01 Ocak 2026

Çağrı


Gündelik telaşlar içinde geçen bir hayatın içinde bazen durup kendimizi hesaba çektiğimiz anlar olur. O anlar çok kısa bile olsa bir anlamda insanın ruhen karantinaya girdiği vakitlerdir. 

Bu karantinadan rehabilite olup çıkmak, yani ruhen bir olgunluğa erişmek mümkündür. Ya da kin, haset, nefret, utanç, keder, pişmanlık, acziyet, ihtiras, yoksunluk, eziklik, yenilgi, zafer, kibir, gurur gibi farklı duygular neticesinde kendine ve başkalarına zararlı, hastalıklı bir ruh haline de girebilir insan. 

İç sesini dinlediği gibi dış seslere de kulak vermek insanın temel ihtiyacıdır. Denizin, ormanın ve gökyüzünün farklı zamanlardaki sesleri, kokuları ve görüntüleri dikkatini veren insana daima çok iyi gelir.  Bunun yanında güvenilir, sevilen bir dostun varlığı, yanında bulunmak ve onun sohbeti de insan ruhuna iyi gelen şeylerin başında yer alır.

İslam coğrafyasında sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı olmak üzere günde beş vakit okunan ezan da insanın ruhuna latif bir sesleniştir. Hem de yine bir insanın sesiyle.

Ezan okunurken ilkin "Allahuekber" diyerek insana  o anda her ne yapıp ediyorsa her kim olursa olsun herkes gibi sıradan bir insan olduğunu ihtar eder. "Herkesten, her şeyden çok daha büyük ve yüce bir yaratıcı var!" diye seslenen bu nida dört defa tekrar ederek insanın işlerine ara vererek veya ara vermeksizin de olsa düşünmesi, bu hakikati hatırlaması istenir.

Sonra "eşhedu en laihahe illallah" diye seslenir müezzin. Allah'tan başka kulluk edimeye layık hiç bir şey yoktur. Bu inanca şahitliğin ilan edildiğini bildiren bu söz iki kere tekrar edilerek adeta duyanlar bu şehadete katılmaya davet edilir.

Peşinden "eşhedu enne Muhammeden resulullah" sözüyle bu defa da Hz. Muhammed'in o yüceler yücesi, kendisinden başka tapınılacak, kulluk edilecek bir varlık olmayan Allah'ın elçisi olduğuna şehadet edilir. Bu şehadet de iki kez tekrarlanarak adeta bu koroya siz de katılın denilir.

Arkasından iki kez tekrarlanan "hayyal essalah" sözüyle bu defa insanlar açıkça namaza çağrılır. Bu namaz ki; salattır, bir dik duruştur, omurgalı olmaktır, yukarıda ifade edilen şehadete sadık kalmaktır, hiç kimseden ve hiç bir güçten korkmadan, çekinmeden Hakk'ın önünde saf tutmaktır, yalnız O'nun önünde eğilmektir, kulluğunu bilmektir, kendine gelmektir, kişiliğini ve kimliğini hatırlamaktır.

Çağırıcı "hayyal el felah" sözünü de iki kez tekrar ederek bu çağrının esenliğe, kurtuluşa ve huzura yapılan bir çağrı olduğunu ilan eder. Bu çağrıya uyanların selamet sahiline varacağı müjdelenmektedir.

Müezzin ilk başta söylediği “Allahuekber” sözünü iki defa daha tekrar ederek bu çağrıyı duyan herkese her şeyden yüce, alemlerin Rabbi olan Allah’ı hatırlatmak için yapıldığını bildirir. 

Ve son olarak her ne yaparsanız yapın, ister bu çağrıya şimdi katılın ister daha sonra ama bilin ki Allah'tan başka kulluk edilmeye layık hiçbir ilah ve ebedi otorite yoktur. İlk söz "ol" demekle yaratıcının olduğu gibi son söz de mutlaka O'nun olacaktır der: "lailahe illallah".

Peki, bu çağrıyı hergün beş defa duyuyor muyuz?

Yoksa rüzgarlar, dalgalar, kuşlar, yaprakların hışırtısı, gökyüzünün maviliği, yanıp sönen yıldızlar gibi gündelik telaşenin arasında kaybolup gidiyor mu?

İnsan olarak gözümüzü, kulağımızı, zihnimizi ve yönümüzü senkronize edemeyince huzur da bulamıyoruz.

Derler ya "namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz" diye.

İki dünyalı olmayanlara sözüm yok. 

Fakat ahirete iman edenlere bu çağrıya kulak vermeden iki dünyada da huzur olamayacağını söylemeliyim.

“Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm. Şu halde benim davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulabilsinler.”

Bakara (2:186)


Kalın sağlıcakla,

Peyami Bayram

1 Ocak 2026
Arnavutköy, İstanbul 





2 yorum:

  1. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. Aynen katılıyorum güzel kardeşim benim, selamlar ve saygılar sunarım, iyiki varsınız.

    YanıtlaSil

Lütfen yorumlarınızda isminizi belirtiniz. Teşekkürler.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...