01 Haziran 2021

Ey iktidar sahipleri,

Bu gidişatı iyi okuyun. Yoksa sizin gidişatınız olur bu olaylar.
Ben iktidarım, ben güçlüyüm, ben çoğunluğum vs diyerek her aklıma eseni, her işime geleni yaparım, kimseyi de dinlemem diyemezsiniz.
Hani balkon konuşmasında "bize oy vermeyenlerin de hakkını gözeteceğiz, onların da hükümetiyiz" demiştiniz. Ne oldu da halkın bu yoğunlaşan tepkisine kulak tıkıyorsunuz?

Evet beşer şaşar, hata yapılmışsa ve birileri bunu dile getirmişse hatadan dönmek fazilettir. Nerde o eski faziletliler?!
Bu basit bir parkın üç beş ağacının kesilmesi meselesi iken korkarım provokasyonlarla çok farklı mecralara sürüklenmeye meyyal bir duruma dönüşüyor.

Her ne kadar tam anlamıyla adil bir sistem olduğuna inanmasam da yine de demokratik yollarla iktidarların değişmesi gerekir. Siz demokrasinin halkın sesine kulak verme veya yukarıda bahsettiğim sizin söyleminizde de geçen oy vermeyenlerin de hakkını koruma prensibine riayet etmezseniz yine demokrasinin gereği olan sivil itaatsizlik, gösteri ve protestolar ile iktidardan uzaklaştırılırsınız. Hiç beklemediğiniz ve tahmin edemeyeceğiniz senaryolar bir anda sahneye konur ve bir de bakarsınız ki siz de figüran olmuşsunuz. Lütfen bu oyunlara zemin hazırlamayın. Kaos ortamları emperyalist ve kapitalist güç odaklarının işine yarar her zaman. Sizin açınızdan iktidarınızı ve benim açımdan ülkemizi kurtarmak için bu faşizan yöntemleri, bu tekebbürü, azınlık dahi olsa halkın sesine kulak yıkamayı terk edin. Yoksa sizin de sonunuz gittikçe azgınlaşan diktatörler, firavunlar, şahlar, padişahlar gibi büyük bir yıkım olur.

Ben sizin yıkılışınızın halkın başarısı olacağına sevinenlerden olmayacağım. Çünkü bu tür yıkılışlarda altta kalanın hep fakirler, işçi/emekçi ve sade vatandaşlar olduğunu biliyorum. Irk, dil, din, mezhep, bölge ve sınıf farkı gözetmeden ülkemin bütün insanlarının canına, malına, işine, nesline, ırzına/ namusuna ve inancına zarar gelmesini istemiyorum.

Barış söyleminizi burada da gösterin.
Ey halkım,
Siz de işi şirazesinden çıkaracak provokasyonlara kapılmayın. Demokratik bir hakkın kullanımını kaosa gidişin bir basamağı yapmayın. Lütfen kendinizi kullandırtmayın!

Peyami Bayram
1 Haziran 2013
İstanbul

Not:
Yukarıdaki yazıyı 31 Mayıs 2013 gecesinde başlayan ve Gezi Olayları olarak yakın tarihimize kaydedilen olayların sıcağındayken yazmıştım.
Bu olayların ilerleyen günlerinde gerilim arttı, provokasyon bariz bir şekilde olayları şirazesinden çıkarttı. Polis daha da sertleşti. Ancak iktidar sessiz geri adım atarak bahse konu projeyi rafa kaldırdı. Başbakan protestocuların temsilcileriyle görüştü.
Aradan sekiz yıl geçti. Bu sekiz yıl içinde 17/25 Aralık, MİT Başkanı'na operasyon girişimi, ve nihayetinde hain bir darbe teşebbüsü yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti hükümet sistemi anayasa değişikliği ile başkanlık sistemine geçti.
Gezi olayları ile ilgili hala devam eden davalar bulunmaktadır.

1 Haziran 2021

31 Mayıs 2021

Gündem Yazıları 1

Modern zamanlarda yaşam ve alışveriş/kredi sarmalı..

Günümüzde AVMler ve online alışverişte süper indirimler, kampanyalar, kaçırılmayacak fırsatlar diyerek insanlar ihtiyacı olmayan bir dolu şey alıyor. 

Evlerimizde kullanım fazlası eşyalar ve bir süre sonra çöpe atılanlar maalesef o kadar çoğaldı ki; çağımızın tatminsizlik hastalığı hepimizi sarmış durumda.

Böylesi bir tüketim çılgınlığının sebebi belki de gelişen teknoloji, lojistik ve iletişim imkanlarıyla son tüketiciye yönelik üretimin de çılgınlık düzeyinde artmasıdır. Bu üretim/tüketim döngüsünde dünyanın kaynakları şimdiden yetersiz kalmaya başladı bile. 

Dünyada son bir yıldır ciddi düzeyde hammadde krizi yaşanıyor. Üreticiler hammadde bulamamak durumunda, bulsalar bile her siparişte çok yüksek zam oranları ile karşılaşıyorlar. Bunun yanında uluslarası deniz taşımacılığının fiyatlarında yaşanan astronomik artışlar da ayrı bir sorun. Sürekli girdi maliyetlerinin artışı üreticilerin kendi arasındaki rekabetle de birleşince üretim sektöründe karlılık düşüyor, orta ve küçük ölçekli üreticiler ticari faaliyetlerini yürütmekte zorlanıyorlar. Bir de üstüne pandeminin getirdiği olumsuz şartları ekleyince durum daha da vahim bir hal alıyor. Haliyle zincirin son halkasındaki tüketiciler ise bunu fiyat artışları ile hissediyor.

Bu duruma gelmemizin sebepleri ise: birincisi israf; yani tutumluluk bilincinin kaybedilmesi, zaruret ve ihtiyaç olanın değil heves edilenin alınmasıdır. İkincisi de; bu heveskarlığın bankacılık ve kredi sistemi ile kışkırtılarak insanların ham hayallerini vadeli borçlanmayla satın alabilmesi için çok fazla imkan sunulmasıdır. Bu tüketim ve kredi sarmalının hedefindeki büyük çoğunluk yine orta ve alt gelir grubundaki sıradan insanlar. "Hedef kitle" olan bu insanlar dünyanın üretim çarkının da en temel emekçi kitlesi aynı zamanda.

Dünya ve tabii ki ülkemizin de nüfusunun çoğunluğu bu sıradan insanlardan oluşmaktadır.

Yukarıdaki iki konu, yani zaruret ya da ihtiyaç dışı alışveriş yapılması ve bunun için kredi/borçlanma insanları sonu gelmez bir tatminsizliğe ve aşılması güç borçlanma döngüsüne sokuyor.

Öyle ki; bir süreliğine gelirinin çok üstünde bir konfor elde etmek için bu sürenin çok çok üstünde bir sürede ödenmek üzere borçlanıyor insanlar. Bu da psikolojik, sosyolojik ve tabii ki ahlaki sorunlara sebep oluyor.

Biz sıradan insanların bu tuzağa düşürülmesi neticesinde orta ve uzun vadede büyük servet elde eden kodamanlara kızmak, kahretmek, öfkelenmekle bir yere varılamayacağı açık.

Fıkra bu ya; adam yolda giderken yerde muz kabuğunu gördüğünde "tüh yine düşeceğim" demesi gibi bu tuzağa düşmemek orta ve alt gelir grubunun şiarı olmalı ve zaruret ve ihtiyaç dışı hiç bir şey almamalı.

"Zaruret ve ihtiyaç nedir?" konusunu ayrıca tartışalım.

Bu arada bir de yaygın olarak kullanılma mazisi çok da eski olmayan şu "tüketici" ve "tüketim" kelimeleri var. Onların üzerinde de biraz kafa yoralım bilahare.

Peyami Bayram

31 Mayıs 2021

İstanbul


(1) https://www.sozcu.com.tr/2021/ekonomi/hammadde-sorunu-imalatta-krize-donusuyor-6456640/

(2) https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunyada-yasanan-konteyner-krizi-nedeniyle-uretici-ve-ihracatcilarin-hammadde-fiyatlari-tirmaniyor-1821605

(3) https://www.dunya.com/sektorler/plastikte-hammadde-krizi-buyuyor-haberi-610412

(4) https://pagev.org/kartel-uretimi-kisti-hammadde-fiyatlari-uctu

(5) https://www.bloomberght.com/otomotivi-bekleyen-yeni-hammadde-krizi-2278471

(6) https://www.imib.org.tr/tr/medya/sektorden-haberler/konteynerde-fahis-navlun-krizi-buyuyor

(7) https://www.sozcu.com.tr/2021/ekonomi/navlun-maliyetleri-de-denizcilik-devlerinin-hisseleri-de-rekor-kirdi-6457591/

(8) https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiyede-toplam-kredi-borcu-ne-kadar-haber-1519756

(9) https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/a101de-dikkat-ceken-reklam-1841454


19 Mayıs 2021

Hesap şaşmaz..

Evet bayım;

onu da siz bilirsiniz,

her mevzuda olduğu gibi,

ahkam keser, akıl verirsiniz.

şu dünyanın işlerine akıl sır ermez;

zat-ı aliniz varken kimseye söz düşmez.. 

herkesin yerine konuşursunuz,

elbette her meseleden siz mesulsünüz,

haşa, bize ne gerek var,

siz efendiler, 

ve biz zavallı kullar,

zaten bu alem ikimize dar..

öyle ya, nasıl olsa;

siz her işte özgürsünüz,

biz ölümlü dünya desek de;

siz adeta ölümsüzsünüz..


sormak lazım;

kimden aldınız bunca yetkiyi bayım?

ne suyum var, ne de sayım.

bir başına kalsanız da

hep berabersiniz;

bir yanda alkışlayanların,

mağrursun öte yanda sen,

ve şeytanların..

unutma sakın!

bırakacaklar seni; apansız

tek başına, yapayalnız..

ne hesap vereceksin

düşündün mü?

öldüğün vakit

diyeceksin; ne çabuk doldu vakit

geleceği söylenen gün,

bugün mü o gün?

bir fırsat daha yok mu?

desen de; 

asla dönüşü olmayacak!

hesap zerre miskal şaşmayacak!

o gün gelmeden bugün,

vakit varken,

bir daha düşün ;

kimdir sahibi gecenin ve gündüzün..


Peyami Bayram

18 Mayıs 2021

İstanbul

20 Nisan 2021

Unutma

UNUTMA


Unutmadan başla,

Unutmadan uygula,

Unutmadan bitir,

Unutmadan sev,

Unutmadan gül,

Unutmadan hatırla,

Unutmadan yaz,

Unutmadan oku,

Unutmadan anlat,

Unutmadan git,

Unutmadan gör,

Unutmadan konuş,

Unutmadan yaşa..


Unutma ki;

Unutursan unutulursun..


Peki;

Unutanın unuttuğu olmak ister misin?

Ya da;

Unuttuğundan utanan olmak?


Öyleyse;

Utanmadan unutmaktansa;

Unutmadan başla!


Peyami Bayram

27 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul



12 Nisan 2021

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Kur'an-ı Kerim ilk defa bu ayda Hz. Muhammed(as)'e inmeye başladı.
Bu son ilahi kitapla Allah'ın insanlığa ilk emri ise; "Oku, Yaradan Rabbinin adıyla oku!" (Alak Suresi-1)

Peki, bu ilahi hitapla karşılaşan Allah'ın son Nebisi Hz. Muhammed(as) ne yaptı?
Doğruca kütüphanelere koşmadı, kitaplara sarılmadı.

Zaten uzunca bir süredir mağaraya/içine kapanarak kendini/nefsini okumaya çalışıyordu. 
Bu ilk mesajın şokunu atlatır atlatmaz hayatı, insanı, alemi, doğayı ve her şeyi okumaya başladı. Tabii ki Yüceler yücesi Allah'ın hidayeti ve keremiyle.
Bir daha da asla içine kapandığı o mağaraya dönmedi!

Ramazan ayına eriştiğimiz şu mübarek günde, alemlerin Rabbi'nin insanlığa son elçisi vasıtasıyla gönderdiği kitabı Ku'an-ı Kerim'e iman eden müslümanlar olarak bize düşen nedir?

Anlamak için Kur'an-ı Kerim'i okumak.
Ve çok önemli bir şey daha:
Bildiğimizi okumaktan vaz geçerek hayatı, ilmi, irfanı, insanı, doğayı ve alemi okumaya çalışmaktır.

Hayırlı Ramazanlar..

Peyami Bayram
12 Nisan 2021
30 Şaban 1442

İstanbul

30 Mart 2021

Konuşmak üzerine bir kaç not..

Konuşmak üzerine birkaç not..


İnsanlar konuşarak anlaşır denir ya hani.

Aynı zamanda insanlar; 

konuşarak ayrışır,

konuşarak dövüşür,

konuşarak sövüşür,

konuşarak aldatır, aldanır,

konuşarak sever, sevilir,

konuşarak eziyet eder, edilir,

konuşarak yaralar, yaralanır..

Demem o ki konuşmak insanın günlük hayatta belki en çok yaptığı eylem. Çünkü ağzı olan konuşuyor.

Bilenler daha az bilmeyenler ise çok konuşuyor. 

Hem de her konuda. 

Mesela hasta olursunuz doktordan çok etrafınızdakiler size reçete yazar,

ne yapmak gerektiğini, 

kendisinin ve bilmem kimlerin hastalık hikâyelerini uzun uzun anlatır.

Hukuki bir sorununuz olsa aynı kişiler hakim olur, avukat olur size yol gösterir, 

Ticaret için öyle. 

Siyaset için yine benzer şeyler ve bu böyle uzar gider..

Aynı kişiler bu konularla ilgili en ufak bir ihtiyaç halinde ortalarda gözükmemek için özel gayret gösteriyorlarsa onlardan uzak durun!

Söz konuşmaktan açılmışken; bir de çok konuşmak, uzun konuşmak konusunun da kısaca üzerinde durmak gerekir.

Acizane tecrübelerime göre; karşınızdaki insan aynı konu ile ilgili çok tekrarlar yapıyorsa, konuyu kısaca anlatmaktansa uzun uzadıya konuşuyorsa, konuşmanın esas konusunun sık sık dışına çıkıp uzattıkça uzatıp bir türlü toparlayamıyorsa, eski anıları çok ve uzun anlatıyorsa bu konuşma gereğinden çok ve uzun bir konuşmadır. 

Hele bir de karşınızdaki sizi dinlemiyor, konuşma diyalog değil monolog şeklinde ilerliyor ise bu konuşma karşılıklı bir iletişim değil bir deşarj veya karşıya bir empoze, bir şeyler yükleme maksadıyla yapılıyor demektir. Aman, bu durumlarda dikkat edin istemeden veya farkında olmadan ya bir tuzağa düşer veya bir yükün altına girersiniz!

Ayrıca şunu da ilave edeyim karşınızdaki sizi dinlemiyorsa, ya da siz kendinizi dinletemiyorsanız ona (veya onunla) yapabileceğiniz fazla bir şey yok demektir.

Bazen susarak konuşmak lazım.

Mutlaka bilmek gerekir ki; söz yerinde ağırdır.

Son olarak ifade edelim ki çok konuşanın sözlerinde yalan, gıybet ve malayani şeyler çok olur. Yalan aldatır, gıybet muhabbeti azaltır, kalbi karartır, malayanilik ise insanı hafifmeşrep yapar ve küçültür.

Oysa hakikati ifade etmek çok söz istemez. Hikmetli bir söz, bir bakış ve bir duruş bazen yeter de artar bile muhataba. 

Herkes bunu anlamaz mı dersiniz? 

İşlerine gelmese de bazıları derhal, bazıları geç de olsa mutlaka anlar..


Peyami Bayram

29 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul


03 Mart 2021

Babam



Babam

Hep çalışkandı, çalışmaktan bıkmazdı. İbadet aşkıyla ve şevkle çalışırdı. Hiç bir zaman işten, çalışmaktan yoruldum demez, şikayet etmezdi.

İşini hesabi değil hasbi yapardı.

Telaşlı bir yapısı vardı. Bir şeyleri geciktirmeden yetiştirebilmenin telaşıydı sanki bu. Öyle ya, yedi çocuk sahibi olmak, onların hepsine yüksek tahsil yaptırmak ve hepsine borçsuz, mutlu bir yuva kurmak onun hayattaki en büyük ve en önemli hayaliydi. 

Bu hayalini zamanla hayal olmaktan çıkarmış uğrunda ömrünü vakfettiği bir vazifeye dönüştürmüştü. 

Cumhuriyet döneminin en ciddi eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitüsü'nde yetişmişti. Şimdiki Sağlık Meslek Lisesi seviyesinde bir eğitim almıştı ancak Köy Enstitülerinin eğitim sistemi onları yaşadıkları, hizmet ettikleri yörede birer kahraman yapmıştı. Gerek on yıldan fazla Kayseri'nin muhtelif köylerinde köy sağlık memurluğu yaptığı yıllarda gerekse Ankara'da çalıştığı yıllarda pratisyen bir hekim gibi çalışmıştı. Bu özelliğiyle yokluk ve çaresizlik içindeki memleketimizin insanlarına yıllarca özveriyle hizmet etmişti. Özveriyi cesaretle birleştirebilmiş ve bu sayede yüzlerce insanın derdine derman olmuştu. 

O, aynı zamanda bütün sülalenin de "doktur emmisi"ydi. Ankara'daki yıllarımızda dokuz nüfuslu, sobalı evimiz tüm akraba ve tanıdıklarımızın güleryüzle ve cömertlikle karşılandığı için ilk uğranılan ve konaklama için her zaman tercih edilen sımsıcak bir yuvaydı. Elbette bu yuvanın hanımefendisi, herkesin sevgisini ve saygısını layıkıyla hak etmiş olan sevgili babamın sadık yari, vefalı ve fedakar hayat arkadaşı canım annemdi.

Babam okumayı çok sever, okuyanı çok sever, dolayısıyla kitapları da çok severdi. Babamızın bu okuma ve kitap sevgisi bütün hepimize yansımıştır. Meydan Larousse ansiklopedisi ilk çıktığında, sanırım 1970li yılların başında fasikül fasikül alarak daha sonra ciltler haline getirmişti. Bunun gibi daha pek çok kitap ve ansiklopedinin bizim eğitim hayatımızda çok olumlu etkileri olmuştur. İnternetin olmadığı o yıllarda biz kitaplar, atlas ve özellikle de ansiklopediler arasında sörf yapardık. Çok büyük de bir keyif alırdık bundan. Şimdi anlıyorum ki bu öğrenmenin hazzıydı.

Tarihi çok seven, vatan ve millet aşkını dilinden hiç düşürmeyen bir insandı. Dinine son derece sade ve yürekten bağlıydı. İbadetlerini yerine getiren, özü-sözü doğru, kul hakkını gözeten, cömert, vefalı, fedakar bir insandı babam.

Karşısındakine duygularını her haliyle belli eden, coşkulu bir insandı. Bizlere sevgisini büyük bir içtenlikle ifade ederdi. Fedakarlığı ve sevgiyi sözlerine de yansır, "gadalarını alır, kurban olurum" diyerek severdi bizleri. Biz de bu sözlerinden hiç şüphe etmezdik, bu sıcak ilişki ona karşı hala içimizde canlı duran sevgimizi beslerdi.

Şükürler olsun ki hepimizi istediği gibi okuttu, yetiştirdi ve evlendirdi. Çok güzel günlerimizi gördü.

Ömrünün son bir kaç yılında çektiği sağlık sorunları hepimizi derinden üzdü. Her zaman sağlıklı ve zinde yaşamış olan babamın bu durumu özellikle annemi çok yıprattı. İnşallah o çektikleri ile dünyadaki günahlarından ahirete en küçük bir bakiye kalmamıştır.

Böyle bir babanın oğlu olmakla çok bahtiyarım, Allah babamdan ebediyen razı olsun, mekanı cennet olsun.

Çok kıymetli babamın bu yılki vefat yıldönümünde ben de artık bir dedeyim. Babamı ben de baba olduktan ve özellikle de çocuklarım büyüdükten sonra çok daha iyi anlamış ve saygım ve sevgim her geçen gün artmıştı. Şimdi ise bir dede olarak onu en derin saygı, sevgi, hürmet ve dualarımla tekrar tekrar anıyorum.

Canım annemle birlikte canım babama cennette kavuşmak en büyük dileğimdir.

Peyami Bayram

3 Mart 2021

İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...