22 Temmuz 2019

Nasihat 7

Nasihat 7
Türkiye Cumhuriyeti devleti İstiklâl Harbi sonrasındaki yakın tarihinde,
ABD ve NATO dayatmalarına karşı;
1974 Kıbrıs barış harekâtı,
15 Temmuz hain darbe teşebbüsü
ve nihayet
S400 alımı konusunda dik duruşuyla bağımsızlığını perçinlemektedir.
Bu duruşun yanında olmak ne bir partinin taraftarı olmaktır ne de başka bir siyasî tarafın karşısında olmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti sevgisi ve bağımsızlığına gönül vermek bütün bağlılık, bağımlılık, taraftarlık, grupçuluk, hizipçilik, particilik, cemaatçilik taassuplarının üzerinde olmadığı sürece bize bu dünyayı cehennem edecek zebaniler nöbet bekliyor.
Bunu asla unutma evlâdım!

Peyami Bayram

22/07/2019
İstanbul

15 Temmuz 2019

15 Temmuz 2016 kalkışmasının kısa özeti ve çıkardığım dersler

15 Temmuz 2016 kalkışmasının kısa özeti ve çıkardığım dersler;

1. 15 Temmuz 2016 tarihine gelinceye kadar Fetullah Gülen isimli şahıs yüce İslâm dininin kavramlarını suistimal ederek uydurduğu kendi dinine topladığı müritleriyle yaklaşık kırk yıllık bir süreçte sistematik olarak ve sinsice Türkiye Cumhuriyeti'nin en hassas noktaları olan başta TSK, Emniyet ve Yargıdan başlamak üzere yerleştirdiği elemanları ile devleti neredeyse ele geçirmişti.

2. Devlet bürokrasisi, istihbarat birimleri, askeri yüksek idare ve özellikle de siyâset erbabı bu süreçte bu yapıyı ya tam çözemedi  veya büyümesi ile birlikte ulaştığı güç ve özellikle küresel güçlerle bağlantıları nedeniyle menfaatdaş olmayı yeğlediler.

Bu hususta ilk zamanlarda islamcı gruplar Fettulah Gülen'in de "müslüman" olmasını, "aynı kıbleye yöneliyor" olmayı, "alnı secdeli insanlardan zarar gelmez" fikrini göz önüne alarak görüşleri ve yöntemlerini beğenmeseler de bu kadrolaşmaya sessiz kaldılar. Hatta bu cemaate veya liderine yapılan eleştiri ve suçlamalara dahi savunma refleksi gösterdiler.

Öte yandan sol, sosyal demokrat veya kemalist düşüncedekiler de bu yapıyı diğer tüm dindarlar ile aynı kefeye koymak suretiyle asıl ve yakın tehlikenin doğru ve net bir şekilde tanımlanmasını ve mücadele edilmesini dolaylı olarak engellemiş oldular.

3. Baştan beri CIA ile irtibatı olup olmadığı tam bilinmiyor olsa da belli bir büyüklüğe ulaştıktan ve hele de Fetullah Gülenin ABD'ye yerleşmesinden sonra tamamen CIA kontrol ve yönlendirmesinde olduğunu bilmek için fazla zeki olmaya gerek yoktu. (Buraya bir not bırakmış olalım: geri zekalı fetöcülerden bunu hala anlayamayanlar var olduğunu yine Fetullahçı ahmaklardan başka herkes görüyordur sanırım.)

4.  Yıllardır yerleştiği devlet kadrolarında en iyi yaptıkları iş bukalemun gibi takiyyecilik yapmak olan bu fettulah dininin müntesipleri 2010-2011'den itibaren siyasi iktidardan alamadıkları kadrolar/makamlardan ötürü hükümeti devirmek için öncelikle ellerindeki emniyet ve yargı güçlerini kullandılar. Bu esnada TSK içindeki hiyerarşik yapıda kendi elemanlarının önünü açmak için yine yargı kumpaslarıyla bazı subayların ordudan atılması veya terfilerinin engellenmesini sağladılar.

5. 2016 Ağustos ayında yapılacak YAŞ toplantısında TSK içindeki kendi elemanlarının tasfiye edileceği söylentisi belki en fazla 2-3 yıl sonra tamamen sessizce ele geçirecekleri devlet aygıtının avuçlarının içinden kayıp gittiğini düşünerek telaşa kapılmalarına sebep oldu. Onlar robot gibi yetiştirildiklerinden pek düşünemezler, onların yerine düşünen NATO/CIA kanadı mevcut kadro ile bu sefer hıyaneti aleniyete dökerek ve  milletin namlusunu millete doğrultarak 15 Temmuz 2016 tarihinde askeri bir kalkışma/darbe cüretinde bulundular.

6. Kırk yıldır korku krallığı ile kurdukları takiyyeci yapının cüretini destekleyecek cesareti doğal olarak olamazdı. Burada onlara cesaret verici NATO/CIA bağlantılı unsurlar oldu. Bu kalkışmaya cüret eden hainler karşılarında kendilerinden çok daha cesur bir ordu-millet olduğunu gördüklerinde yaptıklarını ellerine yüzlerine bulaştırıp yaklaşık 12 saat içinde rezil bir şekilde teslim olmak zorunda kaldılar.

7. TSK içinde bu sapık dinin mensuplarının karşısına dikilen, onların yaptığı hainliklere prim vermeyen gerçek vatan sevdalısı ve milletine aşık subaylar o gecenin görünmeyen kahramanlarıdır. Her ne kadar bazı ikbalperest subaylar gerçekte inanmadıkları halde fettulah dininin peşine takılmış olsalar da onlardan daha fazlası milletinin yanında sağduyu sahibi gerçek cesur subaylar/astsubaylar vardı. Albay Sait Ertürk ve astsubay Ömer Halisdemir gibi niceleri milletinin ve devletinin yanında hainlere karşı direnmiş ve şehit olmuşlardı. Orgeneral Ümit Dündar ve Korgeneral Zekai Aksakallı gibi daha nice değerli subaylarımızın devlete ve millete sadakati ve hainlere karşı büyük bir tepkiyle sokaklara dökülen millet ile beraber darbeci hainlere gösterdikleri cesur savunma bu kalkışmayı başarısız kılmıştır.

8. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ise bu hain darbe teşebbüsünden öncesinde haberdar olduğunu ve o gece için hazırlıklı olduğunu zannediyorum. O gün ve devamındaki süreci oldukça soğukkanlı ve mahirane idare etmesinden bunu tahmin ediyorum. Bu hususun yıllar geçtikçe netleşeceği kanaatindeyim.

Şimdi de bu tür olayların tekerrür etmemesi ve devlet ve millet olarak tekamülümüz için almamız gereken dersler ve tedbirler neler olmalı onlara bakalım;

1. Allah'ın insanlığa gönderdiği son kitap Kur'an-ı Kerim ve son nebi Hz. Muhammed (as)ın örnekliği apaçık ortada dururken cemaat, tarikat bilmem ne yapılanmalarına kimsenin, özellikle de kamu görevindekilerin ihtiyacı yoktur.

2. Dindar olmak ile herhangi bir cemaat, tarikat vb mensubu olmak arasındaki farkın özellikle dine mesafeli veya karşı duran kesimlerce çok iyi anlaşılması gerekir. Aksi takdirde maalesef ayrım gözetmeden dindar gözüken kişilere yapılan ötekileştirme ve uzaklaştırma takiyyeci grupların kamufle olarak daha da güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Laiklik savunuluyor sanılırken dindarlara toptan cephe almanın getirdiği sonucu bu acı tecrübeyle hep beraber yaşamış olduk.

3. Bütün kamu görevlerinde liyakat ve ehliyet esas alınmalı, KPSS, diploma derecesi ve diğer bilgi ve beceri ölçümlemeleri gibi somut veriler başat kriter olmalı, mülâkat gibi subjektif olabilecek kriterler ise minimize edilmelidir.

4. Hukukun üstünlüğü her şeyden daha önemli hale getirilmeli. Adil yargılama için yargı tamamen bağımsız olmalı, adalet mekanizması hızlı ve pratik işlemeli.

5. Katılımcı demokrasinin gelişmesi için sivil toplum güçlendirilmeli.

6. Siyasi partilerin de kamu hizmeti gördükleri varsayılarak ehliyet ve liyakat esaslarını dikkate almak partilerin de vazgeçilmezi olmalıdır. Ayrıca parti içi demokrasi kesinlikle işler hale getirilmelidir. Elbette bu husus siyasi partilerin seçmenlerinin katılımcı demokrasinin gereği olarak partilerine seçimden seçime değil de daima destek vermeleri ile olacaktır. Yani her vatandaş şayet bir partinin taraftarı ise partisini olumlu ve/veya olumsuz gidişatla ilgili denetlemeli, görüş, öneri ve varsa projelerini paylaşmalı.

7. Medya etiği ve hukuku konularında akademik çalışmalar yoğunlaşmalı. Medyanın güvenilirliği üst seviyelere çıkarılmalıdır.

8. Eğitimde araştırma, sorgulama ve kritik düşünmeyi genç nesillere uygulamalı öğretecek eğiticiler/öğretmenler yetiştirilmeli.

Peyami Bayram
15/07/2019
İstanbul

24 Haziran 2019

23 Haziran 2019 Seçim Sonuçları

23 Haziran 2019 Seçim Sonuçları 

Seçim sonucu İstanbul için inşallah hayırlı olur.
Kazanan bir aday veya bir kadro değil İstanbul halkı olur umarım.
Seçim sonuçları sadece İBB Başkanı seçimi ile sonuçlanmış olmayacak gibi duruyor. Beklenen muhtemel gelişmeler şöyle olacak sanki;
Türkiye siyaseti yeniden tasarlanacak,
CHP için muhafazakâr duyarlılık önemli ve öncelikli olacak,
AK Parti aldığı yenilgiyi ve seçmenin mesajını mutlaka değerlendirecek ama kadroların yenilenmesi dahi partide olacak reformun önüne geçemeyecek.
Sağ muhafazakâr yelpazede yeni açılımlar ortaya çıkacak,
Milliyetçi kesim siyaset yapma temellerini ve tarzlarını yeniden gözden geçirecek.
Sol siyaset kalmadığı ve ideolojilere rağbet olmadığı için Türkiye'nin yeni solu HDP üzerinden devam edecek. HDP de terör örgütleriyle ilişkisini kısıtlayarak bu kulvardaki alanını genişletmek için çaba gösterecek.
Yukarıdaki gelişmeler doğal olarak ülkemizi bir erken seçime götürür.
Siyaseti izlemeyi bile bilmediğimiz, demokrasiyi sadece sandıkta oy vermekten ibaret bellediğimiz için kampanya süresince verilen sözlerin ve seçim vaatlerinin takipçisi olamayacağız ve çoğunluğu bir sonraki seçime kadar unutulup gidecek muhtemelen.
Bu meyanda Türkiye'nin son 40 yıllık siyasetini bilfiil yaşayarak gözlemlemiş birisi olarak Ekrem İmamoğlu'nun beni yanıltmasını gönülden arzu ediyorum.

Peyami Bayram
24.06.2019
İstanbul

17 Haziran 2019

İBB SEÇİMLERİ

İBB adayları Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu'nun çıktığı İsmail Küçükkaya moderatörlüğündeki tartışma programı öncelikle karşılıklı insani ve demokratik ölçülerde, bel altına vurmadan fikirlerin tartışılabilmesini ortaya koyması açısından yeni siyasi hayatımız için iyi bir başlangıç oldu diyebiliriz.

Bu tür tartışmaların doğal olarak galibi ve mağlubu olmaz. Herkes tuttuğu tarafın üstünlüklerini görür. Lakin kampanya süresince kendi adayına odaklandığı için karşı taraf hakkında daha az ve dolaylı bilgi sahibi olur. Bu tür tartışmalar bu açıdan faydalı olabilir. Aynı zamanda medeni bir şekilde fikirlerin insanca  tartışılması ve karşıt görüşlerin sorunlara çözüm alternatiflerini sergilemesi için uygun bir zemin ve güzel bir örnek oluşturmaktadır.

Biz seçmenler için siyaset her ne kadar bir hizmet yarışı gibi sunulsa da ülkemizde politikacıların bu işten nemalandıklarını göz ardı edemeyiz. Umulur ki bu tür kamuya açık tartışmalar ile daha şeffaf hale gelecek bir siyaset gerçekten halka hizmetten başka hiç kimsenin rant ve menfaat aracı olamasın.

Hukukun üstünlüğünü sağlayamaz, adaleti tesis edemezsek hiç bir dünya görüşü bize huzur ve refah getiremeyecektir.

Ülkemiz ve İstanbulumuz için hayırlısını dilerim.

Merak edenler için elbette benim de bir oyum var ama önemli olan oyumun rengini buradan beyan etmek değil, milletimin selâmeti için dua etmek daha evlâdır.

Peyami Bayram
17.06.2019
İstanbul

01 Mayıs 2019

1 Mayıs..

Emek sömürüsü yapan zalim patrondan hakkını alamayan zavallı emekçilerin aslında öncelikle fikrini, umudunu ve emelini sömüren sendika ağaları ile onların değirmenine su taşıyan sözde sosyal demokratı, yalandan devrimci, tuzu kuru(zengin) sosyalistler ile dindar görünümlü tek dünyalıları, intihalci akademisyen bozuntularnı, fertleri cemaate feda eden hoca efendileri, yalan üretip icraat üretmeyen siyasetçileri, fildişi kulelerinden kalem oynatan halkına fransız entellektüelleri görmesi ve bunları aşması gerekir. Elbette bütün olup bitenleri tersyüz edip kasıtlı dezenformasyon yaparak hedef saptıran, her zaman kazananın yanında olan medyanın çirkin yüzünü de mutlaka görmelidirler.
Bir emekçi olarak kendi değerimin başkalarının terazisinde tartılmasına razı değilim.
Hak için mücadelede Allah'ın vahyi, peygamberim, aklım ve imanım bana en iyi klavuzdur.
Gerisi fasarya!

Peyami Bayram
1 Mayıs 2014
İstanbul

17 Nisan 2019

Notre Dame Katedrali Yangını ve Tepkiler

Notre Dame Katedrali bir kilisedir,
yani ibadethane,
aynı zamanda 856 yıllık bir tarihi eserdir,
Şam Ulu Camii olarak da bilinen Emevi Camii de bir ibadethanedir,
aynı zamanda 1280 yıllık bir tarihi eserdir.

İbadethanelerin savaş zamanında bile dokunulmazlığı vardır,

tıpkı hastaneler gibi,

bu uluslararası hukukta ve İslam hukukunda da böyledir,

Tarihi eserler insanlığın ortak mirasıdır,
tarih, sanat ve kültür insanlığın kollektif kazanımlarıdır ve böyle eserler insanlığın gelişimi için bir çok bilimin istifade ettiği muazzam kaynaklardır.

Talihsiz bir yangın neticesinde hasar gören Notre Dame Katedrali ile ilgili yorum yapan bazı kişiler bu yangınla Suriye'de iç savaşta bombalanarak tahrip edilen Emevi Camii arasında bir ilişki kurarak intikam, nefret ve biraz da sevinç ifade ettiler. Hatta bu yangını bir zafermiş veya bir zaferin baslangiç meşalesiymiş gibi görenler bile oldu.

Ne diyelim, dua edelim bu içler acısı halimize.

Allahım bize o eşsiz merhametinden lutfeyle.

Vicdanlarımızı körelten kapkara taassuptan kurtar bizi, "kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma" uyarısının kulaklarımızda çınlamasını eksik etme ya ilahi.

Rahmetli Aliya İzzetbegovic'in "savaş düşmana benzeyince kaybedilir" sözünün hikmetini içimize nakşeyle Ya Rabbi.

Yeni Zelanda Başbakanı Jasinda Ardern'in tam bir ay önceki o asil duruşundan ve menfur Cami katliamına karşı Yeni Zelanda'nın müslim ve gayrimüslim halkının birlik ve beraberliğinden hiç mi ders alamadınız!

Peyami Bayram
16/04/2019
İstanbul

04 Nisan 2019

Yeni Zelanda'da Birleşen Yürekler Çok Şey Anlatıyor

Yeni Zelanda'da Birleşen Yürekler Çok Şey Anlatıyor

15 Mart 2019 tarihinde Yeni Zelanda Christchurch'te menfur bir saldırıda şehit edilen 50 müslüman ve onlarca yaralı için duyduğum acıyı paylaşmak ve başsağlığı dileklerimi iletmek üzere Yeni Zelanda'nın saygıdeğer Başbakanı Sayın Jacinda Ardern'e bir mesaj gönderdim. Her türlü takdirin üzerinde duygu ve düşüncelerle barışın, sevginin ve dayanışmanın en güzel örneğini vererek bütün dünyaya emsali az bulunur bir liderlik gösteren bu saygıdeğer hanımefendiden hiç beklemediğim halde bana gelen cevap kendisine olan hayranlığımı bir kat daha artırdı.

Bu örnek şahsiyetlerin varlığı insanlık ve gelecek adına ümitlerimizi artırıyor, hayata pozitif bakmamızı ve şükür edecek daha çok şeylerin olduğunu bize hatırlatıyor.

Yaşasın insanlık için, kardeşlik için, barış için, sevgi için omuz verenler, bir araya gelenler.

İnsanlık onurunu ve haysiyetini en güzel şekilde temsil ettiğiniz için size bir kez daha minnet ve şükranlarımı sunuyorum saygıdeğer hanımefendi Jacinda Ardern.


Sayın Başbakan,

Saygıdeğer Hanımefendi,

15 Mart 2019 günü yaşanan tarifsiz acıyı ilk andan itibaren hisseden bütün insanlık ailesine bir anne şefkati ile dokundunuz. O eşsiz duruşunuz, merhametli bakışınız ve samimi davranışınız tüm insanlığa bir umut ışığı olmuştur. Her türlü bölücülüğün, ırkçılığın, faşizmin, fanatizmin, aşırılığın ve vandalizmin hızla yayıldığı dünyamızda sevginin, merhametin, kardeşliğin ve sade bir insan olmanın haysiyetinin ne demek olduğunu hepimize hissettirdiğiniz için size minnettarım. 

Yaşadığınız acıyı yürekten paylaşıyorum. 
Şahsınızı sevgi ve saygıyla selamlıyor, tüm Yeni Zelandalılara bugünlerde ve daima sabır, metanet, dayanışma, sevgi ve barış içinde bir arada yaşamaları için dua ediyorum. 

Allah inanan ve güzel işler yapanlarla beraberdir. 


M. Peyami BAYRAM
İstanbul'dan bir dostunuz


Nazik sözleriniz için teşekkür ederim.

Başbakan, Christchurch'teki saldırının ardından gösterilen destek ve merhamet ve başsağlığı mesajlarını paylaşmak için zaman harcayan binlerce insan tarafından derinden etkilendi.

Benden aşağıdaki ifadeyi iletmemi istedi:

Düşüncelerim, sevdiklerini kaybeden ve şimdi tarifsiz bir acı ve keder yaşayan ailelere aittir. Bu acıyı ortadan kaldıramasam da, Müslüman topluluğa sevgilerimi, pek çok Yeni Zelandalı'nın sahip olduğu ve onlara destek olmak için elimden geleni yapacağımın güvencesini gönderiyorum. Amacım, etkilenenlerin ihtiyaç duydukları özen ve desteğe sahip olmalarını sadece değil, gelecek aylarda ve yıllarda da sağlamak.

Bu trajik bir zaman ve Yeni Zelanda’nın tümü bu etkiyi hissediyor. Bir millet olarak daha önce yaşamadığımız bir keder ve öfke biçimiyle boğuşurken, topluluk etkinliklerinde, sosyal medyada ve ülkenin dört bir yanındaki insanlar tarafından ifade edilen şefkat ve nezaket bize bir millet olduğumuzu gösteriyor .

İleride, hepimizin korumak için çok çalışacağımız değerlerin olduğunu biliyorum.

Temasa geçtiğiniz için tekrar teşekkür ederiz.

Saygılarımla


Dinah Okeby
Başbakanlık Ofisi

Dear Prime Minister,


Honorable Lady,


You touched the whole human family with the affection of a mother who felt the indescribable pain on March 15, 2019 from the very first moment. Your unique stance, compassionate look and sincere attitude have been a glimmer of hope for all mankind. I am grateful to you for making us all feel what love, compassion, brotherhood and dignity of being a simple person means in our world where every kind of separatism, racism, fascism, fanaticism, extremism and vandalism are spreading rapidly.


I heartily share your pain.

I salute you with love and respect, I pray to all New Zealanders to live together in patience, fortitude, solidarity, love and peace.


Allah is with those who believe and do good works.



M. Peyami BAYRAM

A friend from Istanbul



Thank you for your kind words.

The Prime Minister has been deeply moved by the support and compassion shown in the wake of the attack in Christchurch, and by the thousands of people who have taken the time to share their condolences.

She has asked me to pass on the following statement:

My thoughts are with the families who have lost loved ones and who are now experiencing unimaginable pain and grief. While I can’t take away this pain, I send the Muslim community my love, as so many New Zealanders have, and the reassurance that I will do all I can to support them. My focus is ensuring those who have been affected have the care and support they need - not just now, but in the coming months and years.

This is a tragic time, and all of New Zealand is feeling the impact. While we as a nation grapple with a form of grief and anger we have not experienced before, the compassion and kindness that has been expressed at community events, on social media, and by people right across the country show us who we are as a nation.

Going forward, I know those are the values we’ll all work hard to protect.

Thanks again for getting in touch.

Kind regards


Dinah Okeby
Office of the Prime Minister


04/04/2019

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...