14 Temmuz 2025

DERİN FETÖ VE DERİN PKK


15 Temmuz 2016'da ABD ve ITrail'in beslemesi FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜnün darbe teşebbüsüne tiyatro diyenler son günlerde PKKnın silah bırakma sürecine de büyük bir tepki gösteriyorlar. Türlü bahanelerle  akılları sıra bu olayı da hafife alıyorlar. Adeta öfkeleri boylarını aşıyor. 

Neden?

Çünkü her iki olayda da kaybeden ABD ve ITrail olduğu için.

Üzerinden dokuz yıl geçen hain darbe teşebbüsünün taşeron örgütü FETÖ her yerine sızdıkları devletimizin bütün organlarından henüz tamamen temizlenebilmiş değildir maalesef.

PKKnın kendini feshi ve silah bırakma süreci ise daha yolun başındadır.

Gelinen noktada söylenebilecek en net ifade şudur:

Her ikisi de ABD ve ITrail beslemesi olan FETÖyü ve PKKyı Türkiye Cumhuriyeti'nin güçlü iradesi yenmiştir.

Tarih bunu böyle yazacaktır.

Şimdi bu iki hıyanet şebekesine kimin ne kadar yakın durduğuna bu iki olaya verilen tepkilere göre anlayabilirsiniz.

Bazıları göremese de Türkiye Cumhuriyeti, Ukrayna'dan Somali'ye, Libya'dan Katar'a uzanan geniş coğrafyada başat bir ülke olmuştur. 

Bu bölgede uzun yıllardır darbelerle ve çeşitli yollarla rejimleri ve hükümetleri değiştiren güçlerin çekemediği de budur. 

Dolayısıyla FETÖ ve PKK sempatizanlarının da kimin dümen suyuna gittikleri artık kolaylıkla anlaşılmalıdır.

Bu arada hükümetin ve idarenin yaptıklarını usulünce ve yapıcı bir şekilde eleştirmek elbette herkesin hakkıdır. Yalnız; bilmediği, anlamadığı ve yeterli bilgiye sahip olmadığı konularda hiç kimse ahkam kesmemelidir.

Sözün özü  "Korkma!" diyerek başlayan İstiklal Marşımız'dadır;

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;

Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.

Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…

Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.


Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;

Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.


Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.


Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:

Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli;

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.


Korkmuyoruz, çünkü biz biliyoruz ki;

Türkiye Cumhuriyeti tüm dünya mazlumları için umuttur,

Ve;

Türk beklenendir..🇹🇷

Peyami Bayram

14 Temmuz 2025

Arnavutköy, İstanbul 

22 Haziran 2025

Dünyanın Baş Belaları

ABD sonunda çok havlayan tasmalı köpeği İTRAİL’in yetişemediği yere uzanıp bizzat ısırmıştır. 

Bu ikili kendilerini her türlü eleştiri ve yargılamanın üzerinde gören, kendilerini yeryüzünde kimseye hesap vermeyen mutlak güç ve kudret sahibi zanneden bir anlayışla hareket ediyorlar. Bu sıfatları kendinde gören ilahlık iddiasındadır. Tarih boyunca böyle hadsizlik yapanların sonu dünyada yenilmek ve yok olmaktadır. Ahiretteki yerleri ise ebedi cehennem. 

Nerede Firavun, Nemrut, Hitler, Stalin, Mussolini, Esed, Pol Pot, Cengizhan, Caligula, Mao, Kazıklı Voyvoda, Korkunç İvan, Leopold?

Kimini düşmanları, kimini daha zalim bir kral, kimini zulmettiği halkı, kimini afetler ve hatta kimini de bir sivrisinek yeryüzünden silmiştir.

Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz. Mazlumların bir kısmı zalimlerin helak oluşunu bu dünyada göremese de er ya da geç zulüm imparatorlukları yıkılmıştır ve yıkılır.

Biz her durumda zulme ve zalime karşı durmaya bakalım. Hz. İbrahim için yakılan o koskoca ateşe bir damla su taşıyan topal karınca misali safımız belli olsun. 
Cesaretle ve korkusuzca zalime zalim, zulme de zulüm diyebilmeliyiz. 

Ve elbette dünya beşten büyüktür!

Yerlerin ve göklerin gerçek ve mutlak hükümdarı, geceyi ve gündüzü yaratan, tüm mahlukatı yaratan, bu mahlukat arasında insanları belli bir süre yaşamdan sonra öldüren ve sonra tekrar diriltecek ve topal karıncanın hakkını dahi soracak yegane ilah olan Allah’tır. O’nun şanı pek yücedir.

Peyami Bayram
22 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul

21 Haziran 2025

Ne tatili, neyin tatili, kime tatil?

"Muhakkak her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
Evet, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.
O halde her fırsatta kararlılıkla yeni şeyler yapmaya giriş.
Ve yalnızca Rabb'ine yönel." (İnşirah Suresi 94/5-8)

Çalışan insanın yorgunluğunu atması için dinlenmesi fiziksel ve ruhsal bir ihtiyaçtır. Günlük dinlenme, haftalık dinlenme ve sezonluk/yıllık dinlenmeyle insan bu ihtiyacını giderir. 

İnsan bedenini ve zihnini dinlendirirken inancını, ahlakını, töresini, geleneklerini, kültürünü ve insaniyetini de tatile çıkarmaz, onları bir kenara bırakmaz. 

Öğrenciler/talebeler tatilde talip oldukları her ne ise ondan tamamen uzaklaşırlarsa hedefe erişemezler. Bu tatil boyunca ders çalışmak demek değildir. Lakin öğrenme merakına ara verilirse zihin tembelleşir ve tekrar odaklanmak güçleşir. 

Talebe olmayanlar ise tatil sürecine girince adeta ipini koparmış gibi her şeye müsait bir duruma girmemeli. Beden ve zihin dinlendirmek tüm ahlak kurallarını tatile göndermek değildir. 

İnsanın inancı, ahlakı ve ilkeleri her durumda yanında değilse o insan kimliğini ve kişiliğini gözden geçirmelidir. Yok bunu da yapamıyorsa şeytan birinin daha ayağını kaydırmış demektir. 

Akıl, iz’an ve ahlak sahibi olanların da tatil yapmaya hakkı var elbette. Ne tatili olduğunu, neyin tatili olduğu ve kimin tatili olduğunu unutmadan!

Sağlıklı ve zinde kalalım. 
Bedenimizi ve ruhumuzu dinlendirelim ama benliğimizi ve şuurumuzu asla tatile çıkarmayalım!

Unutmayalım;
Dünyada her türlü kötülük çok!
Türkiye ateş çemberinin tam ortasında!

Her an teyakkuzda olalım, 
daima müteyakkız kalalım!

Peyami Bayram
21 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul 

17 Haziran 2025

Yalana dair

Biri size yalan söylediğinde belki onu o anda anlamayabilirsiniz. Bu öncelikle sizin o kişiye karşı hüsn-ü zannınızdan sonra da onun tutarlı senaryosu ve inandırıcı oyunculuk kabiliyetindendir. Lakin hüsn-ü zannı ortadan kaldırınca en tutarlı senaryo ve en inandırıcı oyunculuk bile kar etmez: aldatmak artık imkan dışına çıkmıştır. Aldanmış gibi görünmek aslında o insanın ya çaresizliği veya çatışma cesaretinden yoksunluğundandır. Bu da aslında yine bir iyi niyet ve bu iyi niyete bağlı bir beklentidendir. Çok mu saflık bu kadarı da? Evet, biraz öyle görünse de yalan söyleyene karşı yapılacak şey ona yalanını yüzüne vurmaktan ziyade hakikati bildiğini hissettirmek belki daha iyi bir yoldur. Böylelikle belki insani yönü ağır basar da yalandan vazgeçer. Yine de vazgeçmezse mi? Elbette ondan uzaklaşmak son çaredir ve zor da olsa mutlaka uzaklaşmalıdır. 

Herkes yaptıklarının bedeline katlanmalı!

Peyami Bayram 

17 Haziran 2014

İstanbul 

04 Haziran 2025

Vaktin Resmi Geçidi

Vakitler sıraya girmişler 
hepsi geçit resminde
Bir bir ilerliyor önümde
Durduramadım hiç bir vakti
           denediğim her seferinde 
Ne dün ne de önceki gün 
           sıralarını vermediler birbirlerine
Geçti gitti hepsi tam vaktinde..

İstikbal de vaktinde gelecektir,
                   sabırsızlık nafile
Mukadder müstakbeldir
                   sıradaki kafile 
Ne kadar istemesek de kabullendik;
                   ömür tek seferlik..

Anlamayan kalmadı;
         zamanı geri döndürmek ham hayaldir,
Ola ki bir daha başlasa bu hayat seyri;
        yine aynısını yaşar ademoğlu besbelli.
İnsan sabırsız, aceleci, nankör ve bencildir,
Nefsine söz geçirebilen insan-ı kâmildir..

Peyami Bayram 
4 Haziran 2025
Arnavutköy, İstanbul 


29 Mayıs 2025

Esas Etki Alanı

Yapamadığımız şeyleri konuşuyoruz. 
Cesaret bile edemeyeceğimiz eylemlerden bahsediyoruz.
Haddimiz olmayan işlere müdahil olmaya meylediyoruz. 
Bilgimiz dahi olmadan hükmümüz oluyor. 

Bütün bunlar aslında kendi esas etki alanımız içinde kalamıyor olmamızdan kaynaklanıyor. 
Esas etki alanımız, yani haddimizdir, hududumuzdur.
İç dünyamızdan başlayan, davranışlarımızda somutlaşarak kendini gösteren ve yakın çevremizle ilişkilerde sonlanan alandır her kişinin esas etki alanı.

Hani “herkes evinin önünü temiz tutarsa şehir tertemiz olur” diye bir söz vardır ya; insan kendi içinden başlamalı samimi, ahlaklı ve dürüst yaşamaya. Ailesine, işine ve yakın çevresine bu şekilde yansıtabilirse içindeki güzellikleri durgun suya atılan bir taş misali halka halka yayılacaktır iyilik ve güzellikler.

İşte bu kadar basit ve bir o kadar da zordur insanın nefsiyle başa çıkması. Bunu başarabilen beşer olmaktan insan olmaya geçer. İlk atamız Adem’in kısası da bununla ilgilidir zannımca. Elbette doğrusunu Allah bilir. 

Peyami Bayram 
29 Mayıs 2025
İstanbul 

28 Mayıs 2025

Ne Etmeli?

Kendi kusurundan başkasını Görmemeli,

Tenhada bile kem söz duysa İşitmemeli,

Nefsine yenik düşüp malayani Söylememeli,

Ayağı asla harama Gitmemeli,

Gözü baksa da namahremi Görmemeli,

Ölüm var, dünyayı fazla Sevmemeli,

Hoşuna gitse de gönlünü bâtıla Vermemeli,

Bedeli ne olursa olsun yalana Meyletmemeli,

Anaya ve babaya öf bile Dememeli,

Yetim, öksüz ve fakiri Üzmemeli,

Servet ve iktidar sahibine dalkavukluk Etmemeli,

Nimete Nankörlük Etmemeli;

                 Dil, fikir ve eylemle daima şükretmeli!

Büyük söz Hak’tan gelendir;

                 Boyun büküp Dinlemeli,

Sadece Hak yolunda Ünlemeli!


Peyami Bayram 

28 Mayıs 2025

Arnavutköy, İstanbul 

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...