13 Ocak 2023

Gösterişli hayat

Bir yarış halindesiniz;

mütemadiyen gösteriyorsunuz;

giydiklerinizi, 

yediklerinizi, 

içtiklerinizi,

herkes görsün der gibi

açıyorsunuz evlerinizi, 

mahreminizi…


Ha bire konuşuyorsunuz,

bilip bilmeden ker konuda

herkese ayar veriyorsunuz,

kendinizi; 

hep yüksekte görüyorsunuz..


Bilmez mi sanıyorsunuz;

o  yırtık ayakkabılılar,

ya da çömelip duvar dibinde oturanlar 

sizin o serveti 

kimden çaldığınızı?


Anlayamazsınız;

nargile dumanında kaybolduğunuz 

kafelerde,

umarsız şuh kahkahalarınızın 

yankılandığı  

o caddelerde 

otobüs bekleyen 

asgari ücretli delikanlının

içindeki yangını 

anlayamazsınız…


Biz sizi biliriz;

sefahatle gülüşünüzün ardındaki 

o sefil istihzayı 

çok iyi biliriz.


Evet, biliriz biz;

sırıtan kibrinizi de

görünmez sandığınız maskelerinizi de

ve saklamaya çalıştığınız

duygudan yoksun plastik çehrenizi de...


Daima aldığınız,

vermeyi hiç bilmediğiniz,

paylaşmayı asla düşünmediğiniz

o kadar aşikar ki;

en sonunda sizi

biçare gireceğiniz toprak sever belki.


Peyami Bayram

13 Ocak 2023

İstanbul 

11 Ocak 2023

Kelime, kavram ve anlam

Hayata anlam katmak..

Anlamlı bir hayat yaşamak..

ve hayatın anlamını kavramak..


Biz insanlar konuşarak anlaşırız.

Konuşmak için de kelimelere ihtiyacımız vardır.

Kelime, anlamı olan sözdür. Anlamsız sesleri ancak konuşmayı öğrenmeden önce bebekler çıkarır. Büyükleri bebeğin o anlamsız seslerine bile  mimikleri ve halleri ile beraber bir anlam vermeye, ne anlatmak istediğini anlamaya çalışırlar. Zira anlamak iletişim kurmanın olmazsa olmazıdır.

Bilmediğimiz bir dilde konuşan bir insanla bile ortak kelimeler bulmaya veya işaret diliyle anlaşmaya çalışırız. 

İnsan hep anlama merakındadır diğer insanları veya olayları. Bu merakını yitirmiş olanlar ya kibirli, zorba, aşırı bencil tiplerdir veya yaşama arzusu ve ümidini yitirmiş kişilerdir. Kanımca her ikisi de psikolojinin veya psikiyatrinin alanına girer.

Anlamak öyle sanıldığı kadar kolay değildir, emek ister. Anladığını zannetmek ise bambaşka bir şeydir. Kişinin kendisini kandırması ve bunun da beteri anlamadığını etrafındakilere anlamış gibi satmasıdır.

Daha küçük yaştan itibaren insan kelimeleri iyi öğrenmeli, varsa farklı anlamlarını, hangi durumda ne anlama gelebileceğini iyice kavramalı. Yoksa ne derdini anlatabilir ne de başkalarını anlayabilir doğru bir şekilde. 

Yani herkes önce anadilini çok iyi öğrenmeli. Peki, kimden ve nasıl? Adı üstünde anadil, ana dili, yani ilk önce anneden öğrenilecektir. Anne sevgi, şefkat ve merhamet dilini her kelimenin ruhuna yükleyerek öğretecektir çocuğuna. Ve elbette baba da bunun bir parçası olacak ve aile ocağında öğrendiği kelimeler ve onların anlamlarıyla hayata katılacaktır çocuk.

Kelimelerden sonra kavramlar çıkar insanın karşısına. Nesneleri, kişileri,  düşünceleri ve olayları anlamak, yorumlamak ve zihinde canlandırmak için kavram bilgisi çok önemlidir.

Kavramları ise ailenin yanı sıra okuldan, öğretmenlerden ve kitaplardan öğrenir insanlar.

Kavramları tam ve doğru olarak anlayamayan insanlar kişileri, olayları ve hayatı anlamada, anlamlandırmada yetersiz kalırlar. Kişiler ve olaylar karşısında özgün bir tavır ve tutum geliştiremezler. Kendi eksikliği ve de ezikliği sebebiyle bu konuda daha yetkin gözüken kişilerin etkisi altına girerler ve onların yönlendirmesi ile hareket etmek durumunda kalırlar.

Kısacası insan, hayata anlam katmak, anlamlı bir hayat yaşamak ve hayatın anlamını kavramak için öncelikle anadilini iyi öğrenmelidir.

Hayatı, işi ve ilişkileri için kelimeleri ve kavramları zihninde çok iyi bir şekilde yerli yerine oturtmalıdır.


Peyami Bayram

10 Ocak 2023

İstanbul 

07 Ocak 2023

üç beş kişi

üç beş kişiydik hepsi,

sözü dinleyen,

yalın kitap çıktık yola,

yolda olmaktı aklımız, 

fikrimiz..


sevincimiz

göğsümüze taktığımız güllerdi,

yolların dikenine aldırmadan,

yalın ayak yürüdük,

ayağımızdaki kutsal sızıyı 

yüreğimizde bir madalya gibi 

gururla taşıdık..


yolun ortasında durmadık,

koşmayı beceremesek de

orta yoldan ayrılmadık.


hiç pazarlık yapmadan;

olanı hesapsız verdik,

zorluklar yıldırmadı bizi,

gönlümüzdeki yangınla

içimizdeki umudu yeşerttik.


başımıza ne geldiyse

hepsini baş üstü ettik,

amma hiç eğilmedik..


bir derdimiz vardı;

asla taviz vermedik,

ne bulduysak sevindik

yolda

dava adına..


kimler geldi geçti,

ne sözler söylendi,

ne ettiyse

herkes kendine etti..

yıllar geçti gitti de

baktım yanıma,

döndüm ardıma,

saydım kaç yoldaş kaldı diye

hâlâ yalın kitap yürüyen;

bilmiyorum,

var mı şimdi sözü dinlenen..

ve o günlerden kalan;

üç beş kişiydik hepsi,

gerisi yalan..


Peyami Bayram

6 Ocak 2023

İstanbul


05 Ocak 2023

Tekdüzelik, alışkanlık ve bağımlılık


Modern yaşamın mimarları insanların hayatına düzen koymakta pek mahirler doğrusu.

Kentli yaşam döngüsünün içine giren veya kendini içinde bulan insanların çoğunluğu bunu sorgulamaz. Hatta kendisini öyle çaresiz ve seçeneksiz görür ki sorgulama ihtiyacı bile hissetmez. Adeta mecburi yön tabelası ile yönlendirilmiş gibi dayatılan hayat döngüsünü yaşamak zorundadır.

Genel olarak ilk çocukluk evresinden sonra okul yılları. Ardından peş peşe sınavlarla bir diploma, bir meslek peşinde geçen yıllar. Sonra iş arama, iş bulma, çalışma, evlenme, düğün/nikah borcu ödeme, araba kredisi borcu ödeme, ev kredisi borcu ödeme, çocukları için aynı döngüyü yaşama, emeklilik hesapları yapma, hastalıklar, hastaneler ve herkesi bekleyen son..

Bu tekdüze yaşamın içerisinde hafta sonları AVM yerine ailece bir piknik yapılmışsa, yaz aylarında bir kaç hafta tatil yapılabilmişse bir nebze olsun bu sıradanlığın dışına çıkmış olur kentli alt ve orta gelir grubu insan.

Sakın yanlış anlaşılmasın; bir üst katmanda olsalar da zengin/varlıklı kesim de bu tekdüze hayat döngüsünü bilfiil yaşamakta.

Tekdüze yaşam zamanla alışkanlık halini alır ve bu döngüden istese de çıkamadığını düşünmeye başlar o "çok meşgul" insan.

Öyle bir hal alır ki bu tekdüze yaşam herhangi bir el sanatı, müzik, spor ya da kitap okumaktan bile uzaklaşır. Zira vaktini yeterince dolduran elinde, önünde, evinde ve her yerde ekranları vardır artık onun. Çıkamaz bu kısır döngüden. Artık bu alışkanlıklar işgal etmiştir tüm zamanını.

Sorsanız biraz şikayetlense de "yapacak bir şey yok" paradoksuna hapsolmuştur, kodlanmış bir robot gibi yaşamaya devam eder.

İlerleyen yaşlar ile kredi/borç, çocukların geleceği ve emeklilik hayali gibi bağların artmasıyla bu yaşam şekli bir bağımlılığa dönüşür ve artık içinden çıkılmaz bir hal alır.

Modern insanlar olarak içine hapsedildiğimiz bu tekdüze yaşama alışkanlığının hepimizi götürdüğü/götüreceği bağımlılık özetle böyle işte.

Bu zinciri kırmak, özgürlüğe kavuşmak, tabiatla kucaklaşmak, insanca yaşamak için yapılacak ilk şey sorgulamaktır şüphesiz. 

Sadece sorgulama cesaretini gösterebilenler kendilerine farklı yollar çizebilirler. 

Başka bir dünya mümkün diyebilenler de işte onlardır..

Her türlü bağımlılık böyle bir süreçtir.

Herhangi bir ilişkisinde önce tekdüze bir yaşam süren insan sonra bunu alışkanlık haline getirir, alışkanlığına ısrarla devam edince onun bağımlısı olur.

Bu ilişki ister herhangi bir nesne ile , ister bir kişi ile veya isterse soyut düşünce ile olsun sonuç değişmez.

Hiç kimse bu anlamda herhangi bir alışkanlıkla dünyaya gelmez. Sıradan bir davranış bazen taklit, bazen özenti, bazen de kaçış veya arayışla belki bir defalık, belki de denemek maksadıyla başlanan bir şeydir ama bir de bakmışsınız o şey alışkanlık yapmıştır. Ya verdiği zevkten, hazdan veya sağladığı az ve basit faydadan yahut elde edilen sosyal statüden dolayı vazgeçilemeyen bir bağımlılık olmuştur.

Türkçemizde ne güzel bir kelime ile tanımlanmış bağımlılık. Yani, bağımlı olma hali; bağımsızlığını, özgürlüğünü yitirme.

Lafa gelince özgürlük ve bağımsızlık nutukları atan insanların kişisel olarak ne tür bağımlılıkları olduğuna iyi bakmak lazım.

Uyuşturucu, içki, kumar, sigara gibi çokça dile getirilen bağımlılıkların yanı sıra bence sorgulanmadığı, yargılanmadığı, eleştirilmediği ve en önemlisi de hayatta her şeyden daha önemli hale getirildiği takdirde; servet, şöhret, makam ve cinsellik de birer bağımlılıktır.

Bağımlılıktan kurtulmak özgür kalmaktır. 
Özgürlük ise toplumlar için olduğu kadar bir insan için de en temel, en önemli ve en büyük güçtür..


Peyami Bayram
5 Ocak 2023
İstanbul




25 Aralık 2022

Varla yok arasında


Gördüğüne var dedin,

Yediğine kâr dedin,

Hayatı kumar bildin;

Günlere hep zar dedin..


Nefsine hoş gelenle

Zevk verene yâr dedin,

Doğru söz söylemeyle

Dürüst işe zor dedin..


Hak söz diyen dostuna

Düşman bilip hâr dedin,

Albenili şeytana

Sırrın verip sar dedin..


Unuttun bak âhiri,

Göremedin zâhiri,

Bilemedin O Bir'i;

Güneş varken kar dedin..


Peyami Bayram
25 Ocak 2022
İstanbul

20 Aralık 2022

Söz ve eylem

Konuşmak kolay, yapmak zordur azizim. 

Ağzı olan konuşabilir ancak imanı, azmi ve ahlakı olan yapabilir.

Allah’a ve hesap gününe inandığını iddia eden kimseler bilirler ki hesap gününde kişi ne dediği ile değil yaptıkları, ettikleri ve hatta yapabileceği halde yapmadıklarından hesap verecektir.

O yüzden zor olandan kaçar kolayına geleni yapar çoğu insan.

Çoğunluğun varacağı yer pek de hoş olmasa gerek bu durumda.

Peyami Bayram

18 Aralık 2022

İstanbul

09 Kasım 2022

ADEM VE KABE

Aslında çok basitti her şey. Şeytan öyle bir çeldi ki aklımızı zorlaştıkça zorlaştı.

Başa dönüp basitçe düşünmek lazım.

Tüm dünya ve bütün insanlık bir kişi, bir aile ve bir evden ibarettir esasında. 

Adem kıssası bunun için anlatılır tüm ilahi dinlerde. 

Yani herkes, bütün inananlar kendini ilk Adem olarak görmeli.

Kabe’nin kutsiyeti de evin ve ailenin merkeze alınmasıdır zannımca.  

İnandığını iddia eden kişi önce kendi kalbini şeksiz, şüphesiz bir imanla doldurmalı. 

Sonra bu imanını her an ve her yerde muhafaza etmeli. Kendini dosdoğru bir istikamette tutmalı.  Samimiyet ve cesaretle hayırlı işler yapmalı

Sonra da evini ve ailesini numune niteliğinde sevgi dolu, huzur ve mutluluk yuvası haline getirmelidir. 

Bunu başarabilirsek durgun suya atılan bir taş misali bu sevgi, huzur ve mutluluk tüm insanlığa yayılır. 

Rabbim bu yolda azim ve kararlılık göstermede yardımcımız olsun. 


Peyami Bayram

8 Kasım 2022

İstanbul


RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...