14 Eylül 2023

kimin ne kadar zamanı var?


Yanaştı dost bildiğine,

zamanın var mı dedi;

garibim derdini anlatacaktı zahir. 

Kimin zamanı var ki bu devirde,

zamanı çalan makinalar 

en büyük zehir..


Sığamaz asrın insanı hiç bir yere,

Apollo aya gitti, küçüldü yerküre.

yakındakini görmez oldu gözler

ararken uzaklarda bir yar,

şükürden başka her şey var,

ama yine de her yer dar,

beklerken herkesi;

daracık bir mezar..


Bizden önce de

zamanı öldüremedi hiç kimse,

var mı ki alan bu kıssadan bir hisse;

boşa geçen zamanla her an ölüyoruz;

çok meşgulüz, dijital alemde boğuluyoruz,

sözde hiçbir yere yetişemiyoruz 

sanal dünyalarda kayboluyoruz;

ve giderek birbirimizden kopuyoruz..


Vahimdir halimiz;

saatleri çoktur modern insanın

varsa konfor alanı..

karşısında görünce muhtaç olanı

olmaz birkaç dakika bile zamanı.

evet, çok meşguldür asrın insanı..


pek kıymetlidir 

hiç yüz yüze gelmediği sanal dostu;

eyvah,kurt giymiş yine kuzu postu..

her şeyden azade olur ekrandaki yemle

bomboş dururken karşısındaki iskemle,

çağdaş tutsağın en büyük sevinci

bir kahve yudumlamak çevrimiçi..


Kaybolup giden anı

resim karelerinde tutmak ister

körelmiş, maskeli vicdanı

işitmez en küçük ahı..

içindeki sahte duygudan cılız bir iz;

işte buradayız ve varız biz

sadece görsünler ve duysunlar diye

umarsız paylaşır biteviye..


Herkes bilsin de ne yapsın

senin tabağının o süslü resmini;

sen de ölümlüsün be ademoğlu,

binlerce takipçin bilse de ismini


Düşünmez misin;

neler olacak o son günde

cesedin bitince işi,

cami cemaatindendir 

namazında saf tutacak üç dört kişi,

sonra tabutunu kim taşıyacak?

ve üzerine atılan toprağı

hangi takipçin likelayacak?


Peyami Bayram

13 Eylül 2023

Arnavutköy, İstanbul 




11 Eylül 2023

Öğrenci, öğretmen, veli ve okul yöneticilerine

Elli yılı aşkın zamandır eğitim hayatının içindeki bir gözlemci olarak okullar açılırken eğitim/öğretim sürecinin içindeki tüm öğrenci, öğretmen, veli ve okul yöneticilerine öncelikle sağlıklı ve güvenli, huzur içinde başarılarla dolu geçireceğimiz bir yıl diliyorum. Bu vesileyle her birine çok kısa ve öz acizane tavsiyelerimi aşağıda iletmek isterim ; 

Sevgili öğrenciler,

İlk önce kendin, ailen ve yaşadığın ülken için bir hayalin, bir hedefin ve bir ülkün/amacın olsun. Herşeyden önce bizi ve tüm alemi yaratan Allah’a inandığın gibi bu hayatın bir gün mutlaka sona ereceğine ve yaptıklarımız, yapmadıklarımız ve ihmal ettiklerimiz de dahil her anımızın hesabını vereceğimizi asla bir an olsun aklından çıkarma. Ahlaklı, erdemli ve iyi bir insan olmak, ailene, milletine ve insanlığa yararlı ve hayırlı işler yapmak temel hedefin olsun. Ayrıca bu temel hedefe uygun kendine özel hedefini de belirle. Buna erişmek maksadıyla;

1. Öğrenmek için okula git, unutma ki ders sınıfta/derste öğrenilir. 

2. Başarılı olmak güzeldir ama öğrenmek daha önemlidir. Sen öğrenmeye odaklan.

3. Okulunu, öğretmenini ve dersini sev. Severek öğrenirsen öğrendiğin bilgiler kalıcı olacaktır.

4. Disiplinli ve düzenli olmak okula veya öğretmene pek bir şey kazandırmaz ama sana çok şey kazandırır. 

5. Arkadaşın iyisini seç ve iyi arkadaşlık yap.

6. Dijital/elektronik aletler kitap, defter ve kalemin yerini asla tutamaz. Bu yüzden bir şeyi iyi öğrenmek için kitaptan oku ve defterine yaz ki aklında kalsın. Bir de mümkünse anladığını bir arkadaşına anlat ki kalıcı olsun.

7. Ders haricinde bol bol kitap oku. Hangi konuya ilgi duyuyorsan o konuya yoğunlaş ama klasik yazarlardan/şairlerden hikaye, roman ve şiir okumayı sakın ihmal etme.

8. Resim, müzik, spor veya el sanatları gibi bir hobin olsun mutlaka. Derslerin dışında bunlara vakit ayır. Dijital oyunlar için ayırdığın vaktin sonraki hayatın için büyük bir kayıp olacağını şimdi ne desem anlamsız gelecek ama eğer okuyup mezun olursan üniversiteyi bitirdikten sonra vicdanınla yüzleşmek adına bunu bir kenara yaz.

9. Son olarak; ne yaparsan yap hayatta en sevdiğin şey daima öğrenmek olsun. 


Kıymetli öğretmenler,

1. Her gün bir mesai doldurmak için değil öğretmek için okula gidin, bilgi talep edene aktarılır/öğretilir. Bu maksatla öğrencilerinizde merak uyandırın ki talepkar olsunlar. Sınıfınızda cevherler olduğunu düşünün ve onları işlemek en büyük hedefiniz olsun  

2. Başarılı öğrenci güzeldir ama öğrenme gayretinde olan daha önemlidir.

3. Okulunuzu, öğrencinizi ve dersinizi sevin. Severek öğrettiğiniz her bilgi kalıcı olacaktır.

4. Disiplinli ve düzenli olmak okula veya öğretmene pek bir şey kazandırmaz ama öğrenciye çok şey kazandırır. Velilerin güvenerek size emanet ettiği öğrencilerinize okul içinde sert ve kaba değil ama sevecen ve kararlı bir tutumla disiplinden taviz vermeden yaklaşıp iletişim kurmaya çalışın.

5. Öğrencilerinizin aralarındaki arkadaşlık ilişkilerini iyi gözlemleyin. İyi arkadaşlıkları teşvik edip, yanlış ilişkileri önlemeye çalışın. Bu hem okuldaki/sınıftaki disiplini hem de öğrencilerin dersi daha iyi anlamalarını ve dolayısıyla başarılarını etkileyecektir.

6. Dijital/elektronik aletler kitap, defter ve kalemin yerini asla tutamaz. Bu yüzden bir şeyi iyi öğrenmeleri için öğrencilerinize kitaptan okutun ve defterlerine yazdırın ki akıllarında kalsın. 

7. Kendi ders konunuza çok iyi hakim olun. Bunun yanında farklı konularda da kendinizi geliştirmeye vakit ayırın ki öğrencilerinize daha geniş yelpazede örnekliğiniz ve rehberliğiniz/liderliğiniz olsun.

8. Mümkünse resim, müzik, spor veya el sanatları gibi bir hobiniz olsun mutlaka. Bu sayede hem kendinizi dinlendirmiş hem de öğrencileriniz için ufkunuzu genişletmiş olursunuz  


Değerli veliler;

1. Çocuğunuzu öğrenmek için okula gönderin, ders sınıfta/okulda öğrenilir. 

2. Başarılı öğrenci güzeldir ama öğrenme gayretinde olan daha önemlidir.

3. Okulunuzu, öğrencinizi ve öğretmeninizi sevin. Severek gönderdiğiniz okul ve öğretmen öğrenciniz için daha verimli olacaktır. Öğretmene ve okula sevginin yanında saygıyı da ihmal etmeyin. Unutmayın, çocuğunuz bu konuda da sizi örnek alacaktır. 

4. Disiplinli ve düzenli olmak okula veya öğretmene pek bir şey kazandırmaz ama öğrenciye çok şey kazandırır.  Okul içinde çocuğunuzu öğretmenlere güvenerek teslim edin. Okul dışında ise sert ve kaba değil ama sevecen ve kararlı bir tutumla siz de disiplinden taviz vermeyin.

5. Çocuğunuzun arkadaşlık ilişkilerini iyi gözlemleyin. İyi arkadaşlıkları teşvik edip, yanlış ilişkileri önlemeye çalışın. Bu hem okuldaki/sınıftaki disiplini hem de çocuğunuzun ders başarısını etkileyecektir.

6. Dijital/elektronik aletler kitap, defter ve kalemin yerini asla tutamaz. Bu yüzden bir şeyi iyi öğrenmeleri için çocuğunuzu en azından hafta içi dijital/elektronik aletlerden uzak tutarak kitap ve defterleri ile baş başa bırakın ki öğrenme yolunda olsunlar. Siz kitap okursanız çocuğunuz da okuyacaktır. Onun okumasını istiyorsanız siz de okuyun.

7. Çocuğunuzun okul, sınıf ve derslerine çok iyi hakim olun. Aksi halde çocuğunuza iyi bir veli olamaz, sakıncalı şeylerden onu alıkoyamaz, daha verimli bir eğitim hayatı sağlayamazsınız.

8. Mümkünse çocuğunuzun resim, müzik, spor veya el sanatları gibi bir hobisi olması için teşvik edin ve destek olun mutlaka.

Sayın okul idarecileri;

Lütfen yukarıda öğrenci, öğretmen ve veliler için yazdığım tavsiyelerin en iyi şekilde uygulanabileceği bir ortam oluşturabilmek ve gerekli tüm altyapıyı hazırlamak için azami gayreti ve özeni gösterin. İstikbal umutları için çocuklarını size emanet eden veliler, bir cevher avcısı gibi onları işlemeye azimli öğretmenler ve yüce ideallere erişmek için okulunuza eğitim almaya gelen her biri birbirinden değerli öğrenciler sizin sağlayacağınız güvenli ve sevgi dolu ortam sayesinde ülkemiz ve tüm insanlık için çok değerli birer insan olacaklardır.

Tekrar tüm öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz ve velilerimiz için sağlıklı, güvenli, huzur içinde başarılı bir eğitim öğretim yılı diliyorum. 

Peyami Bayram 

11 Eylül 2023

Arnavutköy, İstanbul 

04 Eylül 2023

Aldanmak, aldatmak ve aldatılmak

Duygu ve düşüncelerini mideyi doldurmak ve cinsel tatmin odaklı işletenlerin aldatılması bir kase çorba, bir dilim ekmek kadar ucuz, şeytana/nefsine aldanması haz duygusunu en kısa yoldan tatmin etmek kadar aşağılık, aldatması ise menfaati için her yolu mübah görmek kadar süflidir.

Aldatan şeytandır,

Aldanan nefistir,

Aldatılan adem.

Her şeye rağmen aldanmayan, bir kez aldansa bile pişmanlık duyup tevbe eden, aldatılmaktan kaçınmak için gündüz bile fener yakan kişi ise adam gibi adamdır.

Adam gibi adam olmalı, dostlarımızı da böyle adamlardan seçmeli.

Ölüm var, hesap var..

"Hem Allah’ın (akıl ve irade vermek sûretiyle gerçekleşen) izni olmasaydı, hiçbir insan imana eremezdi! Ve O aklını kullanmayanları pisliğe mahkûm eder!" Yunus Suresi, 100


Peyami Bayram

4 Eylül 2023

İstanbul

02 Eylül 2023

CENNET HAYALİMİZ VE GERÇEK HAYATIMIZ



Malumdur ki herkesin en çok istediği ve arzu ettiği şeydir cennet gibi bir beldede yaşamak veya eninde sonunda cennete erişmek. 


Cennet denilen yer ister inanan isterse tanrıtanımaz olsun her insanın yaşamak istediği muhteşem tabiat güzellikleri ile her türlü nimetten bol çeşitlerin sunulduğu güvenli bir ortamın adıdır insanların zihninde.


Hep böyle bir hayatı elde etmek için çalışıp çabalar insanoğlu. Ve elbette bunun yanında bir de ebedîlik arzusu insanın içinde mani olamadığı derin bir istektir. 


Kısacası insanın içindeki en büyük arzu; 

hem ölümsüz olmak hem de en güzel nimetlerle en iyi yerlerde gönlünce yaşamaktır. Bunun her ikisinin de bu dünyada mümkün olabileceğini düşünmek tabii ki ham bir hayaldir. İnsanoğlu ihtirasla bu ham hayalin peşine koşmaktadır  ilk atamız Hz. Adem’den beri. 


Bir de şöyle bir mesele vardır; cennet insana peşin olarak ödenen bir lütuf mu yoksa yapıp ettiklerinin karşılığı olarak verilecek bir mükafat mıdır?


Bu soruyu sormak istemeyiz kendi kendimize. Sorunca zararlı çıkma ihtimali olduğundan mıdır bilinmez ama sanki bir ön kabulle en azından kendini cennete namzet bilir herkes. Bu elbette yanlış bir düşünce değil; evet, dünyaya gelen her insan cennete namzettir. Lakin bir kısım inanış şekillerine sahip insanlar namzetten öte adeta kendilerini muhakkak cennetlik olarak addederler. Bu tür inanışlar ahiret inancı olan müslim veya gayrimüslim hemen hemen tüm inanç müntesiplerinin arasında vardır. Adeta dünyaya gelişte cennetin bileti cebine konmuştur gibidir bu kimselere göre. İçine doğduğu ailenin/toplumun dini onların kurtuluşu için tek başına yeterli bir sebeptir. Hiçbir özel çaba sarf etmese de sadece o ailenin, o kavmin veya o dinin bir ferdi/müntesibi olmak kafidir cennete gitmek için. 


Oysa bu bir aldanıştır. Sadece boş ve kuru bir avuntuyla bir ömür boyu kendini oyalar böyle insanlar. Hiç düşünmek de istemezler ki bu hayal dünyasının verdiği mutluluktan çıkmasınlar. 


Zaten bu inanışlarına uygun bir Tanrı da beklemektedir onları cennette. Zat-ı âlilerini baştan ayrıcalıklı yaratan bu Tanrı ölüm sonrasında da aynı ayrıcalıklı konumlarına uygun bir ebedî yaşam verecektir onlara. Ne de olsa cennet en baştan hakkıydı ya onların. 


Halbuki her şeyin bir ücreti, bir bedeli vardır insanoğlunun yaşadığı dünyada. İnsan bunu düşünse cennete erişmenin de ödenmesi gereken bir bedeli olduğuna akıl yetirebilir. 


Allah insana bu dünyayı kavrayacak kadar akıl vermiş, bu hayatta neler olduğunu/olabileceğini sezinleyecek kadar da önsezi/feraset ile donatmıştır. 


Çok çaba sarf etmeli, ince düşünmeli ve hassas davranmalıyız. Zira hayat çok kısa. 

Ölüm ise ansızın karşımıza çıkmak için pusuda bekliyor. 


Bakın ne diyor Allah’ın alemlere rahmet olarak gönderdiği elçi;

“Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız!” 


Evet, bu aynı zamanda bir manifesto. Sevgiyi esas alarak özverili bir yaşam sürmenin gerekliliğini söylüyor bu hadiste Allah resulü Hz. Muhammed. 


Bu sevgi öyle ‘kuru kuru gadan alırım, takır tukur kurban olurum’ gibi boş ve temelsiz değil bilakis insanın emek sarf etmesi, zamanından, konforundan, malından ve gerekirse canından fedakarlık etmesi ile ispat edilesi bir sevgidir. Bu bedeli öde(ye)meyenin cenneti hayal dahi etmesi beyhudedir. 


Bakın modern dönemde selam vermeyi, selam almayı dahi beceremeyen bir toplum olduk maalesef. Sevginin en zahmetsiz tezahürüdür oysa selamlaşmak ve insanlara tebessüm etmek. 


Gelin güler yüzle herkese selam verelim de bu dünyadaki süremizi doldurup tekrar diriltileceğimiz ebedî alemde selam verip selam aldığımız gülen yüzler karşılasın bizleri. 


Ebedîlik için ise bitip tükenmesinden korktuğumuz şeyleri paylaşmalıyız ki bitip tükenmeyen bir hayatı bahşetsin bize alemlerin rabbi olan Allah. 


Peyami Bayram

2 Eylül 2023

Arnavutköy, İstanbul 








17 Ağustos 2023

Zaman(3)

 



Zaman(3)


“İsraf bir davranış bozukluğudur” demişti kıymetli hocamız Prof. Dr. Aziz AKGÜL(*). Bu söz çok önemli elbette, ama tabii ki her gün bir önceki günden daha iyi insan olma çabasında olanlar için.


Türkçe karşılığı savurganlık olan israf Arapça kökenli bir kelimedir. Sözlükte “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelen seref kökünden türetilmiş olan isrâf genel olarak inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü ölçülerin dışına çıkmayı, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder.


Görüldüğü gibi mal ve imkanların saçıp savrulmasıdır hocamızın davranış bozukluğu olarak tarif ettiği şey. Ölçüsüz, hesapsız, ilkesiz, tutarsız ve de umarsız bir saçıp savurmadır bahse konu bozuk davranış. İnsan normal şartlarda elindeki her türlü imkanı dengeli bir biçimde kullanır. Denge insan hayatının huzur ve mutluluğunun en önemli temelidir. Dengeleri bozulan insanın ne sağlığı, ne huzuru ne de mutluluğu kalır. 


Saçıp savrulan, israf edilen şeyler arasında ilk akla gelen mal, mülk ve servet olur genellikle. Ama asıl dikkat edilmesi gereken zaman israfıdır. İnsanın çalışarak, didinerek elde ettiği veya kendisini bir şekilde içinde bulduğu her türlü maddi varlık kaybedilse de tekrar kazanılma imkan ve ihtimali olabilir. Ancak zaman insanın tekrar kazanamayacağı en önemli ve en değerli cevherdir. Onun kıymeti elden gidince anlaşılır, tıpkı sağlık gibi ve tıpkı itibar, onur ve haysiyet gibi. 


İsraf etmeye de insan maalesef zamandan başlıyor genellikle, yani davranış bozukluğunun da ilk merhalesi zamanı israf etmektedir. Günümüz insanı içler acısı bir şekilde zamanı israf etmekte ve bunun farkında bile olamamaktadır. Adeta emek ve para verip kazanmadığı bir şey olduğu için saçıp savurmaktadır zamanını. 


Bunu anlamak için elektriğin olmadığı, dijital iletişimin olmadığı, hatta yemek konusunda bile çok kısıtlı imkanların olduğu devirlerde yaşamış insanların hayatlarını düşünmeli. Onların yaptıkları yüzlerce buluş, yazdıkları binlerce kitap fethettikleri koskoca coğrafyalar için zamanın nasıl yeterli olduğuna kafa yormalı ekran başında ömür tüketen milyonlarca insan.


Dijital köle düzeninin gönüllü köleleri olarak kendimize her gün en az üç vakit sormamız gereken soru şu olmalıdır:

“şu an ne yapıyorum, bu yaptığımı ne için yapıyorum, yaptığımın bana, aileme, çevreye/dünyaya ve insanlığa ne faydası var? Ve Allah şu içinde bulunduğum zamanın neresinde? ”


Evet, bir davranış bozukluğu olan israftan kurtulmanın ilk koşulu zamanı değerli hale getirmektir. En değerli sermayemiz olan ve asla kaybettiğimizde yerine koyamayacağımız kendimize ait zamanımızı başta ekran köleliği ve diğer çağdaş oyalanma araçları olan saçma sapan işlerle saçıp savurmaktan kurtulmalıyız. 


Bir de bu bilinçle yaşamak için her türlü israfı yapanlardan da uzak durmalı insan. Zamanı, parayı ve diğer pek çok şeyi israf edenler kendilerine zarar verdikleri gibi etraflarına da zarar verirler ve kötü örnek olurlar. Zira ‘üzüm üzüme baka baka kararır’ demiş atalarımız. Onların verebileceği zarardan korunmak ve dahi istemeden de olsa onlara benzememek için onlardan uzak durmak gerekir. 


İnsanın elinden kayıp giden zaman insanın aleyhine işler. İşte israf böyle dehşet verici bir hastalıktır. İlacı da kurtuluşu da güçlü iradedir. 


Zamanını yönetemeyenler zamanı israf ediyorlar demektir. Zamanını israfı edenler de kaybedilen zamanla birlikte büyük ihtimalle emek, para, mal, servet ve hatta sağlıklarını da kaybederler.


Yani özet olarak akl-ı selim sahibi insanın öncelikle zaman denilen kıymetli hazinenin her anını çok iyi değerlendirmesi gerekir yoksa israf edilen her bir anın bedelini maddi ve manevi olarak çok ağır öder. 


Cenab-I Allah tarafından bize bahşedilmiş olan bu hayatın hesap dökümünün yapılacağı günde bu dünyada boş ve faydasız işlerle geçirilen her bir anın hesabını vermenin güçlüğünü ve geriye dönüşün imkansızlığını insanın en yakınına bile anlatamıyor olması da çok acıdır. Ama insanlık tarihinde yaşanan gerçek de maalesef hep bu döngüdür. 


Vesselam..


Peyami Bayram 

16 Ağustos 2023

Arnavutköy, İstanbul 


(*) Prof. Dr. Aziz Akgül, Türkiye İsrafı Önleme Vakfı kurucusu, Nobel ödüllü mikro kredi sistemini Türkiye’ye tanıtmış ve pek çok insanımızın sıfırdan hayata tutunmasını sağlanmasına vesile olmuştur, emekli öğretim üyesi olup Kara Harp Okulu’da bizim de hocamızdı.

15 Ağustos 2023

Kalbimizden vurulduk


Kalbimizden vurulduk


biz gönlümüzdeki tek aşkın peşine koştuk,

aykırıydık düzene; her köşede sorulduk,

bazen çok bunaldık, bıkmadık ama yorulduk,

kavgamızın derdiyle kalbimizden vurulduk..


bizden gözükenlerin menziline oturduk,

gözlerin hedefinde ne yazık ki biz yoktuk,

samimiyet beklerken eyyamcıları bulduk,

hiç ummazdık; yine kalbimizden vurulduk. 


çılgın ateşli dipsiz kuyuya su doldurduk,

göklerin sağanağında harlandık kuruduk,

taze yeşeren otağı bahçemize kurduk,

dönmedik ardımıza; kalbimizden vurulduk. 


toprak bizim, nesil bizim nasıl unuturduk,

tarih ve mekan çağırırken gönülden duyduk,

korkuya kapıldık lakin; ürperdik kurtulduk,

biz çok değildik ama kalbimizden vurulduk 


hem devirler geçer hem de gönüller savrulur,

ciğerler sökülür, iğrenç pazarlar kurulur,

bedelsiz kazanan kalbin rotası bozulur,

şaşmadık yoldan zira kalbimizden vurulduk..


Peyami Bayram

11 Ağustos 2023

Arnavutköy, İstanbul 

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...