27 Ekim 2018

Nasihat 6

Nasihat 6

Gençlerin yetiştirilmesi bağlamında aslında okulların çoğu bir işe yaramaz, hatta en iyisi bile..

Şayet bir insanın amacı, hedefi, ülküsü, ideali ve istikbale dair bir planı yoksa verilen eğitimi nerede öğüteceğini, nasıl sindireceğini ve hangi yolda sarfedeceğini bilemediğinden öğrenim hayatı diploma edinme sürecinden öteye gidemiyor.

Çocuklarımıza bir istikamet çizemez, onlara koşacakları bir hedef gösteremez, içinde bulundukları zamana ve mekana ilişkin farkındalık düzeylerini artırmalarına yardımcı olamaz isek yarınlarımız için hiç bir şey yapmış olamayız.

Kim ne derse desin aileden daha iyi bir okul, ebeveynden daha iyi bir öğretmen olamaz. Bu sebeple evlilik ve çocuk dünyaya getirme konusunda gençlerimize çok iyi rehberlik edilmeli, duygu ve bilgi düzeyleri yükseltilmeli, maddi yönden sosyal ve kamu desteği sağlanmalıdır.

Eğitim sistemi çocukların istidadı ve toplumun ihtiyacına göre meslek odaklı planlanmalı, buna bağlı olarak çocuklara üretime katkıda bulunmanın hazzı hissetirilerek mesleki motivasyon ilk andan itibaren sağlanmalıdır.

Hayatın içinde canlandırılmayan bir fikir, bir ideoloji veya bir din insanlığa bir katkı sağlamaz, tarihin akışına müdahil olamaz ve böylece müntesiplerinin iddiaları da boşlukta kalır.

Halis niyet,
Samimi gayret,
Azami cesaret,
Doğru istikamet,
İçtimai muavenet,
Himmet-i devlet,
İnşallah sonu selamet...

Peyami BAYRAM
24/10/2018
Hong Kong - İstanbul

23 Ekim 2018

Bugün günlerden Aşura



Aşura gününde yaşanan Kerbela acısının ve belki bugünlerdeki müslümanlar arası her türlü çatışmanın temeli iktidara karşı nasıl bir muhalefet güdüleceği konusunda hala adam akıllı bir teamül geliştiremeyen biz müslümanların hilafet tarihinin başlarındadır sanırım.

Resulullah'(as)'ın vefatından sonra Hz. Ebubekir'i tanımayıp beyat etmeyen, daha sonra Hz. Ömer zamanında ona beyat etmeyen, Hz. Osman döneminde yine beyat etmeyen bazı sahabeler vardı.

Hz. Ali'ye geldiğinde artık iktidara karşı olanlar muhalefetin boyutlarını çok ileri götürüp silaha sarıldılar.
Gerçi önceki iki halife de muhaliflerin sinsi planları ile katledilmişlerdi ama karşılıklı cephe oluşturup silahlı çatışmaya gidilmemişti.
Muhalifler Hz. Ali'nin karşısına silahlı birliklerle dikildiler, daha da ileri gidip mızrakların ucuna Kur'an ayetleri asıp saldırdılar. Başlarında ise Hz. Aişe annemiz vardı maalesef.

Şimdi ben diyorum ki orada olsaydım ben de annemin karşısına dikilirdim.
Çoğunluğun beyatını alan iktidara karşı olduğu için.
Birliği bozduğu için.
Muhalefeti çatışmaya, çarpışmaya döndürdüğü için.

Bu tutumun bugünkü mezhep yaklaşımları ile bir alakası da yok üstelik.

Delilsiz, mesnetsiz, kulaktan dolma haberler,
haber görünümlü yönlendirmeler,
deformasyon mahsulü bilgiler,
sloganik ve sığ söylemler,
ne idüğü belirsiz kişilerin iftiraları,
mali kaynağı şüpheli kişi ve kuruluşların her türden faaliyetleri,
insanların hassas duygularını sömüren kışkırtmalar,
bir de günümüzde istihbarat örgütlerinin kontrol/güdümündeki her türlü medya.

Bunlar muhalefetin kullandığı yöntemler olmaya devam ediyorsa ve iktidardakiler de bunun diğer cephesi oluyorsa bizim yirmibirinci yüzyılda olmamız bir şeyi değiştirmeyecektir.

Kerbela'nın adı Dağlıca olur, Şemdinli olur, Hakkari olur, Suruç olur, Ankara olur.
1400 yıldır şeytanın temsilcileri şekilden şekle girdiği bu coğrafyada bu zamanlarda da IŞİD olur, PKK olur, İsrail olur, MOSSAD olur, Almanya olur, CIA olur, İngiltere olur, Rusya olur.

Müslümanların iktidarı da muhalefeti de şu ilahi düsturları benimseyip yaşam tarzı haline getirse dünyadaki bu acı, gözyaşı, göç, kan ve ölümler yaşanmazdı;

“İçinizden hayra çağıran, iyiliği önerip emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk (“ümmet”) bulunsun. İşte kurtuluşa erecekler onlardır.”(Âl-i İmran (3), 104.)

“Siz, insanların iyiliği için yeryüzüne çıkarılan en hayırlı topluluk/ümmetsiniz. Çünkü iyiliği önerir, kötülükten sakındırır ve Allah’a inanırsınız..”(Âl-i İmrân (3), 110.)

Hiç istemem fakat korkarım ki bizim birlik, beraberliğimiz ve bir sancak altında toparlanmamız geçmişte olduğu gibi ancak küffarın topyekün taarruzu ile mümkün olabilecek.

Allah'ın son resulü Hz. Muhammed(sa) bu ayrışmanın, kutuplaşmanın ve ırk/kavim/kabile tasssubunun acı neticelerini o günkü ortamdan örnekle çok açık ifade etmiş;

“Nizâr evlâdı: “Yetişin ey Nizâroğulları! “ Yemenliler de: “Yetişin Ey Kahtanoğulları!” dedi mi, hemen tepelerine felâket iner; hemen Allah’ın nusreti üzerlerinden kalkar: Hepsine birden de kılıç musallat olur.”
(Hadîs-i Şerîf, Nuaym bin Hammâd, Fiten 1-396)

Aşuranın tarihte bir gün olarak takvim yapraklarında kalmasını ne çok isterdim.

Peyami Bayram
23/10/2015
10 Muharrem 1437
Bakü, Azerbaycan

Bu yazıyı haklı çıkarırcasına bir de FETÖ musibetini gördük o günden bu yana.
Allah sonumuzu hayır eylesin.

23/10/2018
Hong kong

20 Ekim 2018

Günah ve iman,,

Günah işlemekten korkmayan yoktur, yasak fiili yapmanın nefse verdiği anlık hazzın cazibesidir aklı baştan alan, gönül çelen.  Sonuçta nefsaniyetle elini ateşe uzatanın eli yanar, lakin pazarlıksız bir imanla bedeni ateşe atılana gül bahçesi sunulur.

18/10/2018
İstanbul

06 Ekim 2018

"İlk taşı günahsız olanınız atsın"

"İlk taşı günahsız olanınız atsın"

Çok konuşan,
çok eleştiren,
çok yorum yapan,
ve
ne hikmetse
çok bilen(!)
bir toplum olduk.

Bu bize
sivilliğin,
demokrasinin,
özgürlüğün
ve de çağdaşlığın
bir getirisi sanırım.?

Sorsan
herkes
demokrat,
özgürlükçü,
halkçı,
namuslu,
hak-hukuk güder,
vatansever,
bilimsellikten yana,
vs.

Sanki bu ülke
yaşamadı darbeleri,
sanki  bizim gençlerimiz
kırmadı birbirini,
sanki biz değiliz
birbirini ötekileştiren,
sınıf ve statüler
oluşturan,
sanki Amerikalılar
vergi kaçırdı,
sanki Çinliler
üretti bozuk malları,
sanki Fransızlar
yaptı çürük inşaatları,
ya da Ruslar
kadınlarımıza şiddet
uyguladı
bu ülkede.

Hepimizin
elleri kirli!

Hepimizin elinde
kendimizi karanlıkta bırakan
tam karşıya tuttuğumuz
bir el feneri.

Aynaya bakmayı
sevmeyen
bir toplumuz.

Kendi kusurlarımıza
mazeret üretmekte,
"öteki"nin
kusurunu abartmakta
çok mahiriz.

Özellikle gençlerimize
seslenerek
diyorum ki;
eğer
bu bozuk düzenin
değişmesini istiyorsak.

Hepimiz
derhal
mıntıka temizliğine
başlamalıyız.

İlk önce
kendi ellerimizi
yıkayarak elbette...

Ne diyordu
Meryem'in oğlu İsa(a.s);

"İlk taşı günahsız olanınız atsın"

Peyami Bayram
26.09.2013
İstanbul

04 Ekim 2018

İnsanımız ne halde?

Bu ülkenin insanları
evde ana-baba,
okulda öğretmen,
işyerinde patron,
kışlada komutan,
karakolda polis,
evlenince koca
dayağı ile yo(ğ)rulmuştur.

Bu en azından bizim yaşlarda olanlara kadar böyledir.
Belki bu yüzden bizim insanımız;
biraz nobrandır,
yüzü gülmez,
bakışları donuktur.
Sosyal ilişkilerinde çekingen,
medeni cesareti noksan
ve en önemlisi;
belki bu yüzden şiddet eğilimli
ve her an patlamaya hazır barut fıçısı gibidir.

Sevgi tohumlarının ekilip
yeni filizlenecek sevecen,
güler yüzlü,
merhametli,
tatlı dilli,
hoş sohbetli,
özgüveni yüksek,
çalışkan,
özverili,
olgun ve asil karakterli
insan yetiştirmek için bu toprakları nadasa mı bırakmalıyız yoksa?

9 Eylül 2014
İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...