27 Aralık 2020

Ölüm ve Sonrası

Ölüm ve Sonrası

Hayatta duymak istemediğimiz, hatta düşünmek, aklımıza dahi getirmek istemediğimiz şeyler vardır. 

Ölüm bunların en baskınıdır zahir. 

İnsanlar hayatı, yaşamayı, canlı olmayı, diri kalmayı sever, ömrüne ömür katılsın ister. Öyle ki yaşlandıkça dünyaya bağlanma daha da artar. Çünkü mal, mülk, makam, mevki, çoluk, çocuk, torunlar derken insanın terk edemeyeceği şeyler çoğalır, hayatla bağları sıkılaşır. 

Aslında kimsenin yaşlanarak belli bir yaşın üstünde hayata veda etmek gibi bir garantisi yoktur ama yine de yaşanılan toplumdaki ölüm yaşı ortalaması sanki herkes için geçerliymiş gibi varsayılır. Hatta ortalama insan yaşam süresinin sonuna yaklaştıkça bunu daha da ötelemek isteriz.

Bu minval üzere yaşarken çoğu insan ölümü hep uzak görmek, mümkünse hiç düşünmeden yaşamak ister. Dolayısıyla ölüm gerçeğini uzak gören, düşüncesini dahi kafasından uzak tutan kişiler aslında ölümle doğrudan ya da dolaylı ilintisi olan bir çok şeyi yapmayı ertelemek veya ihmal etmek kolaycılığına kaçar. Belki de kolaycılık yerine kurnazlık demeliydik buna.

"Unutmak" gibi saçma bir bahaneyi ileri sürmeyi günlük hayatın sıradan bir mazereti haline getiren insan bunu bütün hayatının, her türlü emek ve çabasının hasılası için nasıl kullanabilir anlamak oldukça zor. Anlaması zor olsa da ölümü hatırlamakla arasına koyduğu mazeretler içinde unutmak kadar insanın kendi varoluşuyla çeliştiği başka bir şey yoktur kanımca. 

Dünyaya gelen her insanın öleceğini bilmesi ve buna paralel olarak ölünceye kadar yaptıklarının/yaşadıklarının sorumluluğunun ona getirdiği veya getireceği hesabı ödemek durumunda olduğu/olacağı aklı başında olanların kaçınamayacağı mutlak bir hakikattir.

Maddi açıdan, yani bedensel ölüm gibi kaçınılmaz bir sonun hiçbir din, inanç, felsefe ya da ideoloji ile ilgisi yoktur, her doğan bir gün ölür.. 

Ancak doğumla ölüm arasındaki sorumluluklar ile ölüm sonrası ile ilgili senaryolar dinî inanç, felsefe veya ideolojinin konusu olabilir.

Benim esas sorgulamak istediğim nokta insanın aklı yetmeye başladığı andan itibaren bir gün öleceği hakikatini apaçık ve net bir şekilde zihninde canlı tutmaktan kaçınmasının nedenleridir.

Mesela ücretli çalışanlar, neredeyse işe başladıkları andan itibaren emeklilik hesabı yaparlar. Efendim ne zaman emekli olacak, yok ne kadar tazminat alacak, alacağı tazminat ve diğer birikimleri ile nereden ev alacak, nasıl bir emeklilik hayatı yaşayacak gibi bir dizi hesap, kitap, hayal kurmaca..

Hayır, yanlış anlaşılmasın, bu kötü bir şey değil elbette. İnsanın hayatında planlar yapması, hedeflerinin ve hayallerinin olması bilakis güzel bir şey.

Burada eksik olan şey ölümsüzlük diyarındaymış gibi planlar yapılması. Ölümün ya hiç, ya da çok az hesaba katılıyor olması.

Ölüm, inancın bir konusu değil ama ölümden sonrası tamamen inancın ve felsefenin konusu.

Ölümü bilmek sadece en alt düzeyde zeka gerektiriyor. Ölümden sonrası hakkında düşünmek ise akıl ve inanç gerektirir. Aklı başında bir insanın ölümü hatırlamaması neredeyse imkansız, fakat ölüm sonrası hakkında düşünmemesi bilinçli bir tercih. Burada da karşımıza insanın aldanışları, yanlış tercihleri, hesap hataları çıkıyor. Bunun nedeni doğru bilgiden uzaklaşmak, bilginin hakikatini arama külfetindense bilmemenin konforunu yaşamak olduğunu düşünüyorum.

Ölümlü bir hayatı yaşarken ölümden sonrası hakkında adam akıllı düşünmemek emekli olacağı işte sonsuza kadar çalışma planı yapmaya benzer.

İnsanın hayata bakışı sanırım ölüme bakışına göre biçimleniyor.
Bu meyanda ölüm hakkında ve ölüme dair fikirler insanın inancının ve ideolojisinin yani kısacası hayat tarzının belirleyicisi oluyor.

Biz Müslümanların hayat kitabı Kur'an-ı Kerim bakalım ölümle ilgili bize neler söylüyor:


Bakara Suresi    19         ...Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Allah Muhît'tir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.
Bakara Suresi    56           Sonra, ölümünüzün ardından sizi dirilttik ki, şükredebilesiniz.
Bakara Suresi    94           De ki: "Allah katındaki âhiret yurdu diğer insanların değil de yalnız ve yalnız sizin ise, eğer doğru sözlü iseniz, hadi isteyin ölümü!"
Bakara Suresi    95           Ellerinin önden gönderdiği şeyler yüzünden ölümü hiçbir zaman istemeyeceklerdir. Allah, zalimleri çok iyi bilmektedir.

Bakara Suresi    164         ........... aklını işleten bir topluluk için sayısız izler-işaretler-ibretler vardır.


Bakara Suresi    243         ölüm korkusuyla binlerce kişi halinde yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara "Ölün!" dedi de sonra onları diriltti. Şu bir gerçek ki Allah, insanlara karşı çok lütufkârdır. Fakat insanların çokları şükretmezler.
Bakara Suresi    259         Ya şu kişi gibisini görmedin mi? Çatıları çökmüş, duvarları-damları yere inmiş bir kente uğramıştı da şöyle demişti: "Allah şurayı ölümünden sonra nasıl hayata kavuşturacak?" Bunun üzerine Allah, o kişiyi yüz yıllık bir süre için öldürmüş, sonra diriltmişti. "Ne kadar bekledin?" demişti. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar bekledim." dedi. "Hayır, dedi, aksine sen, yüz yıl kaldın. Yiyeceğine, içeceğine bak! Henüz bozulmamış. Eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret yapalım diyedir bu. Kemiklere bak, nasıl yerli yerince düzenliyoruz onları ve sonra et giydiriyoruz onlara." İş kendisi için açıklık kazanınca şöyle dedi o: "Allah'ın her şeye kadir olduğunu biliyorum."

Ali İmran Suresi               154         Sonra bu kederin ardından üzerinize, içinizden bir gruba sarıp kuşatan, güven verici bir uyku indirdi. Bir grup da -gerçekten onlar kendi canlarının derdine düşmüştü- Allah hakkında gerçek dışı sanılara, cahiliye düşüncelerine kapılıyordu. “Şu işten bize bir şey var mı?” diyorlardı. De ki: “Emir/iş ve oluş tümüyle Allah’ındır. ”Öz benliklerinde, sana açıklamaz oldukları şeyler saklıyorlar. Diyorlar ki: “Bu işten bizim lehimize bir şey olsaydı, şuracıkta öldürülmezdik. ”Söyle onlara: “Evlerinizde kalsaydınız bile, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar, uzanacakları yerleri muhakkak boylayacaklardı. ”Bu, Allah göğüslerinizdekini denesin, 
kalplerinizdekini ortaya çıkarsın diyedir. Allah, göğüslerin özünü çok iyi bilir.

Ali İmran Suresi               168         Yerlerinde oturup da kardeşleri için, “bizi dinlemiş olsalardı öldürülmeyeceklerdi”diyenlere şöyle söyle: “Eğer doğru sözlüler iseniz kendi benliklerinizden uzaklaştırın ölümü!”
Ali İmran Suresi               185         Her benlik ölümü tadacaktır. Hak ettiğiniz karşılıklar size, kıyamet günü, eksiksiz bir biçimde verilecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kesinlikle kurtulmuş olacaktır. İğreti-sefil hayat aldatıcı bir yararlanmadan başka şey değildir.

Nisa Suresi         18           Yoksa, kötülükleri yapıp yapıp da her birine ölüm geldiğinde, "işte şimdi tövbe ettim" diyenler için tövbe yoktur. Küfre batmış olarak ölenlere de tövbe yoktur. Böylelerine biz korkunç bir azap hazırladık
Nisa Suresi         78           Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalayacaktır. Titizlikle korunan muhteşem kulelerde olsanız bile. Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, "Bu, Allah katındandır!" derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi, Allah katındandır." Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Nisa Suresi         100         Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkân da bulur. Ve her kim, evinden Allan'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.

En'am Suresi     61           O kulları üzerinde mutlak kudret ve egemenlik sahibidir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

En'am Suresi     162         De ki: "Benim namazım, kulluğum/bağışım, hayatım, ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir."
A'raf Suresi        20           Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: "Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olmayasınız yahut ölümsüzler arasına katılmayasınız diyedir."
Enfal Suresi        6             İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar gözleri baka baka ölüme sürülüyorlardı.
Tevbe Suresi     21           Rableri onlara kendisinden bir rahmet, bir hoşnutluk ve içinde ölümsüz nimetlerin bulunduğu cennetler müjdeliyor.
Hud Suresi         7             O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir."
Rad Suresi          22           Onlar, Rablerinin yüzünü arzulayarak sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bunlar içindir ölümsüz yurt.
İbrahim Suresi  17           Onu yutmaya çalışacak ama boğazından geçiremeyecek. Ölüm her yandan üstüne gelecek de bir türlü ölmeyecek. Arkasından da dehşetli bir azap.
Nahl Suresi        65           Allah, gökten bir su indirdi de onunla, ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi. Kuşkusuz, bunda kulak verip dinleyen bir topluluk için mutlaka bir mucize vardır.
İsra Suresi          75           İşte o zaman sana, hayatın da ölümün de katmerli acılarını tattırdık. Ve bize karşı hiçbir yardımcı da bulamazdın.
Kehf Suresi        8             Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.
Enbiya Suresi    34           Senden önce hiçbir insana ölümsüzlük vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ölümsüz mü olacaklar?"
Enbiya Suresi    35           Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz.
Hac Suresi          5             Ey insanlar! ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz. Daha sonra da tam kuvvetinize ulaşmanızı sağlıyoruz. Bununla birlikte içinizden bir kısmı öldürülüyor, yine içinizden bir kısmı ilimden sonra bir şey bilmesin diye ömrün en basit ve düşük noktasına geri gönderiliyor. Yeryüzünü de sönmüş kül halinde görürsün. Nihayet onun üzerine suyu indirdiğimizde titrer, kabarır ve her güzel/bereketli çiftten bir şeyler bitirir.
Müminun Suresi             99           Sonunda onlardan birine ölüm geldiğinde şöyle der: "Rabbim, beni geri döndürün;
Furkan Suresi    3             Böyleyken O'nun dışında bir takım ilahlar edindiler. Hiçbir şey yaratamaz bunlar. Kendileri yaratılmışlardır zaten... Kendi benlikleri için bile ne bir zarara güç yetirebilirler ne bir yarara. Ne bir ölüme güçleri yeter ne bir dirime ne de kabirden çıkarıp hesap sormaya.
Furkan Suresi    13           Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıklarında, orada haykırırlar: "Nerdesin ey ölüm!"
Furkan Suresi    14           Bugün bir ölüm çağırmayın, birçok ölümü davet edin.
Ankebut Suresi                57           Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.
Ankebut Suresi                63           Onlara, "Gökten suyu kim indirdi de onunla toprağı ölümünden sonra canlandırdı?" diye sorsan, mutlaka "Allah!" derler. De ki: "Hamd Allah'adır. Fakat onların çokları akletmiyorlar."
Rum Suresi        19           Diriyi ölüden çıkarır O, ölüyü diriden çıkarır. ölümünün ardından toprağa hayat verir. Siz de işte böyle çıkarılacaksınız.
Rum Suresi        24           Yine O'nun ayetlerindendir ki O size, korku ve ümit olmak üzere şimşeği gösteriyor; gökten bir su indiriyor da ölümünden sonra toprağı onunla canlandırıyor. Bunda, aklını işleten bir topluluk için elbette mucizeler vardır.
Rum Suresi        50           Artık Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, nasıl diriltiyor toprağı ölümü ardından! İşte bu Muhyî, ölüleri elbette diriltir. O, herşeye Kadîr'dir.
Secde Suresi     11           Söyle onlara: "Size vekil edilen ölüm meleği canınızı alır, sonra doğrudan doğruya Rabbinize döndürülürsünüz."
Ahzab Suresi     16           De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size hiçbir yarar sağlamaz. Böyle bir durumda sadece azıcık/az bir süre nimetlendirilirsiniz."
Ahzab Suresi     19           Size karşı cimrilik/kıskançlık ederler. Korku geldiğinde onları sana bakar halde görürsün. Korku gittiğinde ise hayra karşı kıskançlık yüzünden sizi keskin dillerle yaralarlar. ölümden üzerine baygınlık çökmüş biri gibidirler. Bunlar iman etmemişlerdir. Bu yüzden de Allah, amellerini boşa çıkarmıştır. Bunu yapmak Allah için çok kolaydır.
Sebe Suresi       1             Hamd, göklerde ve yerde bulunanlar kendisine ait olan Allah'adır. ölüm ötesi âlemde de hamd O'nadır. Hakîm'dir O, Habîr'dir.
Sebe Suresi       14           Sonunda, Süleyman için ölüm hükmünü verdiğimizde, onun ölümünü, değneğini yiyen dâbbetül arzdan/ağaç kurtçuğundan başkası onlara göstermedi. Süleyman yere yığılınca, açıkça anlaşıldı ki, eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı, o alçaltıcı azap içinde bekleyip durmazlardı.
Fatır Suresi         9             Allah odur ki, rüzgârları gönderdi. Rüzgârlar bir bulut kaldırır. Derken onu ölü bir beldeye sevk ettik de ölümünden sonra toprağa onunla hayat verdik. İşte ölümünden sonra dirilme de böyledir.
Saffat Suresi      59           "Sadece ilk ölümümüz; azaba da uğratılmayacağız, öyle mi?"
Zümer Suresi    42           Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerimi alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.
Fussilet Suresi  7             Onlar zekâtı vermezler. ölüm sonrası hayatı inkâr edenler de onlardır.
Dühan Suresi    35           "İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!"
Dühan Suresi    56           Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Casiye Suresi     5             Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır.
Casiye Suresi     21           Kötülüklere cesaretle dalanlar sanıyorlar mı ki, biz kendilerini, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanlarla aynı tutacağız. Hayatları ve ölümleri onlarla aynı mı olacak?! Ne kötü hüküm veriyorlar bunlar!
Muhammed Suresi        20           İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.
Kaf Suresi           19           ölüm sarhoşluğu hak olarak geldi. İşte bu, senin kaçıp durduğun şeydir.
Tur Suresi           30           Yoksa şöyle mi diyorlar: "O bir şairdir. Zamanın ölüm getiren felaketine çarpılmasını bekliyoruz."
Vakıa Suresi       60           ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz.
Hadid Suresi      17           Bilin ki Allah, toprağa ölümünden sonra hayat verir. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.
Cumua Suresi   6             De ki: "Ey Yahudiler! Eğer insanlar arasında yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunu sanıyorsanız, buna gerçekten inanıyorsanız, hadi ölümü isteyin!"
Cumua Suresi   7             Ama onlar, ellerinin üretip önden gönderdikleri yüzünden ölümü asla temenni edemezler. Allah, zalimleri bilmektedir.
Cumua Suresi   8             Şunu da söyle: "O kaçmakta olduğunuz ölüm, işte o, size mutlaka ulaşacaktır. Sonra, görülmeyeni de görüleni de bilene döndürüleceksiniz. O, size yapıp etmiş olduklarınızı haber verecektir."
Münafıkun Suresi           10           Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de içtenliğimi belgelemek için bir şeyler vererek iyilik ve barış sevenler olsaydım!" demesinden önce, size rızık olarak verdiklerimizden dağıtın.
Mülk Suresi       2             Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O'dur. Azîz'dir O, Gafûr'dur.
Nebe Suresi      9             Sizin uykunuzu bir dinlenme/bir rahatlama/bir tür ölüm yaptık.

Son olarak mübarek Kur'an-ı Kerim'in 83ncü suresinin tamamını buraya alıntılıyorum. Zira bu surede Cenab-ı Hak insanoğlunun dünyada değer verdiği şeyleri nasıl arkada bırakılıp ölüp gideceğini  ve dünyanın içindeki değerli ne varsa tüm doğal güzellikleri ile birlikte bir gün nasıl darmadağın olup parçalanacağını, insanın hayatının semeresinin önüne nasıl serileceğini, kudreti ilahi karşısındaki aczini bilfiil nasıl hissedeceğini muhteşem ifadelerle anlatıyor.

İnşikâk Suresi
Bismillâhirrahmânirrahîm.

1. Gök yarıldığında,
2. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
3. Yer düzlendiğinde,
4. İçinde ne varsa atıp boşaldığında,
5. Ve Rabbinin emrini dinlediğinde—zaten ona bu yaraşır.
6. Ey insan! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalar, sonunda Ona kavuşursun.
7. Kimin defteri sağından verilirse,
8. Hesabı kolayca görülecek,
9. Ailesine sevinçle dönecektir.
10. Defteri arkasından verilene gelince:
11. O da helâkini isteyecek,
12. Ve alevli ateşe girecektir.
13. Halbuki o ahbabının arasındayken pek keyifliydi.
14. Çünkü Rabbine hiç dönmeyecek sanıyordu.
15. Aksine, Rabbi onu görüyordu.
16. Yemin ederim akşamın alacakaranlığına,
17. Ve geceye ve barındırdıklarına,
18. Ve dolunay halindeki Aya:
19. Siz bir tabakadan diğerine geçeceksiniz.
20. Onlara ne oluyor ki inanmıyorlar?
21. Kendilerine Kur'ân okunduğunda secde etmiyorlar?(secde ayeti)  
22. Doğrusu o kâfirler yalanlayıp duruyor.
23. Allah ise onların gönüllerinde neler sakladıklarını pek iyi biliyor.
24. Sen onları acı bir azapla müjdele.
25. Ancak iman edip güzel işler yapanlar müstesna. Onlar için ardı arkası kesilmeyecek bir ödül vardır.

ALLAH

ALLAH

Kulluk Edilmeye Layık Tek İlah

“De ki: O Allah’tır; eşsiz-benzersiz bir tek’tir.
Allah Samed’dir. (Tüm varlığın sebebi olan mutlak
varlıktır.) O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
Ve hiçbir şey O’na asla denk ve benzer olmamıştır.”
(İhlâs 112:1-4)

Allah’ı hakkıyla tanıyan ve O’na gereği gibi iman eden kişi; kulluğunu yalnızca O’na adar. Yani hayatının her sahasında O’nun adına hareket eder. Kayıtsız şartsız itaat edilecek tek makamın Allah olduğunu bilir, kendini O’na teslim eder ve başka kimseye teslim olmaz.Dünya planındaki en büyük kıymete ve özgürlüğe böylece erişmiş olur.

Varlığının Allah’la anlam ve değer bulacağını bilir. Bu yüzden O’na verdiği kıymeti her şeyin üstünde tutar, adını listesinin bir numarasına yazar. Allah kaygısıyla yaşar, planlarına O’nu dâhil eder. Allah’ın sözünü, kendisininki de dâhil herkesin sözünün önüne geçirir.

YÜCE ALLAH’A DUA
Allah’ım!
Ey âlemlerin Rabbi!
Ey sevgiyi sevgiyle yaratan!
Ey seven, sevdiren ve sevindiren!
Ey rahmetin sonsuz kaynağı!
Ey merhametlilerin en merhametlisi!
Ey gönüllerin mutlak hakimi!
Ey zatını hamd ile azîz olduğum!
Ey zatını hamdden âciz olduğum!
Ben, layıkıyla övemem Seni!
Sen, övdüğün gibisin kendini!
Seni, layıkıyla ancak Sen tanırsın!
Seni, layıkıyla ancak Sen översin!

Allah’ım!
Kanadı kırık bir kuş gibiyim.
Uçsam uçamıyor, göçsem göçemiyorum.
Yarım bırakılmış bir düş gibiyim.
Yardan da serden de geçemiyorum.
Menzile erememe korkusu sardı benliğimi
Kolum kanadım kırık, gönlüm bin pare!
Ey kalpleri evirip çeviren, ey gönüller sahibi!
Yaraları saran, dağılanı toplayan Sensin!
Varlığım Senin varlığının şahidi!
Varlığım Senin Rahmetinin şahidi!

Allah’ım!
Varsın, bütün kâinat varlığının aynası.
Birsin, bütün mevcudat birliğinin şâhidi.
İnanmışız: her ne ki tek, o Yaratan’dır.
Biliriz ki: her ne ki çift, o yaratılandır.
Her şey Sana muhtaç, hiçbir şeye muhtaç değilsin Sen.
Ehad’sin, Vahid’sin, Samed’sin Sen.

Allah’ım!
Maddedeki her atomun tesbih ettiği Sensin.
Nefes alan her canlının zikrettiği Sensin.
Akıl emânet ettiğin her varlığın aklettiği Sen,
duyan ve duyuran her duyunun hissettiği Sensin.
Kadrü kıymet bilenlerin şükrettiği Sen,
varlığı nimet bilenlerin hamd ettiği Sensin.

Allah’ım!
Ben kulum, Sen Allah’sın.
Ben isteyenim, Sen verensin.
Ben susayanım, Sen suvaransın.
Ben muhtacım, Sen ihtiyaç giderensin.
Ben kendine yetmeyen, Sen her şeye yetensin.
Ben beni bilmeyen, Sen beni benden iyi bilensin.
Ben bende olmayan, Sen şahdamarımdan yakın olansın.
Kul kulca ister, Sen Allah’ça verensin.
Halim arzuhalimdir, duruşum duam.
Sensizsem neyim var, Senliysem ne gam?
Allah’ım!
Benliğimin yaktığı ateşte yakma beni!
Beni nefsime kul etme, kul et nefsimi Sana!
Bir lahza dahi bana bırakma beni!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana.
Bilmediğimi bildir, görmediğimi göster!
Sen bildirmezsen bilemem, göremem göstermezsen.
Gönlüme huzur, gözlerime nur, dizime derman ver!
Sen “Ol!” deyince olur, olmaz “Ol!” demezsen.
Canana can, cana canan, kalbe ferman ver!
Al işte ellerim, uzattım sana!
Ne olur, ne olur bırakma beni bana!
Sen bana yetersin, yetmem ben bana!
Allah’ım, ellerimi bırakma!

Allah’ım!
İmânı olanın imkânı tükenmez.
İmândan ve Kur’an’dan ayırma!
Kur’an’dan mahrum olana ışık erişmez.
Kitaba uyanlardan kıl, kitabına uyduranlardan kılma!
Kur’an’ı bizden razı, bizi Kur’an’dan razı kıl!
Hesap Günü’nde Kur’anı şahit kıl, şekvacı kılma!
Kur’an’ı bize aç, bize Kur’an’ı aç!
Susuz yüreklere vahyi ellerimizle saç!
İnsanlık zaman çölünde bu suya muhtaç Ya Rabbi!

Allah’ım!
Beni Allah’la aldatanlardan etme!
Allah’la aldatanlara aldananlardan etme!
Şeytanın eylemlerimizi süslemesine izin verme!
Şeytanın süslediği eylemlerimize izin verme!
Bana Hz. Adem’in tevbesini, Hz. Nuh’un direncini ver!
Hz. İbrahim’in imânını, Hz. İsmail’in teslimiyetini ver!
Hz. Yakub’un dirayetini, Hz. Yusuf’un iffetini ver!
Hz. Musa’nın celadetini, Hz. Harun’un sadakatini ver!
Hz. Davud’un sadasını, Hz. Süleyman’ın gayretini ver!
Hz. Eyyub’un sabrını, Hz. Lokman’ın hikmetini ver!
Hz. Zekeriyya’nın hizmetini, Hz. Yahya’nın şehâdetini ver!
Hz. Meryem’in adanmışlığını, Hz. İsa’nın safiyetini ver!
Ve Hz. Muhammed’in muhabbetini ver Ya Rab!

Allah’ım!
Bana eşyanın hakikatini göster!
Bana hakikate itaat, batıla isyan liyakati lütfet!
Dininin derdini derdim kıl, özel dertlerimi satın al!
Öyle Azîz dertlere müptela kıl ki, dermana dönüp
bakmayayım!
Bana, tadına doyum olmayan kerim acılar yaşat!
İrademi inayetsiz, bilgimi hikmetsiz bırakma!
İmânımı gayretsiz, sadakatimi mesnetsiz bırakma!
Mizacımı fıtratsız, ahlakımı nezaketsiz bırakma!
Hayatımı muhabbetsiz, ahiretimi cennetsiz bırakma!
İmânımı aklımın elinde esir etme!
Aklımı hissiyatımın elinde rezil etme!
Hissiyatımı şehvetimin elinde zelil etme!

Allah’ım!
Ağlamayan gözden, sızlamayan özden,
kızarmayan yüzden Sana sığınırım.
Şirkten, küfürden, müşrikten,
Cahilden, gafilden, kâfirden Sana sığınırım.
Harama dayalı servetten,
hak edilmemiş şöhretten Sana sığınırım.
Korkaklıktan, pısırıklıktan,
kıskançlıktan Sana sığınırım.
Hasetten, fesattan, kesattan, nifaktan,
fısktan, fücurdan Sana sığınırım.
İftiradan, ihanetten,
cimrilikten, kincilikten Sana sığınırım.
Allah’ım!
Bırakma bizi!
Tut elimizi!

Kur’an’a Göre Esmâ-i Hüsnâ Kitabı
Düşün Yayıncılık

25 Aralık 2020

KUMAR VE CİMER

Son zamanlarda dijitalleşen gündelik hayatın içinde kumar çok sinsice yayılırken kamu otoritesinin buna sessiz kalması hayret verici bir durum. Nefsimiz ve neslimiz için çok büyük bir tehlike ve tehdit olduğu aşikar bu durumu CİMER'e yazdım. Yaklaşık bir ay süreyle Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nı dolaşan şikayetimize Milli Piyango İdaresi, yani kumar oynatan resmi kurumumuz "biz kumarı özelleştirdik, bizim bu işlerle bir alakamız yok" demiş, yani lafın daha iyi tercümesi "kardeşim ben dükkanı kiraya verdim, adam kumar oynatıyorsa sorumlusu ben değilim"

Tamam, anladık kimse sorumluluk almıyor. Biz şimdi kime dert anlatalım Allah aşkına?

CİMER'e ilettiğim şikayet metni:

Anayasa'nın 58. maddesindeki “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” hükümleri gayet açık ve net iken Milli Piyango idaresi tarafından oynatılan bahis ve benzeri isimlerle aleni ve yasal olarak kumar oynatılıyor, bunun her türlü mecrada reklamı yapılıyor ve gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Üstelik internet üzerinden oynatılan oyunlar her geçen gün çeşitlerini artırıyor. Milli Piyango’nun sitesinde şu anda “Kazı-Kazan Oyunları” başlığına tıkladığınızda karşınıza türlü isimlerle tam 24 adet oyun çıkıyor.

Daha önce sigara ve alkollü içki ile ilgili alınan yasal tedbirlerle bu kötülüklerle mücadele edilmiş ve bu mücadeleye halen de devam ediliyor. Ancak Milli Piyango'nun işletmeci firması tarafından yasal çerçevede yürütülen bu kumar illeti milletimizin gençlerini, ailelerimizi ve herkesi tehdit etmeye ve zarar vermeye devam ediyor.
Bu konuda ivedilikle katı tedbirler alınmasını arz ederim.
Saygılarımla

22.11.2020 21:44 tarihinde internet üzerinden başvuru alındı.
 22.11.2020 21:44 tarihinde CİMER tarafından ADALET BAKANLIĞI tarafına sevk edildi.
 25.11.2020 14:29 tarihinde ADALET BAKANLIĞI tarafından HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI tarafına sevk edildi.

 21.12.2020 14:47 tarihinde MİLLİ PİYANGO İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ > MİLLİ PİYANGO İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ tarafından cevap yazıldı.

04.04.1988 tarihli ve 320 sayılı Milli Piyango Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Ek 2 nci (Ek: 1/8/2003-4971/23 md.; Değişik: 2/1/2017 - KHK - 680/82 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/80 md.) maddesinde yapılan değişiklikle; karşılığı nakit olmak üzere oynatılan piyango, hemen-kazan, sayısal loto, şans topu, on numara ve süper loto oyunları ile ilgili mevzuat çerçevesinde izin verilebilecek olan benzer şans oyunlarının lisansı, 06.01.2017 tarihinden itibaren 49 yıl süreyle Türkiye Varlık Fonuna verilirken, lisans konusu faaliyetlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesini izleme ve denetleme görevi ise İdaremize verilmiştir.
Türkiye Varlık Fonu A.Ş. ile Sisal Şans İnteraktif Hizmetler ve Şans Oyunları Yatırımları A.Ş. arasında düzenlenen sözleşme kapsamında; İdaremizce karşılığı nakit olmak üzere oynatılan oyunlara (Milli Piyango, Hemen Kazan, Sayısal Loto, Süper Loto, Şans Topu ve On Numara) ilişkin iş ve işlemler; 01.08.2020 tarihi itibariyle yüklenici firma tarafından devralındığından, İdaremizce halen bayiler aracılığıyla herhangi bir oyun oynatılmamakta ve çekiliş yapılmamaktadır.

05 Aralık 2020

Yeşilin Ölümü (renklerin dili)

kırmızı;

ateştir,

alev alev yanar, 

ısıtır belli bir karar,

cazibesi çoktur,

arzuyu kamçılar

şehvetiyle yakar..


sarı;

topraktır,

dingin ve sakin,

ölüm kadar sessiz, 

ıssız bir harekettir,

arzın dölyatağı, 

umut verir,

türlü türlü ürün renk renktir, 

emeğin karşılığı

toprakta berekettir..


mavi;

gök ve denizdir;

ayrılmaz birbirinden,

su kalkar yerden,

iner tekrar gökyüzünden

diriltir yerdeki ölü tohumu,

coşkun bir ırmak olur,

ya bir gölde 

ya da denizde durulur.


beyaz; 

ışıktır,

hep aydınlık,

manası; temizlik ve saflık,

gün olur ısıtır,

gün gelir karlı beyaz bir örtüdür arza ,

süs olur gelinlik kıza..


siyah;

karanlık ve matem,

yasak ve mahrem,

efsunlu bir asalettir; 

sanatkarın elinde,

siyahın yanında parlar 

cazibe sunar,

canlanır birer birer 

birbirine zıt renkler..


yeşil;

tabiattır,

yüce bir diriliş,

yalnız olamaz yeşil

bunu bil;

evvela sarı toprak lazım,

sonra berrak su,

beyaz aldığı nefestir güneşte,

soluk verir karanlık gecede.

yanmaya görsün yeşil dokusu;

cehennem kırmızısı can korkusu..

tüm renkler yeşilde hayat bulur,

yeşil ölürse renkler silinir,

tabiat son bulur..


Peyami Bayram

5 Aralık 2020

İstanbul


06 Kasım 2020

İKİ KADIN VE BEN

İKİ KADIN VE BEN


beni en çok seven iki kadın;

biri annem, biri sen.

bebekken avutan

sabırla büyüten

sevmeyi ve gülmeyi öğreten,

merhameti, cömertliği

doğruluğu ve nezaketi,

diğerkamlığı,

arkadaş olmayı,

dost tutmayı,

ve daha pek çok şeyi,

kısaca insan olmayı;

annemdi bana aşılayan.

babamdan gördüğüm

daha az değildi elbet;

var bir o kadar..

sonra; 

kendimi buldum 

bir yuvada seninle

gönlümde taht kurdun

tüm güzelliklerinle..

aradığım ne varsa 

buldum sende

ya sözlerinde,

ya gözlerinde

ya da kalbinde

öyle bildim seni

ve

öyle sevdim seni

ortada beş muhteşem eser,

birbirinden güzel,

hepsi seninle beraber..

ne mutlu bana;

baba olabildimse babam kadar,

ve;

sana sevgili yar..

beni bağışlayın;

bir haylaz çocuğum,

işte öyle;

bazen sıcak olsam da,

bazen soğuğum.


Peyami Bayram

17 Eylül 2020

İstanbul





HAZAN

HAZAN


taze bir güne uyanırız;

her sabah,

yeni bir başlangıçla..

uykuda bırakılır dünün yorgunlukları,

hüzün ve mutlulukları.

merhaba der güneş, 

dipdiri ve sımsıcak,

hayat yeniden başlayacak,

sanki hiç akşam olmayacak..

türlü telaşlar tükenmez,

günbatımı yaklaşırken vakit yetmez

yarım kalan işler, sanki bitmez

solan bir gül gibidir gün,

geçti aylar ve yıllar, 

artık hepsi dün..

işte budur hayat..

sürerken koşturmaca 

ufka bakınca;

gün akşam,

mevsim hazan..

yere düşen her yaprak

yüzünde iz bırakarak

hatırlatıyor yaklaşan kışı

bakışlar değişmez

sonra, 

işitmez olur

aynadaki haykırışı

ve tükenir vade

nefis istemese de


Peyami Bayram

16 Ekim 2020

İstanbul



Nasihat 9

"Eşek ölür semeri kalır, insan ölür esri kalır" demiş atalarımız.

Bence evlat sahibi olan her insanın yapabileceği en iyi eser geride bıraktığı hayırlı bir nesildir. Bu sebeple iyi ebeveyn olmak çok çok önemli. 

İnsan özellikle yetişme çağlarında yaşadığı olumlu ve olumsuz hatıraları unutmuyor ve unutamıyor. Ayrıca varsa yaşadığı psikolojik travmaları hayatı boyunca içinden bir türlü atamıyor ve bu travmanın büyüklüğü oranında sorunlarla boğuşuyor. Sorunlar bazen ufak arızalar şeklinde karşımıza çıkıyor, bazen de psikolojik/psikiyatrik vakalar şeklinde zuhur etmesinin yanında toplumsal yaşamda çok farklı türden arızalara, çatışmalara, hatta felaketlere sebep olabiliyor. İnsanın yetişme çağlarında yaşadıkları o derece önemli ki ebeveyn şefkati, sevgisi, ilgisi, eğitimi ve olumlu yönlendirmesi ile bir çocuktan bir mucit, bir dahi, bir ozan, bir zenaat erbabı, bir lider çıkabileceği gibi bunların tam zıddı ilgisizlik, sevgisizlik, şefkat noksanlığı ve eğitimsizlik ile o masum çocuğun bir haydut, bir terörist, bir seri katil veya sapığa dönüşmesi de büyük ihtimal değil öncelikle ebeveynlerin eseridir. 

Çocukları dünyaya getirme sebebi olabilirsiniz. Bu yemek, içmek gibi doğal ve fizyolojik olarak çok temel ve basit bir döngünün sonucudur. Tüm canlılar bu üremeyi yapar. İnsan ise tekamül ederse insan olur, insanlaşır. Irkı, dili, vatanı, inancı ve ideolojik görüşü ne olursa olsun dünyaya gelmesine vesile olduğu yavrusuna şunları verebilen ebeveyn insanlık ailesine faydalı bir birey kazandırmış olur:

- Tanrı'ya şirk koşmadan inanmak. O'ndan başkasına kulluk etmemek ve O'ndan başkasından yardım, tavassut beklememek.

- İnsanları hiç bir ön koşul olmadan sevmek. Her insanın kendisi gibi bir canı, hisleri ve değerleri olduğunu düşünmek.

- Eleştirmeden sevmek, bakmadan görmek, gönülden hissetmek.

- Aile ve akrabalık ilişkilerini güçlü tutmak.

- Dostluklara önem vermek, dost kalmak, dostlukla yaşamak.

- Başta ailesi olmak üzere yakınlarına sevdiğini sözlü olarak, hediyeleşerek, gülümseyerek, yardımlaşarak, paylaşarak ifade etmek.

- Yüzünü tebessümle donatmak.

- Selamı her zaman, herkese vermek, hal-hatır sormak.

- Özü ile sözü bir olmak.

- Helal lokma yemek.

- Komşularla iyi geçinmek, yardımlaşmak.

- Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamak.

- Cömertliğin varlıktan değil gönülden olduğunu her durumda ve ortamda göstermek. 

- Yoksulluk yaşarken bile çocuğuna yoksunluk hissettirmemek. 

- Yakınlarının mutluluğundan keyif almak, kederlerini paylaşmak. 

- Emanete ihanet etmemek.

- Vatanını sevmek.

- Kamu malını korumak.

- Doğayı sevmek, çevreyi korumak, doğal hayatı yaşatmak.

- Geçmişini bilmek, atalarını tanımak.

- Gıybet etmemek.

- Çalışkan olmak.

- Her nefes alışı bir umut bilerek umudunu hiç bir zaman yitirmemek. 

- Kanaatkar olmak, mevcuda şükretmek.

- Her gün bir iyilik yapmak.

- Ahde, dostluğa ve iyiliğe vefalı olmak.

Tüm bunların kaynağı ise inanç, sevgi, şefkat ve sabırdır.


Peyami Bayram

31 Ekim 2020

İstanbul






Bir hafta önce kaldığımız yerden hayata devam mı edelim yoksa bir şeyler yapmanın vakti geçiyor mu?

Tam bir hafta önce güzel İzmirimiz bir depremle sarsıldı.

Tüm ülke olarak canımız yandı.

Biz anladık ki;
Erzincan, Van, Elazığ, Afyon, Gölcük veya İzmir olmuş fark etmiyor;
hangi uzvumuz kırılsa tüm ülkenin canı yanıyor.
Çok şükür ki; acımızda biriz ve beraberiz.
Enkaz altında kaybettiğimiz canlar hepimizin yüreğini dağladı.
İdil, Elif ve Ayda yavrularımız enkaz altından çıkarken sevinç gözyaşlarımızı tutamadık.
Evet, bunlar çok güzel şeyler.
Bizi birbirimize bağlar, aramızdaki sevgiyi ve muhabbeti artırır.
Hepsine eyvallah.
Gelelim bugüne..
Aradan bir hafta geçti;
kaldığımız yerden hayata devam mı edelim yoksa bir şeyler yapmanın vakti geçiyor mu?
114 can kaybı, yüzlerce yaralı ve bir o kadar mağdur ailemiz var.
Şimdi enkaz kaldırıldı, yitirdiğimiz canlar defnedildi, yaralılar tedavi altına alındı, evi yıkılanlara geçici olarak çadır, konteyner vs sağlandı, belki evini kaybedenler için birer de konut yapıp verir devletimiz.
Lakin şunu hepimiz biliyoruz ki Türkiye'de yaşayan insanlar olarak çok ciddi bir deprem kuşağındayız.
Doğal afetlere karşı insanın acziyeti binlerce yıldır bilinen ve karşı konulamayan bir gerçektir.
Ancak insanlığın bilim ve teknoloji alanındaki geldiği nokta da binlerce yıl öncesine göre çok çok farklı bir noktada.
Aklımın erdiğinden beri hatırladığım kadarıyla 1970'li yıllardan bu yana yaşadığımız depremlerin bir öncekinden farkı belki sadece deprem sonrası enkaz kaldırma ve yardım hizmetlerindeki gelişim.
Deprem öncesi ile ilgili imar, inşaat ve bunlarla ilgili hukuki konular adeta yerinde sayıp duruyor.
Acıda ve kederde bir olmanın duygusallığından mest olmayı bir kenara bırakıp olayları rasyonel olarak değerlendirmeliyiz.
Yoksa Allah korusun aynı senaryoları tekrar tekrar yaşamamız şaşırtıcı olmaz hiç bir zaman.

Peyami Bayram
6 Kasım 2020
İstanbul

02 Ağustos 2020

İstanbul Sözleşmesi

Ne #istanbulsoezlesmesiihanettir demekle konu kapanıyor, ne de
#istanbulsozlesmesiyasatir demekle kadın cinayetleri bitiyor.

Her erkeği yetiştiren anne de bir kadın ve her erkeğin ilk  rol modeli baba da bir erkek.
..

Kadın cinayetlerinin arka planında ebeveynlerin izleri sürülmelidir.
Psikolojik olarak sağlıklı bir ailede yetişen, iyilik örneği ebeveynlerin çocukları iyi olur, bu kadar açık ve net.
Hukuk ahlâkın önüne geçemiyor, bu her yerde böyle.
..

İyilik yaşatır.
İyi insanlar yaşatır.
Siz iyi insanlar yetiştirmeye bakın.
İyiliğin temeli ailede atılır.
Ne devlet, ne hukuk ailenin yerini alamaz.
İyi insanları yine iyi insanlar yetiştirir. 
İyi örnekten kötü erkek ya da kötü kadın çıkmaz.
Kötü örnekleri kaldırın kâfi.

Peyami Bayram
2 Ağustos 2020
İstanbul

12 Temmuz 2020

Z Kuşağı ve Sonrası

Z Kuşağı ve Sonrası

Son zamanlarda yeni nesle dair farklı yorumlar yapılmakta, Z Kuşağı denilen bu neslin bundan sonraki seçimlerde belirleyici olacağı falan konuşuluyor.

İşin siyasi yönü bir yana, gelecek yılların bu kuşağın elinde şekilleneceği kuşkusuz. Şu anda yirmili yaşlara kadar olan bu kuşağı yetiştiren ve halen onlara önderlik eden, yol gösteren veya önlerinde durup yollarına engel olarak bir anlamda bu nesli bir yerlere kanalize eden ebeveynler, eğitimciler, idareciler ve siyasiler olarak yine bizim kuşağımız sorumluluk mevkiinde gözüküyor.

Bu neslin hakkında konuşmak için  öncelikle tanım ve tasvir gerekir.

Çoğunlukla çekirdek aile denilen anne, baba ve çocuklardan oluşan sabit gelirli ailelerde tek çocuk veya bir, bilemediniz iki kardeşi olan çocuklar bunlar. Şehirli, apartmanda yaşayan, bahçeyi, toprağı, ağacı, yaprağı, çiçeği, böceği, hayvanı belgesellerden öğrenen. Kaloriferli, kimalı, 7/24 sıcak su imkanı olan. Elektronik cihazlar ve akıllı sistemlerle büyümüş, AVMlerden veya online alışveriş yapan. Okula servisle gidip gelen. Sınavları test yöntemi ile yapılan. Kitap okumaktan çok televizyon izleyen, bilgisayar oyunları oynayan. Her yıl deniz kıyısında tatil yapan. Hazır gıdalarla beslenen. Sürekli bir üst seviyenin sınavları için yarışan. Sporu beden eğitimi dersi dışında televizyondan izleyen. Sanat eğitimi alma imkanı bulamayan. Ekseriyetle medyatik kişilerin etkisinde kalarak popüler kültüre teslim olan. Para kazanmaktan çok harcamaya odaklanan. Evde prens/prenses rolü verilerek ders ve okul dışında hemen hemen hiçbir sorumluluğu olmayan veya sorumluluk almayan. Paylaşmayı bilmeyen ve hatta çoğunlukla sevmeyen.

Bu neslin konfor, hız ve haz için yaşanan bir dünyada yetiştiklerini gözönünde bulundurmak zorundayız.

NATO/VARŞOVA, KAPİTALİST/SOSYALİST olarak adlandırılan iki kutuplu bir dünyada yetişen bizim neslin hibrit güçlerin vekalet savaşları yaptığı, finans kapital sistemin doğudan batıya tüm dünyayı tahakkümü altına aldığı, teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızda ilerlediği, iletişimde milisaniyelerin yarıştığı bir dünyanın ortasına bıraktığımız çocuklarımızla ilgili, yani geleceğimiz üzerine çok düşünmemiz, kafa yormamız şart.

Bu çocukların kendilerini içinde buldukları bu dünyayı çok iyi anlamaları gerekiyor. Bu dünyaya karşı özgün bir duruş ve yukarıda saydığımız güçlere karşı bağımsızlık ve özgürlük adına doğru adım atmaları için bu şart.

Bizim onlara aktarabileceğimiz bilgiden ziyade bazı temel düsturlar olabilir ancak. Zira bilgi günden güne yenilenen bir mefhum.

Vaktin kıymetini bilmek, çalışma disiplini, gereksiz ve faydasız bilgiden uzak durup üretici fikir ve eylemleri için zaruri bilginin peşine düşmek ve yüce idealler için sorumluluk sahibi olmak. Bir de bütün bunları icra edebilecek cesaret sahibi olmak.

Bu meyanda Z kuşağı için yapılması gerekenler özetle şöyle sıralanabilir kanımca;

Dayak ve benzeri sert yöntemler terbiye metodunun temeli olmadığı gibi aşırı yumuşak ve güya hoşgörülü yöntemlerin de "merhametten maraz doğar" sözünü haklı çıkardığını Z kuşağının önemli bir kısmında görüyoruz maalesef.

Kanaatime göre gerçekten ciddi sorumluluk almayan/verilmeyen çocuklar/gençler sanal alemin de etkisiyle uyuşturucu müptelası misali asalak ve bağımlı oluyor. Çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren sorumluluk verilmeli, kazanmayı ve kaybetmeyi yaşatmalı.

Kar/zarar, kazanç/kayıp, başarı/başarısızlık gibi varlık/yokluk, darlık/bolluk ile sevinci ve hüznü de çocuklar bizzat yaşamalı. Film seti gibi hayal dünyasında gerçeklere gözleri kapatılmış,  popüler kültürün dayattığı bir hayatı -mış gibi özenti ve eziklik duygularıyla yaşayan çocuklar bu güçlü dalga karşısında yeterli özgüveni olmadığı gibi öykündüğü rol modeller misali sömürmeye ve sömürülmeye müsait birer zavallı olarak yerini alır toplumda. Bu da gelecek adına bir hayal kırıklığından öte çöküşün, entegrasyonun ve belki de yok oluşun ta kendisidir maalesef. Bu akıbeti yaşamasını istemiyorsak gençlerimize küçük yaşlardan itibaren önce aile içinde ufak sorumluluklar vermeliyiz. Daha sonra mutlaka ve mutlaka herhangi bir şekilde üretime katılmasını düzenli olarak sağlamalıyız. Peşinden aile bütçesine katkı sağlaması, en azından kendi masraflarını karşılaması. Bütün bunları yaparken paylaşmayı ve ürettiğinden, kazandığından muhakkak surette yoksula, düşküne yardımda bulunmayı ilke edinmesine yardım etmeliyiz. Bu şekilde israf etmemeyi, çevreye zarar vermemeyi öğrenecektir. Doğru sözlü, mertlik, dürüst ve iyi ahlak sahibi bir birey olarak araştırma ve okumayı da ilke edinirse hiçbir gücün karşısında eziklik hissetmeden izzetli bir yaşam sürebilir. Bizim de gözümüz arkada kalmaz diye düşünüyorum.

Peyami BAYRAM
12 Temmuz 2020

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...