21 Nisan 2023

Siyaset Üzerine Denemeler 1

Siyaset ile ilgilenmek

Siyaset, siyasi partiler veya siyasi kişiler hakkında konuşmak ve tartışmak sıradan halktan olan kimselere hiç bir şey kazandırmaz. Bilakis çoğu zaman eş, dost, akraba, arkadaşların küslük ve dargınlıklarına sebep olabilmektedir. Bunu hemen herkes de bilir ama yine de konuşmalar, tartışmalar bir türlü bitmez. 


Günümüzde dijital ortamda görülen ve çok kısa sürede yayılan küçücük bilgi kırıntıları(aslında çoğu dezenformasyon ve manipülasyon olan şeyler) yüzünden insanlar birbirleri ile öyle ateşli tartışmalara giriyorlar ki sanırsın dünyanın en önemli meselesini çözecekler. Ya hu sizin neyinize o ne dedi, öteki nasıl cevap verdi, beriki ne yaptı. İnanın bunları tartışmanın biz sıradan vatandaşlar için hiçbir faydası yok. 


Türkiye’de alt gelir grubundan sıradan bir vatandaşımız hangi partiden milletvekili olabilir? Olsa olsa köyünde, mahallesinde muhtar olur. Muhtarlık şimdilerde eskisi gibi etkili, yetkili bir makam da değil zaten. 


Görünen o ki; siyasetçi dediklerimiz aslında demokratik rejimler vasıtasıyla kaldırıldığı söylenen elitist, aristokrat bir burjuva sınıfı oluşturmuş durumdadırlar günümüzde. Yanlarına da yine kendileri gibi halktan uzak, konforu yüksek bir takım üst düzey bürokratlar, sanayici/bankacı/finansçı kapitalistler ile dörtlüyü tamlayan olmazsa olmaz sözde din ve bilim adamlarını da alarak iktidarda veya muhalefette teşrik-i mesailerine devam ediyorlar. Bu küçük ama egemen azınlık geriye kalan kahir ekseriyetin ağzına bir parmak bal sürerek gözlerini boyamak suretiyle  ülkenin muazzam kaynaklarının kendi aralarında taksimini yapmak için bir araya gelirler çoğunlukla. İktidar ve muhalefet mensuplarının sahnede birbirlerine karşı sert ve çatışmacı tutumlarına karşın sahne gerisinde menfaat paylaşımı ve akçeli işlerdeki ilişkileri çok farklı yürümektedir. 


Tüm bu manzarayı görmeyen halkın kendisine servis edilen magazinel konulardaki çok basit ve detay konuları tartışmasının kime ne faydası var Allah aşkına söyler misiniz şimdi?


Ben söyleyim; halkın esas sömürü mekanizmasını ıskalayarak çok daha  tali meseleleri tartışması halktan kopuk elitist, aristokrat burjuva sınıfın ekmeğine yağ sürmektedir. İstedikleri tam da budur. 


Bu çerçevede siyaset; en aklı başında sıradan vatandaş için sadece seçim günü oy pusulasında önüne konulan kötülerden en az kötü olanına mühür basmaktan başka bir şey değildir. Çünkü halkın seçim değil geçim diye bir derdi vardır ve olmalıdır. Öyle ya; hangisi iktidara gelirse gelsin bu bakışla vatandaş için fazla değişen bir şey olmayacaktır. 


Peki bu durumda ülkemizin ve milletimizin menfaatine bir siyaset yapılamaz mı?


Yapılabilir elbette. 


Bunun için benim görebildiğim tek tutarlı ve mantıklı yol hariçten gazel okumayıp, sağda solda, sosyal medyada tartışmalara girmektense kendinize hangi siyasi partiyi daha yakın hissediyorsanız o partide aktif olarak görev almalısınız. Bu şekilde kendi başına bireysel olarak siyasi tartışmalar yapan kimseler hem içine girdikleri siyasi partilere güç katmış olurlar hem de belki o partinin içinde yanlış giden şeyleri görerek düzeltme imkanları olabilir. Böylelikle ideal olarak gösterilen katılımcı demokrasiye bir nebze de olsa katkı sağlanmış olacaktır. 


Maalesef biz eleştiriye açık ve katılımcı bir toplumsal geleneğin içinden gelmediğimiz için biat ederek, lider, önder, hoca, şeyh, reis vs bildiklerimizin peşine takılmayı seven sonra da bir şeyler yolunda gitmeyince ona çeşitli kılıflar giydirmeye çalışan kraldan çok kralcılık yapmayı seven bir toplumuz. 


Önce kendimiz nefsimizle iç muhasebe yapmayı, sonra da ailede eleştiriye açık ve katılımcı yönetim anlayışına geçmeyi becermeliyiz. Adaleti gerçekten istiyorsak bizzat kendimiz ve en yakınlarımız, sevdiklerimiz veya peşinden gittiklerimiz hakkında dahi olsa gerçeğin peşinde ve hakkın yanında olmalıyız. 


Emek vermediğimiz halde bize sunulan küçük büyük bütün nimetlerin mutlaka bize ödetilecek bir bedeli olacaktır. Gözümüzü boyayarak aslında zaten bize ait olan bir şeyleri lütfeder gibi bize verenler ya özgürlüğümüzü veya üzerinde oturup da farkında olmadığımız servetimizi elimizden alırlar. Böylece sömürü çarkı yürür gider. Sömürü yabancılar tarafından yapılınca kötü ve başa çıkılması, mücadele edilmesi gerekir de bizden birileri, yurdum insanı yapınca sessizce izlemek mi gerekir? Asıl siyaset, yani her şeyi yerli yerine koyma, haksızlığa karşı durma belki de bu yolda çokça çaba sarf etmektir. 


Kısacası neresinden bakarsanız bakın doğru ve halkın yararına siyaset ciddi emek ister. 


Alkışlamakla emek verdiğini sanmak ise ahmaklığın zirvesidir. 


Peyami Bayram

22 Nisan 2023

İstanbul

Bayram

 Bayram


Sevgi ve neşe dolsun gönüllerinize,

Işıl ışıl, mis kokulu evlerinize. 

Çocuk kahkahaları bol olsun, 

Odalarınız çokça misafir dolsun. 

Tatlı yiyin tatlı sohbetlerle,

Küslükler son bulsun sarılan gönüllerle. 

Öksüz, yetim ve yoksulu sevindirin;

Bayram etsin tüm insanlar 

O vakit gelmiş olur hakiki bayramlar. 


Peyami Bayram

20 Nisan 2023, 29 Ramazan 1444(Arefe)

20 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 5

Kur’an-ı Kerim İslam inancının temel kaynağıdır. 


Cenab-ı Allah tarih boyunca insanlara elçiler aracılığı ile nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğini iletmiştir. Bu iletişimde bazı elçilere sadece hitap, bazılarına ise hitap ile beraber kitap da vermiştir. Bu kitapların sonuncusu ise Allah’ın son elçisi Hz. Muhammed’e verilen Kur’an-ı Kerimdir. Bu kitap önceki kitapları ve elçileri tasdik edici son ve mükemmel kitap olarak 15 asırdan beri insanlığın elinde ilk günkü gibi duruyor. 


Peygamberimize ilk vahiy Ramazan ayında gelmeye başladığı için Ramazan ayında biz müslümanlar için her yıl Kuran’ı tekrar okuyup üzerinde derin derin düşünmek, tefekkür etmek ve akletmek çok önemli bir vazifedir. Bir yandan oruç tutmak suretiyle maddi, bedeni olarak arınmaya çabalarken öte yandan anladığımız dilden çokça Kuran okuyarak manevi yönden yaralarımızı tedavi eder, okuduğumuz her satırı iyice anlayıp hayatımıza çeki düzen veririz. 


Bu Ramazan ayında Kuran’ı tekrar okuduğumda yine üzerimde çok derin izler bıraktı. Bu kitap(Kuran) öyle bir kitaptır ki okudukça sizi içine çeker ve her seferinde yepyeni bir bakışla bambaşka yerlere götürür. Aslında ilk okuduğunuzda sıradan ifadeler gibi gelebilecektir. Ama kendi içinde öyle muazzam açılımlar var ki bunu sakin ve dingin bir zihinle ve tekrar tekrar okudukça anlayabilirsiniz. 


Allah’ın insanlara gönderdiği son ilahi kitap olan Kuran ölümden sonraki hayata inanan tüm insanlar için tek kurtuluş reçetesidir. Yüce kitabı bize gönderen Allah itirazı olanlara ise net bir şekilde meydan okuyor:


‘Yoksa “onu kendi uydurdu” mu diyorlar? O halde sen de onlara de ki: “Haydi siz de onun gibi uydurulmuş on sûre getirin. Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın. Eğer doğru söylüyorsanız” 

(11 Hud:13)


‘De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”

(İsra 17:88)


Evet, 15 asırdır hiçbir harfi bile değişmeden ilk hali ile bize aktarılan Kuranı Kerim gerçekten ilahi olarak korunmuş, bir benzeri de bugüne kadar ortaya konulamamış bir kitaptır. 


Yılın diğer aylarında da okumaya ve üzerinde çokça tefekkür etmeye devam edelim inşallah. Buna gerçekten çok ihtiyacımız var. 


‘Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.’

(Rad 13:11)


Güle güle Ramazan. 

Bizi bayrama kavuşturan yüceler yücesi Allah’a sonsuz şükürler olsun. 


Peyami Bayram

20 Nisan 2023, 29 Ramazan 1444

Arnavutköy, İstanbul 


14 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 4

Duanın kabul olması için gereklerinin icrasına amade olacak gönülde olmak lazım. 
Yoksa dua; işin üzerine düşen kısmını dahi yapmadan kendi mükellefiyeti de dahil bütün işi başkasının yapmasını beklemek gibidir. 
Bu da Allah’a borç/mükellefiyet/sorumluluk yükleme hadsizliğidir.
Dua etmenin tam karşılığı davet etmektir.
Düşünün misafir davet etmişsin ama hiçbir hazırlığın yok. Bilakis her şeyi misafirden bekliyorsun. Hatta belki kendini misafir gibi ağırlayacak birini/birilerini istiyorsun. Bu ne biçim davet demezler mi adama?
Hiç düşünmez, hiç akletmez mi insan?

Bizim konforumuzu bozmak istemeyen kurnazlığımızı bize şah damarımızdan daha yakın olan yüceler yücesi Allah bilmez mi hiç!

Aldanma gönül, kendini de aldatma!
Çalış, uğraş, didin; yan gelip de yatma!
Elin tutarken hiç başkasından umma!
Kendi işini elin üstüne atma!

Peyami Bayram
14 Nisan 2023, 23 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul

12 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 3


Ramazan ayının düşündürdükleri 3

Bitkilerden farklı bir yaşam için;

Dua/ibadet etmeden önce - İnanın 
Konuşmadan önce - Dinleyin
Harcamadan önce - Kazanın
Tepki vermeden önce - Düşünün
Vazgeçmeden önce - Deneyin 
Ölmeden önce - Ölümü düşünerek yaşayın

Değerli bir yaşamın ilk şartı önünü ardını, yani niçin yaratıldığını ve sonunu(ahiret) düşünmektir.

İlahi bir kitaba inanmak için sadece ölümü ve sonrasını bile düşünmek yeter sanırım. Kendi sonunu düşünmemek nasıl bir ruh halidir bilemiyorum. 

Düşünmeyenlerin akıl sağlığı yerinde değildir ve onlar hiçbir şeyden sorumlu da değillerdir. 

Aç ve susuz kalmak insanın daha çok düşünmesi ve sorgulama yapması için oldukça iyi bir şeydir. Fizyolojik olarak bedenin, özellikle hormonların dinlenmesi ile insanın ruh halini değiştirir ve düşünme melekesi gelişir. 

Kuranı Kerim’de yüzlerce kez düşünmek, akletmek, tefekkür etmek, idrak etmek, anlamak emredilir veya tavsiye edilir insana. 

Oruçla ve orucun getirdiği ruh hali ile kitabı(Kuranı Kerim) ve ahireti bir arada düşününce bambaşka kapılar açılıyor. 

Düşünen, akleden, idrak eden ve samimi bir şekilde inanan ve öylece yaşayan tüm insanlara selam olsun. 

Peyami Bayram
12 Nisan 2023, 21 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul

Kentsel dönüşüm ve illüzyon


Kentsel dönüşüm mü rantsal dönüşüm mü?

Kelimeler ve kavramları birer sihirli sözcük gibi kullanarak kalabalıkları aldatarak/yanıltarak rant elde edenlere kızanlar yine o kalabalık kitlede olanlar. Yani biz, hepimiz..

Ne garip bir durum aslında değil mi?

Tıpkı illüzyon oyunu izlemek gibi. Herşey gözümüzün önünde ve gözümüzün içine baka baka yapılıyor. Ama bu illüzyon oyunundan çok farklı. Giden bizden gidiyor. Hepimizin, yani kamunun olan hak ve menfaatler bize illüzyonu sergileyenler  ve onlarla işbirliği yapanlara aktarılıyor. 

Ve biz bu oyunu izlemeye devam ediyoruz. Hem de göz boyayıcıları alkışlayarak. 

Siyasi, dini, ideolojik görünümlü farklı narkozlarla uyuşturulan halkın uyandığında kaybettiklerini geri alması neredeyse imkansız hale geliyor. Bizim uyanmadığımızı var saysak bile bizden sonraki nesil neden ve nasıl bu hale gelindiğini, görece niçin fakirleşildiğini sorgulamaya başlayacaktır. 

İllüzyonu alkışlarla izleyen ama aslında ezilen ve sömürülen bu garip kişiler yaşarken sessiz kaldıkları haksızlıklar dolayısıyla sonraki nesiller tarafından da pek hayırla yad edilmeyeceklerdir. 

‘Ben yaşarken oldu herşey’ diyordu ya şair; işte öyle herşey biz yaşarken oluyor. 

Farkında olmak, farkına varmak ve harekete geçmek çok mu zor?

Peyami Bayram

12 Nisan 2023

Arnavutköy, İstanbul 

Çizim: Mimar İrem Mollaahmetoğlu - Mimar Ferhan Yürekli

10 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 2

Konfor dünyada sahte cenneti yaşatır insana. Konfora erişmeyi bunun için ister insan, kavuşunca da bırakmayı hiç istemez. Sonra da konforunu korumak için neler feda eder anlamak için herkes kendine ve yakın çevresine baksın yeter.

Sonunda ölüm olduğunu bile bile, yani toprakta çürüyüp gidecek bir bedenin bu kadar konfora alıştırılması ve bunca şeyin bencilce feda edilmesi ahiret inancı olan insan için ne büyük saçmalık.

Ahirete inanmıyorsa cenneti bu dünyada yaşamak istemesinden daha doğal bir şey de olamaz tabii ki.

Bu dünyadaki bütün çatışmaların temeli işte bu sanırım. 

Cenneti bu dünyada yaşamak isteyen ile Hak ve adalete inanan ve ahirette cennete kavuşmayı uman arasındaki mücadele bitmemiş ve bitmeyecek.

Safını belli etmeyenler ise en tehlikelisi bence..

Peyami Bayram

9 Nisan 2022, 18 Ramazan 1444

Arnavutköy, İstanbul 

05 Nisan 2023

Ramazan ayının düşündürdükleri 1

Biz müslümanlar her yıl Ramazan ayında bir ay aralıksız olarak oruç tutuyoruz. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan orucumuz gün batımında sona eriyor.
Oruç tutmaya niyetlenen bir müslüman normal günlük yaşamına devam ediyor. Ancak oruçlu olmadığı günlerden farklı olarak hiçbir şey yemeden, içmeden ve cinsel münasebette bulunmadan akşama erişmesi gerekiyor. Görünürde çok da zor olmayan bir şey gibi görünüyor. Sağlıklı olan herkesin yapabileceği bir şey gibi. Öyle, gerçekten de sağlıklı bir insan için sabahtan akşama kadar sabredilecek bir durum. Çok sıcak günlerde susuzluk, ve ağır işlerde çalışmak durumunda ise hem açlık hem de susuzluk sağlıklı insanlar için dahi dayanılması zor olabilir elbette. Fakat bu durumda bile sabır ve tahammül boyutları insan iradesini aşan şeyler değil. Önemli olan inanmak, niyet etmek ve azimle sabretmektir. 

Aslında paylaşmak istediğim bunun çok ötesinde bir şey var. 

Yıllardır tuttuğum oruç bana başka bir kapı aralıyor. Her sabah gün ağarırken başladığım ve akşam ezanı ile iftar ettiğim her bir oruç bir gün değil de bir ömrün özeti gibi geliyor bana. Gün boyunca önümde, erişebileceğim her yerde bulunan yiyecekler çok aç olsam da bana yasak/haram ve susuzluktan damağım kurusa da bir yudum su bile bana haram. Helal kazançla elde edilmiş tertemiz ve helal olan bu yiyecek ve içecekleri bana bu süre içerisinde haram kılan ise sadece benim oruca niyet eden iradem. Oruç öyle bir ibadettir ki benim oruçlu olduğumu benden başkasının bilmesine imkan yoktur. Yani yemek içmek konusunda öz iradem dışında beni hiç bir kimse ve güç durduramaz. Aslında görünürde aç ve susuz olarak zayıf olduğum ilk akla gelen bir durum olsa da oruç her yıl benim irademi çelik gibi daha da güçlendiriyor. 

İşte bu bir gün tutulan her bir oruç ve Ramazan ayı bir hayatın özeti gibi gelir bana. Hayat boyu önümde serili yiyecek, içecek, cinsellik, mal, mülk, makam ve benzeri envai çeşit imkanı hayatımın son nefesine kadar inancımın ilkeleri çerçevesinde helallik ölçüsü ile değerlendirir ve haram olana asla uzanmam. 

Oruçlu geçirdiğim her günün sonunda iftar ederken bir yudum suyun, bir lokma yiyeceğin değerini iliklerime kadar hissederim. İftar soframı ailem, dostlarım, varsa muhtaçlar ve komşularım ile paylaşmaktan bambaşka bir haz duyarım. Ramazan ayının sonunda ise bir ay boyunca ortaya koyduğum iradenin mükâfâtını bir bayram şenliği içinde tüm ailem, dostlarım ve komşularım ile birlikte kutlarım. 

İşte böyle; tıpkı oruç tutar gibi bir hayat yaşayıp uzanabileceğim halde harama el uzatmadan, erişebileceğim halde haram işlere bulaşmadan bir hayat yaşamak.  Ömür boyu helali istemek ama onun da zamanını beklemek müslüman bir irade sahibi için hayat yolunun kısa bir özetidir aslında. Cennet; iradesini bu yönde kullanan ve sabreden kulları için Allah’ın sınırsız nimetlerini hesapsızca sunduğu en büyük ve en güzel bayram yeridir. Ne mutlu o bayrama kavuşana. 

Bu sebeple onbir aya sultan olmuştur Ramazan ayı. 

Her sene oniki ayın bir ayında bu talimi yapmazsam nefsim irademe ipotek koyar, beni şeytanın hileli yollarına çeker, Allah’ı unutturur. Ya sonra? Ölüm gelince hangi hazırlık ve hangi sicille ayrılacağım bu dünyadan? Hangi yüzle ve nasıl çıkarım oniki ay boyunca unuttuğum hesap verilecek o makama?

İşte bu yüzden iyi ki oruç var, iyi ki Ramazan var. Öze, yaratılış koduna, fıtrata dönüş, yeniden dirilişe ve ebedi kurtuluşa vesiledir Ramazan. Sabretmeyi, sebatkâr olmayı, sınırları gözetmeyi, kanaati, israf etmemeyi, nefse hakim olmayı ve olanı paylaşmayı bize talim ettiren hep Ramazan günleridir. 

Ben de Ramazan günlerini her yıl yeniden yenilenmek ve kirlerden arınmak için bir fırsat olarak kabul ediyorum. Ve elbette sonunda kavuşmayı ümit ettiğim cennet nimetleri içindeki o en güzel bayramı bu hayat yolculuğunda benimle beraber olan tüm ailem ve dostlarımla birlikte kutlamak istiyorum inşallah. 

Peyami Bayram
5 Nisan 2023, 14 Ramazan 1444
Arnavutköy, İstanbul 


RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...