Osmanlı Devletinin zayıfla(tıl)ması neticesinde elimizden çıkan topraklar üzerinde işgalci emperyalistler tarafından onlarca kukla devlet(!) kurulmuştu. Bunların içinde Orta Doğu ve dolayısıyla bütün dünyanın baş belası olan ve 1948 yılında resmen kurulan İsrail devletinin bayrağında mavi iki çizgi arasında siyon yıldızı bulunmaktadır. Manası ise Siyonistler için arz-ı mevud(vaadedilmiş topraklar) olan Fırat ve Nil nehirlerinin arasındaki bölgede kurulması hedeflenen Büyük İsrail Devletini ifade etmektedir. Yani elimizden daha önce aldıkları topraklar yetmemiş, bugünkü topraklarımızda da hâlâ gözleri var.
20 Temmuz 2023
Kıbrıs’ın Önemi
Osmanlı Devletinin zayıfla(tıl)ması neticesinde elimizden çıkan topraklar üzerinde işgalci emperyalistler tarafından onlarca kukla devlet(!) kurulmuştu. Bunların içinde Orta Doğu ve dolayısıyla bütün dünyanın baş belası olan ve 1948 yılında resmen kurulan İsrail devletinin bayrağında mavi iki çizgi arasında siyon yıldızı bulunmaktadır. Manası ise Siyonistler için arz-ı mevud(vaadedilmiş topraklar) olan Fırat ve Nil nehirlerinin arasındaki bölgede kurulması hedeflenen Büyük İsrail Devletini ifade etmektedir. Yani elimizden daha önce aldıkları topraklar yetmemiş, bugünkü topraklarımızda da hâlâ gözleri var.
15 Temmuz 2023
15 Temmuz 2016’ya Nasıl Gelindi?
“Türk olamadıysan oldun Amerikalı”
İsmet Özel
Türkiye Cumhuriyeti tarihi bir dizi darbelerle şekillenmiştir.
Cumhuriyet kurulmadan çok önce de Osmanlı Devletini bir kaç önemli darbe ve darbe girişimi zaafiyete uğratmıştı. İçteki hainlerin dışarıdaki emperyalist güçlere ram olması neticesinde koskoca imparatorluk malum olduğu üzere paramparça edilerek büyük bir işgalin neticesinde son nefesini vermek üzereyken kuvayı milliye ruhu ile adeta küllerinden yeniden doğmuştu.
Bu esnada dünyada Osmanlı Devletinin parçalanması ile değişen güç dengeleriyle Birleşik Krallık denilen üzerinde güneş batmayan imparatorluğun yeni dünyadaki üssünde kıta Avrupa’sını da etki alanına alarak okyanus ötesinde kurulmuş ve hazırlanmış olan ABD adında yeni bir güç dünya sathına yayılmaya başlamıştı. Birinci Dünya Savaşı ile Osmanlı Devletini ortadan kaldıran bu güçler İkinci Dünya Savaşı ile de arkalarında yetmiş milyondan fazla ölü ve yakılıp yıkılan yüzlerce şehir bırakarak Sovyetler Birliği ile dünyadaki egemenlik alanlarını pay etmişlerdi aralarında.
Türkiye Cumhuriyeti Kore Savaşında komünist doğuya karşı batıya sadakatini ispatlamış olarak miladi 1952 yılında ABD ve İngiltere’nin domine ettiği, yani aslında sırf kendi menfaatleri için kurulan Kuzey Atlantik İttifakına kabul edilmişti. Türkiye NATO saflarında “Allah Allah” nidaları ile savaşan tek müslüman ülkedir hala.
Sonra ne mi oldu?
Adına Amerikan Askeri Yardım Heyeti denilen JUSMMAT (Joint US Military Mission for Aid to Turkey, "Türkiye'ye Yardım için Ortak ABD Askeri Kurulu" Ankara’nın göbeğine yerleştirildi. Genelkurmay Başkanlığımızı adeta perde ardından yöneten bu garip(!) kurum yakın zamana kadar işlevini sürdürdü.
1960 ve 1980 askeri darbeleri, 1971 12 Mart muhtırası, 1997 28 Şubat MGK Bildirisi, 2007 27 Nisan E-Muhtırası Türkiye’nin demokrasi tarihine doğrudan ve dolaylı askeri müdahaleler olarak geçmişse bunda NATO vasıtası ile Türk Silahlı Kuvvetleri’ne nüfuz eden Amerika’nın marifeti ve payının büyüklüğü tartışmasızdır.
Bu esnada Türkiye’de fikir hareketleri de hem dünyadaki gelişmelerin etkisiyle hem de içteki bazı gelişmelerle Anadolu halkının geleneksel/örfi talepleri neticesinde farklı ve zıt kutuplarda gelişmekteydi. Siyasete yön veren büyük güçlerin bunu da mutlaka kontrol altında tutması gerekirdi. Bir yandan sol/sosyalist/komünist fikirler, diğer yandan ise milliyetçi/muhafazakar/dindar akımlar Türkiye’nin istihbarat örgütünün de doğrudan içinde olan ABD’nin yakın takip ve yönlendirmesi altındaydı. Bu fikir hareketleri farklı örgütlenmelere ya yönlendiriliyor veya mevcut örgütler içine sızdırılan elemanlar vasıtasıyla istenilen mecralara sürükleniyordu.
ABD için bütün ilişkilerde kazanç esastır. Hiçbir fikir, inanç, düşünce veya harekete duygusal ve teorik bazlı bakmazlar. Kendi menfaatleri için uygun hale getirebildikleri her türlü fikir, inanç veya organizasyonu desteklerler.
Yukarıda zikrettiğim darbe ve darbe benzeri askeri müdahalelerin hepsinin öncesinde bu tür mekanizmalar ABD tarafından istismar edilmiştir. Sadece ülkemizde değil bütün dünyada uzun vadeli planlar yapan ABD kurduğu veya desteklediği örgütleri çok farklı projelerde de kullanmak üzere alternatif planlar yapmaktadır.
Fetullah Gülen ve ekibi de 1960lardan itibaren pek çok diğer örgüt ve benzerleri gibi kullanışlı bir aparat olarak günden güne güçlendirilerek uluslararası bir hale getirilmişti. Hem ılımlı İslam fikirleri ile İslam dünyasında hem de Türk okulları ile Türk dünyasında müzahir grupların ilgi odağı haline getirilmişti. Fakat Fetullah’ın himayesindeki bu örgüt Türkiye Cumhuriyeti’nin bürokrasi, yargı ve askeri kurumlara sinsice yerleştirilen elemanları vasıtasıyla 1980lerden itibaren her kademede gizli bir şekilde nüfuz elde etmişti.
ABD ve NATO ile uyum içinde çalışan ve Fetullah’ın örgütü ile de ilk zamanlarda işbirliğine giden Recep Tayyip Erdoğan hükümetleri zaman içinde askeriye dahil kamu kurumları üzerinde yeterli nüfuza eriştiğine kanaat getirince Fetullah’ın elemanları ile yolları ayırdı. Bu durum ABD’nin hiç işine gelmedi. Zira Erdoğan gibi güçlü bir liderin yıllardır planlar yapıp emek verdiği 1979 İran devriminden sonra Orta Doğu’nun merkezine oturttuğu çok önemli bir konumdaki Türkiye’nin başında kontrolsüz bırakılması uygun değildi. Bu maksatla FETÖ militanı yargıçlar tarafından MİT müsteşarının ifadeye çağrılması aslında dönemin başbakanı için kurulmuş bir kumpastı. Tıpkı daha önce TSK içindeki kadrolaşmalarının önünü açmak için yapılan kumpaslar gibi. Son olarak 2015 seçimlerinde de demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırılamayan Erdoğan’ın tasfiyesi için tek bir yol kalmıştı; askeri bir darbe.
15 Temmuz 2016 gününe işte böyle gelinmişti.
Devam edecek..
Peyami Bayram
15 Temmuz 2023
Arnavutköy, İstanbul
30 Haziran 2023
Kavramlar ve Gerçekler
İnsan hayatı düşünce ve eylem, fikir ve hareket, iman ve amel şeklinde yani soyut ve somut iki alanda yürür.
Gündelik yaşantımızı maddi ihtiyaçları karşılamak ve gelir gider dengesini sağlamak için uğraş vererek geçiririz. Ya mal ve hizmet üretiminin bir parçası ya da tüketimin tarafında oluruz. Sabahtan akşama kadar içinde bulunduğumuz bu durum hepimizin gerçekliğidir.
Ortaya konulan emek ve sermayenin karşılığında elde edilen gelir, ihtiyaçlar için yaptığımız harcamalar gider olarak herkesin bildiği şeylerdir. İhtiyaçların zamana ve zemine göre değişkenlik gösteren zaruretlerden mi kaynaklandığı yoksa reklam ve bir takım sosyal baskının sonucunda mı ortaya çıktığı sorunsalını şimdilik bir kenara bırakalım.
Toplumun çoğunluğu bu döngünün içinde ömür sermayesini tüketmekteyken toplumlar üzerinde hükümferma olanlar için zaman farklı işlemektedir. Onlar halkın yukarıda açıklanan basit yaşam sürecine nasıl müdahil olabilecekleri üzerinde çalışmalar yürütürler. Çünkü onların da asıl gelir kaynağı halkın yönetilmesi/yönlendirilmesi üzerindendir. Bu düzen şimdi olduğu gibi tarih boyunca da hep böyle olmuştur.
Tarihin en eski çağlarından beri hüküm süren neredeyse tüm hükümdarlar saltanat ya da iktidarlarını sağlama almak ve daha da güçlendirmek, topraklarını genişletmek ve servetlerini arttırmak için tebalarını sürekli yeni hedeflere doğru faaliyet halinde tutmuşlardır. Bunu yaparken de muhakkak surette halkı bir şeylere inandırmak durumundaydılar. Tabii ki her şeyin bir bedeli vardır. Bu bedeli ödemek için elde ettikleri ganimetten, servetten, şöhretten veya devletten tebaaya küçük de olsa bir paye vererek yapılan seferler, savaşlar ve kazanılan servetle yapılan yatırımlar için halkı ikna etme siyaseti güdülmüştür.
Eski çağlara nazaran modern dünyada tarımın yanında sanayi, ticaret, enerji, her türlü hizmet ile finans ve bilim de üretim segmentleri arasına katılmasıyla siyasetin yönetmesi gereken enstrümanlar epeyce çeşitlenmiştir.
Bu bağlamda öncelikle yönetimin teorik, yani kavramsal bir zemini olmak zorundadır. Halkı yönetmeye aday liderler veya siyasetçiler halkın inanç, gelenek ve tarihi sürecine uygun, sağlam ve tutarlı bir zemine dayanan peşinden gidilecek ve hatta uğrunda can verilecek yüce bir mefkûre ortaya koymalıdır. Halkın önüne konulan bu mefkûre hayal olmaktan öte ona yüklenen anlam ile halka motivasyon kaynağı ve varılacak bir hedef olarak mutasavver bir ufuktur. Burada kavramlar devreye girer ki geniş kitleler için tahrik ve teşvik edici etki bıraksınlar. Geri planı çok iyi tahlil edilerek bir bütün olarak ortaya konulan kavramlar kitlelerin tahsil edilecek hasılattan bir pay almanın heyecanıyla harekete geçmesi için yeterli olacaktır.
Bu arada; eğer topluma önderlik etmek isteyenlerin, özellikle de lider pozisyonunda olan kişilerin inandırıcı ve hayran bırakan iyi bir hikayesi yoksa kavramlar boşlukta kalacaktır ve halkın itibar etmeyeceği bir söylem de başarısız olacaktır.
İlk çağlar veya modern zamanlardaki insanların öz itibarıyla bir farkı olmadığını söyleyebiliriz. Teknik ve medeniyet farklılığı olsa da insanların temel ihtiyaçları ve tepkilerini etkileyen beşeri duyguları hep aynıdır. Dolayısıyla insanların yönetilmesi ve yönlendirilmesi de teknik farklılıklar dışında aslında daima aynı etki ve tepki mekanizması ile sağlananmıştır.
Soyut/manevi planda;
Bayrak, vatan, millet ve şehitlik kavramları geçmişten günümüze ve bugünden de yarınlara bir perspektif içinde sunulmalıdır. Halkı ile liderin bizzat kendisi aynı hikayenin içinde yer almalı ki yola çıkacak olanlar için hiç bir tereddüte mahal olmasın.
Somut/maddi planda;
Bu “kutsal” yolculukta her ne kadar zahmetin ve külfetin çoğu halkın üzerinde olsa da tarihi tecrübelerin gösterdiği gibi halk zaruri ihtiyaçları karşılandığı ölçüde inandığı liderle yol yürümekten asla çekinmez.
Sonuç;
Maddi ve manevi, somut ve soyut ilkelerin eylem birlikteliği toplum dinamiklerinin mihenk noktasıdır. Bunu sağlayan siyaset başarılı olabilir. Güçlü liderlik bunu öngörebilmek, ona uygun yol göstermek ve gereklerini yerine getirebilmektir.
Peyami Bayram
17 Haziran 2023
Fatih, İstanbul
16 Haziran 2023
Tatil kitabı
Okullar tatil oldu.
Tüm öğrenciler için uzun bir yaz tatili başladı.
"Öğleye kadar yatın,
bol bol televizyon izleyin,
sabahlara kadar online oyunlar oynayın,
elinizden telefonu, tableti bırakmayın,
abur cubur yiyeceklerle doldurun midenizi,
sakın odanızdan, evinizden dışarı çıkmayın,
çevrenizde, yörenizde ne var, ne yok hiç ilgilenmeyen,
anne, baba ve büyüklere yardım falan edeyim demeyin,
tatil yerlerinde ya da evinizde kitap falan okumayın, aklınızdan bile geçmesin.."
diyen içinizdeki kötü sese kulaklarınızı tıkayın.
Çünkü;
Sevgili yavrular,
hayatın tatili yok, öğrenmenin, ilerlemenin, bilgi biriktirmenin, öğrendiklerini pekiştirmenin ve üzerine yeni şeyler katmanın tatili olmaz.
Tatil zamanları bunları yapmak için müthiş fırsattır.
Bu fırsatı iyi değerlendirenler hayatı daha doğru ve dolu dolu yaşarlar ve bu fırsat zamanlarındaki birikimleri onlara ömür boyu kazanç sağlar.
Dinlenmek mi dediniz?
Evet, elbette dinleneceksiniz, hem de eğleneceksiniz. Öğrenmenin zevkiyle eğlenin, farklı etkinlikler yaparak dinlenin, yeni şeyler keşfederek hayatın tadını çıkarın.
Bütün çocuklarımızı öncelikle geride bıraktıkları bir yıl için tebrik ediyorum. Hepsinin sağlıklı, neşeli, eğlenceli, bereketli bir yaz geçirmelerini diliyorum. 🌷
Unutmayın;
dersler ve sınavlar bitmez hayatta,
Şimdi sadece teneffüs arasındasınız. 🤗
Peyami Bayram
14.06.2023
İstanbul
07 Haziran 2023
Beyaz gelinlik
Gelinlik giymiş
kızlar gördüm
bahçede;
öyle saf ve temiz,
heyecan veren,
cennet muştusu gibi
dupduru ve lekesiz..
Sordum;
sen bizde ne gördün
güzellikler müjdecisi?
Sustu ve
dökmeye başladı
yapraklarını
içli gözyaşları gibi
sessiz, sessiz..
Yoksa sen de mi
bencileyin
kimsesiz?
Peyami Bayram
7 Haziran 2022
Arnavutköy, İstanbul
06 Haziran 2023
Muhakeme vakti
Kazananın
Kaybedenin
Düşüp düşüp tekrar kalkanın
Onlara alkış tutanın
Fırsat kollayıp köşe kapanın
Marifetmiş gibi kenarda duranın
Çok bilmiş konuşup hiç bir iş yapmayanın
Görmeyen, duymayan
Ve dahi konuşmayanın
Haklı, haksız
Yanlı, yansız
Şampiyonluk kupası kaldıran
Ya da küme düşen
Hepsi bizden
Bizde de var hepsinden
Bir arada yaşarız
Ama bazen şaşarız
Gücümüzü birleştirsek
Ne zorluklar aşarız
Durun, çok gürültü etmeyin
Biraz da sükunet lazım
Vicdanınızı dinleyin
Ötekinin de hakkı var deyin
İçinizdeki yanlışı engelleyin
Gönül pazarında güller sergileyin
Gülün adı olmasın tek
Gülün hep birlikte sonsuza dek..
Peyami Bayram
6 Haziran 2023
Arnavutköy, İstanbul
04 Haziran 2023
Yeni Kabine
Gördünüz mü?
Ne demiştim?
Siyasetle bu kadar ilgilenmeyin, hiçbirinizi/hiçbirimizi ne milletvekili ne de bakan yapmazlar dememiş miydim?
İşte öyle de oldu.
Bu listede ve milletvekilleri arasında ben yokum ve hiçbir yakınım da yok.
Parti ve siyaset için kardeşilerinizi, dost ve arkadaşlarınızı incittiğinize değmez.
Şimdi herkes işine baksın.
Varsa kırıp gücendirdiğiniz gidin özür dileyin ve helallik isteyin.
Hayat devam ediyor.
Dönelim güncel rutin yaşantımıza.
Seçilen tüm milletvekillerine ve yeni bakanlar kuruluna ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlı hizmetlerde bulunmaları için dua ediyorum.
Yine her zaman dediğimi tekrar ediyorum;
Türkiye Cumhuriyeti dünyanın umududur ve Türk tüm dünya mazlumları için beklenendir. 🇹🇷
Peyami Bayram
3 Haziran 2023
Arnavutköy, İstanbul
RAMAZAN 1447 CÜZ 30
OTUZUNCU CÜZ Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...
-
İstikamet ve istikamet açısı Bilindiği gibi bir çemberin 360 eşit yayının merkezdeki açısına 1 derece denir. Bir çemberin 6400 eşit ...
-
Hemen başta merakınızı gidereyim. Biz bu savaşın merkezindeyiz, hatta tam ortasındayız. Merkezi veya ortası derken neyi kastettiğimi aşağıda...
-
Son günlerde uyuşturucu ve her türlü ahlaksızlıkların ortaya döküldüğü iğrençlikler herkesin gözüne adeta zorla sokuluyor. Dünyada büyük güç...




