edelim ki çok konuşanın sözlerinde yalan, gıybet ve malayani şeyler çok olur. Yalan aldatır, gıybet muhabbeti azaltır, kalbi karartır, malayanilik ise insanı hafifmeşrep yapar ve küçültür.

Oysa hakikati ifade etmek çok söz istemez. Hikmetli bir söz, bir bakış ve bir duruş bazen yeter de artar bile muhataba. 

Herkes bunu anlamaz mı dersiniz? 

İşlerine gelmese de bazıları derhal, bazıları geç de olsa mutlaka anlar..


Peyami Bayram

29 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul


03 Mart 2021

Babam



Babam

Hep çalışkandı, çalışmaktan bıkmazdı. İbadet aşkıyla ve şevkle çalışırdı. Hiç bir zaman işten, çalışmaktan yoruldum demez, şikayet etmezdi.

İşini hesabi değil hasbi yapardı.

Telaşlı bir yapısı vardı. Bir şeyleri geciktirmeden yetiştirebilmenin telaşıydı sanki bu. Öyle ya, yedi çocuk sahibi olmak, onların hepsine yüksek tahsil yaptırmak ve hepsine borçsuz, mutlu bir yuva kurmak onun hayattaki en büyük ve en önemli hayaliydi. 

Bu hayalini zamanla hayal olmaktan çıkarmış uğrunda ömrünü vakfettiği bir vazifeye dönüştürmüştü. 

Cumhuriyet döneminin en ciddi eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitüsü'nde yetişmişti. Şimdiki Sağlık Meslek Lisesi seviyesinde bir eğitim almıştı ancak Köy Enstitülerinin eğitim sistemi onları yaşadıkları, hizmet ettikleri yörede birer kahraman yapmıştı. Gerek on yıldan fazla Kayseri'nin muhtelif köylerinde köy sağlık memurluğu yaptığı yıllarda gerekse Ankara'da çalıştığı yıllarda pratisyen bir hekim gibi çalışmıştı. Bu özelliğiyle yokluk ve çaresizlik içindeki memleketimizin insanlarına yıllarca özveriyle hizmet etmişti. Özveriyi cesaretle birleştirebilmiş ve bu sayede yüzlerce insanın derdine derman olmuştu. 

O, aynı zamanda bütün sülalenin de "doktur emmisi"ydi. Ankara'daki yıllarımızda dokuz nüfuslu, sobalı evimiz tüm akraba ve tanıdıklarımızın güleryüzle ve cömertlikle karşılandığı için ilk uğranılan ve konaklama için her zaman tercih edilen sımsıcak bir yuvaydı. Elbette bu yuvanın hanımefendisi, herkesin sevgisini ve saygısını layıkıyla hak etmiş olan sevgili babamın sadık yari, vefalı ve fedakar hayat arkadaşı canım annemdi.

Babam okumayı çok sever, okuyanı çok sever, dolayısıyla kitapları da çok severdi. Babamızın bu okuma ve kitap sevgisi bütün hepimize yansımıştır. Meydan Larousse ansiklopedisi ilk çıktığında, sanırım 1970li yılların başında fasikül fasikül alarak daha sonra ciltler haline getirmişti. Bunun gibi daha pek çok kitap ve ansiklopedinin bizim eğitim hayatımızda çok olumlu etkileri olmuştur. İnternetin olmadığı o yıllarda biz kitaplar, atlas ve özellikle de ansiklopediler arasında sörf yapardık. Çok büyük de bir keyif alırdık bundan. Şimdi anlıyorum ki bu öğrenmenin hazzıydı.

Tarihi çok seven, vatan ve millet aşkını dilinden hiç düşürmeyen bir insandı. Dinine son derece sade ve yürekten bağlıydı. İbadetlerini yerine getiren, özü-sözü doğru, kul hakkını gözeten, cömert, vefalı, fedakar bir insandı babam.

Karşısındakine duygularını her haliyle belli eden, coşkulu bir insandı. Bizlere sevgisini büyük bir içtenlikle ifade ederdi. Fedakarlığı ve sevgiyi sözlerine de yansır, "gadalarını alır, kurban olurum" diyerek severdi bizleri. Biz de bu sözlerinden hiç şüphe etmezdik, bu sıcak ilişki ona karşı hala içimizde canlı duran sevgimizi beslerdi.

Şükürler olsun ki hepimizi istediği gibi okuttu, yetiştirdi ve evlendirdi. Çok güzel günlerimizi gördü.

Ömrünün son bir kaç yılında çektiği sağlık sorunları hepimizi derinden üzdü. Her zaman sağlıklı ve zinde yaşamış olan babamın bu durumu özellikle annemi çok yıprattı. İnşallah o çektikleri ile dünyadaki günahlarından ahirete en küçük bir bakiye kalmamıştır.

Böyle bir babanın oğlu olmakla çok bahtiyarım, Allah babamdan ebediyen razı olsun, mekanı cennet olsun.

Çok kıymetli babamın bu yılki vefat yıldönümünde ben de artık bir dedeyim. Babamı ben de baba olduktan ve özellikle de çocuklarım büyüdükten sonra çok daha iyi anlamış ve saygım ve sevgim her geçen gün artmıştı. Şimdi ise bir dede olarak onu en derin saygı, sevgi, hürmet ve dualarımla tekrar tekrar anıyorum.

Canım annemle birlikte canım babama cennette kavuşmak en büyük dileğimdir.

Peyami Bayram

3 Mart 2021

İstanbul

23 Ocak 2021

Koronalı Günler merhaba Covid-19

2021 yılının ilk pazartesi, yılın ilk mesai günü Covid-19 testim pozitif çıktı.

Sağlık Bakanlığı HES(Hayat Eve Sığar) uygulaması on günlük "zorunlu izolasyon" sürecini derhal ve kat'i bir şekilde başlattı.

Filyasyon ekibi eve gelerek Favicovir isimli antiviral ilacı kullanmaya başlamam için bıraktı. Evde benimle birlikte yaşayan temaslı yetişkinler olarak eşimden ve oğlum Alperen'den sürüntü testi için numune aldılar. En küçük oğlum Fatih'e ise yaşından dolayı test uygulanmadı.

Böylece evde on günlük "zorunlu izolasyon" dedikleri, bence ise "dışlanmışlık" süreci başladı. Aile fertlerinin dahi uzaktan ve maskeli olarak iletişim kurduğu bir hastalığı ilk defa yaşadım. Daha önce defalarca grip olmuşluğum ve çok da ağır grip geçirmişliğim oldu. Hepsinde kendimizce tedbir alarak virüsün aile içinde veya yakın çevrede bulaşmasına bir şekilde engel olmaya gayret ediyorduk. Fakat bu virüs, Covid-19, son bir yıldır bütün dünyaya öyle tanıtıldı ki adından bile korkar olduk. Bir kabus gibi bütün dünyanın üzerine çökmüş durumda. Bu korkudan etkilenmeyen hiç kimse yok neredeyse. En yakınlarımızla bile aramıza mesafeler koymamıza, beşeri münasebetlerimizi değiştirmemize, yeme içme, gezi, seyahat, iş-ticaret alışkanlıklarımızda köklü değişiklikler yapmamıza sebep oldu. Dahası, dünyanın düzeni değişti. "Yeni normal" dedikleri, aslında hiç de normal olmayan bir süreci yaşar olduk bütün insanlık ailesi olarak.

On günlük izolasyon sürecinde sağlık sistemimizin ne kadar iyi olduğunu, sağlık personelinin her şartta fedakâr ve yardımsever yaklaşımını müşahede ettim. Sadece Hayat Eve Sığar(HES) mobil uygulamada "zorunlu izolasyon" ve "durumunuz riskli" ifadeleri onaracı olmaktan öte insanı sarsıcı, psikolojik olarak örseleyici şeyler. Hastalık seyrinde pandemi sürecinin başından beri zihnimize kazınan Covid-19 korkusu bu ifadeler ve bir de zorunlu izolasyon/yalnızlık ile birleşince insanın üzerine ciddi bir kâbus gibi çöküyor. Bu kötü ruh halinden çıkmakta da yine sağlık kuruluşları, sağlık çalışanları ve tabii ki insanın en yakını, ailesi ve dostlarının desteği çok önemli.

Yerleri, gökleri ve ikisi arasındaki her şeyi yaratan muhakkak ki Allah'tır. 

Yarattıklarının Rabbi de muhakkak ki Allah'tır.

O "ol" demeden hiç bir şey olamaz ve yine hiç bir şey O'na rağmen olamaz.

Yani, Covid-19 virüsü de tabiattaki herşey gibi âlemlerin Rabbi olan Cenab-ı Allah'ın emrine tabidir.

Bizler Rabbimizin bize öğrettiği iki yoldan bu virüse karşı mücadeleye devam etmeliyiz.

Birincisi bilgi ve hikmet, ki bu yolda çalışan bilim insanlarımız bu işi yapıyor, bize bu konuda onlara tâbi olmak düşer.

İkincisi ise Rabbimize sığınmak, ondan yardım istemek, merhametini, mağfiretini talep etmek, acziyetimizi arz ederek dua ve niyazda bulunmaktır. Bu ise insana manevi olarak güç verir. Aynı zamanda hastalık halinde bütün canlıların, atomların ve virüslerin de gerçek hâkimi olan alemlerin Rabbi Allah'tan yardım dilemek insanı hastalığa ve virüse karşı mücadelesinde dinamik, zinde ve daha ümitvar yapıyor.

Her ikisini de içtenlikle ve gönülden inanarak yaptığımızda hem maddi/bedensel hem de manevi/psikolojik olarak sağlıklı olmamız mümkün. Elbette hastalık ve ölüm insan için hayatta kaçınılmazdır. Önemli olan hastalığı asgari düzeyde yaşamak, bununla beraber tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle hastalığa yakalanmaktan sakınmak da Allah'ın insana yüklediği hayat sorumluluğudur.

Covid-19 ile tanışmamız ve onunla mücadelemiz kısaca böyle oldu. 

Allah'a şükürler olsun ki Covid-19 sürecini oldukça hafif geçirdiğimi düşünüyorum. 

Bu vesileyle Covid-19 ve her türlü hastalıktan muzdarip bütün dostlarıma, yakınlarıma sağlık ve afiyetler diliyorum. Vefat edenlere ise Allah'tan rahmetler niyaz ediyorum. Başta çok kıymetli ailem ve sağlık çalışanlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum.

Herkese sağlık ve esenlik dileklerimle.

Peyami BAYRAM

23 Ocak 2021

İstanbul


08 Ocak 2021

Davulun sesi...

Duyduklarım beni sürükledi bir maceraya,

Toy bir delikanlıydım sanki girdim bir saraya.

İmkan çok, ihtimal yüksek; yeter ki ol reaya.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


İşittiklerim içimi sızlattı ta derinden,

Kime söylesem anlamazdı benim kederimden,

Zira herkes söz etmekteydi parlak kaderimden..

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Gördüklerimi anlamam da biraz vakit aldı,

Belki demeli nefsim de orada zevke daldı,

Kimle karşılaşsam bana baktı, hayran kaldı.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Hissettiğim duygular beni yabancılaştırdı,

Sarayın cazibesini aklıma bulaştırdı.

Herkes sanır istediğim mevkiye ulaştırdı.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Anladım ki artık hayat bu kıssanın hissesi,

Doğru yoldakinin Allah’tan başka yok kimsesi,

Dinlemeyin sakın uzaktan gelen cılız sesi.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Peyami Bayram 

08.01.2021

İstanbul, Arnavutköy 

27 Aralık 2020

Ölüm ve Sonrası

Ölüm ve Sonrası

Hayatta duymak istemediğimiz, hatta düşünmek, aklımıza dahi getirmek istemediğimiz şeyler vardır. 

Ölüm bunların en baskınıdır zahir. 

İnsanlar hayatı, yaşamayı, canlı olmayı, diri kalmayı sever, ömrüne ömür katılsın ister. Öyle ki yaşlandıkça dünyaya bağlanma daha da artar. Çünkü mal, mülk, makam, mevki, çoluk, çocuk, torunlar derken insanın terk edemeyeceği şeyler çoğalır, hayatla bağları sıkılaşır. 

Aslında kimsenin yaşlanarak belli bir yaşın üstünde hayata veda etmek gibi bir garantisi yoktur ama yine de yaşanılan toplumdaki ölüm yaşı ortalaması sanki herkes için geçerliymiş gibi varsayılır. Hatta ortalama insan yaşam süresinin sonuna yaklaştıkça bunu daha da ötelemek isteriz.

Bu minval üzere yaşarken çoğu insan ölümü hep uzak görmek, mümkünse hiç düşünmeden yaşamak ister. Dolayısıyla ölüm gerçeğini uzak gören, düşüncesini dahi kafasından uzak tutan kişiler aslında ölümle doğrudan ya da dolaylı ilintisi olan bir çok şeyi yapmayı ertelemek veya ihmal etmek kolaycılığına kaçar. Belki de kolaycılık yerine kurnazlık demeliydik buna.

"Unutmak" gibi saçma bir bahaneyi ileri sürmeyi günlük hayatın sıradan bir mazereti haline getiren insan bunu bütün hayatının, her türlü emek ve çabasının hasılası için nasıl kullanabilir anlamak oldukça zor. Anlaması zor olsa da ölümü hatırlamakla arasına koyduğu mazeretler içinde unutmak kadar insanın kendi varoluşuyla çeliştiği başka bir şey yoktur kanımca. 

Dünyaya gelen her insanın öleceğini bilmesi ve buna paralel olarak ölünceye kadar yaptıklarının/yaşadıklarının sorumluluğunun ona getirdiği veya getireceği hesabı ödemek durumunda olduğu/olacağı aklı başında olanların kaçınamayacağı mutlak bir hakikattir.

Maddi açıdan, yani bedensel ölüm gibi kaçınılmaz bir sonun hiçbir din, inanç, felsefe ya da ideoloji ile ilgisi yoktur, her doğan bir gün ölür.. 

Ancak doğumla ölüm arasındaki sorumluluklar ile ölüm sonrası ile ilgili senaryolar dinî inanç, felsefe veya ideolojinin konusu olabilir.

Benim esas sorgulamak istediğim nokta insanın aklı yetmeye başladığı andan itibaren bir gün öleceği hakikatini apaçık ve net bir şekilde zihninde canlı tutmaktan kaçınmasının nedenleridir.

Mesela ücretli çalışanlar, neredeyse işe başladıkları andan itibaren emeklilik hesabı yaparlar. Efendim ne zaman emekli olacak, yok ne kadar tazminat alacak, alacağı tazminat ve diğer birikimleri ile nereden ev alacak, nasıl bir emeklilik hayatı yaşayacak gibi bir dizi hesap, kitap, hayal kurmaca..

Hayır, yanlış anlaşılmasın, bu kötü bir şey değil elbette. İnsanın hayatında planlar yapması, hedeflerinin ve hayallerinin olması bilakis güzel bir şey.

Burada eksik olan şey ölümsüzlük diyarındaymış gibi planlar yapılması. Ölümün ya hiç, ya da çok az hesaba katılıyor olması.

Ölüm, inancın bir konusu değil ama ölümden sonrası tamamen inancın ve felsefenin konusu.

Ölümü bilmek sadece en alt düzeyde zeka gerektiriyor. Ölümden sonrası hakkında düşünmek ise akıl ve inanç gerektirir. Aklı başında bir insanın ölümü hatırlamaması neredeyse imkansız, fakat ölüm sonrası hakkında düşünmemesi bilinçli bir tercih. Burada da karşımıza insanın aldanışları, yanlış tercihleri, hesap hataları çıkıyor. Bunun nedeni doğru bilgiden uzaklaşmak, bilginin hakikatini arama külfetindense bilmemenin konforunu yaşamak olduğunu düşünüyorum.

Ölümlü bir hayatı yaşarken ölümden sonrası hakkında adam akıllı düşünmemek emekli olacağı işte sonsuza kadar çalışma planı yapmaya benzer.

İnsanın hayata bakışı sanırım ölüme bakışına göre biçimleniyor.
Bu meyanda ölüm hakkında ve ölüme dair fikirler insanın inancının ve ideolojisinin yani kısacası hayat tarzının belirleyicisi oluyor.

Biz Müslümanların hayat kitabı Kur'an-ı Kerim bakalım ölümle ilgili bize neler söylüyor:


Bakara Suresi    19         ...Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît'tir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.
Bakara Suresi    56           Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.
Bakara Suresi    94           De ki: "Allah katındaki âhiret yurdu diğer insanların değil de yalnız ve yalnız sizin ise, eğer doğru sözlü iseniz, hadi isteyin ölümü!"
Bakara Suresi    95           Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiçbir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.

Bakara Suresi    164         ........... aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.


Bakara Suresi    243         ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.
Bakara Suresi    259         Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o: "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."

Ali İmran Suresi               154         Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir gruba sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. “Şu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. De ki: “Emir/iş ve oluş tümüyle Allah’ındır. ”Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: “Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik. ”Söyle onlara: “Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı. ”Bu, Allah göğüslerinizdekini denesin, 
kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

Ali İmran Suresi               168         Yerlerinde oturup da kardeşleri için, “bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi”diyenlere şöyle söyle: “Eğer doğru sözlüler iseniz kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!”
Ali İmran Suresi               185         Her benlik ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde verilecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmuş olacaktır. İğreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan başka şey değildir.

Nisa Suresi         18           Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "işte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık
Nisa Suresi         78           Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Nisa Suresi         100         Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden Allan'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

En'am Suresi     61           O kulları üzerinde mutlak kudret ve egemenlik sahibidir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

En'am Suresi     162         De ki: "Benim namazım, kulluğum/bağışım, hayatım, ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."
A'raf Suresi        20           Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
Enfal Suresi        6             İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.
Tevbe Suresi     21           Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde ölümsüz nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.
Hud Suresi         7             O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."
Rad Suresi          22           Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.
İbrahim Suresi  17           Onu yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yandan üstüne gelecek de bir türlü ölmeyecek. Arkasından da dehşetli bir azap.
Nahl Suresi        65           Allah, gökten bir su indirdi de onunla, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Kuşkusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk için mutlaka bir mucize vardır.
İsra Suresi          75           İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Kehf Suresi        8             Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.
Enbiya Suresi    34           Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"
Enbiya Suresi    35           Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
Hac Suresi          5             Ey insanlar! ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Müminun Suresi             99           Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: "Rabbim, beni geri döndürün;
Furkan Suresi    3             Böyleyken O'nun dışında bir takım ilahlar edindiler. Hiçbir şey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmışlardır zaten... Kendi benlikleri için bile ne bir zarara güç yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir ölüme güçleri yeter ne bir dirime ne de kabirden çıkarıp hesap sormaya.
Furkan Suresi    13           Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"
Furkan Suresi    14           Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.
Ankebut Suresi                57           Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.
Ankebut Suresi                63           Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamd Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar."
Rum Suresi        19           Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.
Rum Suresi        24           Yine O'nun ayetlerindendir ki O size, korku ve ümit olmak üzere şimşeği gösteriyor; gökten bir su indiriyor da ölümünden sonra toprağı onunla canlandırıyor. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.
Rum Suresi        50           Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor toprağı ölümü ardından! İşte bu Muhyî, ölüleri elbette diriltir. O, herşeye Kadîr'dir.
Secde Suresi     11           Söyle onlara: "Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz."
Ahzab Suresi     16           De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir yarar sağlamaz. Böyle bir durumda sadece azıcık/az bir süre nimetlendirilirsiniz."
Ahzab Suresi     19           Size karşı cimrilik/kıskançlık ederler. Korku geldiğinde onları sana bakar halde görürsün. Korku gittiğinde ise hayra karşı kıskançlık yüzünden sizi keskin dillerle yaralarlar. ölümden üzerine baygınlık çökmüş biri gibidirler. Bunlar iman etmemişlerdir. Bu yüzden de Allah, amellerini boşa çıkarmıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.
Sebe Suresi       1             Hamd, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. ölüm ötesi âlemde de hamd O'nadır. Hakîm'dir O, Habîr'dir.
Sebe Suresi       14           Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
Fatır Suresi         9             Allah odur ki, rüzgârları gönderdi. Rüzgârlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de böyledir.
Saffat Suresi      59           "Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?"
Zümer Suresi    42           Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerimi alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Fussilet Suresi  7             Onlar zekâtı vermezler. ölüm sonrası hayatı inkâr edenler de onlardır.
Dühan Suresi    35           "İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!"
Dühan Suresi    56           Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Casiye Suresi     5             Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.
Casiye Suresi     21           Kötülüklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla aynı tutacağız. Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!
Muhammed Suresi        20           İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
Kaf Suresi           19           ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
Tur Suresi           30           Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
Vakıa Suresi       60           ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz.
Hadid Suresi      17           Bilin ki Allah, toprağa ölümünden sonra hayat verir. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.
Cumua Suresi   6             De ki: "Ey Yahudiler! Eğer insanlar arasında yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu sanıyorsanız, buna gerçekten inanıyorsanız, hadi ölümü isteyin!"
Cumua Suresi   7             Ama onlar, ellerinin üretip önden gönderdikleri yüzünden ölümü asla temenni edemezler. Allah, zalimleri bilmektedir.
Cumua Suresi   8             Şunu da söyle: "O kaçmakta olduğunuz ölüm, işte o, size mutlaka ulaşacaktır. Sonra, görülmeyeni de görüleni de bilene döndürüleceksiniz. O, size yapıp etmiş olduklarınızı haber verecektir."
Münafıkun Suresi           10           Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için bir şeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.
Mülk Suresi       2             Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Azîz'dir O, Gafûr'dur.
Nebe Suresi      9             Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.

Son olarak mübarek Kur'an-ı Kerim'in 83ncü suresinin tamamını buraya alıntılıyorum. Zira bu surede Cenab-ı Hak insanoğlunun dünyada değer verdiği şeyleri nasıl arkada bırakılıp ölüp gideceğini  ve dünyanın içindeki değerli ne varsa tüm doğal güzellikleri ile birlikte bir gün nasıl darmadağın olup parçalanacağını, insanın hayatının semeresinin önüne nasıl serileceğini, kudreti ilahi karşısındaki aczini bilfiil nasıl hissedeceğini muhteşem ifadelerle anlatıyor.

İnşikâk Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Gök yarıldığında,
2. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
3. Yer düzlendiğinde,
4. İçinde ne varsa atıp boşaldığında,
5. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
6. Ey insan! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalar, sonunda Ona kavuşursun.
7. Kimin defteri sağından verilirse,
8. Hesabı kolayca görülecek,
9. Ailesine sevinçle dönecektir.
10. Defteri arkasından verilene gelince:
11. O da helâkini isteyecek,
12. Ve alevli ateşe girecektir.
13. Halbuki o ahbabının arasındayken pek keyifliydi.
14. Çünkü Rabbine hiç dönmeyecek sanıyordu.
15. Aksine, Rabbi onu görüyordu.
16. Yemin ederim akşamın alacakaranlığına,
17. Ve geceye ve barındırdıklarına,
18. Ve dolunay halindeki Aya:
19. Siz bir tabakadan diğerine geçeceksiniz.
20. Onlara ne oluyor ki inanmıyorlar?
21. Kendilerine Kur'ân okunduğunda secde etmiyorlar?(secde ayeti)  
22. Doğrusu o kâfirler yalanlayıp duruyor.
23. Allah ise onların gönüllerinde neler sakladıklarını pek iyi biliyor.
24. Sen onları acı bir azapla müjdele.
25. Ancak iman edip güzel işler yapanlar müstesna. Onlar için ardı arkası kesilmeyecek bir ödül vardır.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...