20 Mart 2026

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ

 Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve özeti sayılan, ritmiyle ruhu sarsan otuzuncu cüze (Amme Cüzü) nihayet ulaştık. Bu cüz, Nebe Suresi ile başlayıp Nâs Suresi ile nihayete eren, toplam 37 sureden oluşan muazzam bir finaldir.

Bu cüz; kısalığın içindeki derinliği, çarpıcı üslubu ve ahlaki ilkelerin en yalın halini temsil eder.

Otuzuncu Cüzün Genel Panoraması

Bu cüz, evrensel bir "Sonuç Raporu" gibidir. Mekke döneminin o kısa, etkileyici ve uyarıcı dili hakimdir. Odak noktasında; kâinatın muazzam dengesi, insanın sorumluluğu, ölüm ötesi gerçeklik ve toplumsal ahlakın temel taşları vardır.

Stratejik ve Edebi Açıdan Öne Çıkan Başlıklar

A. Vizyon ve Büyük Haber: "En-Nebe" (Nebe Suresi)

"Neden bahsediyorlar o büyük haberden?" sorusuyla sarsıcı bir giriş yapar.

  • İletişim Notu: Bir hikâyeyi başlatmak için gereken en güçlü merak uyandırma girişini burada görebiliriz. Bu dikkat çekici girişle dağların kazık yapılması, uykunun dinlenme kılınması gibi tasvirlerle "Sistemin Sahibi"nin gücü ilan edilir.

B. Ticari Ahlakın Anayasası: "El-Mutaffifin" (Mutaffifîn Suresi)

"Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!" uyarısıyla başlar.

  • Yönetimsel Not: Günümüzün ticaret hayatı ve yönetim ilkeleri açısından "Dürüstlük ve Güven İnşası" için bu sure temel taştır. Sadece maddi terazide değil; hak edişte, sözleşmelerde ve performansta "eksik tartmamak" kurumsal ahlakın gereğidir.

C. Zaman ve Kayıp Yönetimi: "El-Asr" (Asr Suresi)

İnsanlığın en büyük trajedisini üç ayette özetler: "Zamana andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir."

  • İlkesel Not: Bu ziyanı durdurmanın formülü; iman, salih amel (kaliteli iş), hakkı tavsiye ve sabrı tavsiye etmektir. Bireysel olarak veya bir organizasyonda zamanın nasıl "anlamlı bir değere" dönüşeceğinin formülüdür.

D. Yazının ve Bilginin Kutsallığı: "El-Alak" (Alak Suresi)

"Oku!" emriyle başlar ve "O, kalemle yazmayı öğretendir" ayetiyle devam eder.

  • İletişim Notu: Kalem, bilginin ve medeniyetin taşıyıcısıdır. İletişim çağındaki insan için her satır, aslında bu "öğretilen kalemin" bir yansımasıdır.

Otuzuncu Cüzden "Ahlaki" Çıkarımlar Tablosu

Sure

Temel Mesaj

Hayat/İş Karşılığı

Beled

Zorlu bir yokuşu tırmanmak.

Başarının konforla değil, zorluklara (sabır ve merhametle) göğüs gererek kazanılması.

Mâ'ûn

Küçük bir yardıma engel olmak.

Sosyal sorumluluğu ihmal etmenin, dindarlığın ve ahlakın bir noksanlığı olduğu.

Hümeze

Arkadan çekiştirme ve mal biriktirme.

İtibar suikastı ve aşırı hırsın karakteri nasıl çürüttüğü.

İnşirah

Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Kriz yönetiminde metanet ve "çıkış yolu" (mahrec) umudunu korumak.

Mü’min İçin Muhteşem Bir "Kapanış"

Otuzuncu cüzün sonunda yer alan Muavvizeteyn (Felak ve Nâs), insanın dış dünyadaki şerlerden ve kendi iç dünyasındaki (vesvese) negatif düşüncelerden Allah’a sığınmasını anlatır.

  • Bu, çağımız insanı için gerekli olan "Dijital Sakınma" pratiğiniyle de örtüşen bir "zihinsel arınma" ve "odaklanma" zirvesidir.
  • Dış gürültüyü susturmadan, içteki o "Ağır Söz"ü (Müzzemmil 5) duymak mümkün değildir.

 

 

İHLAS, ZAMANIN RUHU VE İÇ FERAHLIĞI

Ramazan ayındaki ibret ve hikmet dolu Kur’an yolculuğumuzun sonunda bu en saf ve en umut dolu durağındayız şimdi. Otuzuncu cüzdeki İhlas, Asr ve İnşirah sureleri insana muhteşem kapılar açıyor. Bu üç sure; inancın özünü, zamanın değerini ve zorluklar karşısındaki psikolojik direnci temsil eden muazzam bir sacayağıdır.

1. İhlas Suresi: "Öz"ün ve Hakikatin Beyanı

İhlas Suresi, İslam düşüncesindeki Tevhid (Birlik) ilkesinin en saf, en matematiksel ve en sarsıcı ifadesidir. Kelime anlamı olarak "samimiyet" ve "arınma" demektir; yani zihni her türlü karmaşadan arındırıp "tek bir hakikate" odaklanmaktır.

  • Varlığın Tanımı: "De ki: O Allah tektir." Bu, parçalanamaz bir bütünlüğü ifade eder. Felsefi açıdan bakıldığında, her şeyin kaynağındaki eşi ve benzeri olmayan, doğurmamış ve doğmamış olan tek ilahi gücü temsil eder.
  • Samed (Eksiksiz İhtiyaçsızlık): Her şey O’na muhtaçtır, O hiçbir şeye muhtaç değildir. Bu kavram, varoluşun merkezindeki sarsılmaz dengeyi anlatır.
  • Ahlaki Karşılığı: İhlas, kişinin yaptığı her işi "gösterişten uzak", sadece o işin kendi hakikati ve ahlaki değeri için yapmasıdır. Bireysel yaşamda da yönetimde de "ihlas", samimiyetin ve şeffaflığın zirvesidir.

2. Asr ve İnşirah: Zaman ve Ferahlık Senfonisi

Bu iki sureyi birlikte yorumlamak, insan hayatının o bitmek bilmeyen "mücadele-ödül" döngüsünü anlamaktır. Biri zamanın acımasız akışını ve kaybı durdurmanın yolunu anlatırken; diğeri, o mücadele sırasında daralan gönlün nasıl ferahlayacağını fısıldar.

Asr Suresi: "Kayıp"tan "Kazanç"a Stratejik Geçiş

Asr, insanlığın zamana karşı verdiği yarışı üç ayette özetler. Zaman akıp giderken insan "ziyan"dadır; ancak şu dört ahlaki sütuna tutunanlar hariç:

  1. İman: Vizyon ve inanç birliği.
  2. Salih Amel: Kaliteli, faydalı ve ahlaklı işler üretmek.
  3. Hakkı Tavsiye: Adaleti ve doğruluğu yaymak.
  4. Sabrı Tavsiye: Direnci ve sürekliliği korumak.

İnşirah Suresi: "Daralma"dan "Genişleme"ye Psikolojik Geçiş

İnşirah, Asr Suresi’nde "sabır" ve "hak" mücadelesi verirken yorulan ruha indirilen bir şifa gibidir.

  • Göğsün Açılması: Zihinsel tıkanıklıkların dağılması, ferahlık ve yeni perspektifler kazanılmasıdır.
  • Yükün Kaldırılması: Belini büken sorumlulukların ve hataların ağırlığından arınmaktır.
  • O Meşhur Müjde: "Zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır." Bu tekrar, evrensel bir ahlaki yasadır: Her kriz, içinde kendi çözümünü ve fırsatını barındırır.

Ortak Yorum: Süreç ve Sonuç Dengesi

Asr Suresi bize "Zamanı nasıl yönetmelisin?" sorusunun cevabını verir: "Ahlaklı işler yaparak ve sabrederek." İnşirah Suresi ise "Bu süreçte nasıl ayakta kalmalısın?" sorusunu yanıtlar: "Zorluğun içindeki o gizli kolaylığı görerek ve yorulduğunda hemen başka bir hayırlı işe yönelerek (boş durmayarak)."

Güncel Bakış İçin Not:

Bir eseri veya bir sistemi inşa ederken zamanın kısıtlılığı (Asr) sizi strese sokabilir. Ancak o "ağır yükü" taşırken gelen içsel genişleme (İnşirah), yaratıcılığın ve başarının asıl yakıtıdır.

19 Mart 2026

RAMAZAN 1447 CÜZ 29

YİRMİ DOKUZUNCU CÜZ 

Kur’an-ı Kerim’in en etkileyici, şiirsel ve sarsıcı bölümlerinden biri olan yirmi dokuzuncu cüze (Mülk 1’den Mürselât 50’ye kadar) giriş yapıyoruz. Bu cüz, "Cüz-i Tebâreke" olarak da bilinir ve 11 sureden oluşur.

Yirmi Dokuzuncu Cüzün Kısa Özeti

Bu cüz, kâinatın mülkiyetinin kime ait olduğunu ilan ederek başlar (Mülk). Kalemin ve yazının onurunu yüceltir (Kalem); kıyametin sarsılmaz gerçeğini ve insan psikolojisinin derinliklerini işler (Hâkka, Meâric). Hz. Nuh’un sabrını (Nuh), cinlerin hakikate teslimiyetini (Cin), peygamberliğin ağır yüküne hazırlık aşamalarını (Müzzemmil, Müddessir) ve insanın yaratılış hikayesini (İnsan, Mürselât) anlatır.

Öne Çıkan Ana Başlıklar

A. Varoluşun Amacı: "En Güzel İş" (Mülk, 2)

"O, hanginizin daha güzel iş (amelen ahsen) yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır."

Hayatın ve İşin "Ahlaki" Tasarımı

Bu ayet, varoluşun sadece bir "hayatta kalma" mücadelesi olmadığını, bir nitelik ve ahlak yarışı olduğunu ilan eder. Bir yazar ve stratejist olarak bu metni şu üç boyutta okumak mümkündür:

  • Kalite ve Liyakat (Ahsenü Amel): Ayetteki "daha çok iş" değil, "daha güzel iş" (ahsen) vurgusu muazzamdır. Bir projede veya bir eserde sadece hacme değil, o işin ne kadar ahlaki, estetik ve faydalı olduğuna odaklanılması gerektiğini söyler. Kurumlarda ve devlette "verimlilik" kavramının en derin manevi karşılığı tam da budur.
  • Zıtlıkların Dengesi: Ölüm ve hayatın bir arada zikredilmesi, insanın zaman algısını ve sorumluluk bilincini keskinleştirir. Zamanın kısıtlı olması, her anı ve her işi bir "eser" titizliğiyle yapmaya teşvik eder.
  • Güç ve Şefkat Dengesi: Ayetin sonunda Allah’ın hem Azîz (izzet ve güç sahibi) hem de Gafûr (çok bağışlayan) olduğunun belirtilmesi, liderlikte otorite ile merhametin nasıl birleşmesi gerektiğine dair ahlaki bir formül sunar.

Önemli Not: İnsanların "en güzel olanı" yapma çabası ile "en kolay olanı" seçme gafleti arasındaki çatışma, bu ayetin ruhunun günümüz toplumlarındaki yansımasıdır.

B. Karakterin Zirvesi: "Muazzam Bir Ahlak" (Kalem, 4)

Hz. Peygamber’in karakteri için "Sen elbette yüce bir ahlak (hulukun azîm) üzeresin" denilir.

  • Ahlaki Not: Kurumsal ve sosyal hayatta en büyük sermayenin "karakter" olduğu tescillenir. Liderliğin özü, teknik bilgiden önce bu yüce ahlaktır.

C. Hazırlık ve Disiplin: "Gece Mesaisi" (Müzzemmil, 1-6)

1. Ey örtüsüne bürünen (Peygamber)!

2. Kalk, birazı dışında geceyi ibadetle geçir.

3. Gecenin yarısını (kalk) veya ondan biraz eksilt.

4. Yahut buna biraz ekle. Kur’an’ı da tertîl ile (tane tane, hissederek ve üzerinde düşünerek) oku.

5. Şüphesiz biz sana ağır bir söz (sorumluluk) yükleyeceğiz.

6. Şüphesiz gece vakti kalkmak; (zihin ve kalp uyumu için) daha etkili, söz (okuyuş ve anlama) bakımından daha sağlamdır.

"Ağır Bir Söz" İçin Hazırlık: Stratejik ve Ahlaki Analiz

Bu ayetler, büyük bir vizyonun, bir eserin veya bir davanın hayata geçirilmesinden önceki "kuluçka ve disiplin" dönemini anlatır. Bu pasaj tam bir "Hazırlık Manifestosu"dur:

1. "Kavlen Sekîlâ" (Ağır Bir Söz) ve Elçi’nin Sorumluluğu

Biliriz ki; kalıcı, sarsıcı ve dönüştürücü bir başarı sıradan bir çabayla ortaya çıkmaz.

  • Ayetteki "ağır söz" vurgusu, o sözün hem manevi yükünü hem de toplumsal etkisini temsil eder.
  • Bu yükü taşıyacak olan önderin, önce kendi iç dünyasında bir ahlaki olgunluğa ve fikri derinliğe ulaşması gerekir.

2. Gece Disiplini ve Odaklanma

Günümüzün "derin çalışma" kavramının en kadim kökü buradadır. İçsel arınma için ve hikmetin peşine gitmek gecenin koynundadır.

  • Sessizliğin Gücü: 6. ayet, gece vaktinin zihni dağıtan unsurlardan arındığını söyler.
  • Zihin-Dil Uyumu: Bu saatlerde yapılan çalışma "daha sağlam" (akvem) olur. Zihin ile dil, fikir ile eylem arasındaki o ince köprü, sessizliğin ahlaki terbiyesiyle kurulur.

3. "Tertîl" ile İnşa Etmek

Tertîl, sadece yavaş okumak değil; her parçayı yerli yerine oturtarak, sindirerek ve sistemli bir şekilde ilerlemektir.

  • Tertîl, bir işin ahlakını (kalitesini) koruma metodudur. Kur’an-ı Kerim’in anlaşılma ve hayata geçirilme usulünün ancak bu yöntemle mümkün olduğu ifade edilmiştir.

Ahlaki Bir Not: Büyük başarılar, kalabalıklar içindeki alkışlarla değil; yalnızlıkta kurulan disiplinle, gece uykusundan veya konfordan edilen fedakarlıkla (gayretle) inşa edilir.

D. İnsanın Sosyal Sorumluluğu (Meâric, 24-25)

“Onların mallarında belirli bir hak vardır;

İsteyen (yoksul) ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum kalan için.”

"Belirlenmiş Hak" (Hakkun Ma'lûm): Sosyal ve İktisadi Bir Analiz

Bu ayetler, "yardım" kavramını bir "lütuf" olmaktan çıkarıp bir "hak" statüsüne yükseltir. Bu perspektifin derinliklerini şu başlıklarla inceleyebiliriz:

1. Sistematik Paylaşım ve Sorumluluk

Ayetin orijinalinde geçen "hakkun ma'lûm" (belirlenmiş/bilinen hak) ifadesi, bu paylaşımın rastgele değil, sistematik olması gerektiğini vurgular.

  • Toplumsal Ahlak: Bu, sadece bireyin merhametine bırakılmış bir durum değil, toplumsal sistemin (sosyal adaletin) temel bir borcudur.
  • Kurumsal Bakış Açısı: Bir kurumun veya bireyin kazancının içinde, o kazancın oluşmasına dolaylı katkı sağlayan toplumun (özellikle ihtiyaç sahiplerinin) bir payı olduğu kabul edilir.

2. İki Farklı İhtiyaç Sahibi Profili

Ayet, yardıma muhtaç olanları iki kategoriye ayırarak muazzam bir psikolojik ve ahlaki incelik sergiler:

  • Sâil (İsteyen): İhtiyacını dile getirebilen, görünür olan yoksul.
  • Mahrûm (İstemekten Çekinen): Onurundan veya iffetinden dolayı durumunu açamayan, ancak imkansızlıklar içinde olan kişi.

Analiz: Gerçek bir sosyal denge mekanizması, sadece kapısına geleni değil, sessizce mahrumiyet yaşayanı da bulup çıkarma sorumluluğunu (ahlaki murakabeyi) yükler.

Mülkiyet ve Ahlak İlişkisi

Bu ayetler bize şunu söyler: "Senin olanın içinde başkasının hakkı var." Bu anlayış benimsendiğinde;

  • Zenginlik bir kibir vesilesi değil, bir emanet yönetimi haline gelir.
  • İhtiyaç sahibine verilen şey bir "bağış" değil, zaten ona ait olan bir "hakkın iadesi" olarak görülür.

En Dikkat Çekici ve Çarpıcı Ayetler

1. Verimlilik ve Kalite (Mülk, 2)

"O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yaratandır."

  • Not: Hayat bir nicelik (miktar) değil, nitelik (kalite/ahlak) yarışıdır.

2. Yazının Onuru (Kalem, 1)

"Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun."

  • Not: Yazı yazmanın, kayıt tutmanın ve bilginin kutsallığına dair bir dikkat çekmedir. Okumanın yazmayla bağının ne kadar güçlü olduğunu hatırlatır.

3. Psikolojik Analiz (Meâric, 19-21)

“Gerçekten insan, çok hırslı ve sabırsız (helû') yaratılmıştır.

Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman feryat eder (cezû').

Ona bir hayır (imkân/zenginlik) dokunduğunda ise pinti kesilir (menû').”


İnsan Psikolojisinin Üç Temel Çıkmazı

Ayetlerde geçen üç kavram, insanın ahlaki bir eğitimden geçmeden önceki "ham" halini tarif eder:

1. Helû' (Hırslı ve Sabırsız)

İnsan doğası gereği hep "daha fazlasını" ister ve buna "hemen" ulaşmak arzusuyla yanıp tutuşur. Bu durum, stratejik planlamada "kısa vadeli düşünme" tuzağının temel sebebidir.

  • Güncel Not: Günümüz insanının yaptığı hataların çoğu, işte bu "helû'" olma halinden, yani sabırsız hırstan kaynaklanır.

2. Cezû' (Darlıkta Tahammülsüzlük)

İşler ters gittiğinde, bir kriz çıktığında veya bir kayıp yaşandığında hemen paniğe kapılmak, umutsuzluğa düşmek ve sızlanmaktır.

  • Ahlaki Analiz: Bu durum, karakterin "direnç" kapasitesinin zayıflığını gösterir. Oysa gerçek bir duruş, fırtınada savrulmamayı gerektirir.

3. Menû' (Varlıkta Cimrilik)

İşler yoluna girip imkanlar arttığında, sanki o başarıyı sadece kendi dehasıyla kazanmış gibi davranıp başkalarıyla paylaşmaktan kaçınmaktır.

  • Yönetimsel Ders: Kurumsal başarılarda "ben" merkezli bir tutum sergilemek, ekibin motivasyonunu kıran en büyük ahlaki zaaftır. 

"Ham" Doğayı "Olgun" Karakterle Aşmak

Bu üç ayet, insanın doğal zaaflarını sıralayarak bize bir ayna tutar. Ancak hemen ardından gelen ayetler (22. ayet ve sonrası), bu çıkmazdan nasıl kurtulacağımızın yol haritasını çizer.

Kur'an burada aslında şunu fısıldar: "Doğanızda bu zaaflar var, ancak ahlaki bir disiplin ve sorumluluk bilinciyle (namaz, paylaşım, dürüstlük) bu doğayı aşabilir, 'insan-ı kâmil' olma yoluna girebilirsiniz."

Stratejik Not: Günümüzde kurumsal yapılarda, kriz anındaki "cezû'" tepkisi ile başarı anındaki "menû'" tutumunu yönetmek, kurumsal sürdürülebilirliğin anahtarıdır.

 

Yirmi Dokuzuncu Cüzün Yol Haritaları Tablosu

Sure

Ana Tema

Çıkarılacak Ders

Mülk

Hakimiyet ve Mülkiyet

Kaynağın asıl sahibini bilmek; tevazu ve vizyon.

Kalem

İtibar ve Yazı

Ahlakın ve kalemin, iftiralara karşı en büyük savunma olması.

Müzzemmil

İçsel Hazırlık

Büyük hedefler (projeler) için gece disiplini ve odaklanma.

İnsan

İrade ve Tercih

İnsanın nankörlük veya şükür arasındaki özgür seçimi.

Günün Mesajı:

Yirmi dokuzuncu cüz bize şunu söyler:

"Sahip olduğun her şey (Mülk) bir deneme aracıdır. En büyük savunman kalemindir (Kalem) ve en büyük gücün karakterindir (Ahlak). Ağır bir söz söyleyeceksen, önce kendi iç dünyanı o söze hazırlamalısın (Müzzemmil)."

 

 

Aksiyon ve Tebliğ

Müzzemmil bir yazarın odasına kapanıp o "ağır sözü" (eserini) olgunlaştırması ise, Müddessir o eseri alıp meydana çıkması, "kalk ve uyar" (Qum fa-andhir) emrine uymasıdır adeta.

Müddessir Suresi: "Aksiyon ve Tebliğ" Protokolü

Müzzemmil Suresi'nde "örtüsüne bürünen" (içine dönen) kula seslenilirken; Müddessir'de o örtüden çıkıp ahlaki bir sorumlulukla harekete geçmesi istenir. Surenin ilk 7 ayeti, bir liderin veya bir davanın dış dünyadaki yol haritasını çizer:

1. "Kalk ve Uyar!" (Aksiyon)

Sorumluluktan kaçma lüksü yoktur. Çok ağır da olsa artık o kutsal sorumluluk Nebi’ye yüklenmiştir.

2. "Rabbini Tekbir Et!" (Vizyon)

Yaptığın her işte en büyük gücün ve otoritenin kim olduğunu hatırla. Bu çağlar üstü uyarı sadece Nebi (as) değil ilahi metni okuyan her insan için kibri önleyen en büyük ahlaki kalkandır.

3. "Elbiseni Temizle!" (Temsiliyet ve Ahlak)

Bu ifade hem maddi temizliği hem de ruhun, kişiliğin ve niyetin arınmış olmasını temsil eder. Bir liderin/önderin veya bir yöneticinin vitrini olan "üslubu" ve "itibarı" temiz olmalıdır.

4. "Pislikten Uzak Dur!" (İstikrar)

Sadece elbiseyi değil, çevreyi, dostlukları ve iş yapış biçimlerini de her türlü kirden (yalandan, haksız kazançtan) uzak tutma disiplinidir.

5. "Daha Çoğunu Ummak İçin İyilik Yapma!" (Ahlaki Samimiyet)

İşte bu, her hâlükârda hassasiyet gösterilmesi gereken ahlak anlayışının zirvesidir: Yaptığın iyiliği, bir karşılık veya daha büyük bir menfaat yapma. Modern zamanın diliyle samimiyet, profesyonelliğin üzerine çıkmalıdır.

6. "Rabbin İçin Sabret!" (Direnç)

Dış dünyaya çıktığında engellerle karşılaşacaksın. Bu yolda devam edebilmek için gereken yakıt, "gayretin kardeşi olan sabır"dır.

Müzzemmil vs. Müddessir: Stratejik Karşılaştırma

Sure

Odak Noktası

Çağımızdaki Karşılığı

Müzzemmil

İçsel İnşa (Bâtın)

Güçlü Olmak İçin Psikolojik, Ahlaki Arınma

Müddessir

Dışsal Eylem (Zâhir)

İlkeleri Cesaretle Hayata Geçirme

Müzzemmil

"Gece" Disiplini

Odaklanma, Hazırlık.

Müddessir

"Gündüz" Mücadelesi

Sosyal Sorumluluk, Liderlik, Tebliğ.

Ahlaki Sentez: Müzzemmil olmadan Müddessir olmak "içi boş bir gösterişe"; Müddessir olmadan Müzzemmil kalmak ise "pasif bir bilgi yüküne" dönüşme riski taşır.

Bu iki surenin muazzam dengesiyle yirmi dokuzuncu cüzün o sarsıcı "sorumluluk" ruhunu tamamlamış olduk.

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...