07 Kasım 2016

TÜRKİYE'DE HUKUK ZİHNİYETİ

TÜRKİYE'DE HUKUK ZİHNİYETİ

Yrd. Doç. Dr. Emir KAYA tarafından yürütülen bir proje çalışmasında elde edilen sonuçlar oldukça ilginç.

Anket uygulaması 21 Şubat - 31 Mart 2016 tarihleri arasında 4170 katılımcı ile yüz yüze görüşme ve internet yoluyla gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar mesleğe göre analiz edilmiştir.

Tüm katılımcılara göre Türkiye’de;
* Hukuk ve toplum %38 oranında uyumludur.
* Hukuk sistemi %35 oranında adalet üretmektedir.
* Kanunlar toplum vicdanını %34 oranında tatmin etmektedir.
* Mevzuat %73 oranında Batı kaynaklıdır.
* Hukuk-siyaset ilişkisi %24 oranında düzgündür.
* “Adamına göre muamele” %85 oranındadır.
* Kurallara uymayanlar %67 karlı çıkmaktadır.
* Kamu görevlileri %39 oranında güvenilirdir.
* Kamu kurumları %37 oranında güvenilirdir.
* Genel olarak insanlar %40 oranında adildir.
* Ortak adalet anlayışı %37 oranında yerleşmiştir.
* Toplumsal kamplaşmalar hukuku %78 oranında bozmaktadır.
* Toplum kaynaklı kaygılar %78 düzeyindedir.

Cevapların birlikte değerlendirilmesiyle oluşan hukuki memnuniyet ölçeğine göre Türkiye’de;
* Hukukun toplumdaki karşılığı %33’tür.
* Güven hissi %38 düzeyindedir.
* Ayrımcılığa uğrama kaygısı %81 düzeyindedir.
* Genel hukuki memnuniyet %33’tür.

* Hukuku; %69 oranında “ülke içi gruplaşmalar”, %11 oranında “uluslararası faktörler” ve %8 oranında “ortak ilke arayışları” şekillendirmektedir.
* Hukuk politikaları; %48 oranında “devletin güçlü ve devamlı olması”, %18 oranında “toplumu dönüştürme”, %12 oranında “toplum düzeni”, %9 oranında “adaletin tesisi” ve %3 oranında “özgürlükleri koruma” amacını öne çıkarmaktadır.

Hukuk fakültesi öğrencileri;
* Hukuk fakültelerinin kişilik gelişimine %58 olumlu, %38 olumsuz etkiler yaptığını düşünmektedir. * Derslerin %76 oranında ulusal hukuk hakkında olduğunu belirtmektedir. * Adaletsiz olmaktansa işsiz olmayı %77 oranında tercih edeceklerini belirtmiştir. * Sınav başarısı ile adalet bilinci arasında %29 ilişki olduğunu belirtmiştir. * Hukuk konularından %65 oranında kısıtlılık, %32 oranında özgürlük alt mesajını almaktadır. * Fakültelerin hukuk eğitimine yaklaşımını tercih sırasında %5 oranında dikkate almaktadır. * Hukuk eğitiminin temelinin %66 oranında “adalet anlayışını geliştirmek” olduğunu düşünmektedir. * Derslerde insani değerlere %3, teknik bilgiye %76 oranında ağırlık verildiğini belirtmektedir. * İşe girme süreçlerinin kamu sektöründe %27, özel sektörde %39 düzeyinde adil olduğu kanaatindedir. * Türkiye’de iş bulmak için liyakati %87 oranında yetersiz, güçlü sosyal bağlantıların olmasını ise %76 oranında yeterli görmektedir. * Hukuk hakkında genel olarak %16 oranında pozitif düşünceler içindedir.

Hukuk fakültesi öğretim elemanları;
* Öğrencilerin konuların %36’sını hazmederek öğrendiğini belirtmektedir. * Sınav başarısı ile adalet bilinci arasında %27 ilişki olduğunu belirtmektedir. * Türkiye’deki hukuk fakültelerini Batı haricindeki ülkelere %20 ilgili bulmaktadır. * %52 oranında kariyerin ilerlemesini, %33 oranında maddi geliri, %5 oranında araştırma faaliyetlerini ve %4 oranında öğretim faaliyetlerini önemsediklerini belirtmektedir. Avukatlar;
* Hakim ve savcıları %36 oranında adil bulmaktadır. * Yargının yakın geleceği hakkında %22 oranında olumlu düşünmektedir. * Yargıyı %32 oranında dünyayla entegre bulmaktadır. * Hukuk pratiğinin fakültede anlatılanlardan %76 oranında farklı olduğu kanaatindedir. * Yargı işlerinin %67 oranında şablonlara bağlı yapıldığını düşünmektedir. * Müvekkillerinin %87 oranında davayı kazanmayı, %11 oranında adaleti önemsediğini düşünmektedir. * Hakim ve savcıların terfi notu, çıkan iş sayısı ve onanma oranı gibi kriterleri %90 oranında, tarafların tatminini %2 oranında önemsediği kanaatindedir. * Hakim ve savcılar için sosyal statünün %54, kariyerin %19, konforun %19, hakkaniyetin ise %3 oranında vazgeçilmez olduğunu düşünmektedir.
Hakim-Savcılar;
* Avukatları %39 oranında dürüst bulmaktadır. * Yargının yakın geleceği hakkında %49 oranında olumlu düşünmektedir. * Yargıyı %48 oranında dünyayla entegre bulmaktadır. * Yargı işlerinin %68 oranında şablonlara bağlı yapıldığını düşünmektedir. * Yargı yönetimini %46 oranında adil bulmaktadır. * Bağımsızlığın ve tarafsızlığın %44 oranında sağlandığı kanaatindedir. * Hukuk sisteminin adaleti sağlamaya %56 oranında izin verdiği kanaatindedir. * Yargının yükünü %92 oranında taşıdıklarını belirtmektedir. * Avukatların %80 oranında para kazanmayı, %11 oranında davayı kazanmayı, %6 oranında imajlarını ve %1 oranında adaletin tesisini önemsediği kanaatindedir. * Vicdan-Kanun ilişkisinde %81 oranında vicdanı, %15 oranında kanunu öncelikli görmektedir. Diğer kamu çalışanları;
* Birimlerinde gereksiz evrak işinin %67 oranında olduğunu belirtmektedir. * İdarecilerin kişiliğinin %76 düzeyinde performansa etki ettiğini belirtmektedir. * Kamu kurumlarını yeniliklere %44 düzeyinde açık bulmaktadır. * Devlette özlük haklarına ilişkin düzenlemeleri %41 oranında adil bulmaktadır. * Kurumlarını çalışanlara karşı %48 oranında adil bulmaktadır. * Kurumlarına %53 oranında güvenmektedir. * Kurumlarının ülkedeki siyasi durumdan %76 düzeyinde etkilendiğini belirtmektedir. * Mesleklerini %64 oranında şablonlara bağlı icra ettiklerini belirtmektedir.


Katılımcıların Mesleğe Göre Dağılımı

Meslek Sayı %
Hukuk Fakültesi Öğrencisi 1723 41,3
Hukuk Fakültesi Öğretim Elemanı 201 4,8
Avukat 639 15,3
Hakim-Savcı 135 3,2
Diğer Kamu Çalışanı 484 11,6
Tüm diğer kategoriler 915 22,0
Cevapsız 73 1,8

Toplam 4170 100,0

Sevmek

Sevmek;
öyle bir şey işte,
sevdiğine kavuşmaksa 
bedel ister,
O'nun kirinden,
kokusundan
bulaştıkça
üstüne başına;
seversin,
tıpkı bir çocuk gibi. 
Aslında kir değil;
o bir izdir,
nişanesidir,
yâr olmanın, 
yârenlik etmenin..

Kınayanlar olsa da;
sevgi emek verilince 
kazanılan bir cevherdir... 

Peyami Bayram
07/11/2015, İstanbul

31 Ekim 2016

Olsun..

kendim için ne istesem;
sende bir fazlası olsun..
ne fazlası, ne eksiği olsun;
zenginde olan fakirde olsun..
kim varından vermezse;
yokluk ahiri olsun..
güçlü ile zayıf bir minderde olsun;  
öfkesini yenen galip olsun..
bilenlerle bilmeyenler bir arada olsun;
ilme talip olana ilim nasip olsun..
helal dar gelir harama bakana,
haram yok hükmünde helali arayana;
yeter ki gözünde kanaat olsun..
alemde ne varsa hepsi ayan olsun;
kötüsü benden, iyisi senden olsun..
adalet bize lazım beyim;
hukuk sizin olsun..

Peyami Bayram
31/10/2016

08 Ekim 2016

İstikamet ve istikamet açısı


İstikamet ve istikamet açısı

Bilindiği gibi bir çemberin 360 eşit yayının merkezdeki açısına 1 derece denir. Bir çemberin 6400 eşit parçaya bölünmesiyle elde edilen açıya da 1 milyem denir. Bu çok hassas bir açı ölçüsü olup 1 derece yaklaşık 17,78 milyemdir. İşte bu bir milyemlik açının 1000 metredeki yayı tam bir metredir. Yani başlangıç noktasından bir milyemlik sapma demek 1000 metredeki hedefe vardığımızda hedefin 1 metre sağına ya da soluna varırız. Bu 1 derecelik sapmada 17,78 metrelik bir sapma olacak demektir. Bir örnek verecek olursak iki farklı istikamet açısı verilmiş iki arkadaşın yanyana yürümeye başlarken aralarındaki bir milyemlik farkı başlangıçta ne kendileri anlayabilir ne de onların yürüyüşünü izleyen bir başkası. Hem bu iki arkadaş hem de diğerleri aynı istikamette yürüdüklerini ve aynı hedefe ulaşacaklarını sanır. Fakat 1000 metre ileride aralarındaki açıklık 1 metreye ulaşır ve ilerledikçe bu mesafe daha da açılır. 

Bir insanın ya da aracın bulunduğu noktadan varmak istediği noktaya doğru uzanan yola/hatta istikamet veya istikamet hattı denir. Günümüz dilinde doğrultu da istikametle aynı anlama gelmektedir.

İstikamet hattı ile ilgili havacılık, denizcilik, haritacılık ve askerlikte kullanılan bir istikamet açısı tanımı vardır. Pusula açısı olarak verilen bu istikamet açısı bulunulan noktadan varılmak istenen hedefe çizilen dosdoğru bir hattır. Bu hattı takip ederseniz hedefinize varırsınız. Bu hattın açık araziden gittiğini varsayarsak dere, tepe, orman gibi engellerden ötürü istikamet hattından çıkmak kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda yapılacak tek şey var, elimizdeki pusula ile istikamet açısını sık sık kontrol etmek, daima en yakın nirengi noktasını tespit ederek ona ulaşmak, ondan sonra tekrar aynı işlemi yaparak varılmak istenen nihai hedefe bu şekilde ulaşmak. Eğer istikamet açısı bu şekilde sık sık kontrol edilmez ise arazi şartları kişiyi varmak istediğinden çok farklı bir noktaya götürür.

 Bu maksatla önce doğru bir hedef tespiti yapmak, sonra bu hedefin istikamet açısını iyi bir pusula ve güncel bir harita yardımıyla belirlemek gerekir. Bu sıraladıklarımızı titizlikle yapmayanların yolları hedefe ulaşmaz ve yolculukları da beyhude bir yorgunluktan öte bir netice vermez. 

İnsan hayat serüveninde ne işle uğraşırsa uğraşsın, nasıl bir tahsil sürecinden geçerse geçsin, hangi coğrafyada ve tarihte ve nasıl bir sosyal hayatın içinde kimlerle birlikte yaşarsa yaşasın son tahlilde kendi tercihlerinin sonucunda ortaya çıkan bu çizgi başlangıcından son ana kadar hayat çizgisinin ana rengi, 
temel düsturu ve nihai maksadını
ele verir. 

İşte buna o kişinin istikameti diyoruz. İstikamet açısındaki sapma/lar da akıl sahibi olan kişinin tamamen kendi seçimlerinin sonucu olacaktır. 

"Ben aslında şöyle düşünüyordum da, böyle planlamıştım da" gibi yan çizmeler, "imkansızlıklarım, yoksulluk ve yoksunluğum" gibi bahaneler ya da "şu arkadaşlar veya bu yoldaşlar ya da o lider beni yanılttı" gibi suçlamalar veya en masumane olarak "unuttum" türünden bir kaçışın insanın hayat defterinin sahifelerinin bir bir açılıp hesabının yapıldığı günde bir faydasının olamayacağı kesindir. 

Kişinin son saat gelmeden yapacağı özeleştiri ve hataları tespit ederek kendine çekidüzen vermesi dolayısıyla istikamet açısını kontrol ederek istikametteki sapmayı düzeltmesi onu kurtaracak yegane yöntemdir. 

Peyami Bayram
08/10/2016, İstanbul 


07 Eylül 2016

Seçkinler

Seçkinler

hep şimdi 
ve 
daima burada
yarın ve ötesi yok,
yalnız siz varsınız 
dünya sizin
tepe tepe tüketin
bütün güzelliğini
ülkemizin..

ne de olsa
siz bilirsiniz 
doğrusunu ve eğrisini
her şeyin..
vardır hak etmişliğiniz,
öyle ya; ayrıcalıktır
seçkinliğiniz..

kimsenin sizden fazla
ne aklı olabilir,
hele ki
ne de serveti..
makam, mevki mi dediniz
o da ne ki
sizden başkası
zaten beceremez ki..

nerden çıktı
halk için bu haklar?
vatandaş ne güzel
kurulmuştu baş köşeye..
atıp tutar
kendi kendine,
boşa gitmez;
dayanır kuvvetlice
vatana millete
ya da dine
işine gelince..

ey aklı ve kerameti 
kendinden menkul,
bilmelisin şunu;
herkes ölümlü
ve
sonunda
hesap verecek
her kul..

varsa söyle
ölümsüzlük için bir yol
yoksa unutma
musallada birleşir
sağ ya da sol...

Peyami Bayram
07/09/2016
İstanbul 





02 Eylül 2016


İSKEMLE....

Genç adam, antika merakı sebebiyle Anadolu’nun en ücra köşelerini dolaşıyor
ve gözüne kestirdiği malları yok pahasına satın alarak yolunu buluyordu. Kış kıyamet demeden sürdürdüğü seyahatler sırasında başına gelmeyen kalmamış gibiydi. Fakat bu seferki hepsinden farklı görünüyordu.

Yolları kapatan kar yüzünden arabasını terk etmiş ve yoğun tipi altında donmak üzereyken bir ihtiyar tarafından bulunup onun kulübesine davet edilmişti. Yaşlı adam antikacının yürümesine yardım ederken:

- Günlerdir hasta olduğumdan, odun kesmek için ilk defa dışarıya çıktım, dedi. Meğer seni bulmak için iyileşmişim. Diz boyuna varan karla boğuşup kulübeye geldiklerinde, antikacının beyaz göre göre donuklaşan gözleri fal taşı gibi açıldı. Odanın orta yerindeki kuzinenin etrafını saran üç-dört iskemle, onun şimdiye kadar gördüğü en güzel antikalar olmalıydı. Saatlerdir kar içinde kalan vücudu bir anda ısınmış, buzları bir türlü çözülmeyen patlıcan moru suratını ateşler kaplamıştı. Yaşlı adam misafiri yatırmak için acele ediyordu. Ona birkaç lokma ikram edip sedirdeki yatağını hazırlarken:

- Bugün soba yakamadım evladım, dedi. Ama bu yorganlar seni ısıtacaktır. Ev sahibi, yıllar önce vefat eden eşiyle paylaştıkları odaya geçerken, antikacı da tiftikten örülen battaniyelerin arasına gömüldü. Ancak bütün yorgunluğuna rağmen bir turlu uyuyamıyordu. Ertesi gün gitmeden önce ne yapıp yapıp o iskemleleri almalı, bunun için de iyi bir senaryo uydurmalıydı. Mesela hayatını kurtarmasına karşılık ihtiyara birkaç koltuk satın alabilir ve eskimiş olduğu bahanesiyle dışarı çıkarttığı iskemleleri çaktırmadan minibüsün arkasına atabilirdi. Hatta onları kaptığı gibi kaçmak bile mümkündü. Yürümeye dahi mecali olmayan ihtiyar, sanki onun peşinden koşacak mıydı?

Genç adam, kafasındaki fikirleri olgunlaştırmaya çalışırken dalıp dalıp gidiyor ve rüzgarın sesiyle uyandığı zamanlar kaldığı yerden devam ediyordu.

Bu arada yaşlı adamın sabah namazına kalktığını farketmiş hatta hayal meyal olsa bile odun parçaladığını duymuştu. Gözlerini açtığında, onun kuzine üzerinde yemek pişirdiğini gördü ve yattığı yerden etrafına bakınırken birden iskemleleri hatırladı. Hafifçe doğrulup çevresine baktı: Aman Allahım..! Antikalardan hiçbiri ortada yoktu. İhtiyar kurt, herhalde planını hissetmiş ve belki de uykudayken konuşmasını duyarak onları emin bir yere kaldırmıştı.

Sakin görünmeye çalışarak:

İliğim kemiğim ısınmış, dedi. Çorbanız da güzel koktu doğrusu. Ama akşamki iskemleleri göremiyorum. Yaşlı adam odanın köşesine yığdığı iskemle parçalarından birini daha sobaya atarken:


İskemle dediğin dünyanın malı be evladım, dedi. Biz misafirimizi hiç üşütür muyuz...! 

(ALINTIDIR)

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...