http://webdosya.diyanet.gov.tr/anasayfa/UserFiles/Document/TextDocs/368ae404-cb6d-40df-b694-aea5866ecd89.pdf
33. İl Müftüleri İstişare Toplantısı Sonuç Bildirgesi
28-30 Kasım 2016 / Adana
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yürütülmekte olan hizmetleri değerlendirmek üzere
düzenlenen 33. İl Müftüleri İstişare Toplantısı 28-30 Kasım 2016 tarihleri arasında Adana’da
gerçekleştirilmiştir. Başkanlığın üst düzey yetkilileri ve 81 il müftüsünün katılımıyla
gerçekleşen toplantıda, “15 Temmuz Süreci ve Din Hizmetlerine Etkisi (Sorunlar ve Çözüm
Önerileri)” ana başlığı altında çalıştaylar ve özel oturumlar düzenlenmiş, merkez birimlerinin
planladığı çalışmaların sahadaki yansımaları değerlendirilmiştir.
Toplantı boyunca yapılan müzakere ve istişareler sonucunda aşağıdaki hususların kamuoyuyla
paylaşılmasında fayda görülmüştür:
Bu vesileyle toplantı öncesinde Adana'da gerçekleştirilen menfur terör saldırısında ve dün gece
meydana gelen yangın faciasında hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet niyaz
ediyor, yakınlarına, Adanalılara ve tüm milletimize baş sağlığı diliyoruz.
1. Milletimiz 15 Temmuz darbe girişimini feraset ve cesaretiyle durdurmuştur. Bu hain darbe
girişimi bir kez daha göstermiştir ki, din kisvesi altında menfaat devşiren, ayrıştıran ve sinsi
planlarıyla toplumumuzun bilincinde derin yaralar açan din istismarcılarına karşı etkin
mücadele yürütülmesi kaçınılmazdır. Menfur terör hareketinin ve bu hareketin beslendiği
hastalıklı düşüncelerin izale edilmesinde, milli birlik ve beraberliğimizin
güçlendirilmesinde, millet olma şuurunun pekiştirilmesinde toplumun bütün kesimlerine
büyük görevler düşmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığının bütün müftülükleri ve yurt
sathında her düzeyde görev yapan din görevlileriyle birlikte darbe girişimi karşısında
sorumlu ve kararlı tutumu milletimiz tarafından takdirle karşılanmıştır. Başkanlığımız,
darbe girişiminin ardından da din ve mukaddesatı istismar eden zihniyet ve odaklara karşı
toplumu bilgilendirme ve aydınlatma görevini aksatmadan sürdürme kararlılığındadır.
2. FETÖ/PDY,samimiyet, ihlas ve hayırseverlik gibi dini değerlerimizi; imam, vaiz ve cemaat
gibi İslâm’ın en temel kavramlarını istismar ederek en büyük zararı maalesef yüce dinimize
vermiştir. FETÖ/PDY, halkımız arasında şüphe, kuşku ve endişe ortamı oluşmasına neden
olmuş, milletimizin arasındaki güveni tahrip etmiştir. Ailelere acı, anne babalara hüsran,
aldatılmışlara hayal kırıklığı ve pişmanlık yaşatmıştır. Şimdi millet olarak hepimize düşen
görev, bu kaygı ve şüphe ortamını ortadan kaldırmak, güveni yeniden her düzeyde tesis
etmek için basiretle, var gücümüzle çalışmaktır.
3. 15 Temmuz kalkışmasını planlayanlar, bu hain girişime destek sağlayanlar adalet önünde
hesap vermeli ve hukuk nezdinde hak ettikleri en ağır cezaya çarptırılmalıdırlar. Maşeri
vicdanı, şehitlerimizin ve milletimizin hukukunu korumak bakımından adaletin işletilmesi
son derece önemlidir. Yürütülen hukuki süreçlerde, hak, hukuk, adalet ve masumiyet
ölçülerinin ihlal edilmemesi için azami gayretin gösterildiği açıktır. FETÖ/PDY ile
mücadele edilirken başka hak ihlalleri ve mahrumiyetlerin yaşanmaması için de büyük özen
gösterilmesi gerektiği izahtan varestedir.
4. Darbe girişimi sonrasında, dinî oluşum ve yapılar irdelenmeye, sorgulanmaya ve kimi
tartışmalara konu edinilmeye başlanmıştır. Bu kabil yapılara karşı kaygı, endişe ve
şüphelerin çoğaldığı bu süreçte Başkanlığımız, İslam’ın ana kaynaklarına, tarihi bilgi
birikim ve tecrübesine göre sağlıklı bir din anlayışının yerleşmesi; hurafeci, sapkın, batıl
inanış ve düşüncelerin izalesi için üzerine düşen vazifeyi yapmaya devam edecektir.
Toplumun din güvenliğini tehdit eden oluşumların önlenmesi için milletin vicdan
hürriyetini güvence altına alacak düzenlemelerin yapılması ertelenemeyecek bir
zorunluluktur.
5. Ülkemizde son dönemde görünümleri ve etki alanları giderek artan bir takım türedi dinî
hareketler dikkat çekmektedir. Şahıs merkezli gelişen bu tür oluşumlar, kendileri dışındaki
herkesi karalayarak hatta tekfir ederek çarpık bir din anlayışı oluşturmaya çalışmakta;
İslam’ın evrensel değerlerinden uzak kişisel ve hizipsel menfaatleri öncelemektedir.
Alternatif Cuma namazları, çarpık fetvaları, sözde eğitim faaliyetleri, ilkesiz radyo ve
televizyon yayınları ile taraftar toplamaya çalışan bu grupların toplumsal hasarlarını
önlemek için gerekli tedbirler alınmalıdır.
6. İslam’ın yüce değerleriyle ve gayesiyle uyuşmayan, din adına İslam’ın ahlak ve iffet
değerlerini ayaklar altına alan, din istismarı üzerinden ticaret yapan, Müslümanların dini
duygularını sömüren, toplumumuza bidat ve hurafelerle örülü gerçek dışı bir din anlayışı
sunan yazılı, görsel ve işitsel yayınlar hakkında ilgili kurumlar denetim mekanizmalarını
işletmelidir.
7. Bazı çevrelerin kendi görüş ve düşüncelerini tek doğru, indî mütalaalarını, rüya ve
vehimlerini hakikat olarak sunması, bunu kabul etmeyenleri ise bidat ve küfür ehli olarak
itham etmesi İslam’ın sahih bilgisi ile bağdaşmayan açık bir sapkınlıktır.
8. Lafızcı, şekilci, indirgemeci, tek tipçi ve parçacı yorumlarla kendilerinden olmayanları
tekfir ederek Müslümanları ayrıştıran, ötekileştiren, şiddeti körükleyen, İslamofobiyi
besleyen habis tezahürler İslam’ın inancından, ahlakından ve tarihinden derin bir kopuş ve
sapmadır.
9. Batı dünyasında Müslümanlara yönelik ayrıştırıcı tutum ve davranışların artması, camilere
yönelik saldırıların çoğalması, yurt dışındaki millet varlığımızın sorgulanmaya başlanması
kaygı vericidir. Yabancı düşmanlığının radikal bazı siyasiler ve ırkçı söylemlerle tırmanışa
geçtiği, İslam ve Müslüman karşıtlığının bazı ülkelerde iç siyasi mülahazalarla sistematik
hale getirildiği görülmektedir. Sürecin küresel barış ve güvenliği tehdit edecek bir noktaya
doğru evrildiği esefle müşahede edilmektedir.
10. Bölücü terör örgütü ve işbirlikçilerinin yol açtığı maddi-manevi tahribatın giderilmesi için
başlatılan çalışmalar aksatılmadan sürdürülmelidir. Bu kapsamda Başkanlığımızın
hazırlamış olduğu acil eylem planı kararlılıkla uygulanmaya devam edilmelidir.
11. İletişim araçlarının ve teknolojik imkânların sınır tanımadığı günümüzde, genç kuşaklar
birtakım yayın ve telkinlerle bedensel ve ruhsal istismara maruz kalmakta, milli ve manevi
değerlerimizden uzaklaşmaya itilmektedir. Bu gidişatın doğuracağı olumsuzlukların
önlenebilmesi için gençliğin zihin dünyasını koruyacak, maneviyatlarını güçlendirecek,
kimlik ve aidiyet bilinçlerini pekiştirecek çok boyutlu çalışmalar yürütülmelidir.
12. Camilerin toplumu kucaklayan, vaaz ve hutbeleriyle insanlara yön veren, huzur, güven,
birlik ve bütünlük aşılayan manevi merkezler olması, Başkanlığımızın öteden beri üzerinde
özenle durduğu aslî hedeflerindendir. Bu kapsamda gençlerin, kadınların, çocukların
camiyle buluşması daima teşvik edilmeli, engelli vatandaşlarımızın camiye erişimi
konusunda yapılan çalışmalar artırılarak devam ettirilmelidir.
13. Gerek ülkemizdeki muhtaçların gerekse misafir olarak ağırladığımız milyonlarca sığınmacı
kardeşimizin yaralarını sarmada, hayata tutunmalarını kolaylaştırmada milletimizin hayır,
hasenat, sadaka, zekât gibi bağışların önemli bir payı ve katkısı olduğu açıktır. Zenginlerin
malları üzerindeki fakir ve ihtiyaç sahiplerine ait payın dağıtılması, fakirlik, yoksulluk ve
yoksunluk içinde yaşayan kesimlerin sorunlarının çözümü için de büyük bir imkândır.
Diyanet İşleri Başkanlığının bu kabil hayri ibadetlere rehberlik yapması görevlerinden bir
tanesidir. Başkanlığın bu tür mali ibadetlerin ifasında da halkımıza rehberlik etmesi için
gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
14. Diyanet İşleri Başkanlığının gelişen ve değişen şartlara göre nitelikli insan ihtiyacını
karşılamak için din eğitim ve öğretim müfredatının her düzeyde yeniden değerlendirilmesi
aciliyet kesbetmektedir. Bu kapsamda Dini Yüksek İhtisas Merkezlerinin de araştırma ve
inceleme ünitelerini içerecek biçimde yeniden yapılandırılması, akademik bilgi ile
ilişkilendirilmesi ve Başkanlığın ulusal ve uluslararası ölçekte yürüttüğü hizmetleri deruhte
edecek nitelikli insan kaynağını sağlayacak düzeye getirilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Bu yöndeki düzenlemeler bir an önce hayata geçirilmelidir.
15. Tarihi tecrübesi ve birikimiyle Diyanet İşleri Başkanlığı her geçen gün hizmet kapsamını
ve kalitesini artırma gayretindedir. Gerek yurt içinde gerekse gönül coğrafyamızda
yürüttüğü hizmetlerle küresel bir teşkilata dönüşen Başkanlığımızın, belli kişi ve kesimlerce
eleştiri sınırlarının da ötesine geçerek itibarsızlaştırılmak istenmesi, karalama ve iftiralara
maruz bırakılması bütün teşkilat mensupları ve aziz milletimiz tarafından üzüntü ve esefle
karşılanmaktadır. Milletimizin dini-manevi hayatına rehberlik eden Başkanlığımıza yönelik
bu tür haksız, yersiz, mesnetsiz ve tutarsız ithamlar, milletimizin vicdanını yaralamaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
RAMAZAN 1447 CÜZ 30
OTUZUNCU CÜZ Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...
-
İstikamet ve istikamet açısı Bilindiği gibi bir çemberin 360 eşit yayının merkezdeki açısına 1 derece denir. Bir çemberin 6400 eşit ...
-
Hemen başta merakınızı gidereyim. Biz bu savaşın merkezindeyiz, hatta tam ortasındayız. Merkezi veya ortası derken neyi kastettiğimi aşağıda...
-
Son günlerde uyuşturucu ve her türlü ahlaksızlıkların ortaya döküldüğü iğrençlikler herkesin gözüne adeta zorla sokuluyor. Dünyada büyük güç...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda isminizi belirtiniz. Teşekkürler.