28 Nisan 2025

Kulluk


Kimi mumdan,

Kimi kuldan,

Kimi puttan,

Kimi mabuddan..

İnsanın bu hali daim olsa;

hep öyle boynu bükük ve aciz. 

Dünyada ne zulüm kalır ne de bir acı iz...

Peyami Bayram 

28 Nisan 2017

Budapeşte

19 Nisan 2025

Sorunlardan Kaçış



Nasrettin hoca evinin önünde kaybettiği bir şeyi arıyormuş. Komşusu bunu görünce ne aradığını sormuş, hoca evin anahtarını kaybettiğini, onu aradığını söylemiş. Komşusu da onunla aramaya koyulmuşken bir ara hocaya anahtarı nerede kaybettiğini sormuş, hoca “samanlıkta” deyince komşu şaşkın bir şekilde “neden burada arıyorsun?” dediğinde hoca “samanlık karanlıktı” diye cevaplamış. 

Her insanın çeşitli sorunları vardır muhakkak. Sorunu olmayan insan yoktur. Bir kişi sorunum yok diyorsa ya sorunun farkında olamayacak kadar akıldan yoksundur, ya da sorunun üstünü örtmeye çalışıyordur. 

İnsanı rahatsız eden her şey birer sorundur elbette. Doğal olarak insan bu sorunlardan kurtulmak ister ve bunun için bir çözüm üretmeye çalışır. İyi eğitimli, yaşı, konumu ve tecrübesi de olsa insanlar bazen kendi başlarına sorunlarının üstesinden gelemezler. Sorunu gidermede aile, bir dost, bir hekim, bir avukat,  bir danışman, bir yardımsever, öğretmen veya kamu yönetimi çözüm mercii olabilir. Çoğunlukla insanlar sorunlardan kaçarak kurtulmak isterler. Halbuki kişi kaçsa da o sorun orada öylece durmaktadır.

Bu kaçış kişiye göre çok farklı yerlere olabilmektedir. İçki, uyuşturucu, kumar, aldatma, uzaklaşma, yalnızlık, aşırı harcama, çok yemek gibi davranışlar genellikle sorunlardan kaçışın neticesidir. Sonuçta ne mevcut sorun ortadan kalkmakta, ne de kişinin içindeki onu rahatsız eden duygu ve düşünceler tükenmektedir. 

Geçmişte yaşanan olayların yanı sıra çok isteyip ulaşamadığı şeyleri de dert ediniyor insanoğlu. 

Aslında insanı hayatta kaçtığı şeyler kovalamaktadır. Kovaladığı ise ondan kaçmakta. 

Ne sorunlardan kaçmalı, ne de heva ve hevesler peşinde koşmalı. 

İnsan bir sorunla karşılaştığında çözümsüz gibi gözükse de yerinde ve zamanında makul çözümler aramalı. 

Aynı şekilde elde etmek istediğine de gerekli maddi ve manevi/mental/ruhsal/teorik/ilmî şartları yerine getirerek ulaşmaya çalışmalıdır. 

Sorunlarına makul çözüm arayan eninde sonunda bulur.

Hedeflerine ulaşmak isteyen de gerekli şartları sağlayarak çaba gösterirse ya hedefine ulaşır ya da ulaşamazsa o yolda bir mesafe kat ettiğini fark edebilir. 

İnsan yeter ki beyhude bir şekilde karanlıkta kaybettiğini aydınlıkta aramasın. 

Peyami Bayram
19 Nisan 2025
İstanbul 

16 Nisan 2025

Günahların Şahsiliği ve Sonuçlarının Genelliği

Günah dini bir kavram olmasının yanında çoğu zaman ahlaki bir durumu da ifade eder.

Günahlar genellikle ferdidir. Yani organize bir suç olmaktan öte bireysel bir davranıştır.

Bazı günahlar müştereken işlense de sonuçları itibariyle her günahkar günahının cezasını tek başına çeker. 

Günahlarda her zaman bir veya bir kaç fail vardır ama sadece bazı günahların doğrudan bir mef'ulü, yani bu eylemden etkileneni veya mağduru vardır. Lakin neredeyse bütün günahlar toplumu, insanlığı, çevreyi ve hatta tarihi de etkiler. 

Örnek mi istersiniz? Mesela alkol ve uyuşturucu en kişisel bilinen günahlardır. Ancak bunların trafik kazalarından, şiddet olaylarına, cinayetlerden çevre kirliliğine ve dağılan ailelere kadar etki alanı saymakla bitmez. 

Hırsızlığın, yolsuzluğun, fuhşun, rüşvet ve yolsuzluğun bireysel bir suç olduğunu zaten hiç kimse düşünmez ve iddia etmez. İnsan öldürmek ve daha büyüklerini saymaya bile gerek yok sanırım.

İşte böyledir; irili ufaklı tüm günahlar kişinin kendisiyle başlayıp önce yakın çevresine ve cürmün büyüklüğüne göre yaşadığı topluma, hatta tüm insanlığa zarar verebilir.

Şimdi düşünelim; insanın ailesinde ve yakın çevresinde gördüğü bir hataya/günaha karşı ne yapması gerekir?

Evet, tabii ki herkes önce kendi hatasına/günahına bakmalıdır elbette. 

Lakin şunu sormadan edemiyorum; olgun ve mümeyyiz vasıflara sahip bir kimsenin bir başkasına Tanrılık taslaması gerekmediği gibi yaşadığı toplumda kötülüğün ortadan kalkması, iyiliğin hakim olması için çaba göstermesi de gerekmez mi?

İrili ufaklı her türlü günahın/hatanın kol gezdiği bir toplumda akl-ı selim sahibi insanların  sessizliğe bürünmesi toplumu ifsad eden, güven ortamını zedeleyen, insanlığı bir tarafa bırakmış o arsızların, yolsuzların, hırsızların, canilerin ve de tüm günahkarların cesaretini artırıyor maalesef.

Görüldüğü gibi hiçbir günah/hata sadece faili ilgilendirmiyor, aslında bütün insanlığı ilgilendiriyor.

Öyleyse; insan öncelikle kendi kusur/günah/hata galerisini kapatmalı, sonra da yakın çevresinden başlayarak insanlığa zarar veren davranışlara karşı uyarıcı/önleyici/engelleyici bir mücadele içinde olmalı ki insan-ı kamil olabilsin.

Peyami Bayram

16 Nisan 2025

İstanbul







RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...