22 Haziran 2025

Dünyanın Baş Belaları

ABD sonunda çok havlayan tasmalı köpeği İTRAİL’in yetişemediği yere uzanıp bizzat ısırmıştır. 

Bu ikili kendilerini her türlü eleştiri ve yargılamanın üzerinde gören, kendilerini yeryüzünde kimseye hesap vermeyen mutlak güç ve kudret sahibi zanneden bir anlayışla hareket ediyorlar. Bu sıfatları kendinde gören ilahlık iddiasındadır. Tarih boyunca böyle hadsizlik yapanların sonu dünyada yenilmek ve yok olmaktadır. Ahiretteki yerleri ise ebedi cehennem. 

Nerede Firavun, Nemrut, Hitler, Stalin, Mussolini, Esed, Pol Pot, Cengizhan, Caligula, Mao, Kazıklı Voyvoda, Korkunç İvan, Leopold?

Kimini düşmanları, kimini daha zalim bir kral, kimini zulmettiği halkı, kimini afetler ve hatta kimini de bir sivrisinek yeryüzünden silmiştir.

Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Mazlumların bir kısmı zalimlerin helak oluşunu bu dünyada göremese de er ya da geç zulüm imparatorlukları yıkılmıştır ve yıkılır.

Biz her durumda zulme ve zalime karşı durmaya bakalım. Hz. İbrahim için yakılan o koskoca ateşe bir damla su taşıyan topal karınca misali safımız belli olsun. 
Cesaretle ve korkusuzca zalime zalim, zulme de zulüm diyebilmeliyiz. 

Ve elbette dünya beşten büyüktür!

Yerlerin ve göklerin gerçek ve mutlak hükümdarı, geceyi ve gündüzü yaratan, tüm mahlukatı yaratan, bu mahlukat arasında insanları belli bir süre yaşamdan sonra öldüren ve sonra tekrar diriltecek ve topal karıncanın hakkını dahi soracak yegane ilah olan Allah’tır. O’nun şanı pek yücedir.

Peyami Bayram
22 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul

21 Haziran 2025

Ne tatili, neyin tatili, kime tatil?

"Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
O halde her fırsatta kararlılıkla yeni şeyler yapmaya giriş.
Ve yalnızca Rabb'ine yönel." (İnşirah Suresi 94/5-8)

Çalışan insanın yorgunluğunu atması için dinlenmesi fiziksel ve ruhsal bir ihtiyaçtır. Günlük dinlenme, haftalık dinlenme ve sezonluk/yıllık dinlenmeyle insan bu ihtiyacını giderir. 

İnsan bedenini ve zihnini dinlendirirken inancını, ahlakını, töresini, geleneklerini, kültürünü ve insaniyetini de tatile çıkarmaz, onları bir kenara bırakmaz. 

Öğrenciler/talebeler tatilde talip oldukları her ne ise ondan tamamen uzaklaşırlarsa hedefe erişemezler. Bu tatil boyunca ders çalışmak demek değildir. Lakin öğrenme merakına ara verilirse zihin tembelleşir ve tekrar odaklanmak güçleşir. 

Talebe olmayanlar ise tatil sürecine girince adeta ipini koparmış gibi her şeye müsait bir duruma girmemeli. Beden ve zihin dinlendirmek tüm ahlak kurallarını tatile göndermek değildir. 

İnsanın inancı, ahlakı ve ilkeleri her durumda yanında değilse o insan kimliğini ve kişiliğini gözden geçirmelidir. Yok bunu da yapamıyorsa şeytan birinin daha ayağını kaydırmış demektir. 

Akıl, iz’an ve ahlak sahibi olanların da tatil yapmaya hakkı var elbette. Ne tatili olduğunu, neyin tatili olduğu ve kimin tatili olduğunu unutmadan!

Sağlıklı ve zinde kalalım. 
Bedenimizi ve ruhumuzu dinlendirelim ama benliğimizi ve şuurumuzu asla tatile çıkarmayalım!

Unutmayalım;
Dünyada her türlü kötülük çok!
Türkiye ateş çemberinin tam ortasında!

Her an teyakkuzda olalım, 
daima müteyakkız kalalım!

Peyami Bayram
21 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul 

17 Haziran 2025

Yalana dair

Biri size yalan söylediğinde belki onu o anda anlamayabilirsiniz. Bu öncelikle sizin o kişiye karşı hüsn-ü zannınızdan sonra da onun tutarlı senaryosu ve inandırıcı oyunculuk kabiliyetindendir. Lakin hüsn-ü zannı ortadan kaldırınca en tutarlı senaryo ve en inandırıcı oyunculuk bile kar etmez: aldatmak artık imkan dışına çıkmıştır. Aldanmış gibi görünmek aslında o insanın ya çaresizliği veya çatışma cesaretinden yoksunluğundandır. Bu da aslında yine bir iyi niyet ve bu iyi niyete bağlı bir beklentidendir. Çok mu saflık bu kadarı da? Evet, biraz öyle görünse de yalan söyleyene karşı yapılacak şey ona yalanını yüzüne vurmaktan ziyade hakikati bildiğini hissettirmek belki daha iyi bir yoldur. Böylelikle belki insani yönü ağır basar da yalandan vazgeçer. Yine de vazgeçmezse mi? Elbette ondan uzaklaşmak son çaredir ve zor da olsa mutlaka uzaklaşmalıdır. 

Herkes yaptıklarının bedeline katlanmalı!

Peyami Bayram 

17 Haziran 2014

İstanbul 

04 Haziran 2025

Vaktin Resmi Geçidi

Vakitler sıraya girmişler 
hepsi geçit resminde
Bir bir ilerliyor önümde
Durduramadım hiç bir vakti
           denediğim her seferinde 
Ne dün ne de önceki gün 
           sıralarını vermediler birbirlerine
Geçti gitti hepsi tam vaktinde..

İstikbal de vaktinde gelecektir,
                   sabırsızlık nafile
Mukadder müstakbeldir
                   sıradaki kafile 
Ne kadar istemesek de kabullendik;
                   ömür tek seferlik..

Anlamayan kalmadı;
         zamanı geri döndürmek ham hayaldir,
Ola ki bir daha başlasa bu hayat seyri;
        yine aynısını yaşar ademoğlu besbelli.
İnsan sabırsız, aceleci, nankör ve bencildir,
Nefsine söz geçirebilen insan-ı kâmildir..

Peyami Bayram 
4 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul 


29 Mayıs 2025

Esas Etki Alanı

Yapamadığımız şeyleri konuşuyoruz. 
Cesaret bile edemeyeceğimiz eylemlerden bahsediyoruz.
Haddimiz olmayan işlere müdahil olmaya meylediyoruz. 
Bilgimiz dahi olmadan hükmümüz oluyor. 

Bütün bunlar aslında kendi esas etki alanımız içinde kalamıyor olmamızdan kaynaklanıyor. 
Esas etki alanımız, yani haddimizdir, hududumuzdur.
İç dünyamızdan başlayan, davranışlarımızda somutlaşarak kendini gösteren ve yakın çevremizle ilişkilerde sonlanan alandır her kişinin esas etki alanı.

Hani “herkes evinin önünü temiz tutarsa şehir tertemiz olur” diye bir söz vardır ya; insan kendi içinden başlamalı samimi, ahlaklı ve dürüst yaşamaya. Ailesine, işine ve yakın çevresine bu şekilde yansıtabilirse içindeki güzellikleri durgun suya atılan bir taş misali halka halka yayılacaktır iyilik ve güzellikler.

İşte bu kadar basit ve bir o kadar da zordur insanın nefsiyle başa çıkması. Bunu başarabilen beşer olmaktan insan olmaya geçer. İlk atamız Adem’in kısası da bununla ilgilidir zannımca. Elbette doğrusunu Allah bilir. 

Peyami Bayram 
29 Mayıs 2025
İstanbul 

28 Mayıs 2025

Ne Etmeli?

Kendi kusurundan başkasını Görmemeli,

Tenhada bile kem söz duysa İşitmemeli,

Nefsine yenik düşüp malayani Söylememeli,

Ayağı asla harama Gitmemeli,

Gözü baksa da namahremi Görmemeli,

Ölüm var, dünyayı fazla Sevmemeli,

Hoşuna gitse de gönlünü bâtıla Vermemeli,

Bedeli ne olursa olsun yalana Meyletmemeli,

Anaya ve babaya öf bile Dememeli,

Yetim, öksüz ve fakiri Üzmemeli,

Servet ve iktidar sahibine dalkavukluk Etmemeli,

Nimete Nankörlük Etmemeli;

                 Dil, fikir ve eylemle daima şükretmeli!

Büyük söz Hak’tan gelendir;

                 Boyun büküp Dinlemeli,

Sadece Hak yolunda Ünlemeli!


Peyami Bayram 

28 Mayıs 2025

Arnavutköy, İstanbul 

19 Mayıs 2025

Her gün ölüp yeniden diriliyoruz

Yemek ve içmek gibi uyumak da insanın hayatta kalabilmesi için zaruri ihtiyaçlarındandır. Hiç bir insan uyumadan yaşayamaz. Hatta belli bir süre ve belli bir kalitede uyku uyumayan insan sağlıklı bir yaşam da süremez.

Her gün zorunlu olarak uyuduğumuz uykunun ölümden bir farkı uyandığımızda hayata kaldığımız yerden devam edeceğimizdir. Türkçemizde “ebedî uyku” olarak da adlandırılan ölüm halinde ise insan bir daha bu dünyaya gözlerini açmamak üzere uykuya dalar. Can, nefs, ruh, bilinç veya şuur, adına ne derseniz deyin, onun ortadan kalktığı hâldir uyku hâli. 

Ebedî uyku vakti gelince uyanık kalmanın veya o uykuya dalıp da tekrar bu hayata uyanmanın artık hiç bir imkan ve ihtimali kalmamıştır. Bunu da hepimiz biliriz elbette.

Bilmekle idrak etmek aynı uyku ve uyanıklık, hayat ve ölüm gibi birbirine bağlı ama bir o kadar da uzak kavramlardır.

Hayat hepimiz için daima zıtlıklarla dolu bir süreçtir  

Bir yandan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. Öte yandan bir gün, bir an ebedî uykuya dalıp bu hayattaki her şeyi geride bırakıp gideceğimizi de çok iyi biliyoruz.

İşte böyle, her gün tecrübe ettiğimiz uyku bize bu hayattan başka bir hayata, bu alemden başka bir aleme geçiş olduğunu fiilen yaşayarak anlatıyor aslında hepimize. Bazen çok mutlu, bazen korkulu, bazen ümitvar, bazen keyifli, bazen hüzünlü uyanırız uykudan. Çok kısa bir sürede bazen çok uzun bir rüya görürüz. Bazen kan ter içinde uyanırız. Bir bakıma her uykudan uyanışımızda yepyeni bir günle yeni bir fırsat geçiyor elimize.

Bu bizim her gün ölüp yeniden dirildiğimiz hayattır.

Her sabah yeni bir başlangıç, yeni bir fırsattır her bir insana. Adeta yeniden doğuş, yeniden canlanış gibi.

Hiç uykuya ihtiyacı olmayan, hiç uyuklamayan, daima diri, hayatı ve ölümü yaratan, yarattıklarına sonsuz merhamet sahibi, geceyi dinlenme ve gündüzü çalışma için bir ölçüye göre var eden alemlerin Rabbi olan yüceler yücesi Allah biz insanlara düşünüp akletmemiz için uykuyu da uykudan uyanarak tekrar yaşama devam etmeyi de birer ayet/delil olarak her gün yaşatmaktadır.

“Allah'tan başka ilah yoktur; her zaman diridir; bütün varlıkların kendi kendine yeterli kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın katında şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da arkalarında olanı da bilir; O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar. Onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.” Bakara 255

“Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında... Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır.” Zümer 42

Düşünüp ibret alanlardan olmak duasıyla.

Peyami Bayram

19 Mayıs 2025

Arnavutköy, İstanbul 


RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...