27 Ekim 2014

Bir haber(eski tarihli olduğuna bakmayın, sorun eskimez...):

http://t24.com.tr/haber/bir-gunde-70-kisiye-satildim,71993


https://youtu.be/A8jrX83FvAA?si=Qjzimc-zMMGamCey

İnananlar için bir ayet:

81 - TEKVÎR/8-9 Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kıza; Hangi suçtan ötürü gömüldü? diye.
(Günümüzde bu kadınlardır diri diri toprağa gömülenler)

Utandım, 
erkekliğimden, 
adamlığımdan, 
müslümanlığımdan, 
insanlığımdan..
Çok utandım..

Allahım sen affet bizi.

Şimdi herkes başını iki elinin arasına alıp düşünmeli.. 
Ne yapabilirim? diye...

Bu memlekette adam gibi, erkek gibi, müslüman gibi yiğitçe yaşadığını sanan biz.
Şanlı tarihiyle övünen, hamaset nutukları atan biz.
Çağdaşlık, modernlik, hukuk devleti nutukları atan biz.
Dünyaları kurtaran, cihan hükümdarlığı hikayeleri anlatan biz.
Cömertlik, cesaret, özgüven, fedakarlık misalleri veren biz.
Ve elbette ırz, namus, haysiyet ve onur timsali "erkek adam" olduğumuzu iddia eden biz.
Güçlü aile bağlarından dem vuran, yardımsever, misafirperver bir millet olduğumuzla övünen biz.
Türklüğümüze toz kondurmayan "kahramanlıkta üstümüze olmayan" biz.
Müslümanlığı en güzel yaşayan, en büyük bütçeyi Diyanet'e ayıran, hac kontenjanlarını patlatan, umre rekorları kıran, dünyanın dört bir yanına kurbanlar, yardımlar ulaştıran biz.
Yüz küsür ülkede okullar, kurslar, yurtlar açan yine biz.
Tarih sahnesinde vazifesini tamamlayan liderlerini hala yaşıyor zannederek yenilerini yetiştirmeyen de biz.

İşte biz böyleyiz;

Doğuyu ve doğuluları beğenmeyiz.
Batıya kızar, küfreder, kahrederiz. Bilim, film, felsefe ve hatta seyahat için batıya gideriz.

Muhafazakarlarımız rezidansta yaşar.
Ateistimiz kurban keser, bayram kutlar.
Herkes futbol, siyaset, eğitim, din ve tıp uzmanıdır.
Bir araya gelince hükümet yıkar, hükümet kurarız, küfrettiğimiz siyasetçiyle karşılaşınca "sayın vekilim/başkanım" moduna hemen geçeriz.
En milliyetçimiz askerlikten yırtmanın, hadi olmadı bedelli yapmanın yolunu arar.
Kamuda işini halletmek için her zaman "adamını" devreye sokmaya yelteniriz.
Kendi rahatımızı bozmamak için komşularımızı rahatsız eden de biziz.
Gece eğlencesinden, tatil köylerinden "şehitler ölmez" mesajları veren de biz.
Milyoner kapitalist müslümanları, 
konformist sosyal demokratları, 
silahlı örgüt mensubu barış taraftarı da biziz.
Elbette adaleti cebi ile cüzdanı arasındaki hakim/savcılar da bizden.
Sahnelerde sözde kardeşlik türküleri söyleyip, halkların kardeşliği nutukları atıp geride Arap, Türk, Kürt, Şii/Alevi hasımlığı yapan da biziz.


Bu yaşa geldim hala anlayamadım, 
bu güzel ülkemin yurttaşları olarak; 
biz neyiz? 
ne değiliz? 
kimiz? 
neyin nesiyiz? 

23 Ekim 2014

Ayna

Ayna

Bazı psikolojik rahatsızlığı olanlar hariç bütün insanlar fiziki yönden kendini gözden geçirip çeki düzen vermek için aynanın karşısına hergün defalarca geçer. Belki kadınlar daha fazla kullanır aynayı, çünkü fiziksel görünürlük o cins için daha ön plandadır. 
İnsanın fiziksel kusurlarını gösteren ayna gibi kişilik/insani kusurlarını da gösteren bir ayna olmalı değil mi?
Sanırım bu ayna öncelikle insanın yine kendisidir. Yani kendi saf vicdanı, yani fıtrat aynası. Bir de erdemli ve nezaket sahibi dostları insana ayna vazifesi görürler. İşte bu sebeplerle öncelikle fıtratını bozmadan ilkeli ve samimi bir yaşantı şart, bir de hakikatli dostlar. Yoksa uzun süre aynaya bakmayan psikolojik yönden rahatsız bazı insanların dış görünüşü gibi iç dünyası bozulan, kişiliği irtifa kaybeden bir insanı -değil yakınları- kendisi dahi bir müddet sonra tanıyamaz.

01/09/2014



Sizin o tatlı hatıralarınızı hiç unutmadım. 
Bu resimdekilerden canım Öznur Bayram Çelik ablama Allah'tan hayırlı, bereketli uzun ömürler diliyorum. Diğerlerine Allah'tan rahmet ve mağfiret dualarımla bizi cennette kavuşturmasını niyaz ediyorum.


07/10/2014

İstiklal Marşımız

Türk İstiklali'nin ortak metni olan ve Kahraman Ordumuz'a ithafen yazılan, aynı zamanda Türk Milleti'nin yegane kurtuluş reçetesi de olan bu metni bilmeyen, ezberlemeyen ve anlamayanların müslim, gayrimüslim, sünni, alevi, Türk, Kürt, Çerkez, Gürcü, Ermeni, Laz, Pomak her ne olursa olsunlar bu vatanda birer asalak olduklarını ilan etmeliyiz.
Çocuklarımıza bu on kıta ve 41 mısradan oluşan marşımızı çok iyi anlayıp tatbik edecek şekilde öğretmeliyiz.
Bu mısralar değil Türkiye, dünyanın kurtuluş ve diriliş manifestosudur.
Bunu bütün dünyaya bildirmedikçe ne kendimiz felaha erebiliriz ne de insanlık.
Haydi hep birlikte yeniden haykıralım!
10/10/2014

İstiklâl Marşı
-Kahraman Ordumuza-
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!
Mehmet Akif

Oku

Oku

Doğruya yakını doğru sanma, 
kendi aklını kullan başkasına kanma. 
Doğrunun ölçüsü hak ve adalettir. 
Aklın mihengi ise bilgi ve hikmettir. 
Ölçüden en ufak bir sapma varsa o doğru denilen şey doğru değildir, mihenkten de en ufak bir sapma varsa aklın bilgi ve hikmetten yana gıdası noksandır. 
Hak ve adalet yönün, bilgi ve hikmet kılavuzun olmuşsa hayatı oku, tabiatı oku, insanı oku, kitabı oku, kendini oku, tarihi oku, kısaca her şeyi oku. Bunların hepsini de mutlaka insanı mikroskobik bir hücreden Yaradan'ın adıyla oku. Unutma ki bunları okusan da okumasan da bir gün onlarla yüz yüze geleceksin ve sonunda hepsi senin için şahitlik edecek.


Peyami Bayram
14/10/2014
İstanbul
Galata Mevlevihanesi

Sufizmin ne olduğunu müzedeki tanımından okuduktan sonra müzede kültürel olarak sufilerin çok sayıda eserleri ve hatıralarını görmek mümkün. Sema denilen ayin/gösteri yaptıkları mekan da resimdeki gibi mihrabı ve minberi ile sanki bir camiye benziyor. Fakat öğreniyoruz ki mihrap ve minber "sembolik" olarak yapılmış, zira kıbleyi bile göstermiyormuş(!) Dış avlusunda güzel bir şadırvanı da bulunan bu mevlevihane/müzede "sembolik" de olsa namaz kılmak için bir mekan yok bugün! 
Ben şadırvanda abdest almak üzere hazırlanırken İranlı bir turist Celalettin Rumi'nin Şems ile olan muhabbetlerini anlatarak niçin Şems konusu burada pas geçiliyor meselesini sordu, diğer avrupalı bir turist ise kendisinin müslüman olmadığını ve şadırvanı kullanıp kullanamayacağını sordu. 
Ne garip bir dünya Ya Rabbim.


14/10/2014



Adres arayan bulut

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:
Adamın biri hâlî(ıssız) bir sahrâda giderken, bir bulutun içinden “Filânın bahçesini sula” diye bir ses işitti.
O bulut gitti, suyunu bir kayalığa boşalttı.
Oradaki derelerden bir dere suyun tamamını aldı.
Adam dereyi takip etti. Baktı ki, bir adam, bahçesinde durmuş, küreğiyle suyu kendisine çeviriyor.
“Ey Allah’ın kulu, senin adın ne?” diye sordu.
Adam “Filân” diye, daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi. Sonra, “Ey Allah’ın kulu, benim adımı niçin soruyorsun?” dedi.
“Çünkü şu suyun olduğu buluttan ‘Filânın bahçesini sula’ diye senin adını söyleyen bir ses işittim. Sen burada ne yapıyorsun ki böyle birşeyi hak etmişsin?”
Adam “Madem sordun, söyleyeyim,” dedi:
“Ben bu bahçeden ne kadar mahsul çıktığına bakarım, sonra onun üçte birini bağışlarım, üçte birini ailemle birlikte yerim, üçte birini de tohumluk olarak bahçede kullanırım.”
– Müslim, Zühd: 45

DİJİTAL SAVAŞTA BLACKROCK VE ALADDIN KARŞISINDA TÜRKİYE

DİJİTAL/TEKNOLOJİK SAVAŞ’ın arkasındaki BLACKROCK ve ALADDIN Türkiye’nin son dönemde geliştirdiği "Milli Finans ve Veri Kalkanı"na...