28 Eylül 2019
Nasihat 8
Derdi olmayanın
derman araması da olmaz.
Dertsiz kimseden yoldaş olmaz.
Bil ki;
Dermansız dert olmaz.
Dertsiz kimse mert olmaz.
Derdi olanın;
gözü de sözü de tok olur,
ama sert olmaz.
Yıkılmaz bir kaledir
Dertli olanın kalbi,
Muhasara edilir
belki muvakkat
Zaptedilemez o kale
Çünkü onda iman kat kat.
Dertsizden uzak dur,
Bir de ümitsizden.
Kimseye hayır gelmez gayretsizden.
Daima bir derdin olsun evladım,
Derman ararsan Mevla verir,
Sen yola düş,
Gayretin sana ümit verir,
İlim ışık olsun yoluna,
Bakma sağına, soluna,
Kazancın gündelik olmaz bu yolda,
Yarın uzak değil,
Bir gecenin ardında.
Peyami Bayram
28.09.2019
İstanbul
19 Eylül 2019
MOSKOVA
Moskova'da yaşamak gerçekten çok zor.
Geçmişte komünist dünyanın yani demirperdenin merkezi olmuş bugün vahşi kapitalizmin en acımasız şehirlerinin başında geliyor Moskova.
Hayat çok pahalı. Sıradan bir çalışanın, onların eski tabiriyle proleterlerin emeğiyle burada ev sahibi olması neredeyse imkansız. İki odalı, yani bizdeki tabirle 1+1 ev alabilmek için yaklaşık 200-250 bin dolarınız olmalı.
Aynı evin kirası ise bin dolar civarında.
Bahsettiğim bu tarz bir ev şehrin merkezinde falan da değil.
Çok kalabalık ve bir o kadar da hareketli bir şehir Moskova. Yaklaşık 20 milyon insan yaşıyor.
Aynı anda 1 ila 2 milyon insan yerin altında metroyla bir yerden bir yere ulaşmaya çalışıyor.
Evet bu rakam belki biraz abartı gibi gelebilir. Ancak bizzat metro istasyonlarını ve o kalabalığı görünce inanmamak elde değil.
Yerin altında bazı yerlerde iki bazı yerlerde de üç kat metro hattı döşenmiş. 1900'lü yıllardan itibaren yapılan bu metro hatlarının yapımı yani metro hattının genişletilmesi hala devam ediyor. Bir çok defa geldiğim bu şehirde bizzat şahit olduğum yeni istasyonlar bile var.
Metro ucuz ve daha hızlı bir ulaşım imkanı sunuyor aslında burada yaşayanlara. Fakat dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi burada da toplu taşımaya yine alt ve orta gelir grubu biniyor. Üst gelir grubu içinse statü meselesi tabii ki.
Moskova'da otomobil almak çok kolay. Alt gelir grubunun bile araba alması mümkün. İkinci el orta sınıf bir binek otomobil bir kaç bin dolara alınabiliyor. Petrol üreten bir ülke olması hasebiyle akaryakıt da o oranda ucuz. Bizdekinin dörtte birinden az.
Böyle olunca her imkanı olan araba alıyor ve trafik karmaşası her geçen gün artıyor.
Şehrin bazı yerlerinde yedi şerit gidişi, yedi şerit gelişi olan yolların dahi hiç neredeyse hiç yürümeyen trafiğini sıklıkla görebiliyorsunuz. Kış ayları ise çok daha sıkıntılı.
Bütün bunların yanında iyi taraflarını da görmeliyiz diye düşünüyorum.
Şehirde hiç gecekondu yok.
Her yerde planlı bir yapılaşma mevcut.
Bir bölgede bizdeki TOKİ benzeri bir yapılaşma planlanıyor önce.
Altyapısı da insanlardan önce varıyor oraya.
Hani bizde insanlar boş bulduğu yere ev yapar, mahalle kurar; imar planı ve tüm altyapı sonradan gelir ya. İşte burada bu düzgün işliyor.
Ayrıca yukarıda bahsettiğim çok şeritli yollar SSCB döneminde yapılmış. O dönemdeki otomobil sayısı şimdikine nazaran yok denecek kadar.
Son olarak Moskova'nın Rusya'da ayrı bir yeri olduğunu belirtelim. Hatta eski Sovyet cumhuriyetleri için de bu böyle. Hala hepsinin merkezi gibi. Burada her milletten insan yaşıyor. Mesela bir Türk olarak burada her yerde Türkçe konuşabileceğiniz birilerini bulmanız mümkün. Bazen farklı lehçe ve aksanlarla da olsa anlaşmak zor olmuyor.
Moskova'nın bu ayrıcalığı elbette ekonomiye de yansımış. Buradaki fiyatlar ve ağır koşullar sadece Moskova için geçerli diyebiliriz. Moskova'dan 100-150 km. uzaklaşınca hayat şartları çok değişiyor.
Şimdilik Moskova'dan aktaracaklarım bu kadar.
Sevgiyle ve sağlıkla kalın.
Peyami Bayram
19 Eylül 2013
Moskova
11 Eylül 2019
Adalet
"Mecidiyeköy'de Torunlar İnşaat tarafından yıkılan Ali Sami Yen Stadı yerine yapılmakta olan rezidans inşaatında çalışan işçilerden onu servis asansörünün düşmesi sonucu öldüler."
(Haber)
On işçinin bir dizi ihmaller neticesi ölümü ile ilgili şantiye şefi, proje müdürü ve iki de asansör teknisyeni tutuklanmış.
Muhtemelen bu kişilere ufak yollu cezalar verilip vefat edenlerin ailelerine de sus payı hükmünde tazminatlarla bu olay kapatılır.
Bu ülkede bunca yıldır edindiğim onca tecrübeler bunu gösteriyor.
Bence o inşaatın birinci patronu kim ise onu cezalandıramayan, tutuklayamayan sistem adil bir sistem değil sermayeden, yani güçlüden yana bir sistemdir.
Evet ölenle ölünmez, patron da böyle bir netice olsun istemezdi.
Buna da eyvallah.
Peki bu gökdelenleri bu patron ne için yapıyor?
Para kazanmak için.
İşçiler ne için öldü ve halen ne için çalışıyorlar?
Para kazanmak için.
İşçiler para kazanayım derken canından oldu.
Hem canından hem de kazancından!
Patron ise kazanmaya devam ediyor.
O rezidansta daire fiyatları yaklaşık 3-4 milyon TL.
Madem ki patronlar her şeyi parayla ölçer.
Az zarar, çok kar gibi.
Burada da denklem öyle kurulmalı.
Ölen on işçinin geride kalanlarına o rezidanstan birer daire verilmeli.
Değil mi?
Adalet böyle gerektirir bence.
Yoksa adalet birilerinin daha rahat etmesi için ötekilerin ona karın tokluğuna hizmet etmesini sağlayan mekanizmanın adı mı?
Bu sistem firavun düzeni, nemrut düzeni.
Modern zamanlarda buna ne mi diyorlar?
Demokratik Kapitalizm!
La...
Peyami Bayram
11.09.2014
İstanbul
29 Ağustos 2019
Yıldız
Yıldız
Şöhretli bir yıldız olmak var;
sahnelerde, ekranlarda
bugünlerde çocukların aklında..
Kırlarda dolaşmadılar onlar..
Gece vakti ıssızlıkta,
kurt ulumalarında
bilemezler onlar
nasıldır
bir seyyahın
ya da bir denizcinin
yıldıza bakışı..
Ne bilsinler
yıldızdan gelen akışı..
Ne fal açılan yıldıznamelerde
ne de Yıldız’daki sarayın
pencerelerinde görünmez
bir yıldızdır o..
Milletinin gönlünde ışık saçan,
yıldırımlarla çakan,
destanlar yazan bir yıldızdır o..
Bakmasını bilene
yol gösterendir
fezadaki her yıldız..
Görmesini bilene
sonsuz bir hız..
Kim takarsa onu
şahididir tarihin,
sahibidir talihin..
Önce hayallerini yaşadığımız,
sonra omuzlarımızda taşıdığımız
milletin emanetidir,
vatanın izzetidir,
subayın alametidir o yıldız.
Peyami Bayram
29 Ağustos 2019
İstanbul
10 Ağustos 2019
ELDEN GİDEN
Vatan elden gidiyor,
din elden gidiyor,
rejim elden gidiyor,
ormanlarımız yok ediliyor,
denizlerimiz kirleniyor,
ozon tabakası deliniyor.
Bu gibi tepkisellikler ne getiriyor?
Sanırım sadece kitlelerin gazını alıyor.
İnsanlar birden fazla konuda bunalmış, sıkılmışken bir konu öne çıkarılır, çoğunlukla sonu bir yere varmayan ufak ya da büyük çaplı eylemlerle kitlelerin manipüle edilmesi sağlanır. Biraz eylem, slogan derken hele de polisin biber gazı ve jopu da değmişse fevkalede bir iş yaptığına inanan vatandaşın keyfine değme gitsin. Yediği pataktan başı göğe erince(!) yeni bir eyleme doğru hazırlanır öfkeli kitle.
Bu döngüyle küresel sermaye baronları kıs kıs gülerek servetlerini ve nüfuzlarını artırmaya devam ederler. Birilerinin sermayesi ve nüfuzu artıyorsa buna mukabil birilerinin parası ve emeği çalınıyor demektir.
İnsanlar sadece kendi emeğine ve parasına sahip çıkmak için mücadele etmek yerine boyundan büyük sorun(?)ların karşısına dikilmeye kanalize edilir.
Esasında "ekmeğimiz elden gidiyor" en temel ve karşı konulamaz haklı bir söylemdir. Bu söylem arşı inletir. Buna rağmen çalıştığı işten atılma ve işsiz kalma korkusu ile haksızlığa karşı koymak ikilemi insanı cidden zora sokar.
Ne var ki hergün cebinden eksilen parayı, sofrasından eksilen lokmayı unutturarak soyguna devam etmek isteyen egemenlerin yazdığı senaryolara figüran olmak insanların büyük çoğunluğunu avutuyor.
Ne diyelim oyun oynamayı sever insanoğlu, yenilse de gam değil, tekrarı vardır.
Oysa hakikatle yüzleşmek zordur!
Peyami Bayram
10.08.2019
İstanbul
27 Temmuz 2019
Özbenlik/nefis ve merkezde olmak
İnsanın elinin yettiği insanlar yâranı, dilinin yettikleri dostları,
bazı eylemleri ve söylemleri ile ulaştıkları gönüldaş/fikirdaşlarıdır.
Bunlar içi içe geçmiş halkalar gibidir.
En içte kişinin öz benliği,
bu öz benlikte/nefiste bilkuvve bulunan;
sevgi,
merhamet,
diğerkâm olmak,
cömertlik,
dürüstlük,
mertlik
gibi sıfatlar en yakın halkaya,
yani yarâna dokunmalı ki
oradan dalga dalga dostlar
ve sonra gönüldaşlar/fikirdaşlar da nasiplensin.
Özbenliğin/nefsin;
böyle güzel hasletlerle dolup taşması,
ancak yüce bir ideal/ülkü/mefkûreye inanmakla mümkündür.
Yani; merkezde olacaksın ama benmerkezci/bencil olmayacaksın.
Kolay bir şey değil; zaten zoru başarandır kalıcı eser olan/bırakanlar..
Peyami Bayram
27.07.2019
Armutlu
22 Temmuz 2019
Nasihat 7
ABD ve NATO dayatmalarına karşı;
1974 Kıbrıs barış harekâtı,
15 Temmuz hain darbe teşebbüsü
ve nihayet
S400 alımı konusunda dik duruşuyla bağımsızlığını perçinlemektedir.
RAMAZAN 1447 CÜZ 30
OTUZUNCU CÜZ Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...
-
İstikamet ve istikamet açısı Bilindiği gibi bir çemberin 360 eşit yayının merkezdeki açısına 1 derece denir. Bir çemberin 6400 eşit ...
-
Hemen başta merakınızı gidereyim. Biz bu savaşın merkezindeyiz, hatta tam ortasındayız. Merkezi veya ortası derken neyi kastettiğimi aşağıda...
-
Son günlerde uyuşturucu ve her türlü ahlaksızlıkların ortaya döküldüğü iğrençlikler herkesin gözüne adeta zorla sokuluyor. Dünyada büyük güç...

