Çocuklar hiç çekinmeden her ortamda her türlü soruyu sorarlar.
Çocuklar merakları sosyal kaygılarından büyük olduğu, toplumsal sınırların henüz farkında olmadıkları ve beyinsel gelişimleri filtreleme mekanizmasını desteklemediği için sorularını çekinmeden sorarlar.
Bu nedenledir ki çocukların önemli sorunları olmaz. Küslükleri çabuk son bulur, kırgınlıkları kolay onarılır.
Yetişkinler ise soru sormaktan çoğu zaman imtina ederler. Kimi zaman sosyal kaygılardan, kimi zaman “ben bilirim”düşüncesiyle ve bazen de “ne gerek var” diyerek akla gelen sorular askıda bırakılır, zihnin bir köşesine atılır. Zira akla gelen sorular cevaplanmamışsa asla silinemez.
Böylece insan büyüdükçe kendi kendine yeter hale geldiği zannına kapılarak sorularını azaltır. Öğrenmeyi, soru sormayı bir kenara bırakan insanın zihinsel gelişimi körelmeye, sosyal ilişkileri de zayıflamaya başlar.
İşte bundan dolayı insan muhtelif sorunlarla baş başa kalır. Kendini yeterli görerek, çekingenliğinden, üşengeçliğinden veya ertelediğinden zihninde biriktirdiği sorular ayrı ayrı veya bir araya gelerek birer sorun haline gelirler.
İnsan sorun sahibi olmamak için sorularını yerinde ve zamanında sormalı, tatminkar cevap buluncaya kadar da takipçisi olmalıdır.
Öte yandan bir sorunu olduğunu düşünen insanın da o sorun ile ilgili kendi kendine sorular sorması ve cevaplarını araması gerekir. Yani insan sorunlarla sorular aracılığıyla yüzleşmek zorundadır.
Fakat pek çok sorun artık insanın kendi kendine çözemeyeceği bir mesele haline gelmiştir. Bu yüzden bu tür sorunlarda zihninin derinliklerinde sakladığı soruları cevaplanması için bulup çıkaracak bir dosta ve belki de bir uzmana başvurmalıdır.
Kısacası;
- Cevaplanmayan sorular soruna dönüşür.
- Sorusu olmayanın sorunu olur.
- Sorunlar sorularla çözülür.
- Sorularınızın peşine düşmezseniz sorunlar peşinizi bırakmaz.
Peyami Bayram
17 Kasım 2025
İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Lütfen yorumlarınızda isminizi belirtiniz. Teşekkürler.