10 Haziran 2021

İyi ki internet var..


İyi ki internet var..


Gördünüz ya çocuklar,

güzel şey bu internet;

bize dünyayı gösterir,

komik komik filmler,

bir de hüzünlü hikayeler.


eski dostlarını bulursun,

gruplarda coşar yorulursun,

mesajlarda boğulursun,

saatlerce gezinir

kendini ilgilendirmeyen bir çok şeyde kaybolursun,

bir, iki faydalı yazı okumakla da avunursun.


bilmek istemediğini okumaz,

duymak istemediğini dinlemez,

görmek istemediğine bakmazsın.

amma velakin;

selam bile vermeyeceğin,

hatta selamını dahi almayacağın insanlarla

arkadaş olursun,

yanına yaklaşmayacağın işleri de sırf meraktan 

takip edersin.

sanal dünyadır diye bazen sahte isimlerle gezersin

sanırsın ki izini kimse görmez;

tek akıllı sensin!


kim kiminle nerede ne halt etmiş

merak edersin,

sana ne? sanki düzeni kuran sensin;

değiştirmeye gücün varsa kendini düzeltirsin..

işine bu kadar vakit ayırsan;

her yıl terfi edersin.


merak ediyorsan deyivereyim;

ne kellik ilacı bulundu,

ne mafya çökertildi,

ne de varoş kızları yıldız oldu bu alemde.


aç tavuklar darı ambarında görür kendini yüzyıllardır,

hikaye aynı, değişmiyor asırlardır.

ilim istersen oku, araştır, sorgula, arşivle, yorumla;

kitap, defter, kalem ya da bilgisayar tuşunla.

kazanç istersen de çalış, boş durma;

zamanını boş işlerle doldurma.


akıllı telefonun var senden akıllı,

bilgisayarın; sanki danışman ak sakallı.

sen nesin peki?

bir düşün bu dediklerimi;

belki ben geri kafalı,

sen haklı?!


Peyami Bayram

10 Haziran 2021

İstanbul




03 Haziran 2021

Yüksek öğrenimin getirdiği pek yüksek kaygı

Niçin ha bire yeni üniversite ve yeni fakülteler açılıyor?

- Diplomalı sayısı artsın, ülke istatistikleri güzelleşsin.
- Öğrenci sayısı artsın işsizlik rakamları azalsın.
- Özel okul işletmecilerine gelir olsun, ekonomi canlansın.
Sonuç mu?
Gariban takımı için boş ümit.
Yazık!

Ziraat, jeoloji, peyzaj, endüstri ve daha pek çok mühendis, iktisat, işletme, fizik, tarih gibi onlarca bölümün yanı sıra hukuk, eczacılık ve veterinerlik bölümleri de ihtiyaçtan çok çok fazla var ülkemizde. Bir de bu ihtiyaç fazlası bölümlere ihtiyaç fazlası öğrenci alınıyor. Yetersiz akademik personel ve yetersiz fiziki imkanlar da eklenince üzerine mezunların seviyesini siz düşünün. Sonra da diplomalı işsiz bir yığın gençlik.
Peki, bu gençler diplomasının altını doldurabiliyor mu?
Yabancı dil biliyorlar mı? Mesleğiyle ilgili bilişim sistemleri, yazılım ve muhtelif programları kullanmayı biliyorlar mı?
Meslek ve ilgi alanına yönelik farkındalık düzeyi ne seviyede?
Hiç para kazanma deneyimleri olmuş mu?
Bunların ek olarak; bu gençler herhangi bir işe başlamak için asgari hangi seviyede ve ne kadar bir gelirle işe başlamaya ikna olabilirler?
Bu çetin sorular da her yerde çokça açılan üniversite ve fakültelerin meydana getirdiğidir sorunlardandır.
Çocuğunu illa da okutmak isteyen kıymetli ebeveynler bir daha düşünsün her şeyi yeni baştan bence.

Merhum Mehmet Akif Ersoy yüz yıl önce de aynı sorundan bahsetmiş, yani değişen bir şey pek yok;
Bir alay mekteb-i âlî denilen yerler var;
Sorunuz bunlara millet ne verir? Milyonlar.
Şu ne? Mülkiyye. Bu? Tıbbiyye: Bu? Bahriyye. O ne?
O mu? Baytar. Bu? Zirâ’at. Şu? Mühendishâne.
Çok güzel, hiçbiri hakkında sözüm yok; yalnız,
Ne yetiştirdi ki şunlar acaba? Anlatınız.
İşimiz düştü mü tersâneye, yâhud denize,
Mutlakâ âdetimizdir, koşarız İngiliz’e.
Bir yıkık köprü için Belçika’dan kalfa gelir;
Hekimin hâzıkı bilmem nereden celbedilir.
Meselâ büdce hesâbâtını yoktur çıkaran...
Hadi mâliyyeye gelsin bakalım Mösyö Loran.
Hani tezgâhlarınız nerde? Sanâyi’ nerde?
Ya Brüksel’de, ya Berlin’de, ya Mançester’de!

Safahat, Asım Kitabı, 22 Zilhicce 1337, 18 Eylül 1335 (1919)

01 Haziran 2021

Ey iktidar sahipleri,

Bu gidişatı iyi okuyun. Yoksa sizin gidişatınız olur bu olaylar.
Ben iktidarım, ben güçlüyüm, ben çoğunluğum vs diyerek her aklıma eseni, her işime geleni yaparım, kimseyi de dinlemem diyemezsiniz.
Hani balkon konuşmasında "bize oy vermeyenlerin de hakkını gözeteceğiz, onların da hükümetiyiz" demiştiniz. Ne oldu da halkın bu yoğunlaşan tepkisine kulak tıkıyorsunuz?

Evet beşer şaşar, hata yapılmışsa ve birileri bunu dile getirmişse hatadan dönmek fazilettir. Nerde o eski faziletliler?!
Bu basit bir parkın üç beş ağacının kesilmesi meselesi iken korkarım provokasyonlarla çok farklı mecralara sürüklenmeye meyyal bir duruma dönüşüyor.

Her ne kadar tam anlamıyla adil bir sistem olduğuna inanmasam da yine de demokratik yollarla iktidarların değişmesi gerekir. Siz demokrasinin halkın sesine kulak verme veya yukarıda bahsettiğim sizin söyleminizde de geçen oy vermeyenlerin de hakkını koruma prensibine riayet etmezseniz yine demokrasinin gereği olan sivil itaatsizlik, gösteri ve protestolar ile iktidardan uzaklaştırılırsınız. Hiç beklemediğiniz ve tahmin edemeyeceğiniz senaryolar bir anda sahneye konur ve bir de bakarsınız ki siz de figüran olmuşsunuz. Lütfen bu oyunlara zemin hazırlamayın. Kaos ortamları emperyalist ve kapitalist güç odaklarının işine yarar her zaman. Sizin açınızdan iktidarınızı ve benim açımdan ülkemizi kurtarmak için bu faşizan yöntemleri, bu tekebbürü, azınlık dahi olsa halkın sesine kulak yıkamayı terk edin. Yoksa sizin de sonunuz gittikçe azgınlaşan diktatörler, firavunlar, şahlar, padişahlar gibi büyük bir yıkım olur.

Ben sizin yıkılışınızın halkın başarısı olacağına sevinenlerden olmayacağım. Çünkü bu tür yıkılışlarda altta kalanın hep fakirler, işçi/emekçi ve sade vatandaşlar olduğunu biliyorum. Irk, dil, din, mezhep, bölge ve sınıf farkı gözetmeden ülkemin bütün insanlarının canına, malına, işine, nesline, ırzına/ namusuna ve inancına zarar gelmesini istemiyorum.

Barış söyleminizi burada da gösterin.
Ey halkım,
Siz de işi şirazesinden çıkaracak provokasyonlara kapılmayın. Demokratik bir hakkın kullanımını kaosa gidişin bir basamağı yapmayın. Lütfen kendinizi kullandırtmayın!

Peyami Bayram
1 Haziran 2013
İstanbul

Not:
Yukarıdaki yazıyı 31 Mayıs 2013 gecesinde başlayan ve Gezi Olayları olarak yakın tarihimize kaydedilen olayların sıcağındayken yazmıştım.
Bu olayların ilerleyen günlerinde gerilim arttı, provokasyon bariz bir şekilde olayları şirazesinden çıkarttı. Polis daha da sertleşti. Ancak iktidar sessiz geri adım atarak bahse konu projeyi rafa kaldırdı. Başbakan protestocuların temsilcileriyle görüştü.
Aradan sekiz yıl geçti. Bu sekiz yıl içinde 17/25 Aralık, MİT Başkanı'na operasyon girişimi, ve nihayetinde hain bir darbe teşebbüsü yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti hükümet sistemi anayasa değişikliği ile başkanlık sistemine geçti.
Gezi olayları ile ilgili hala devam eden davalar bulunmaktadır.

1 Haziran 2021

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...