28 Mart 2016

HAKİKATTEN KOPUŞ VE SANAL YANILSAMA

Edilgen bir ortam olarak sanal alem ve sanal alem tanrılarının etkisinde gittikçe gerçeklik algısından uzaklaşan ademoğlunun bilinçsiz davranış ve manipulatif eylemleri..



"Yukarıdaki resimde görülen nedir?" diye sorsam 
cevabınız; "patates ve yumurta" olacak, değil mi?
Nasıl da kokusu burnunuza kadar geldi değil mi? Hele de açsanız :)
Evet, ilk anda gördüğünüze ve genel kabule göre haklısınız.
Fakat durum gördüğünüzün zihninizdeki çağrışımından çok farklı.
Bu resim sizi yanıltmak için öyle kurgulanmış.
Burada size patates ve yumurta çağrışımı yapmak için hazırlanan menü elma ve yanındaki de yoğurt ve üzerinde şeftali.
Nasıl? Şimdi ne hissettiniz?
Burnunuzdaki koku nereye evrildi şimdi?
Ya ağzınızdaki tatma isteği ile sulanma?

Demek ki neymiş, her duyduğuna ve her gördüğüne, yani sana her duyurulana ve gösterilene inanmayacaksın. 
İstisnasız her konuda bu böyle.
Sanal alem denilen dijital ortamda gördüğümüz ve duyduğumuz hiç bir şey gerçek değil.
Aslını geçtik belki gerçeğin sureti bile değil. 


Bir film düşünün; sizi duygulandıran, güldüren, ağlatan. Hepsinin birer oyun ve içindekilerin oyuncu, mekanın film seti olduğunu bildiğiniz halde sizi duygusal ve zihinsel olarak bambaşka bir mecraya sürüklüyor ve siz de bile isteye sürükleniyorsunuz. Hiç bir zaman da o filmin bir sahnesini, bir repliğini veya o filmin konusunu gerçek bir olaymış gibi kabul ederek bunun üzerinden bir tartışma , cepheleşme veya çatışmaya girmezsiniz. Oysa sanal alemde her gün bundan çok daha vahimlerini yaşıyoruz. 

Sanal ademoğullarının çoğu gördüğü veya duyduğu her şeyi gerçek addedip onu hemen beğeniyor, paylaşıyor ve üzerine yorumlar yapıyorlar. Hiç olmazsa şu meşhur 5N1K suallerini duyduğumuz ve gördüğümüz önem atfettiğimiz olaylara uygulamak bile çoğu zaman gerçeğe aykırı haber veya bilginin üzerindeki perdeyi önemli ölçüde aralar. 

Maalesef bu dijital bilgilendirilme, görsel uyarılma devrinde herkes malumatfuruş oldu. Yani hakiki bilgi zannedilen fakat bilgi kırıntısı bile olmayan haber, yorum veya sloganik ifadeler içeren sosyal medyada özellikle capsler üzerine kurulan bu malumatfuruşluk insanlığın sürüklendiği yeni dünya(köle) düzeninin izdüşümünden ibarettir maalesef. 

Hele bir de sosyal medya milleti var ki; yalan yanlış haberlerin, çarpıtma, yönlendirme ve dezenformasyonun gönüllü postacısı olmuş durumda. 
Sorsan her şeyi bilir, her şeyden haberi var yani tam malumatfuruşluk işte. 
Hemen her konuda konuşur, yorum yapar ve mutlaka paylaşımda bulunur. Özellikle siyaset, din, diplomasi, hukuk ve tıp alanlarında bilmediği yoktur bu sanal ademoğullarının.
İşte bu dijital çağın sömürgen güçlerinin arzu ettiği halk yığınları. Kişilikleri içinde bulundukları sürülerinin tanrılarına kurban edilmiş reaya tam da budur. 

Neden?

Çünkü;
Kolay yönetilir, 
kolay manipule edilir, 
her an ve her yerde çok iyi takip edilir, hatta her şeyi kaydedilir bu güruhun. Her zaman ve özellikle gerektiğinde mutlaka kullanmak(!) için..

Bu matrixte olmaktan gerçekten bunalan kaç kişi var çok merak ediyorum doğrusu. 
Yoksa herkes bu gönüllü aldanıştan çok mu memnun bilmiyorum.. 
Daha söyleyecek çok şey var da neyse..

La havle vela kuvvete illa billahi-laliyyulazim...

Peyami Bayram 
27/03/2016, İstanbul 

16 Mart 2016

VUSLAT

vuslat

yolun ucu 
gözükür 
her an,
içinden bakınca
bu dünyanın..

şöyle derim
o an;
sizin olsun;
servet,
şehvet,
şöhret
ve siyaset..

götürmek istemem
hiç bir şeyi
gideceğim yere
bu alemden,
kendimi bile..

merhamete
kanarken
kaynağında
ya da
yanarken
adaletin odunda

yalnız
siz olun yanımda;
hesapsız dostlarım
bir de annem..

Peyami Bayram
16/03/2016, İstanbul



04 Mart 2016

Ölümlü hayat ve sevginin ışıltısı


Herkes kendine bir yer edinmeye çalışıyor bu alemde. Hiç kimse öteki alemdeki yeri için bu kadar uğraşmıyor. Sanki hiç gitmeyecekmiş gibi!
"Şimdi ve burada" olan ile fazla meşgul oldukça insan sonrasını ve öte tarafını ihmal ediyor daima. Halbuki hayat ölümle bitmez, ölümü son bilmek kendini yok bilmektir.
Hem yaşadığını inkar edersin ölümü yok oluş kabul edersen
hem de anlamı olmaz yaşarken verdiğin bunca emeğin, mücadelenin.

Kim neye inanırsa inansın, isterse taştan, tahtadan putlara tapsın sonunda ölüm var herkes için...

Bütün insanlar ve inançlar da ölümü aşamadıkları
veya ölümdeki gizemi çözemediklerindendir
bu dünyadaki kargaşanın, savaşın, sömürünün ve yoksulluğun sebebi.
Öncelikle ölüm bize acziyetimizi hatırlatır;
"ey insan, sen ölümlüsün ve aldığın nefes sayılıdır" der.
Ancak nefis, içgüdü, heves ve arzu bunun üstünü örter ve;
"hadi bunu da ye, şunu da iç, onu da yap" der
ve insanı önüne katar götürür.
Akıl zaman zaman sorgulasa da
nefis mantık yürüterek yola devam eder.
Kalbin devreye girmesi lazım azizim, kalpsizlik bu dünyayı bu hale getiriyor kalpsizlik.
Kalbine sevgi girmeyen insan Adem olmaktan adam olmaya evrilemez.

Gözlerinizden sevginin ışıltısı eksilmesin!

Peyami Bayram
18/02/2016, İstanbul

RAMAZAN 1447 CÜZ 30

OTUZUNCU CÜZ   Hicri 1447 yılında Ramazan ayı 29 günde hitama erdiği için bu son günde iki cüz birden okuduk ve Kur’an-ı Kerim’in kalbi ve...