19 Mayıs 2021

Hesap şaşmaz..

Evet bayım;

onu da siz bilirsiniz,

her mevzuda olduğu gibi,

ahkam keser, akıl verirsiniz.

şu dünyanın işlerine akıl sır ermez;

zat-ı aliniz varken kimseye söz düşmez.. 

herkesin yerine konuşursunuz,

elbette her meseleden siz mesulsünüz,

haşa, bize ne gerek var,

siz efendiler, 

ve biz zavallı kullar,

zaten bu alem ikimize dar..

öyle ya, nasıl olsa;

siz her işte özgürsünüz,

biz ölümlü dünya desek de;

siz adeta ölümsüzsünüz..


sormak lazım;

kimden aldınız bunca yetkiyi bayım?

ne suyum var, ne de sayım.

bir başına kalsanız da

hep berabersiniz;

bir yanda alkışlayanların,

mağrursun öte yanda sen,

ve şeytanların..

unutma sakın!

bırakacaklar seni; apansız

tek başına, yapayalnız..

ne hesap vereceksin

düşündün mü?

öldüğün vakit

diyeceksin; ne çabuk doldu vakit

geleceği söylenen gün,

bugün mü o gün?

bir fırsat daha yok mu?

desen de; 

asla dönüşü olmayacak!

hesap zerre miskal şaşmayacak!

o gün gelmeden bugün,

vakit varken,

bir daha düşün ;

kimdir sahibi gecenin ve gündüzün..


Peyami Bayram

18 Mayıs 2021

İstanbul

20 Nisan 2021

Unutma

UNUTMA


Unutmadan başla,

Unutmadan uygula,

Unutmadan bitir,

Unutmadan sev,

Unutmadan gül,

Unutmadan hatırla,

Unutmadan yaz,

Unutmadan oku,

Unutmadan anlat,

Unutmadan git,

Unutmadan gör,

Unutmadan konuş,

Unutmadan yaşa..


Unutma ki;

Unutursan unutulursun..


Peki;

Unutanın unuttuğu olmak ister misin?

Ya da;

Unuttuğundan utanan olmak?


Öyleyse;

Utanmadan unutmaktansa;

Unutmadan başla!


Peyami Bayram

27 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul



12 Nisan 2021

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Ramazan ayı Kur'an ayı.

Kur'an-ı Kerim ilk defa bu ayda Hz. Muhammed(as)'e inmeye başladı.
Bu son ilahi kitapla Allah'ın insanlığa ilk emri ise; "Oku, Yaradan Rabbinin adıyla oku!" (Alak Suresi-1)

Peki, bu ilahi hitapla karşılaşan Allah'ın son Nebisi Hz. Muhammed(as) ne yaptı?
Doğruca kütüphanelere koşmadı, kitaplara sarılmadı.

Zaten uzunca bir süredir mağaraya/içine kapanarak kendini/nefsini okumaya çalışıyordu. 
Bu ilk mesajın şokunu atlatır atlatmaz hayatı, insanı, alemi, doğayı ve her şeyi okumaya başladı. Tabii ki Yüceler yücesi Allah'ın hidayeti ve keremiyle.
Bir daha da asla içine kapandığı o mağaraya dönmedi!

Ramazan ayına eriştiğimiz şu mübarek günde, alemlerin Rabbi'nin insanlığa son elçisi vasıtasıyla gönderdiği kitabı Ku'an-ı Kerim'e iman eden müslümanlar olarak bize düşen nedir?

Anlamak için Kur'an-ı Kerim'i okumak.
Ve çok önemli bir şey daha:
Bildiğimizi okumaktan vaz geçerek hayatı, ilmi, irfanı, insanı, doğayı ve alemi okumaya çalışmaktır.

Hayırlı Ramazanlar..

Peyami Bayram
12 Nisan 2021
30 Şaban 1442

İstanbul

30 Mart 2021

Konuşmak üzerine bir kaç not..

Konuşmak üzerine birkaç not..


İnsanlar konuşarak anlaşır denir ya hani.

Aynı zamanda insanlar; 

konuşarak ayrışır,

konuşarak dövüşür,

konuşarak sövüşür,

konuşarak aldatır, aldanır,

konuşarak sever, sevilir,

konuşarak eziyet eder, edilir,

konuşarak yaralar, yaralanır..

Demem o ki konuşmak insanın günlük hayatta belki en çok yaptığı eylem. Çünkü ağzı olan konuşuyor.

Bilenler daha az bilmeyenler ise çok konuşuyor. 

Hem de her konuda. 

Mesela hasta olursunuz doktordan çok etrafınızdakiler size reçete yazar,

ne yapmak gerektiğini, 

kendisinin ve bilmem kimlerin hastalık hikâyelerini uzun uzun anlatır.

Hukuki bir sorununuz olsa aynı kişiler hakim olur, avukat olur size yol gösterir, 

Ticaret için öyle. 

Siyaset için yine benzer şeyler ve bu böyle uzar gider..

Aynı kişiler bu konularla ilgili en ufak bir ihtiyaç halinde ortalarda gözükmemek için özel gayret gösteriyorlarsa onlardan uzak durun!

Söz konuşmaktan açılmışken; bir de çok konuşmak, uzun konuşmak konusunun da kısaca üzerinde durmak gerekir.

Acizane tecrübelerime göre; karşınızdaki insan aynı konu ile ilgili çok tekrarlar yapıyorsa, konuyu kısaca anlatmaktansa uzun uzadıya konuşuyorsa, konuşmanın esas konusunun sık sık dışına çıkıp uzattıkça uzatıp bir türlü toparlayamıyorsa, eski anıları çok ve uzun anlatıyorsa bu konuşma gereğinden çok ve uzun bir konuşmadır. 

Hele bir de karşınızdaki sizi dinlemiyor, konuşma diyalog değil monolog şeklinde ilerliyor ise bu konuşma karşılıklı bir iletişim değil bir deşarj veya karşıya bir empoze, bir şeyler yükleme maksadıyla yapılıyor demektir. Aman, bu durumlarda dikkat edin istemeden veya farkında olmadan ya bir tuzağa düşer veya bir yükün altına girersiniz!

Ayrıca şunu da ilave edeyim karşınızdaki sizi dinlemiyorsa, ya da siz kendinizi dinletemiyorsanız ona (veya onunla) yapabileceğiniz fazla bir şey yok demektir.

Bazen susarak konuşmak lazım.

Mutlaka bilmek gerekir ki; söz yerinde ağırdır.

Son olarak ifade edelim ki çok konuşanın sözlerinde yalan, gıybet ve malayani şeyler çok olur. Yalan aldatır, gıybet muhabbeti azaltır, kalbi karartır, malayanilik ise insanı hafifmeşrep yapar ve küçültür.

Oysa hakikati ifade etmek çok söz istemez. Hikmetli bir söz, bir bakış ve bir duruş bazen yeter de artar bile muhataba. 

Herkes bunu anlamaz mı dersiniz? 

İşlerine gelmese de bazıları derhal, bazıları geç de olsa mutlaka anlar..


Peyami Bayram

29 Mart 2021

Arnavutköy, İstanbul


03 Mart 2021

Babam



Babam

Hep çalışkandı, çalışmaktan bıkmazdı. İbadet aşkıyla ve şevkle çalışırdı. Hiç bir zaman işten, çalışmaktan yoruldum demez, şikayet etmezdi.

İşini hesabi değil hasbi yapardı.

Telaşlı bir yapısı vardı. Bir şeyleri geciktirmeden yetiştirebilmenin telaşıydı sanki bu. Öyle ya, yedi çocuk sahibi olmak, onların hepsine yüksek tahsil yaptırmak ve hepsine borçsuz, mutlu bir yuva kurmak onun hayattaki en büyük ve en önemli hayaliydi. 

Bu hayalini zamanla hayal olmaktan çıkarmış uğrunda ömrünü vakfettiği bir vazifeye dönüştürmüştü. 

Cumhuriyet döneminin en ciddi eğitim projelerinden biri olan Köy Enstitüsü'nde yetişmişti. Şimdiki Sağlık Meslek Lisesi seviyesinde bir eğitim almıştı ancak Köy Enstitülerinin eğitim sistemi onları yaşadıkları, hizmet ettikleri yörede birer kahraman yapmıştı. Gerek on yıldan fazla Kayseri'nin muhtelif köylerinde köy sağlık memurluğu yaptığı yıllarda gerekse Ankara'da çalıştığı yıllarda pratisyen bir hekim gibi çalışmıştı. Bu özelliğiyle yokluk ve çaresizlik içindeki memleketimizin insanlarına yıllarca özveriyle hizmet etmişti. Özveriyi cesaretle birleştirebilmiş ve bu sayede yüzlerce insanın derdine derman olmuştu. 

O, aynı zamanda bütün sülalenin de "doktur emmisi"ydi. Ankara'daki yıllarımızda dokuz nüfuslu, sobalı evimiz tüm akraba ve tanıdıklarımızın güleryüzle ve cömertlikle karşılandığı için ilk uğranılan ve konaklama için her zaman tercih edilen sımsıcak bir yuvaydı. Elbette bu yuvanın hanımefendisi, herkesin sevgisini ve saygısını layıkıyla hak etmiş olan sevgili babamın sadık yari, vefalı ve fedakar hayat arkadaşı canım annemdi.

Babam okumayı çok sever, okuyanı çok sever, dolayısıyla kitapları da çok severdi. Babamızın bu okuma ve kitap sevgisi bütün hepimize yansımıştır. Meydan Larousse ansiklopedisi ilk çıktığında, sanırım 1970li yılların başında fasikül fasikül alarak daha sonra ciltler haline getirmişti. Bunun gibi daha pek çok kitap ve ansiklopedinin bizim eğitim hayatımızda çok olumlu etkileri olmuştur. İnternetin olmadığı o yıllarda biz kitaplar, atlas ve özellikle de ansiklopediler arasında sörf yapardık. Çok büyük de bir keyif alırdık bundan. Şimdi anlıyorum ki bu öğrenmenin hazzıydı.

Tarihi çok seven, vatan ve millet aşkını dilinden hiç düşürmeyen bir insandı. Dinine son derece sade ve yürekten bağlıydı. İbadetlerini yerine getiren, özü-sözü doğru, kul hakkını gözeten, cömert, vefalı, fedakar bir insandı babam.

Karşısındakine duygularını her haliyle belli eden, coşkulu bir insandı. Bizlere sevgisini büyük bir içtenlikle ifade ederdi. Fedakarlığı ve sevgiyi sözlerine de yansır, "gadalarını alır, kurban olurum" diyerek severdi bizleri. Biz de bu sözlerinden hiç şüphe etmezdik, bu sıcak ilişki ona karşı hala içimizde canlı duran sevgimizi beslerdi.

Şükürler olsun ki hepimizi istediği gibi okuttu, yetiştirdi ve evlendirdi. Çok güzel günlerimizi gördü.

Ömrünün son bir kaç yılında çektiği sağlık sorunları hepimizi derinden üzdü. Her zaman sağlıklı ve zinde yaşamış olan babamın bu durumu özellikle annemi çok yıprattı. İnşallah o çektikleri ile dünyadaki günahlarından ahirete en küçük bir bakiye kalmamıştır.

Böyle bir babanın oğlu olmakla çok bahtiyarım, Allah babamdan ebediyen razı olsun, mekanı cennet olsun.

Çok kıymetli babamın bu yılki vefat yıldönümünde ben de artık bir dedeyim. Babamı ben de baba olduktan ve özellikle de çocuklarım büyüdükten sonra çok daha iyi anlamış ve saygım ve sevgim her geçen gün artmıştı. Şimdi ise bir dede olarak onu en derin saygı, sevgi, hürmet ve dualarımla tekrar tekrar anıyorum.

Canım annemle birlikte canım babama cennette kavuşmak en büyük dileğimdir.

Peyami Bayram

3 Mart 2021

İstanbul

23 Ocak 2021

Koronalı Günler merhaba Covid-19

2021 yılının ilk pazartesi, yılın ilk mesai günü Covid-19 testim pozitif çıktı.

Sağlık Bakanlığı HES(Hayat Eve Sığar) uygulaması on günlük "zorunlu izolasyon" sürecini derhal ve kat'i bir şekilde başlattı.

Filyasyon ekibi eve gelerek Favicovir isimli antiviral ilacı kullanmaya başlamam için bıraktı. Evde benimle birlikte yaşayan temaslı yetişkinler olarak eşimden ve oğlum Alperen'den sürüntü testi için numune aldılar. En küçük oğlum Fatih'e ise yaşından dolayı test uygulanmadı.

Böylece evde on günlük "zorunlu izolasyon" dedikleri, bence ise "dışlanmışlık" süreci başladı. Aile fertlerinin dahi uzaktan ve maskeli olarak iletişim kurduğu bir hastalığı ilk defa yaşadım. Daha önce defalarca grip olmuşluğum ve çok da ağır grip geçirmişliğim oldu. Hepsinde kendimizce tedbir alarak virüsün aile içinde veya yakın çevrede bulaşmasına bir şekilde engel olmaya gayret ediyorduk. Fakat bu virüs, Covid-19, son bir yıldır bütün dünyaya öyle tanıtıldı ki adından bile korkar olduk. Bir kabus gibi bütün dünyanın üzerine çökmüş durumda. Bu korkudan etkilenmeyen hiç kimse yok neredeyse. En yakınlarımızla bile aramıza mesafeler koymamıza, beşeri münasebetlerimizi değiştirmemize, yeme içme, gezi, seyahat, iş-ticaret alışkanlıklarımızda köklü değişiklikler yapmamıza sebep oldu. Dahası, dünyanın düzeni değişti. "Yeni normal" dedikleri, aslında hiç de normal olmayan bir süreci yaşar olduk bütün insanlık ailesi olarak.

On günlük izolasyon sürecinde sağlık sistemimizin ne kadar iyi olduğunu, sağlık personelinin her şartta fedakâr ve yardımsever yaklaşımını müşahede ettim. Sadece Hayat Eve Sığar(HES) mobil uygulamada "zorunlu izolasyon" ve "durumunuz riskli" ifadeleri onaracı olmaktan öte insanı sarsıcı, psikolojik olarak örseleyici şeyler. Hastalık seyrinde pandemi sürecinin başından beri zihnimize kazınan Covid-19 korkusu bu ifadeler ve bir de zorunlu izolasyon/yalnızlık ile birleşince insanın üzerine ciddi bir kâbus gibi çöküyor. Bu kötü ruh halinden çıkmakta da yine sağlık kuruluşları, sağlık çalışanları ve tabii ki insanın en yakını, ailesi ve dostlarının desteği çok önemli.

Yerleri, gökleri ve ikisi arasındaki her şeyi yaratan muhakkak ki Allah'tır. 

Yarattıklarının Rabbi de muhakkak ki Allah'tır.

O "ol" demeden hiç bir şey olamaz ve yine hiç bir şey O'na rağmen olamaz.

Yani, Covid-19 virüsü de tabiattaki herşey gibi âlemlerin Rabbi olan Cenab-ı Allah'ın emrine tabidir.

Bizler Rabbimizin bize öğrettiği iki yoldan bu virüse karşı mücadeleye devam etmeliyiz.

Birincisi bilgi ve hikmet, ki bu yolda çalışan bilim insanlarımız bu işi yapıyor, bize bu konuda onlara tâbi olmak düşer.

İkincisi ise Rabbimize sığınmak, ondan yardım istemek, merhametini, mağfiretini talep etmek, acziyetimizi arz ederek dua ve niyazda bulunmaktır. Bu ise insana manevi olarak güç verir. Aynı zamanda hastalık halinde bütün canlıların, atomların ve virüslerin de gerçek hâkimi olan alemlerin Rabbi Allah'tan yardım dilemek insanı hastalığa ve virüse karşı mücadelesinde dinamik, zinde ve daha ümitvar yapıyor.

Her ikisini de içtenlikle ve gönülden inanarak yaptığımızda hem maddi/bedensel hem de manevi/psikolojik olarak sağlıklı olmamız mümkün. Elbette hastalık ve ölüm insan için hayatta kaçınılmazdır. Önemli olan hastalığı asgari düzeyde yaşamak, bununla beraber tedbirsizlik ve dikkatsizlik sebebiyle hastalığa yakalanmaktan sakınmak da Allah'ın insana yüklediği hayat sorumluluğudur.

Covid-19 ile tanışmamız ve onunla mücadelemiz kısaca böyle oldu. 

Allah'a şükürler olsun ki Covid-19 sürecini oldukça hafif geçirdiğimi düşünüyorum. 

Bu vesileyle Covid-19 ve her türlü hastalıktan muzdarip bütün dostlarıma, yakınlarıma sağlık ve afiyetler diliyorum. Vefat edenlere ise Allah'tan rahmetler niyaz ediyorum. Başta çok kıymetli ailem ve sağlık çalışanlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum.

Herkese sağlık ve esenlik dileklerimle.

Peyami BAYRAM

23 Ocak 2021

İstanbul


08 Ocak 2021

Davulun sesi...

Duyduklarım beni sürükledi bir maceraya,

Toy bir delikanlıydım sanki girdim bir saraya.

İmkan çok, ihtimal yüksek; yeter ki ol reaya.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


İşittiklerim içimi sızlattı ta derinden,

Kime söylesem anlamazdı benim kederimden,

Zira herkes söz etmekteydi parlak kaderimden..

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Gördüklerimi anlamam da biraz vakit aldı,

Belki demeli nefsim de orada zevke daldı,

Kimle karşılaşsam bana baktı, hayran kaldı.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Hissettiğim duygular beni yabancılaştırdı,

Sarayın cazibesini aklıma bulaştırdı.

Herkes sanır istediğim mevkiye ulaştırdı.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Anladım ki artık hayat bu kıssanın hissesi,

Doğru yoldakinin Allah’tan başka yok kimsesi,

Dinlemeyin sakın uzaktan gelen cılız sesi.

Öyle ya; uzaktan hoş gelirmiş davulun sesi..


Peyami Bayram 

08.01.2021

İstanbul, Arnavutköy 

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...