20 Eylül 2025

Moskova Notları

 Moskova Notları 2


Bugün burada son günümüz yarın kısmet olursa dönüyoruz mübarek Türkiyemizin İstanbul topraklarına. Burası ile ilgili aslında yazılacak daha çok şey var fakat fazla vaktim yok. Belki dönüş yolunda bazı notlar alabilirim. 

Sovyet devrimi ve perestroyka arasındaki benzerlikler ve farkları yazmak istiyorum. 

Rus kültür ve sanatı da bir başka konu. 

Neyse şimdilik de bu kadar. 

Partizanskaya (Партизанская)


Moskova Notları 3


Çarlık Rusya'sının halkın açlık ve sefaleti karşısındaki çözümsüzlüğü veya çaresizliği Rus halkını ölüm kalım mücadelesine sürüklemişti. Bolşeviklerin herkese iş, aş. eşitlik, sosyal adalet, paylaşımcılık gibi söylemleri halkın beklentileri ile birebir uyuşuyordu. Böylece 1917 Ekim devrimi Lenin'in önderliğinde halkın desteğiyle gerçekleşti. Çarlığın yerine kurulan Sovyet hükümeti kısa zamanda büyük başarılar elde etti. 


Ruslar sosyalist sistemi civarındaki ülkelere de taşıyarak SSCB'yi 15 cumhuriyetli bir deve dönüştürdü. Daha sonra SSCB dışından da bir çok ülkeyi sosyalist bloka dahil edip Varşova Paktı'nı kurarak iki kutuplu hale gelen dünyanın bizim tarafımızdan "demirperde" olarak adlandırılan "Doğu Bloku" da denilen kutbunu oluşturdular. Bizlerse "özgür dünya"nın bireyleri olarak "soğuk savaş" döneminde onlara bazen acıyarak fakat çoğunlukla nefretle baktık. Nitekim onlar bizim baş düşmanımız, topraklarımıza göz diken mütecaviz, bize rejim ihraç etmeye çalışan kızıl emperyalistlerdi. 


Uzun süren soğuk savaş yıllarında Doğu ve Batı blokları arasında bir çok gerilimler yaşanmıştı. Zaman zaman savaşın eşiğine gelmiş gibi gözükse de aslında ABD ve SSCB'nin kendi halkları ile beraber dünya halklarını da aldattıkları daha sonra anlaşılacaktı. 



İşte böyle bir dünya düzeninde SSCB'nin son Devlet başkanı Gorbaçov "perestroyka/yeniden yapılanma" ve " glasnost/açıklık"tan söz etmeye başladı. Kısa sürede bu sözler hayata geçirildi ve 1989 yılında 72 yıllık Sovyet imparatorluğu dağıldı. 



Bu dağılma sürecinde gerçekte halkın ne kadar desteği olduğu ise biraz tartışmalı gözüküyor. Zira kapalı bir toplum olan SSCB halklarının kapitalist dünya hakkında pek bir şey bildiği söylenemezdi. Onlar sadece batının zenginlik ve refahını görüyor, kapitalizmin acımasız, sömürgeci yanını ise göremiyorlardı. Olsun, yine de tatmaya değer bir şeydi. Ne de olsa sosyalist yaşam sefillik ve fukaralıktan başka bir şey getirmemişti. ABD ve müttefiklerinin vatandaşları daha çok kazanıyor, daha çok harcıyor, serbestçe dünyayı geziyor, her istediklerini elde edebiliyorlardı. Bu her şeye değerdi.



Evet, o özlenen mutlu günler geldi nihayet. 1989 devrimiyle birlikte Rusya ve diğer eski Sovyet halkları "özgürlüklerine" kavuştular. Şimdi onlar da her istediklerini alabilecek, her yere özgürce seyahat edebilecek, çok zengin olacaklardı. Elbet birileri zengin oldu hem de fazlasıyla zengin oldu. Ama bunlar halktan birileri değildi. 

Politbüro denilen Komünist Parti'nin üst düzeydeki yöneticileri ve yine aynı zamanda polibüro üyesi olan bir takım asker ve sivil bürokratlardı zengin olanlar. Gerçi onların zenginliği Sovyet zamanındaki "kazanımlarıydı", yeni bir şey değildi. Ancak bu türedi zenginler dün bu lüks ve şatafatı gizleme ihtiyacı duyarken bugün "özgürce" zenginliklerinin tadını çıkarabiliyordu.



Gelelim halka. Dağılan Sovyet halklarına devlet malı olan oturdukları ev verilmiş. Bir de varsa bir işi o işte çalışmaya devam ediyorlardı. Kapitalizmle beraber hayat pahalılığı herkesi farklı bir telaşa sürüklemiş. Yeni kazanç kapıları ve iş imkanları arayışları başlamış. Herşeyin fiyatı artmış, sosyal devlet kalmadığı için halkın başı ağrısa paraya ihtiyaç duyar hale gelmişti. Ücretli çalışanların aldıkları ücret yeme içme gibi zaruri ihtiyaçları bile karşılayamaz olmuştu. 

Aynı zamanda piyasada tüketim mallarındaki artış insanların daha fazla tüketme arzusunu da kamçıladığı için paraya olan ihtiyaç inanılmaz bir şekilde artıyordu. 1989'dan itibaren yaklaşık on yıllık geçiş ve alışma süreci diyebileceğimiz bir dönem yaşanıyor. 

Bu dönemde yeni yeni ticari faaliyetler başlıyor. Bu bağlamda komşu ülkelere giden dar gelirli Ruslar ve diğer Sovyet halkları paraya çevrilebilir ne buldularsa götürüp ticarete başlamış oldular. Bu arada fuhuş da bir sektör olarak bu halkların gelir kaynakları arasında yerini almış oldu. 



Sovyet zamanında ihtiyaçlarını çok rahat karşılayabilen hatta tasarruf ederek ufak birikimler edinen halkın artık neredeyse zaruri ihtiyaçlar için bile borçlanması gerekiyordu. 

Tam da burada devreye kapitalizmin baş oyuncusu bankalar devreye giriyor. 


Böylece Sovyet imparatorluğunun yıkılmasından sonra egemen tabakanın muazzam zenginleşmesinin yanı sıra sosyalist rejimin kesinlikle yasakladığı iki şey kapitalist sistemin getirisi olarak alt ve orta gelir grubunun önüne konmuştu: Banka/Faiz ve fuhuş. 


Bugün dağılan Sovyet cumhuriyetlerinin o günleri hatırlayanları eski günleri arar olmuşlar. "Nerede o eski günler! Ne iş, ne aş derdi vardı. Ne eğitim ne sağlık sorunu yaşardık. Insanlar daha çalışkan, sistem daha güçlü, haksızlık daha az, kültür ve sanat daha yaygın ve güçlüydü. Imkanlarımız kısıtlı ama daha mutluyduk. Bütün Sovyet cumhuriyetlerinin halkları ile sorunsuz bir arada yaşardık." diyen insanların sayısı hayli fazla. 

Gençler bu değerlendirmeyi yapabilecek durumda değiller. Görüntüye bakarsanız gençler günü kurtarma derdindeler, idealist ve üretken olanlar çok azınlıkta. 


Son olarak dikkatimi çeken bir şey var onu yazmadan olmaz. 


Rusya'da çarlık döneminden beri ayakta olan bir şey var o da Kremlin Sarayı. 

Çar da aynı sarayda yaşadı, halk devrimi yapan Lenin de. 

Sovyet imparatorluğuna son verenler de halen Kremlin Sarayı'nda yaşamaya devam ediyorlar. 


Halk ise her dönemde bir yolunu bulup başının çaresine bakıyor. 


Benim gözlemlerim çok amatörce ve yüzeyseldir. Bence Rusya üzerine çok araştırmalar yapılmalı. Rusya'nın yaşadığı tecrübeler çok derinlemesine incelenmeli. Özellikle gençlerimizin bu alanda çokça akademik çalışmalar yapmasını salık veririm. Tarih, sosyoloji, siyaset bilimi, ekonomi ve Rus edebiyatı araştırma yapılacak alanların başında gelir. 


Moskova'dan herkese selam ve sevgiler.


Peyami Bayram 

20 Eylül 2013

Moskova 

1 yorum:

  1. Çin için Sovyetlerin hataları büyük tecrübe oldu bu arada , daha yumuşak bir geciş yapabildiler kapitalist düzene

    YanıtlaSil

Lütfen yorumlarınızda isminizi belirtiniz. Teşekkürler.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...