26 Nisan 2012

Özür ve teşekkür

Özür ve teşekkür


İnsan olmak noksan olmaktır.
Aynı zamanda insan olmak hata yapmaktır.
Belki de bu noksanlıktır hata yapmaya sebep.

İnsan bu durumunu bilmeli ve öncelikle her türlü noksanlıktan münezzeh yaratıcısına sonsuz şükretmelidir.
Sonra anne-babasına daima şükretmelidir. Her ebeveyn teşekkürü hak eder velev ki onlar da insan olmaları hasebiyle noksanları olsa da.
Ayrıca insan ilişkili olduğu her varlığa da teşekkür etmelidir.
Bir bardak su veren de, bir anlık gölgelik yapan da, işveren de, yol veren de, selam veren de, öğüt veren de, gülümseyen de, hediye veren de, arayıp hal hatır soran da, hastayken ziyaret eden de, taziyeye gelen de kısacası her yerde herkese teşekkür gerekir. İnsan yalnızca zalimlerden uzak durmalıdır.
Teşekkürü öncelikle muhatabın yüzüne karşı içten ve samimi bir şekilde ifade etmelidir. Fakat kanımca teşekkürün en güzeli kendi cinsinden olanıdır. Yani size bir selam verenin selamına selamla karşılık vermek gibi iyilik yapana da iyilikle karşılık vermek en güzel teşekkürdür. Dilimizde "teşekkürü bir borç bilirim" sözü belki de bunun için söylenmiştir.


Hatalarımız da biz insanların olmazsa olmazıdır. 
Hatasız olmak ancak Allah'a mahsustur.
Bu konuda da hatalarımızdan ötürü öncelikle Allah'tan içtenlikle af dilemeliyiz.
Fakat hatamız başka bir varlığa yönelik veya başkalarını etkiliyorsa onlardan muhakkak surette özür dileyip, helallik istenmelidir. Muhatap(lar)ından özür dilenmedikçe bu bir hak olarak insanın üzerinde kalacaktır. Bu özür de aynen teşekkür gibi aynı cinsinden olmalıdır. Yani insan bedelini ödeyemeyeceği hatayı yapmamalıdır, yoksa borç üstünde kalır. Bunun için topluma karşı yapılan hata/suçlar kolay telafi edilemez. Savaş, soykırım, işgal ve talan gibi. Aynı şekilde çevreye karşı hatalar da böyledir. Çevre kirliliği, doğayı katletme, doğal hayatı değiştirme gibi suçlar da böyledir.


Şimdi düşünme vakti.


Kendimizi teşekkür edilmeye ve özür dilenmeye layık görmüyor muyuz?


Eğer ben teşekkürü ve özür dilenmeyi hak ediyorsam kesinlikle etrafımdaki herkes en az benim kadar hak ediyordur.


O halde her zaman teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi bilmeliyiz.

13 Nisan 2012

2 Nisan 2012 Pazartesi


Dün sabah 06:15 gibi evden çıktık ve 06:50 de Havalimanı'na vardık. Mücahid'in uçağına tam bir saat vardı. Zaten on-line check in yapmış ve bagajı da yoktu. O'nunla vedalaşıp Kenan ve Abdullah ile beraber doğruca Avcılar'a gittik. Sınav saatine daha çok vardı. Biz orada bir pastanede çay-kahve içerken Mücahid arayıp uçağı kaçırdığını haber verdi. Üzüldük, başka da yapacak bir şey yoktu. Bilet değişikliği yapıp beklemeye başlamış, ama ne bekleme.. Akşam 22:50'deki uçak rötarlarla ancak sabaha doğru hareket etmiş ve saat 7'de ancak Bükreş'e varabilmiş. Yani yaklaşık 24 saatte vardı 1 saatlik mesafeye. Neyse, hayırlısı olsun, bundan da çıkarılacak çok dersler vardır muhakkak.

02 Nisan 2012

31 Mart 2012 Cumartesi


Annen Perşembe ve Cuma gunü işe gidemedi. Artık iyice ağırlaştı. Zaten gelecek haftadan itibaren de doğum iznine ayrılacak. Bu günlerde çok hareketli oldugun için anneni epey endişelendiriyorsun. Ben de böyle zamanlarda seninle konuşuyorum. Beni duyduğunu tahmin ediyorum. Yoksa aramıza katılmak için mi sabırsızlık ediyorsun? Hayır, hiç sabırsızlanma, her şeyi zamanı gelince yaşayacak ve göreceksin hayırlısıyla.
Mücahid ağabeyin üç gündür burada, yarın Bükreş'e dönecek. Belki de onun için bu hareketlilik. Diğer ağabeylerin de O gelince çok sevinçli ve mutlu oluyorlar. Tabii ki annen ve ben de. Ailenin hep bir arada olması çok güzel bir duygu. Hayat elbet yollarımızı ayırır zamanla, bu beklenen ve doğal bir süreçtir. Fakat insan sevdikleri ile birlikte olmak için çabalıyor daima. Şükürler olsun biz birbirini seven ve bir arada olmaktan mutlu olan bir aileyiz. Senin de bu birlikteliğe katılmanı sabırla bekliyoruz. Gece uzaktan bir misafirimiz geldi. Mücahid'in Romanya'dan arkadaşı Kenan. Ben O'nu Bükreş'te tanımıştım. Sabaha karşı geldiği için şimdi Mücahid ile beraber aşağıda yatıyorlar. Bugün onunla ilgileniriz, en iyi şekilde O'nu ağırlarız inşaallah. Yarın da hareketli bir gün olacak. Mücahid gidecek ve Abdullah YGS sınavına girecek insaallah. Mücahid için önümüzdeki günler biraz zorlu bir süreç var, inşaallah hayırlı bir netice alır. Abdullah da bu sınav için ne hedefliyorsa Allah yardımcı olsun. O'nun için hayırlara vesile olması için dua ediyoruz. Hepimizin varacağı yer gittiğimiz yolun dışında değildir. Hepimiz için Allah'tan hayırlı istikamet ve hayırlı akibet niyaz ediyorum.

27 Mart 2012

Başlarken..

Bugün 27 Mart 2012. 
Burada yazmaya başlamamın birinci sebebi yaklaşık iki ay sonra dünyaya gelecek beşinci çocuğumuzdur.
En büyüğünden itibaren 21 yaşında, 19 yaşında, 16 yaşında ve en küçüğü ise 13 yaşında olan dört oğlumun dünyaya geldikleri tarihlerde bilgisayar ve internet kullanımı bu kadar yaygın değildi. Tabii benim yaşım daha gençti. Şimdi dede olunacak bir yaşta beşinci defa baba olmanın garip hisleri içindeyim. Biraz bunu paylaşmak istedim. Ayrıca doğacak bebeğimizle şimdiden buradan bir iletişim kurmayı, onun için bir nevi günlük oluşturmayı düşündüm. Ağabeylerinin böyle bir şansı olmamıştı. O, bu açıdan biraz ayrıcalıklı olacağından herhangi bir kıskançlığa sebebiyet vermeyeceğini de biliyorum sanırım:)


Yukarıdaki resimde ağabeyleri arkadaşları ile beraberler. En küçük ağabey İmran Alperen o zaman henüz yürüyemiyordu.  En büyük oğlumuz Hüseyin Mücahid(resimde soldan ikinci), ikinci oğlumuz Abdullah Furkan(sağdan birinci), üçüncü oğlumuz Taha İbrahim(sağdan ikinci). Şimdi hepimiz beşinciyi, yani ailemizin yedinci üyesini merakla bekliyoruz. Öncelikle sevgili eşim Zeliha'nın bu süreci sağlıkla ve sabırla tamamlamasına yardım etmesi ve sağlıklı ve hayırlı bir neticeye eriştirmesi için Allah'a dua ediyorum.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...