09 Ocak 2015

binemediğim trenler

hep hayıflandım;
bende olsaydım diye..
nereye gitti binenler?
kim bilir;
memnun mu inenler?

kim ne derse desin,
benim içimde
bir ukde kaldı
binemediğim trenler..

kiminin bileti yoktur,
kiminin keyfi ,
kimi bilmez yolun
nasıldır seyri.

cebimde 
birinci mevki bileti,
geri indim
terk edip treni;
tüm yolcular 
yabancı diye.
sormadan
bu tren nereye..

Peyami Bayram
09/01/2015






06 Ocak 2015

Kim kime yakın?


Kim kime yakın?

Böyledir insanoğlu, yokluktan da gelse;
varlığa sahip olmak nefsini azdırır, 
geçmişini unutturur,
feryatlara sağır,
gerçeklere kör eder.
Kısacası insanı insanlıktan çıkarır. 
Hepsine de kendince makul mazereti vardır. 
Sorsanız halinden bin dert yanar. 
Çok dinleseniz yüreğiniz dayanmaz sadaka verirsiniz.

Her şey onun için olmalı, 
ona göre olmalı 
ve tabii ki hepsi onun olmalıdır. 
Bunları elde etmek için de her yol ona mübahtır.
Ondan daha mühim bir şey yoktur bu dünyada nitekim. 

Kendini birinci önceliğe alan zalim,
başkası en yakını da olsa onu yedeğe koyar daima. 
Yedeğe sıra gelmesi için ya kendisi yorulacak, 
ya arta kalan kırıntı, çer-çöp temizlenecek, 
ya da vicdan aklama zamanlarında kendini avutmak için ufak bir yardımda bulunacak. 
Sonra da yine kendini yüceltmek için bunun reklamını yapacak. 
Ne de olsa zat-ı alileri yüce bir lütufta bulundu ya! 

Onun etrafında kırıntı toplayıcı, çanak yalayıcı çoktur.
Keyif verirler birbirlerine.
Hiç sevmezler hakikati söyleyip diz çökmeyeni.
Görmezden gelirler önce,
nasihat ederler sonra,
tehdit gelir ardından,
sonra sürgün
ve ölüm.

Bilmezler mi,
bir gün onlar da ölecek.
Hem varlıklı azgınlar,
hem onların peşindekiler.

Birbirlerinden kaçacakları gün pek yakın değil mi?

Peyami Bayram
06/01/2015


Seni sustuğunda daha çok dinleyen biri varsa sana en yakın olan hakiki dost O'dur.

04/01/2015


02 Ocak 2015


Çocuk*

Henüz taptaze;
öylesine saf..
içindeki masumiyet
ay ışığı gibi yüzünde,
dilinde anne sözü
içli ve sıcacık.

Gülüşü cennet, kokusu miskü amberdir.
Minicik elleri
hiç kirlenmemiş,
yanağından süzülen gözyaşında
diliyle ifade edemedikleri gizlidir.
Bakışlarındaki merak
öğrenmenin arayışlarıdır.
Yalan olmaz sözünde,
çünkü aldatmak yok özünde.
Aldatılırsa çok kırılır,
umutları yıkılır.
Kim bağrını açsa koşar,
gerçek sevgiyi yürekten anlar.
Kalbinde ne kin olur ne nefret,
yeter ki sen ona samimi ol,
ondaki hazineyi keşfet.
Yapmacık değil ondaki hiç bir şey,
oyun da olsa sahici bilip hisset.
Ne olsa her şey bugündür
ve bügünde kalır.
Yarına sevgiden başka bir şey aktarmaz.
İçindekini asla yarına saklamaz.
Para, makam, şöhret yoktur lügatında,
en değerlisi güler yüzdür onun katında.
Ne verirsen onu alır,
yoktur onda açgözlülük ve ihtiras,
kanaat ve hoşnutluktur huyunun esası.
Bütün çocuklar bu yüzden çok sevimlidir.
Kusur bilmez, sevgidir temel gıdası.
İnsan bilmeli bu mübareklerin kıymetini,
büyüklerden ziyade öpmeli çocukların ellerini.
*Hepsinde ayrı ayrı doyumsuz hisler yaşadığım sevgili oğullarım başta olmak üzere yeryüzündeki tüm çocuklara...
Peyami Bayram
31/12/2014
Bakü
Bitmeyen yıl 2014
Bu satırları yer kabuğundan yaklaşık onbin metre yükseklikte uçarken yazıyorum.
Şimdiye kadar defalarca uçmuş olmama ve hatta kıtalar arası uzun uçuşlarım da olmasına karşın ilk defa gökyüzünde tarihin akışına farklı bir tanıklığım oluyor.
Bakü'den hareket ettiğimizde 2014 yılının bitmesine ve 2015'e sadece 15 dakika kalmıştı. Havalandıktan kısa bir süre sonra henüz Azerbaycan hava sahasında iken 2015 yılına girdik.
Yolculuğumuz doğudan batıya doğru seyrettiği, yani dünyanın dönüş istikametinin aksine olduğu için yaklaşık bir saat sonra Türkiye hava sahasına girdiğimiz şu dakikalarda saat farkından dolayı saat ayarı 2 saat geriye gidince tekrar 2014 yılına döndük. Böylece bir saat kadar sonra Türkiye saati ile tekrar 2015 yılına gireceğiz. Sonuçta 2014 yılını biraz uzatmayla bir süre daha yaşamış olduk. Böylelikle bize de 2014 yılını iki kez uğurlamak ve 2015 yılına iki kez hoşgeldin demek kısmet oldu. Ömür süremizden giden elbette yolculuğun süresinden farklı değil. Ne diyelim, bu gecikmeden dolayı THY'na bir teşekkür mü etmeli? 
Bu arada zamanın mekansal matriksi beni bir paradoksa düşürmedi diyemem. Albert Einstein'ın zaman hakkındaki teoremini hatırlatan küçük bir tecrübe yaşamak da varmış hayatta...
İnşallah hayırlısıyla İstanbul'a salimen ineriz.
Herkese sağlık, mutluluk ve esenlik dolu nice yıllar dilerim.
Peyami Bayram
31/12/2014
01/01/2015
Bakü-İstanbul yolunda

28 Aralık 2014

ÖLÜMSÜZLÜK

Ölüm; her zaman soğuk ve ürkütücü, bazen korkutucu ve çoğunlukla itici gelen bir kelimedir biz insanlara.

İnsanların çoğu ölüm hakkında konuşmak, hatta düşünmek dahi istemezler.

Buna rağmen dünyada yaşayan her akıl sahibi insan bir gün mutlaka ölümle buluşacağını bilerek yaşar. Bu bilgi insanda doğal ve fıtri olarak bulunur. Ayrıca akıl sahibi insanlar yine bilirler ki dünya hayatı zaman ve mekan konusunda çok farklı tercihler sunarken ölüm konusunda böyle bir tercih hakkı bırakmamıştır. Yani hiç kimse ne zaman, nerede ve nasıl öleceğini bilme şansına sahip değildir. Belki de buna şanssızlğı demeliyiz. Nitekim düşünsenize böyle bir bilgiye sahip olmak insanı ne hale getirir. Evet, kesinlikle bu konuda bilgi sahibi olmamak hayatın gereklerindendir diyebiliriz.

Ölüm, insanların hayatta karşılaşacağı en kat'i ve kaçınılmaz bir gerçektir.

Belki de biz insanlar gerçeklerle karşılaşmayı arzu etmediğimiz için ölüm bahsini düşünmek ya da konuşmak istemeyiz.
Ölümün bizatihi yaşanacak bir gerçek olmasının yanında ölümün ardından vuku bulacak olaylar da çıplak gerçekliğe dair başka bir mesele olarak durur zihnimizin bir köşesinde.
Ölüm sonrası ile ilgili kuşku ve korkular sadece inanan insanların ahiret inancı ile ilgili değil, dünyadan ayrılırken terk edilen veya geride bırakılanlarla da ilgilidir. Belki inançlı insanlarınki de dahil korkular çoğu kere burası ile alakalıdır. 
Nitekim insanların çoğunluğu "şimdi ve burada" olanı duyumsar, ister ve arzular. 
"Öte(ki)"yi veya"ahir(et)/sonra"yı düşünmek bir erdemliliktir şüphesiz. Erdemli insanların endişeleri ve beklentileri ise ölümle sınırlanmaz. Çünkü onlar ölümsüzce yaşarlar ve ölümsüz eserler bırakırlar.

Bakalım tarihe, bakalım çevremize; 
Kimler yaşıyor? 
Kimlerin eserleri yaşıyor?
Kimler ölü?

Ne diyor Yunus Emre:

"Ölen beden imiş, aşıklar ölmez!"

Peyami Bayram
28 Aralık 2014
İstanbul 




24 Aralık 2014

Güç

Güçlü kim?
zayıf kim?

Kim kimden yana?
Sen o yana
ben bu yana.
Güçlüler
hep yan yana.

Zayıf hep yalnızdır,
gücü olmayan
daima zayıftır.

Gerçek güç
ne servette,
ne saltanattadır;
fikri özgür,
gönlü tok,
asil
ve cesur ruhtadır.

DİJİTAL SAVAŞTA BLACKROCK VE ALADDIN KARŞISINDA TÜRKİYE

DİJİTAL/TEKNOLOJİK SAVAŞ’ın arkasındaki BLACKROCK ve ALADDIN Türkiye’nin son dönemde geliştirdiği "Milli Finans ve Veri Kalkanı"na...