23 Ekim 2014

Oku

Oku

Doğruya yakını doğru sanma, 
kendi aklını kullan başkasına kanma. 
Doğrunun ölçüsü hak ve adalettir. 
Aklın mihengi ise bilgi ve hikmettir. 
Ölçüden en ufak bir sapma varsa o doğru denilen şey doğru değildir, mihenkten de en ufak bir sapma varsa aklın bilgi ve hikmetten yana gıdası noksandır. 
Hak ve adalet yönün, bilgi ve hikmet kılavuzun olmuşsa hayatı oku, tabiatı oku, insanı oku, kitabı oku, kendini oku, tarihi oku, kısaca her şeyi oku. Bunların hepsini de mutlaka insanı mikroskobik bir hücreden Yaradan'ın adıyla oku. Unutma ki bunları okusan da okumasan da bir gün onlarla yüz yüze geleceksin ve sonunda hepsi senin için şahitlik edecek.


Peyami Bayram
14/10/2014
İstanbul
Galata Mevlevihanesi

Sufizmin ne olduğunu müzedeki tanımından okuduktan sonra müzede kültürel olarak sufilerin çok sayıda eserleri ve hatıralarını görmek mümkün. Sema denilen ayin/gösteri yaptıkları mekan da resimdeki gibi mihrabı ve minberi ile sanki bir camiye benziyor. Fakat öğreniyoruz ki mihrap ve minber "sembolik" olarak yapılmış, zira kıbleyi bile göstermiyormuş(!) Dış avlusunda güzel bir şadırvanı da bulunan bu mevlevihane/müzede "sembolik" de olsa namaz kılmak için bir mekan yok bugün! 
Ben şadırvanda abdest almak üzere hazırlanırken İranlı bir turist Celalettin Rumi'nin Şems ile olan muhabbetlerini anlatarak niçin Şems konusu burada pas geçiliyor meselesini sordu, diğer avrupalı bir turist ise kendisinin müslüman olmadığını ve şadırvanı kullanıp kullanamayacağını sordu. 
Ne garip bir dünya Ya Rabbim.


14/10/2014



Adres arayan bulut

Resulullah (s.a.v.) buyuruyor:
Adamın biri hâlî(ıssız) bir sahrâda giderken, bir bulutun içinden “Filânın bahçesini sula” diye bir ses işitti.
O bulut gitti, suyunu bir kayalığa boşalttı.
Oradaki derelerden bir dere suyun tamamını aldı.
Adam dereyi takip etti. Baktı ki, bir adam, bahçesinde durmuş, küreğiyle suyu kendisine çeviriyor.
“Ey Allah’ın kulu, senin adın ne?” diye sordu.
Adam “Filân” diye, daha önce buluttan duyduğu ismi söyledi. Sonra, “Ey Allah’ın kulu, benim adımı niçin soruyorsun?” dedi.
“Çünkü şu suyun olduğu buluttan ‘Filânın bahçesini sula’ diye senin adını söyleyen bir ses işittim. Sen burada ne yapıyorsun ki böyle birşeyi hak etmişsin?”
Adam “Madem sordun, söyleyeyim,” dedi:
“Ben bu bahçeden ne kadar mahsul çıktığına bakarım, sonra onun üçte birini bağışlarım, üçte birini ailemle birlikte yerim, üçte birini de tohumluk olarak bahçede kullanırım.”
– Müslim, Zühd: 45
Yok ile aram yok, 
hiç benim yakınım değil. 
Ben hep varım
ve
hiç yokum. 
Sen bunu anlamasan da
bu hep böyledir
ve
hiç öyle olmayacak.

17/10/2014

Empati

Ben,
adam değilim;
senin derdini dert edinmezsem,
namerdim;
sen ağlarken 
gülersem.
Sen ise,
gülersen
bana rağmen
gözyaşımda boğulursun
vicdan çölünde.

Peyami Bayram
17/10/2014
İstanbul

Şeytan

Yudum yudum
içtin,
lokma lokma
yedin
içimden bir yerleri.
Oysa;
Ben senin
emzirdiğin çocuğum
gösterdiğin siluetinden;
içini
ele vermeden.

Peyami Bayram
17/10/2014
İstanbul
İnsan,
gönlünün gördüğünü istemez;
gözünün gördüğüne aldanır.
Göz görmekten yorulmaz,
gönül bir kararda durmazsa dünya çekilmez olur.


18/10/2014

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...