13 Haziran 2017

Hayat küçük bir masal


















Hayat küçük bir masal

Bir varmış bir yokmuş;
Düşünenin aklı yokmuş,
Konuşanın fikri çokmuş..

Kentler beton köşeli,
Kırlar pet şişe döşeli,
Issız evler sanal neşeli!

Gençler dijital hapiste,
Evli çiftlerin hepsi kapriste,
Yaşlılar ayakta otobüste..

Zenginler tok ağırlar,
Bükrokratlar ya kör ya sağırlar,
Bilim adamları yapıştırıp kopyalar..

Sanat ahlaktan uzak,
Spor desen para, kumar ve tuzak,
Siyasette sanki dürüstlük yasak!


Peyami Bayram
13.06.2017
İstanbul 

Market Duası

Şevket Hüner


Ya Rabbi;
Ailemin zoruyla dâhil olduğum tüketim yarışının bir ferdi olmaktan aklımı muhafaza et.
“Herkes sepetini doldururken ben bundan geride kalıyorum” eleminden kalbimi halas eyle.
Şu an önünde durduğum tüketimi artırmak için tasarlanmış Marketten nefsimi himaye eyle.
İsrafa teşvik eden bu yere istemeyerek sol ayakla giriyorum sağ ayağımla çıkmamı nasip eyle
Küçük esnafı yok edip her şeyi kendi bünyesine alarak canavarlaşmış olandan ailemi gözet.
Asgari ihtiyaç listemin dışında alışveriş etme isteğimin israf olduğu kanaatine eriştir.
Diğer dolu sepetlerin tesiriyle elindekinin azlığıyla gönlü ezilen mağdurları muhafaza buyur.
Lüzumlu olanı alacağım reyonun etrafındaki dolu rafların ayartmasından gözümü sakındır.
Aileme alışveriş ederken ihtiyaç sahiplerini de unutmayıp onları memnun etmeyi nasip eyle.
Tüketerek mesut olunacağını vehmeden nefsime, paylaşarak hoşnut olmaktan hissedar eyle.
“Kendini iyi hissetmediğinde alışveriş etmelisin” şeytani yönlendirmesinden zihnimi arındır.
Kasap reyonundan et alırken, Kurban bayramında eti paylaştıklarımı da unutturma.
Türlü türlü çikolataları ve şekerleri görünce bunlarla yetimleri bir an sevindirmeyi nasip eyle.
Gün boyu indirim peşinde market market gezmeye meyyal nefsime hasta ziyaretine meylettir.
Hafta sonlarının aileme, alışverişi değil ihtiyaç sahipleriyle paylaşımı hatırlatmasını özendir.
Bozukluğumla kasa yanındaki ıvır zıvırı değil cam silen garibanlara harçlık vermeyi sevdir.  
Yaşlı ve hasta komşuların alışverişini yapıp poşetlerini evlerine teslim etmeye müyesser kıl.                
Semt pazarlarının kurulduğu gün marketlerin yaptıkları indirimlere itibar etmeme mani ol.
Vücuduma ve aileme zarar veren şeyleri alıp doktorlara ve ilaçlara muhtaç kalmaktan koru.
Gerekli olmadığı halde kampanyalara kanıp “yığıp durma” hastalığından nefsimi hâlas eyle.
İhtiyacımız olmayan ürünleri sırf yanında hediyesi var diye alma ahmaklığından beri eyle.
Tüketimi arttırmak için çalınan müziğin coşkusuyla çılgınca alışverişten nefsimi uzaklaştır.
Girişteki dolaba elimdekileri bırakıp yeni yükler edinme konforuyla aldatılmaktan koru.
Alışveriş sepeti üzerinde gezdirerek bebeklerimizin pirupak fıtratlarını kirletmemizi engelle.
Marketin, kızlarımın masum evcilik oyunlarına sinsice sızmasından muhafaza buyur.
Çocukları markete götürüp tüketim alışkanlığı edindirme aymazlığından cümlemizi beri eyle.
Henüz kazanmadığım parayı harcamama sebep olan kredi kartının şerrinden zatına sığınırım.
Eşimize ve çocuklarımıza ek kart çıkartıp ipin ucunu kaçırmamızı bekleyenlere fırsat verme.
Kredi kartıyla tüketince “bonus” biriktirmenin kazanç değil kayıp olduğunun izanına ulaştır.
Slip çektirme kolaylığına kanıp borcunu ödeyemeyince özgürlüğünden olandan haberdar eyle.
Evlere servisin, taşıyamayacağımız kadar alışveriş ettirme tuzağı olduğunun idrakine erdir.
“Tükettiğin kadar medeni ve çağdaşsın” diyen Neoliberal politikaları yerin dibine geçir
Camilerimizin vakfiyesi dükkânları marketlere kiralayıp israfı meşrulaştırmaktan uzaklaştır.
Ekstrede ayrıntısını gördüğüm halde tövbe etmediğim harcama kalemlerinden affına sığınırım.
Kapıma bırakılan market broşürlerinin tesiriyle ihtiyaç listemi şişirmekten nefsimi koru.
Reklâmlarda aciz gösterilen erkek ve öne çıkarılan kadınla kurulan tuzağın idrakine erdir.
Küsuratlı etiketlere kanıp sanki çok ucuz alıyorum izlenimine kapılma safdilliğinden koru.
Bizleri, yeni bir ürünü tattırmak adına kurulan reyonda doyma kurnazlığından beri eyle.
Tüketmek istediğimde ayaktayken oturmayı, otururken yatıp bu histen nefsimi koru.
Her türlü ateşi söndüren “abdest” almanın içimizdeki israf ateşini söndürmesini nasip eyle.
Âmin…


02 Haziran 2017

UYDURULMUS DİN/İNDİRİLMİS DİN KANDIRMACASI

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ

UYDURULMUS DİN/İNDİRİLMİS DİN KANDIRMACASI

Medyaya yansıyan, kendisiyle yapılan bir röportajda, Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ hocamıza sorulan; "Hocam, dinî tartışmalarda sık sık gündeme gelen bir tasniftir: İndirilmiş din, uydurulmuş din. Bundan ne kastediliyor. Siz bu tasnife katılıyor musunuz?" sorusuna verdiği cevap, bu hususu tartışma konusu yapan herkesi ikna edecek ve uyaracak netliktedir.
Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ hocamız bu soruya şöyle cevap vermiştir. "Asla. Buna hem ilmen hem de ahlaken katılmak mümkün değildir. Arap âleminde de bu tasnifi “din-i münezzel” ve “din-i mübeddel” şeklinde dile getirenler oldu. Türkiye’de de medya önünde yapılan pek çok tartışmada da bu tasnifi duymaya başladık. Bu doğru değildir. Üç ihtimal söz konusu olabilir.
1.Eğer biri böyle bir tasnif ile “indirilmiş din” benim inandığım dindir. Benim size anlattığım dindir. Başkalarının anlattığı ve yaşadığı din ise uydurulmuş dindir, demek istiyorsa -ki ben herhangi bir Müslümanın bunu kastedebileceğine ihtimal vermiyorum- bu tasnif ideolojik tekfirciliğin en aşırı ve en kötü ifadesi olur. Böyle bir şey elbette kabul edilemez.
2.Eğer bu tasnifte kastedilen; “indirilmiş din” Hz. Peygamber’e (s.a.s.) gelen, onun ve ashabının uyguladığı dindir. Ondan sonra gelen Müslümanlar bu dini topyekûn değiştirdiler ve “uydurulmuş din” ortaya çıktı, denmek isteniyorsa bu da hiç şüphesiz İslam’ın tarihine atılmış en büyük iftira olur. İslam’ın topyekûn tahrif ve tebdil edildiğini iddia etmek Allah’ın kitabına ve o kitaptaki bütün vaatlerine de aykırıdır. Bu İslam’ın tarihini tekfir etmek manasına gelir.
3.Üçüncü ihtimal eğer bu tasniften maksat dinin sadece Cebrail vasıtası ile inen vahiyden ibaret olduğunu, vahyin de sadece Kur’an’dan ibaret olduğunu iddia etmek ise yani Hz. Peygamber’i (s.a.s.) onun sünnet-i seniyyesini, sahih hadis ve sadık haber mirasını “uydurulmuş din” kategorisine katmak için ifade ediliyorsa bu din İslam olmaz. Zira İslam bir bütün olarak Hz. Peygamber’e (s.a.s.) gelen vahiyden onun beyan edip yaşayarak bize tebliğ ettiği hakikatler bütünüdür. Ümmetin icmaı, rey ve kıyasa dayanan fıkıh mirası aklıselimin içtihadı, istihsanı, maslahatı ve bütün bunları da “uydurulmuş din” kabul etmek hem ilme hem akla ziyandır. Bütün hüsn-ü zannımızı kuşanarak değerlendirelim ve diyelim ki; bu tasnifi yapanlar tarih içinde dine karışan yanlış düşünceleri, gelenekleri, israiliyatı, mesihiyatı, bidat ve hurafeleri kast ediyorlar varsayalım, bu da doğru değildir. Zira dinde mübalağa sanat değil yalandır. Üç beş uydurma haber üzerinden topyekûn Rasul-i Ekrem’in (s.a.s.) sünnetini ve hadis mirasını reddetmek indirilmiş dedikleri dinin de her ayetine aykırıdır."
Gereksiz yere toplumun bu konuda zihni karıştırılmak istenmektedir. Ancak, sağduyulu ve arif olan milletimiz inanç değerleriyle ilgili hiçbir müdahaleye prim vermemektedir. Hiçbir Müslüman, İslam dininin tahrifi anlamına gelecek bir cümle söylemez, söyleyemez. İndirilmiş ve uydurulmuş din diye ortaya atılan kavramların tarafları, maksatlı bir söylem gelişirmektedirler. Bu söylemlerle, hurafelerin dini hakikatlerle karıştığı söylenmek isteniyorsa, bunun ne söylemi ne de yöntemi bu değildir.
Bakir olan zihinler, hain olan fikirlerle şekillenemez. Korunması Allah c.c. ait olduğu belirtilen din, hiçbir dış müdahaleyi kabul etmez, içinde bulundurmaz ve barındırmaz.

01 Haziran 2017


Vatan ve millet sağ olsun!

Bugün içim ağlıyor.
Harp Okulu'ndan devre arkadaşım Tümgeneral Aydoğan AYDIN'ın şehadeti içimi çok yaktı.
Her şehit haberi beni üzer lakin evveliyatını, eğitimini, mücadelesini, özverisini, görev aşkını ve fedakarlığını bildiğim bir askerin şehadet haberi bir başka oluyor.
Senin makamın çok yücedir aziz şehidim.
Devre arkadaşımdın, askeri rütbece bizi geçmiştin, seninle gurur duyduk. 
Şimdi rütbelerin en yükseğine, şehadet mertebesine ulaşarak hayranlığımızı kat be kat artırdın.
Seni Cennet-i Ala'da bekleyen büyük mükafata nail oldun inşallah. Seninle Harp Okulu sıralarında olduğu gibi cennette de komşu olmayı Allah bize nasip eder inşaallah.
Rabbim bizi şehitlerimizin emanetini muhafaza edecek bir iman, istikamet, kararlılık, azim, basiret ve ferasetle donat.
Ya İlahi memleketimizi ve milletimizi bütün düşmanlardan, şer güçlerden, hain teşebbüslerden, ikiyüzlü ve döneklerden muhafaza eyle, bu gibilere fırsat verme, onlara karşı aziz milletimizin sillesine kuvvet ver.
Ey alemlerin Rabbi olan Allah'ım sensin sığınağımız, sana iltica ediyoruz, bizim üzerimize sabır yağdır, devletimizi yücelt, Ordumuz'u muzaffer eyle, askerimizi ve tüm güvenlik kuvvetlerimizi kafirlere, zalimlere karşı güçlü ve üstün kıl.

Bir ölür, bin diriliriz evvel Allah, buna inancımız tamdır!

Peyami Bayram
01/06/2017
İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...